İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1487 E. 2026/783 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1487
- Karar No
- 2026/783
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1487 Esas KARAR NO : 2026/783
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/04/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı şirket, tekstil ve iplik ticareti ile iştigal ettiğini, davalı şirket, davacı şirketten farklı zamanlarda iplik satın aldığını, fakat satın alınan ürünlerin fatura karşılığı ödenmediğini, davacı şirket, davalıya iplik sattığını, fakat davalı şirket davacı şirketin cari hesaptan kalan bakiye alacağını ödemediğini, ödenmeyen bakiye cari alacak ve fatura alacağı için .... İcra Dairesi Müdürlüğü'nün 2026/... E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı borçluya, 23.02.2026 tarihinde UETS üzerinden tebligat yapıldığını, davalı borçlu, vekili vasıtası ile 23.02.2026 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz ettiğini, sair tüm müracaat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğü’nün 2026/... E. Sayılı dosyasına vaki itirazın 186.867,03 TL asıl alacak ile buna bağlı ferilere (faiz ve faiz oranına) ilişkin olmak üzere iptaline ve takibin devamını, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak tarafımıza ödenmesini, muhakeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2016/... Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 186.867,03-TL borcun ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 23/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23/02/2026 tarihinde icra takibine itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin 23/06/2026 tarihli raporunda özetle; Dava konusunun, davacının davalı ile ticari ilişkisinden doğan 186.867,03 TL alacağın tahsili amacı ile yürüttüğü takibe davalı firma tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı firma ... ... Ltd. Şti’nin davalı firma ... tekstil ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş ile ticari işlemlerine ilişkin yevmiye defterine kayıt işlemleri bilirkişi raporunun 4.3. kısmında belirtildiği gibi olup, davacı firmanın ticari defter kayıtları ile dava dosyasına ibraz ettiği cari hesap ekstresine göre, davalı firma ... Tekstil ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş adına düzenlemiş olduğu 5 adet faturadan dolayı davalı firmanın davacı firmaya 186.867,03 TL borcunun göründüğü, davacı firmanın ticari defterlerini ibraz ettiği, Sayın Mahkemece belirlenen inceleme gün ve saatinde davalı taraftan (... Tekstil ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş) gelen olmadığından ticari defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, Davacı firmanın defter kayıtları ve dava dosyasına ibraz ettiği cari hesap ekstrelerine göre, Davacının davalı adına düzenlemiş olduğu ve dava konusu borcun doğmasına neden olan faturaların e-fatura olduğu, Dava dosyasının tetkikinde, Dava konusu faturaların içeriğine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 21.Maddesinin ikinci fıkrasına göre faturaların tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde davalı tarafça itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir belge ve bilgiye rastlanılmadığı, icra inkar tazminatı konusunda değerlendirmenin tamamen yüce mahkemenizin uhdesinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Faaliyeti durdurulan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyasının Mahkememizin 2026/1487 Esasına kaydedildiğinden, dosyanın mevcut safahati korunarak bundan sonraki tüm işlemlerinin Mahkememizce yürütülmesine karar verilmiştir. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğünün 2016/... Sayılı icra dosyası -Bilirkişi raporu. -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın İİK’nin 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve takip konusu alacağın varlığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 23.06.2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin ticari defterleri ile dosyaya sunulan cari hesap ekstresinin incelenmesi sonucunda, davalı adına düzenlenen beş adet faturadan kaynaklanan 186.867,03 TL tutarında alacağın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için belirlenen gün ve saatte incelemeye katılım sağlanmadığından davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamamıştır. Ayrıca, takip konusu faturaların elektronik ortamda düzenlendiği ve dosya kapsamında, faturaların içeriğine Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesinde öngörülen sekiz günlük süre içerisinde itiraz edildiğini gösteren herhangi bir belge veya bilgi bulunmadığı belirtilmiştir. Somut olayda, davacı tarafından sunulan ticari defterlerin ve cari hesap ekstresinin bilirkişi tarafından incelendiği, takip konusu beş adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı bulunduğu ve bu faturalar nedeniyle davalıdan 186.867,03 TL alacaklı olunduğunun tespit edildiği, davalının usulüne uygun ihtarata rağmen defterlerini mazeretsiz şekilde sunmayarak karşı yan davacı defterlerinin hükme esas alınabilmesinin önünü açtığı, nitekim davalının, karşılıklı şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken defterlerini sunmayarak davacının usulüne uygun tuttuğu defterlerinin delil değerini ortadan kaldıramayacağı, dosya kapsamında davacı kayıtlarındaki borç bakiyesini ortadan kaldıracak nitelikte bir ödeme belgesi veya başka bir delil de bulunmadığı, ihtara rağmen defterlerini sunmayan davalı karşısında davacının kendi içerisinde tutarlı defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek alacağın varlığı ve miktarının ispatlandığının kabulü gerektiği, bu kapsamda, davacının ticari defter kayıtları, cari hesap ekstresi, takip konusu faturalar ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıdan 186.867,03 TL tutarında fatura alacağının bulunduğu, davalının icra takibine itirazının haklı bir nedene dayanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 186.867,03 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir. İcra inkâr tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; İİK’nin 67/2. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasının alacaklı lehine sonuçlanması hâlinde, borçlunun icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilmesi için alacağın likit olması ve borçlunun itirazında haksız çıkması gerekir. Somut olayda takip konusu alacak, davalı adına düzenlenen belirli tutarlı beş adet faturadan kaynaklanmakta olup alacak miktarı, ayrıca bir yargılama veya hesaplama yapılmasına gerek olmaksızın belirlenebilir niteliktedir. Bu nedenle alacağın likit olduğu, davalının itirazında haksız çıktığı kanaatine varılarak, hüküm altına alınan 186.867,03 TL asıl alacağın %20’si olan 37.373,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü 2026/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki 186.867,03-TL fatura alacağı üzerinden devamına, 2-Alacak niteliği itibari likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20'si olan 37.373,40-TL icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 12.764,88-TL harcın, peşin alınan 2.256,89-TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.507,99-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 732,00-TL başvurma harcının ve 2.256,89-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.720,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 6.000,000-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/09/2026
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır