Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1621 E. 2026/2202 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1621
Karar No
2026/2202
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1621 KARAR NO : 2026/2202

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/08/2026 NUMARASI : 2026/865 Esas DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/10/2026

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yargılaması sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 18/08/2026 tarihli ara kararda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye istinaden 77.762,65 TL bedelli cari hesap alacağına istinaden Torbalı İcra Müdürlüğü’ nün 2026/2536 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalı borçlu tarafından borcun tamamına, takip dayanağına, faize ve ferilere itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu, davalı şirketin konkordato yargılaması kapsamında müvekkili şirket tarafından bildirilen alacağa ve alacağın miktarına herhangi bir itirazda bulunmadığını, alacağın varlığı ve miktarının davalı tarafından kabul edildiğini, dosya kapsamındaki konkordato kayıtları, davalı şirket yetkilisinin imzasını taşıyan Ön Proje, komiser heyeti raporu, cari hesap kayıtları ve faturalar birlikte değerlendirildiğinde; müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, bugüne değin borcunu ödemeyen ve kötü niyetli şekilde borca itiraz eden davalı borçlunun borcunu ödemekten imtina ettiğini belirterek, muaccel ve rehinle temin edilmemiş olan dava konusu alacağın dosya kapsamındaki yazılı delillerle sabit olması karşısında müvekkilinin alacağının tahsilinin güvence altına alınması amacıyla davalı borçlunun yedinde ve üçüncü şahıslarda bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacakları ile diğer hakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir". Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/2. Maddesinde ise "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa". hükmü bulunmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1.maddesi "...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur..." Anılan hükümlere göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK.'nın 257/2.maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz karan verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması gerekir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özelde ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nunda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir. Somut olayda; İstem, davacı tarafça davalı borçlunun yedinde ve üçüncü şahıslarda bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacakları ile diğer hakları üzerine ihtiyati haciz koyulmasına ilişkindir. Davacının alacağının varlığı yargılamayı gerektirmektedir, dolayısıyla alacağın varlığı ve alacağın muacceliyeti konusundaki iddiasını yaklaşık ispat kuralı gereği ispatlayamadığı..." gerekçesi ile, davacı vekilinin davalının mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz konulmasına ilişkin talebinin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı borçlu şirket tarafından daha önce İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/1041 Esas sayılı dosyası kapsamında konkordato talebinde bulunulmuş olup işbu konkordato sürecinde davalı borçlunun, müvekkili şirketin alacağını bizzat kabul ettiğini, bu kapsamda alacağın varlığı konusunda taraflar arasında gerçek bir uyuşmazlık bulunmadığını, davalı borçlu şirket kaşesi üzerinde yetkililerin imzasını havi 15.11.2024 tarihli ....A.Ş. Ön Projesi' nde görüleceği üzere projenin "31.10.2024 Tarihli Şirket Tüm Cari Borçlarımızın Listesi" başlıklı tablosunun 71. sırasında, davalı şirketin müvekkili.... A.Ş.' ye 77.763,00.TL borcu bulunduğunun açıkça ortada olduğunu, söz konusu ön projenin davalı borçlu tarafından hazırlanan ve yine şirket yetkilisinin imzası ile ikrar edilmiş bir belge niteliğinde olup bizzat mahkemeye davalı borçlu tarafından sunulduğunu, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/1041 Esas sayılı dosyası kapsamında mahkemece görevlendirilen komiserler tarafından düzenlenen 09.02.2026 Tarihli Komiser Heyeti Nihai Raporunun 14-15. sayfalarında yer alan ... A.Ş. Adi Alacaklılar Listesi başlıklı tablosunun 20. Sırasında .... A.Ş.' nin nisaba dahil edilen alacak tutarı 77.762,63.TL olarak belirtildiğini ve bu raporun davalı borçlu tarafından herhangi bir itiraza uğramadığını, taraflarınca hem dava dosyasına hem de komiser heyetine ayrı ayrı alacak bildiriminde bulunulduğunu ve bu alacağa neden olan cari hesap ve faturaların da ayrı ayrı sunulduğunu, davalı borçlu şirketinde herhangi bir itirazının olmadığını, davalı borçlunun konkordato sürecinde varlığını kabul ettiği, konkordato nisabında dikkate alınmasına herhangi bir itirazda bulunmadığı bir alacağa ilişkin icra takibi aşamasında itiraz etmiş olmasının, alacağın çekişmeli hale geldiği ve yaklaşık ispatın gerçekleşmediği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, ihtiyati haciz koşullarının gerçekleştiğini, ihtiyati hacze karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, itirazın iptali davası sırasında verilen ihtiyati haczin reddine yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından somut olayın özelliklerine göre alacağın muacceliyetinin yargılamaya muhtaç olmasına, ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/865 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 18/08/2026 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati haciz talep eden davacı aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1621, K. 2026/2202, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1621-e-2026-2202-k-dae554f31b6e