İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1225 E. 2026/834 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1225
Karar No
2026/834
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1225 Esas - 2026/834 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/1225 KARAR NO: 2026/834

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/10/2026 K. YAZIM TARİHİ : 21/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamına davalıya yapılan işler karşılığında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesinden dolayı davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalının toplam alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirket ile arasında bulunduğunu iddia ettiği sözde ticari ilişkiye dayanarak bir takım e-faturalar düzenlediğini ve bu faturalar üzerinden haksız bir icra takibi başlattığını, dava konusu edilen fatura içeriği herhangi bir hizmet alınmadığını, iş yaptırılmadığını, mal teslimi gerçekleşmediğini, taraflar arasında bu faturaları haklı kılacak yazılı ya da sözlü bir sözleşme, sipariş, iş kabulü veya hizmet ifası bulunmadığını, davacının hiçbir hukuki temeli bulunmayan bu alacağını tahsil edebilmek amacıyla icra yoluna başvurmasının ve akabinde itirazın iptali davası açmasının ticari dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, kötü niyetli bir davranış olduğunu, haksız ve kötü niyetli davanın reddi ile müvekkil lehine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 03/06/2026 ve 01/10/2026 bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, cari hesaptan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 02/10/2025 tarihli ödeme emri ile 255.600,00 TL asıl alacak 39.199,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 294.799,59 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 07/10/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 03/10/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 26/12/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan ve hükme esas alınan 01/10/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı ve davalı taraflara ait 2021-2022-2023 ve 2024 hesap dönemlerine ilişkin ticari defterlerin usule uygun tutulmadığı, buna karşılık 2025 hesap dönemine ilişkin ticari defterlerin usule uygun tutulduğu, davacı tarafından 2025 yılı içerisinde davalı adına düzenlenen toplam 211.800,00 TL bedelli faturanın hem davacı hem davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturaların davalı tarafından davacıya iade edildiğini gösterir herhangi bir iade faturası veya sair belgeye rastlanılmadığı, takip ve dava tarihi itibariyle, davacı ticari defter kayıtlarına göre davalıdan alacağının 211.800,00 TL olduğu, davalı ticari defter kayıtlarında ise davacının 719.296,00 TL alacaklı göründüğü, aradaki 507.496,00 TL (719.296,00 TL – 211.800,00 TL) farkın ticari defterlerin usule uygun tutulmamasından dolayı, mevcut kayıtlar üzerinden kesin olarak tespit edilemediği, davalının temerrüdüne ilişkin dosya kapsamında bir belgeye rastlanılmadığı, İ.İ.T. yönelik hukuki değerlendirmenin sayın Mahkemeye ait olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı alaağa dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı yan faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin 31 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır. Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.) Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 255.600,00TL kadar alacaklı olduğu, takip öncesi davalıyı temrrüdü düşürücü bir belge dosya kapsamında bulunmadığından işlemiş faiz talebinin haksız olduğu, bu nedenlerle davalının itirazının kısmi haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin 2025/46741 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin işlemiş faiz olmaksızın 255.600,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2-255.600,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 17.460,04 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.560,44 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 13.899,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin, 3.988,34 TL sinin davalıdan, 611,66 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 3.560,44 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.263,34 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 136,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 8.136,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 7.054,15 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 39.199,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, reddedilen miktar yönünden kesin, kabul edilen miktar yönünden kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/10/2026

Katip ..... Hakim ..... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1225, K. 2026/834, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1225-e-2026-834-k-d42e96543346