Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1255 E. 2026/892 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1255
Karar No
2026/892
Karar Tarihi

T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1255 KARAR NO : 2026/892

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ................... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : .........../.......... Esas - ........./....... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen "davanın görev dava şartı yokluğundan usûlden reddine" dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: Davacı vekili ..................tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde sunduğu dava dilekçesinde; Davacı vekili, ........................ günü davalı ............ ...........'a ait lan ve davalı ......... .............. sevk ve iadesinde bulunan .................... plakalı araç ile müvekkili sigorta şirketine sigortalı dava dışı ...................... Şirketine ait .................. plakalı aracın karıştığı trafik kazasında haasarlanan kasko sigortalı ..................... plakalı araç için .............. tarihinde 133.968,78 TL hasar ödemesi (KDV tevkifatlı olduğundan dekontun 118.339,09 TL) poliçe kapsamında gerçekleştirildiğini, ilk tespitlerde kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün%50 kusurlu masına göre 133.968,78 TL'nin %50'sine isabet eden 66.984,39 TL ana para alacağı ile ........................ tarihinden takip tarihine kadar işlemiş 11.531,41 TL avans faizi olmak üzere, 78.515,80 TL'nin tahsili için davalılar hakkında .................... İcra Müdürlüğünün ........./.......... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak takibin borçluların haksız ve kötüniyetli itirazları sonucu durduğunu belirterek, davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile davalıların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir. B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: .............. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -dosya üzerinden inceleme ile verdiği- .............. tarih ve E........../......., K............/......... sayılı kararı ile; "Dava; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalılardan rücuan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. 6100 HMK'nın m.1. hükmü uyarınca, göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. HMK m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin taraflarının ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerektiği, dosyaya davacı tarafça sunulan evraklara bakıldığında, davacı sigorta şirketinin kazaya karışan ............... plakalı araç sahibi dava dışı şirketin kasko poliçesi kapsamında kasko sigorta şirketi olduğu, davalılardan .......... ............. ise kazaya karışan .......................... plakalı aracın maliki, diğer davalı ......... ...........'ın ise sürücü olduğu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 22/03/1944 tarihli, E. 1939/37, K. 1944/9 sayılı (RG, 03/07/1944–5746) ve 17/01/1972 tarihli E. 1970/2, K. 1972/1 sayılı (RG, 20/03/1972– 14134) kararlarında “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmıştır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukukî ilişkiye bakılması gerekmektedir. TTK'nın 1472. Maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz'i halefiyet niteliğindedir.Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, aynı zamanda şahsi nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsi ve rücuu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'i haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı, ilke olarak 31/03/1954 gün ve 1953/18 E - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17/01/1972 gün ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücu davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def'ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. .................. Vergi Dairesi'nin ...................... tarihli müzekkere cevabında davalılar ......... ......... ile ......... ...........'ın mükellefiyet kayıtlarının bulunmadığı potansiyel mükellef olduğu tespit edildiğinden davalıların tacir sıfatına haiz olmadıklarından, sigortalı ile zarar verdiği iddia olunan davalı arasındaki ilişki Borçlar Kanununda düzenlenen haksız fiilden kaynaklandığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek karara bağlanması gerekmektedir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2018/5 E. 2018/4524 K.) Sonuç olarak, bu haliyle davacı ve davalılar arasında sigorta ilişkisi bulunmadığı, davalıların tacir olmadığı, davacı sigorta şirketinin, dava dışı sigortalısının halefi olarak açtığı eldeki davada, uyuşmazlığın haksız fiilden yani davalı .......... ............'ın malik, davalı ...... .............'ın sürücü olduğu aracın sebep olduğu trafik kazasına bağlı araç hasarından kaynaklandığı, taraflar arasında ticari ilişki söz konusu olmadığından iş bu davaya bakma görevinin HMK’nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kaanatine varılarak 6100 sayılı HMK 115/2. Madde gereği davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile, "Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usûlden reddine; Görevli mahkemenin ................. Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinafında; dosya içerisinde .......... Vergi Dairesi Müdürlüğünd tarafından verilen cevabi yazı ile davalıların mükellefiyet kayıtlarının bulunmadığına dair bilgi verilmiş olsa da, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu ............. plakalı aracın ruhsat fotokopisinden görüleceği üzere .............. .......... Şasi açık ................. kamyonet olduğunu, araç ruhsatında yük nakli hususi yazması karşısında davanın ticari olmadığını söyleyebilmek için söz konusu aracın gerçek kullanım amacının araştırılması gerektiğini, ayrıca davalıların da aracın hususi amaçla kullanıldığına dair bir beyanı bulunmadığını, üstelik mahkemece verile görevsizlik kararında yetkili mahkemenin yanlış gösterildiğini, zira kaza yeri Malkara ilçesi olduğunda icra takibinin yetkili ............. İcra Müdürlükleri nezdinde başlatıldığını, görevsizlik kaarının kabul edilmesi hâlinde ise, davanın ................ Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve görevli mahkemenin ............. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine, bu yöne ilişkin itirazlarının kabul görmemesi hâlinde ise görevli ve yetkili mahkemenin ............ Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. E) DELİLLER: ............ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ................. tarih ve E......../........., K......./....... sayılı kararı. F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacı sigorta şirketinin TTK'nin 1472. Maddesi uyarınca zararın sorumlulardan rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, ................. günü davalı .............'a ait lan ve davalı ................ sevk ve iadesinde bulunan .............. plakalı araç ile müvekkili sigorta şirketine sigortalı dava dışı .................... Şirketine ait .................. plakalı aracın karıştığı trafik kazasında haasarlanan kasko sigortalı .................... pkalı araç için .............. tarihinde 133.968,78 TL hasar ödemesi (KDV tevkifatlı olduğundan dekontun 118.339,09 TL) poliçe kapsamında gerçekleştirildiğini, ilk tespitlerde kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün%50 kusurlu masına göre 133.968,78 TL'nin %50'sine isabet eden 66.984,39 TL ana para alacağı ile ..................... tarihinden takip tarihine kadar işlemiş 11.531,41 TL avans faizi olmak üzere, 78.515,80 TL'nin tahsili için davalılar hakkında ............. İcra Müdürlüğünün ......./......... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak takibin borçluların haksız ve kötüniyetli itirazları sonucu durduğunu belirterek, davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile davalıların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir. Dava .............. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılmış, Mahkemece, 'davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının halefi olarak açtığı eldeki davadada, uyuşmazlığın haksız fiilden yani davalı ....... ............'ın malik, davalı ........ ..........'ın sürücü olduğu aracın sebep olduğu trafik kazasından kaynaklandığı, bu durumda görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu' gerekçesi ile, davanın görev dav aşartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; karar başlığında davacı vekilinin adresinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir. HMK'nin 1. maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. HMK'nin 114/1-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK'nin 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı TTK'nin yürürlüğe girdiği ................. tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nin 1. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nin 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Davacı sigorta şirketi, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Somut olayda, Mahkemece, davalıların tacir olup olmadıklarının tespiti için Gelir İdaresi Başkanlığı .......................... Vergi Dairesi Müdürlüğüne, ............................... Sicil Müdürlüğüne ve ....................... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkereler yazılmış, davalıların ilgili müdürlükler nezdinde esnaf ve tacir kayıtlarının olmadığı, vergi dairesi mükellefiyetleri bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı .......... ............... adına kayıtlı ..................... plakalı aracın ruhsat kaydına göre ................ Şasi açık kasa kamyonet niteliğinde olması ise davalıların tacir olarak nitelendirilmesi için elbette yerinde değildir. Mahkemece, davacı sigortanın halef olduğu ................. plakalı araç maliki .......................................... Şirketi ile davalılar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gözetilerek, davanın görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ayrıca, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin ardından davaya bundan sonra bakacak olan görevli mahkeme tarafından yetki konusu değerlendirileceğinden, yetki hususunun incelenmesi, görevli mahkemeye ait olduğundan, yetkili mahkemenin belirlenmesine yönelik davalı vekili istinaflarına da itibar edilmemiştir. Buna göre, istinaf eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-) Davacı vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına yönelik stinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf eden davacıdan alınması gereken istinaf karar ilam harcı peşin olarak alındığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-) İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-) Kullanılmayan gider avansının kararın HMK'ninn 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 6-) Dairemizce kesin olarak verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, kararın kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nin 362/1-a. Maddesi uyarınca miktar itibarıyla KESİN olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan E-İmza

Üye E-İmza

Üye E-İmza

Katip E-İmza ¸ * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1255, K. 2026/892, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1255-e-2026-892-k-2997ced081fc