Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1293 E. 2026/948 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1293
- Karar No
- 2026/948
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1293 Esas
KARAR NO:2026/948
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/03/2022
NUMARASI:2021/93 Esas, 2022/195 Karar
DAVA:Kayıt Kabul (İİK 235)
KARAR TARİHİ:25/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis bankadan olan alacağının tahsili amacıyla 17.05.2018 tarihinde alacak kaydı başvurusunda bulunduğunu, alacak başvurusunun ...kayıt numarası ile kayıt altına alındığını, söz konusu alacak kaydı başvurusunun süresinde yapılmasına ve başvuru tarihinde müvekkilinin alacağına ilişkin detaylı izahat ile alacağı ispat eder belgeler iflas idaresine sunulmasına rağmen müvekkili alacağının iflas masasına kaydı talebinin iflas idaresince reddedildiğini, müvekkilinin alacağının reddine dair kararın haksız olduğunu ve somut hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin alacağının tamamının (15.000.000 ABD Doları, iflas tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı 57.985.000,00 TL) İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün 2017/14 E. sayılı dosyasındaki iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müflis ... Bankası A.Ş.'nin herhangi bir alacak ve yükümlülüğünün müvekkili kuruma devredilmediğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili kurum tarafından gerçekleştirilen işlemlerin idari işlem olduğu kabul edildiği takdirde müvekkili kurum tarafından yapılan idari işlemlere karşı ancak idari yargı mercilerinde dava açılabileceğini, görevsiz mahkemede dava açıldığını, yargı yolu itirazları doğrultusunda müvekkili yönünden dosyanın tefrik edilerek davanın usulden reddini, aksi halde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; 5411 Sayılı Yasanın 107. maddesi uyarınca bankanın faaliyet izninin kaldırıldığını, bunun üzerine Mahkemenin 2017/41 E. sayılı dosyasında ... tarafından açılan iflas davasında 5411 Sayılı Yasanın 106. maddesi uyarınca bankanın iflasına, iflasın 16.11.2017 tarihinde açılmasına ve iflas tasfiyesinin fon tarafından yerine getirilmesine karar verildiğini, iflas tasfiyesinin ... tarafından önerilen ve icra hakimliğince atanan iflas idaresi tarafından yürütüldüğünü, iflas idaresinde tanzim edilen sıra cetvelinin ilan edildiğini, İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün 2017/14 iflas sayılı dosyasından tasfiye işlemlerinin yürütüldüğünü, müvekkili müflis bankanın 28.03.2013 tarihinde ... (...ile Katkı Sermayeye Dahil Edilebilir Global Sertifika Sözleşmesi imzalayarak 250.000.000,00 USD bedelli ... ihraç ettiğini, müvekkilinin iflası üzerine adı geçen kuruluşun... no.lu alacak kayıt talebinde bulunarak bedelin tamamının kendisine ödenmesini talep ettiğini, müvekkili iflas idaresinin söz konusu sertifikalara ilişkin konuyu bu şekilde gündemine aldıktan sonra bu sefer aynı sertifikalar ile ilgili olarak davacı tarafından ... no.lu mükerrer alacak kayıt talebinde bulunulduğunu belirterek öncelikle İİK 235. maddesi gereğince hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine, aksi halde aktif husumet yokluğundan davanın reddine, bu da mümkün değilse alacak kayıt talebinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Somut talep yönünden, Müflis ... Bankası A.Ş. tarafından 28/03/2013 tarihinde ... kanalıyla ihraç edilen ... kodlu ve 250.000.000 ABD Doları tutarlı kira sertifikaları, uluslararası saklamacı kuruluşlar olan ... ve ... nezdinde bulunan hesaplarda saklandığı, davacı ... Bankasının ...'den alınan 27/02/2018 tarihli menkul kıymet sahipliğini teyit eden Varlık Bakiyesi yazısı ile iflas tarihi 16/11/2017 itibari ile müflis ... Bankası A.Ş'nin ihraç ettiği ... kodlu kira sertifikalarının 15.000.000 ABD Doları tutarındaki kısmının sahibi olduğunu belgelediği, saklamacı kuruluşlar ... ve ... tarafından temsilci sıfatı ile makul sürede iflas masasına alacak kayıt başvurusunda bulunulmadığı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu buna karşılık davacının kayıt talebine konu alacağın, Sermaye Piyasası Kanunun 61/6. maddesi kapsamında; katılım bankası olan müflis banka tarafından ihraç edilen kira sertifikasından kaynaklandığı ve katkı sermaye niteliğinde olduğu, katkı sermayenin Bankacılık Kanunun 44. maddesi kapsamında banka özkaynakları arasında sayıldığı ve TTK 480/3 maddesi gereği müflis bankanın özkaynakları içinde yer alan sermaye payının, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine (kira sertifikası sahiplerine) ödeme yapılması mümkün olup TTK'nın 480/3. maddesi uyarınca kira sertifikası ihracından kaynaklanan alacağın iflas masasına kaydedilemeyeceği gerekçesiyle 03/01/2022 tarihli bilirkişi raporu da nazara alınarak davacının alacağının iflas masasına kayıt talebinin reddine; İİK 235. maddesi kapsamında sıra cetveline itiraz davasının iflas idaresine yöneltilmesi gerektiği, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... Fonunun, müflis bankanın iflas idaresi görevinden bahsedilerek dava ikame edilmemiş olması karşısında ... Fonun'a yönelik davanın ise HMK 114/1-d ve HMK 115/2 maddeleri gereği usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Müvekkili Şirket'in alacaklı sıfatını ortaya koyan kira sertifikalarının esasında tereddüte yer vermeyecek şekilde sahiplerine para ile ölçülebilir ve dolayısıyla iflas masasına yazdırılabilir bir alacak hakkı tanıdığını, İlk Derece Mahkemesi'nin ve dosyada mübrez Bilirkişi Raporu'ndaki değerlendirmelerin aksine kira sertifikalarından doğan ikincil sermaye benzeri borç niteliğinde alacakların iflas alacağı olduğunu ve sıra cetveline kaydının mümkün olduğunu, kaldı ki yine İlk Derece Mahkemesi'nin kanaatinin aksine Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik in de müvekkili şirketin alacağını tahsil etmesinin mümkün olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, somut olay ile birebir benzer ve davalının yine Müflis ... olduğu İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde devam eden bir uyuşmazlık sürecinde ibraz edilen Prof. Dr. ...'e ait uzman görüşünün de bu açıklamalarını destekler nitelikte olduğunu, kira sertifikalarından doğan bir iflas alacağının İİK m. 206 hükmü uyarınca dördüncü sıradan sıra cetveline yazılması gerektiğini, aksinin kabulünün hem taraf iradelerine hem de İİK m. 206'ya açıkça aykırı olacağını, zira ilk üç sıraya dahil olmayan tüm adi alacakların dördüncü sırada yer almak zorunda olduğunu, aksinin kabulünün hukuk güvenliği ilkesine aykırı olacağı gibi kira sertifikası sahiplerinin mülkiyet hakkının da ihlali sonucunu doğuracağını, zira kira sertifikası ihracı sırasında ne iradi ne de kanuni olarak bir dayanağı olmamasına rağmen kira sertifikası sahiplerinin alacaklarını tahsil edemeyecek şekilde sıra cetveli sisteminin dışına çıkarılmalarının hukuk güvenliği ilkesine açıkça aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporu uyarınca karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin yargılama sırasında dosyaya sunduğu Bilirkişi Raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini 24.01.2022 tarihli dilekçede açıkça ifade ettiklerini ve ek rapor alınmasını talep ettiklerini, oysaki başka bir davada alınan bilirkişi raporunun derdest dava bakımından güçlü delil niteliğinde olacağını, Müstakar Yüksek Mahkeme uygulamasının da benzer bir davada alınan bilirkişi raporunun derdest davada dikkate alınması gerektiğini kabul ettiğini, kaldı ki Prof. Dr. ...'inde bu görüşte olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin iki rapordaki çelişkiyi gidermek maksadıyla ek rapor aldırması gerekirken hüküm kurmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince, dosyaya sunulan Bilirkişi Raporuna karşı taraf itirazlarına ve diğer mahkemelere sunulan dava konusuyla doğrudan alakalı bilirkişi raporlarına itibar edilmediğini, ek rapor dahi alınmasına gerek görülmeden tahkikatın gereği gibi yürütülmeksizin eksik ve hatalı bir karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK 235. maddesi kapsamında kira sertifikası ihracından kaynaklanan alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davalı iflas idaresi yönünden davanın reddine; davalı ... yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık, müflis banka tarafından sermaye benzeri kira sertifikası ihracı yapılması sebebiyle davacının itfa ödemesi talep edip edemeyeceği, davacının talebinin 6102 Sayılı TTK. 480/3 maddesi kapsamında olup olmadığı ve alacağın iflas masasına kaydının mümkün olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açma süresi, İİK 235.maddesi uyarınca 15 gündür ve özel dava şartı niteliğindedir. Bu süre iflas masasına başvurulduğu sırada tebliğ masrafının yatırılması halinde sıra cetvelinin tebliğ tarihinden aksi halde son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas idaresi müzekkere cevabına göre; müflis ... Bankası ... Şirketi hakkında 16.11.2017 tarihinde verilen iflas kararının 27.01.2020 tarihinde kesinleştiği, davacının alacak başvurusunun ... sırasına kaydedildiği, davacının başvuru sırasında tebligat masrafını yatırdığı, davacı talebinin reddine ilişkin kararın davacıya 18.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, ek sıra cetvelinin Ticaret Sicil Gazetesinde 13/11/2020 tarihinde ve Takvim Gazetesinde 08.11.2020 tarihinde ilan edildiği, davanın ilk olarak İstanbul 13. İdare Mahkemesinin 2020/1823 E. sayılı dosyası üzerinden 03.12.2020 tarihinde açıldığı, bu mahkemece davanın yargı yolu yokluğu nedeniyle görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın 28.01.2021 tarihinde kesinleştiği, daha sonra davacı tarafından eldeki davanın 08.02.2021 tarihinde süresinde açıldığı (idari yargıdaki dava tarihinin iflas masası red kararının tebliğinden itibaren 15 gün sonrasına isabet ettiğinden ve idari yargıdaki görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren HMK 20. Maddesi gereğince iki haftalık sürede iş bu dava açıldığından) anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03/01/2022 tarihli raporda; mahkeme tarafından her ne kadar müflis kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiş ise de ... A.Ş. tarafından hazırlanan 2013 yılına ilişkin "..." bölümünün "..." başlıklı 10. kısmında 29/03/2013 tarihinde Türkiye dışında yerleşik yatırımcılara ihraç edilen 10 yıl vadeli, 250.000.000 ABD Doları büyüklüğündeki kira sertifikalarının, BDDK onayının ardından sermaye benzeri kredi olarak sınıflandırıldığı ve kira sertifikalarının TL karşılığı olan 544.263.000 TL'nin, Sermaye Benzeri Krediler bilanço kalemi altında takip edildiğinin tespiti ve görevlendirme konusu kapsamında başka bir tespite ihtiyaç duyulmaması nedenleriyle yerinde inceleme yapılmadığı, bilirkişi heyetince kanaatin dosya kapsamına göre oluşturulduğu, müflis ... Bankası A.Ş. tarafından 28/03/2012 tarihinde ... kanalıyla ihraç edilen ... kodlu ve 250.000.000 ABD Doları tutarlı kira sertifikalarının, uluslararası saklamacı kuruluşlar ... ve ... nezdinde bulunan hesaplarda saklandığı, davacı ... Bankasının dava dilekçesinde ...'den alınan 27/02/2018 tarihli menkul kıymet sahipliğini teyit eden Varlık Bakiyesi yazısını paylaştığı, bu kapsamda davacı ...'nın iflas kararının verildiği 16/11/2017 tarihinde müflis ... Bankası A.Ş'nin ihraç ettiği ... kodlu kira sertifikalarının 15.000.000 ABD Doları tutarındaki kısmının sahibi olduğu kanaatine varıldığı, Türk Ticaret Kanunu'nun Pay Bedelini İfa Borcu ve İfa Etmemenin Sonuçları başlıklı 480. maddesinin (3) no'lu bendinde “Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır." hükmünün yer aldığını, bankaların özkaynaklarına ilişkin yönetmeliğin “...” başlıklı 8. maddesinde; madde metninde sayılan özellikleri taşıyan borçlanma araçlarının BDDK tarafından da uygun görülmesi halinde ikincil sermaye benzeri borç olarak dikkate alınacağı hükmünün yer aldığı, müflis ... Bankası A.Ş. tarafından 28/03/2012 tarihinde ihraç edilen ... kodlu ve 250.000.0090 ABD Doları tutarlı kira sertifikalarının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu onayı ile müflis banka hesaplarında Özkaynaklar bilanço kalemi altında yer alan Sermaye Benzeri Krediler'de takip edilmesi nedeniyle sermaye olarak değerlendirilebileceği kanaatine varıldığı, ihraç için hazırlanan Satın Alma ve Varlık Portföyü Taahhüdü'nde kira sertifikalarından kaynaklı yükümlülüklerin ikincil ve teminatsız nitelikte olduğu, tasfiye durumunda ikincil nitelikteki bu borçların diğer borçların tamamının ödenmesinden sonra iflas masasında para kalması halinde yapılacağı, yatırımcıların bu sertifikalara yaptıkları yatırımın tamamını ya da bir kısmını kaybedebilecekleri hususuna dikkat etmeleri gerektiği belirtilerek tasfiye halinde gerçekleşebilecek risklere karşı yatırımcıların uyarıldığı, bankaların özkaynaklarına ilişkin yönetmeliğin "ikincil sermaye benzeri borçlar" başlıklı 8. maddenin birinci fıkrasının c bendinde "bankanın tasfiyesi halinde hisse senetlerinden ve birincil sermaye benzeri borçlardan bir önce diğer tüm borçlardan sonra ödenmesi borç verenlerce veya yatırımcılarca kabul edilen" hükmünün yer aldığı, yönetmelik maddesinde belirtilen "diğer tüm borçlar" ibaresinin karşılığının İİK'nin "Adi ve Rehinli Alacakların Sırası" başlıklı 206. maddesinde 4. sırada yer alan "imtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar" olduğu, ikincil sermaye benzeri borç olarak sınıflandırılan müflis ... Bankası A.Ş tarafından ihraç edilmiş kira sertifikalarının İİK 206. maddesinde tanımlanan alacak türlerine girmediği ve iflas masası kaydının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.Prof. Dr. ....tarafından düzenlenen uzman mütalaası: “Yönetmeliğin anılan hükmünün “ikincil sermaye benzeri borçların” iflas alacağı niteliği taşıdığına ve masaya kaydettirilebileceğine bir hukuki dayanak teşkil ettiği söylenebilir. Çünkü, Yönetmelik “ikinci sermaye benzeri borçlar” ile “hisse senetleri ve birincil sermaye benzeri borçları” ödeme sırasında geri plana atmış, önce bu sayılanlar dışındaki “diğer tüm borçların” ödeneceğini ardından da sözü geçen borçların ödeneceğini öngörerek, dördüncü sıra içindeki alacaklılar arasında bir kademelendirme yapmıştır. Yönetmeliğin anılan hükmünün gerek lafzı gerekse sevk ediliş amacı göz önüne alındığında, ikincil sermaye benzeri borçların da “iflas alacağı" statüsünde değerlendirildiği; bu alacakların iflas masasına kaydedilebileceğinin kabul edildiği; ancak, bu alacakların dördüncü sırada garameye girmesi istenmediği için dördüncü sıradaki alacaklılar arasında kademelendirmeye gidildiği tespit edilmektedir. Görüldüğü gibi, “ikincil sermaye berizeri borçların” sıra cetvelinin dışında bırakılması bir yana, bu borçların, “hisse senetleri ve birincil sermaye benzeri borçlardan” dahi ödeneceği öngörülerek, iflas alacaklısı olarak değerlendirildikleri anlaşılmaktadır. Gerçekten, alacaklılara hangi sırayla ödeme yapılacağını gösteren bir düzenleme, de facto burada sayılan alacaklıların iflas masasına da kaydedilebileceğine işaret eder. ... bulunduğu kira sertifikası sahipleri Kanunda kendilerine tanınan dördüncü sırayı kaybetmeksizin, hisse senedi ve birincil sermaye benzeri borçlardan önce ve fakat, aynı sırada yer alan “diğer tüm alacaklardan” sonra gelmek üzere kendilerine ödeme yapılmasını kabul etmektedirler. Önemle belirtmek gerekir ki, anılan alacaklar cetvelin dördüncü sırasındadır. Yalnızca kendilerine aynı sıradaki diğer alacaklılardan sonra (fakat hisse senedi ve birincil sermaye benzer borçlardan önce) ödeme yapılmasını kabul etmişlerdir. Bu çerçevede İzahname ile adeta bir beşinci sıra yaratılması veya kira sertifikası sahiplerinin alacaklarının cetvelin tamamen dışında bırakılması söz konusu değildir." şeklindedir.Davacı tarafça, 15.000.000,00 USD bedelli nominal değerli kira sertifika bedelinin masaya kaydı talep edilmektedir.
1-Müflis banka tasfiyesi yasal düzenlemeler gereğince iflas idaresi tarafından yürütüldüğünden mahkemece davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.
2-Davalılar, davacının talebini dayandırdığı ... ile imzalanmış olan 28.03.2012 tarihli Global Sertifika Sözleşmesi hakkında daha önce sözleşme muhatabı ... (... tarafından ... nolu 250.000.000,00 USD bedelli alacak kayıt talebinde bulunulduğunu, muhataplarının bu şirket olduğunu, aynı alacak iddiasına ilişkin davacının alacak kayıt talebi ile iş bu alacak kayıt talebinin mükerrer olduğunu savunmuşlardır.İflas dosyası incelendiğinde; ... (...) ... tarafından ... nolu 250.000.000,00 USD bedelli (966.425.000,00 TL) alacak kayıt talebinin işlemiş ancak ödenmemiş kar payı ödemeleri ve faiz ödemeleri ile ödeme tarihine kadar işleyecek faiz hariç olmak üzere masaya kaydının talep edildiği, bu talebin iflas masası tarafından reddedilmesi üzerine İstanbul 2. ATM 2018/591 E. Sayılı dosyası üzerinden kayıt kabul davasının açıldığı anlaşılmıştır.
İzahname’nin 12.8 maddesi;"Temsilci (Delegate), bu şekilde hareket etmekle yükümlü hale gelmesine rağmen makul bir süre içinde harekete geçmeyi başaramadığı ve bu başarısızlığı devam ettiği durumlar hariç olmak üzere; hiçbir Sertifika Sahibi (...) doğrudan İhraççıya (Issuer), Mütevelliye (...), ...'ya veya başka herhangi bir tarafa karşı takipte bulunmaya yetkili olmayacaktır. Temsilci veya herhangi bir Sertifika Sahibi hiçbir koşulda, (Satın Alma ve Varlık Portföyü Taahhüdü uyarınca yapılanlar hariç) ... Varlıklarından (...) herhangi birinin satışına veya başka bir şekilde elden çıkarılmasına yol açma hakkına sahip olmayacaktır ve Temsilci ile Sertifika Sahiplerinin İhraççıya, Mütevelliye, ...'ya veya başka herhangi bir tarafa karşı yegane hakkı, İşlem Belgeleri (...) kapsamındaki ilgili yükümlülüklerinin yerine getirilmesini talep etmekten ibaret olacaktır." şeklindedir. ..., ... (Temsilci) ile yaptığı sözleşme çerçevesinde 250 milyon dolarlık sukuk ihraç etmiş, ... (...) da bu ihraçtan 15 milyon dolarlık pay satın almıştır. Bu hukuki ve finansal yapı karşısında, 15 milyon dolarlık nominal değerin (anaparanın) müflis ... iflas idaresinden kimin talep edebileceği sorusu gündeme gelecektir.Uluslararası İzahname (...) ve sözleşme hükümleri uyarınca, bu alacağı iflas masasından talep etme ve dava açma yetkisi münhasıran (sadece) ... ... şirketindedir. Davacı ..., bu nominal değeri doğrudan doğruya iflas idaresinden tek başına talep edemez.Küresel sermaye piyasalarında ihraç edilen sukuk ve tahvillerde "..." (...) kuralı geçerlidir. ..., elindeki ... kayıtlarına göre paranın nihai sahibidir (ekonomik hak sahibidir). Ancak ... ile doğrudan bir sözleşme imzalamamıştır. ..., bu sukuku satın alırken izahnameyi ve içindeki "..." (Yediemin/Güven Sözleşmesi) şartlarını kabul etmiştir. Bu şartlara göre yatırımcılar, borçlu kuruma (...) karşı doğrudan yasal takip yapma haklarını gönüllü olarak Temsilciye (...) devretmişlerdir.İzahnamede ... sadece bir sekreterya değil, tüm yatırımcıların haklarını tek bir elde toplayan "Yasal Alacaklı" (...) konumundadır.... iflas ettiğinde, 250 milyon dolarlık ihraç paketinin tamamı için iflas masasına başvurması, sıra cetveline itiraz etmesi ve kayıt kabul davası açması gereken tek kurum ...'dur. ... masadan tahsilat yaptıktan sonra, aldığı bu parayı ... dahil tüm sertifika sahiplerine (yatırımcılara) payları oranında (... için %6 oranında, yani 15 milyon dolar) dağıtmakla yükümlüdür.İstisnai Durum olarak ... ne zaman dava açabilirdi sorusu da gündeme gelebilecektir. Uluslararası sözleşmelerde yatırımcının doğrudan dava açabilmesi için çok katı bir istisna tanınır. Eğer yatırımcılar (...), Temsilci ...'a "... iflas etti, bizim adımıza iflas masasına alacak kaydı yap ve dava aç" diye resmî talimat verseydi, ... da buna rağmen makul bir süre içinde harekete geçmeyi, dava açmayı haksız yere reddetmiş veya ihmal etmiş olsaydı, işte o zaman ..., "Temsilci görevini yapmıyor" diyerek doğrudan kendisi dava açabilirdi. Ancak dosya kapsamında ...'un böyle bir ihmali veya ...'nin bu yönde usulüne uygun bir hak araması bulunmamaktadır. Kaldı ki, yukarıda bahsedildiği üzere Temsilci ... tarafından davalı iflas idaresine alacak kaydı için başvurulmuş olup talebin reddi üzerine de kayıt kabul davası açılmıştır.Öte yandan 28.03.2013 tarihli 11 sayfalık "Satın Alma ve Varlık Portföyü Taahhütnamesi" (...) sözleşmesinin açık hükümlerine göre, bu kira sertifikası (sukuk) alacağını talep etme, ihbarname gönderme ve ... iflas masasına karşı dava açma yetkisi münhasıran (sadece) ... (Temsilci / Murahhas) şirketindedir. Yatırımcı konumundaki ...'nın (...) bu sözleşmeye dayanarak doğrudan doğruya ...'dan veya iflas masasından alacak talep etme yetkisi hukuken yoktur. Sözleşme içinde bu yetkiyi sadece ...'a veren maddeler ve gerekçeleri şunlardır:... 2.1 (Sayfa 2): ..., bu kira sertifikalarının vadesinde veya iflas (temerrüt) halinde geri ödeneceğini doğrudan yatırımcılara değil, resmî olarak "......" (Mütevelliye ve Temsilci olan ...'a) taahhüt etmiştir. Hukuken taahhüt kime verildiyse, parayı talep etme hakkı da ona aittir.... 3.1-a (Sayfa 3): ... iflas ettiğinde, bu geri ödeme sürecini resmen başlatacak olan "Kullanım İhbarı"nı (...) bankaya teslim etme yetkisini "... (...)" ifadesiyle sadece ...'a vermiştir. ... 5.2-ii (Sayfa 4): ...'nın iflası veya tasfiyesi durumunda, iflas masasına giderek bu alacağı iddia etme ve ispat etme yetkisini (...) açıkça "......" (...) kurumlarına verilmiştir. ... 14.2 (Sayfa 9): Bu sözleşmeyi yargı önünde zorla uygulatma, icraya koyma veya dava konusu yapma yetkisini (...) ismen sadece ... (...) şirketlerine tanımlamıştır.... 19 (Sayfa 10 - Contracts Act 1999): İngiliz kanunlarına atıf yaparak, bu sözleşmeye doğrudan imza atan taraflardan biri olmayan hiçbir üçüncü şahsın (yani nihai yatırımcı olan ...’nin), bu sözleşmenin hiçbir maddesini mahkeme önünde zorla uygulatma veya dava açma hakkının olmadığını (has no right to enforce) kesin olarak hükme bağlamıştır.Sözleşme hukuku açısından nakit paranın nihai (ekonomik) sahibi ... (...) olsa da, banka bu ürünü alırken tüm yasal hak arama, takip etme ve dava açma yetkisini kendi rızasıyla ...'a devretmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29.04.2026 tarihli 2025/2439 E. 2026/1764 K. Sayılı ilamı; "Dava konusu alacağın içinde bulunduğu kira sertifikalarına ilişkin olarak yayımlanan “2023’te Vadesi Gelen 250.000.000,00 ...” başlıklı 26.03.2013 tarihli İzahname’nin 12.8. maddesinde ise; sertifika sahiplerinin, temsilci sıfatını haiz delegenin makul süre içerisinde gerekli işlemleri yapmaması ve bu ihmalin devam etmesi hâli dışında doğrudan dava açma yetkisinin bulunmadığı; ayrıca sertifika sahiplerinin ihraççıya, mütevelli heyetine, ...’ya veya diğer herhangi bir tarafa karşı doğrudan tasarruf işlemleri tesis ettirme haklarının olmadığı, bu kişilere karşı ileri sürülebilecek hakların işlem belgeleri kapsamında yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep etmekle sınırlı bulunduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, mahkemece davanın anılan izahname hükmünün 12.8. maddesine dayanılarak reddine karar verilmiş ise de, temsilci sıfatını haiz ... tarafından daha önce iflas masasına alacak kayıt başvurusunda bulunulduğu ve başvurunun reddi üzerine dava açıldığı anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddedilmiş olmasından sonra temsilci tarafından idari yargı yerinde yeniden dava açılıp açılmadığı hususu mahkemece araştırılmamıştır. Oysa izahname hükmü uyarınca sertifika sahiplerinin doğrudan dava açabilmeleri, temsilcinin gerekli işlemleri makul süre içerisinde yerine getirmemesi ve bu durumun devam etmesi şartına bağlıdır. Bu nedenle, temsilcinin söz konusu yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi, davacının doğrudan dava açma hakkının ve dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti bakımından zorunludur. Bu itibarla mahkemece yapılması gereken iş; temsilci tarafından idari yargı yerinde yeni bir dava açılıp açılmadığının taraf beyanları da alınarak araştırılması, temsilcinin izahname kapsamında öngörülen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilmesi ve buna bağlı olarak davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir." Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalardan sonra Yargıtay ilamı ışığı altında yapılan değerlendirme neticesinde, sertifika sahiplerinin doğrudan dava açabilmeleri, temsilcinin gerekli işlemleri makul süre içerisinde yerine getirmemesi ve bu durumun devam etmesi şartına bağlıdır. Bu nedenle, temsilcinin söz konusu yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi, davacının doğrudan dava açma hakkının ve dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti bakımından zorunludur. Bu itibarla mahkemece, temsilci tarafından idari yargı yerinde yeni bir dava açılıp açılmadığının taraf beyanları da alınarak araştırılması, temsilcinin izahname kapsamında öngörülen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilmesi ve buna bağlı olarak davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/93 Esas, 2022/195 Karar sayılı ve 03/03/2022 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/06/2026