Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/45 E. 2026/95 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/45
Karar No
2026/95
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/45 KARAR NO : 2026/95

TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/321 E., 2021/822 K. DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ... (e-tebligat) DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... (e-tebligat) DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 01/10/2026 YAZIM TARİHİ : 01/10/2026

Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalının dava dışı ...A.Ş.'nin taşeronluğunu yaptığını, taşeronluğunu yaptığı işte çalıştırılmak üzere müvekkiline ait kamyonu sürücüsü ile kiraladığını, hizmet bedeline karşılık müvekkili tarafından 30.09.2019 tarihli 10.620 TL bedelli ve 30.10.2019 tarihli 8.850 TL bedelli iki adat fatura düzenlendiğini, davalının toplam 19.470 TL borcunu ödememesi üzerine aleyhine Ankara 9.İcra Müdürlüğü'nün 2019/14881 sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Huzurdaki davanın kötüniyetli olup reddinin gerektiğini, davacının kötüniyetli olarak huzurdaki davayı açmasının yanında, adaleti yanıltarak, hak etmediği kazancı sağlamaya çalışma amacında olduğunu, bu sebeple, davacının davasının reddi ile icra takibinin iptaline, davacı aleyhine itiraz edilen tutar üzerinden % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişir.

İlk derece mahkemesince "...davacı, davalı ile aralarındaki hizmet alımına ilişkin faturaya dayalı alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazının iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı borçlunun takip dosyasında borca ve ferilerine yönelik itirazda bulunduğu görülmüştür. Somut olayımızda davaya ve takibe dayanak hizmetin ifa edildiği davacı defterleri, fatura içeriğinden ve vergi dairesinden gelen BA/BS formlarıyla görüldüğü, davalının ihtaratlı davetiyeye rağmen defter ibrazında bulunmadığı, 7251 sayılı yasanın 23. Maddesi ile değişen HMK 222. Maddesine göre taraflardan birinin defter ibraz etmemesi halinde karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş defterlerin lehine delil kabul edileceği anlaşıldığından tarafların arasındaki hukuki ilişkinin varlığı ve hizmetin ifa edildiği, davacı tarafından ispat edilmiştir. Ödemeye yönelik ispat külfeti kendisinde olan davalı/borçlu borcun ödendiğine dair belge ibraz etmemiştir. Sunulan bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle söz konusu rapor hükme esas alınmıştır. Davacı tarafından faturaya dayalı başlatılan takipte, takibe konu alacağın davalı tarafından ödenmediği anlaşılmakla, davanın kabulüne, davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, davalı tarafça yapılan itirazın haksız ve alacak miktarının likid olduğu anlaşılmakla davacının tazminat talebinin yerinde olduğu görülerek hükmedilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davanın kabulüne..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Takibe konu, 30.09.2019 gün 10.620,00 TL bedelli Fatura ve 30.10.2019 gün ve 8.850,00 TL bedelli Faturaların müvekkili Şirketin, dava dilekçesinde belirtilen hizmeti aldığını ispatlamadığını, müvekkili şirketin takibe itirazı olduğunu, ancak, takibe konu faturalara itiraz edilmemesinin sadece miktarı kesinleştireceğini, alacağın varlığını kesinleştirmediğini, dolayısıyla faturanın ayrıca kesinleştirdiği bir miktarın bulunmadığını, müvekkili şirketin faturayı defterlerine işlemediğinden borcun kabulü karinesi oluşmadığını, bu durumda davacının davaya konu alacak için belirtilen hizmetin gerçekleşip gerçekleşmediğini kanıtlaması gerektiğini, fatura düzenleyen yani davacının işin yapıldığını ve hizmetin verildiğini fatura dışındaki delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, ancak somut olayda davacının (faturayı düzenleyen) faturalar dışında hiçbir delille şoförlü kamyon kiralama hizmeti verdiğini, bu hizmete ilişkin sözleşme ilişkisini ve hizmet bedelini ispat edememiş olduğunu. tek taraflı olarak düzenlenebilen faturanın, düzenleyen açısından delil niteliği bulunmadığını,, davacı faturalar yönünden söz konusu hizmeti sunduğuna ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğini, davacı ile müvekkili şirket arasında şoförlü kamyon kiralama sözleşmesi olduğunu, bedelini ve süresini ispat edemediğini, faturalarda sadece "kamyon çalışma bedeli" yazılmış olduğunu, çalışma süresi, taraflarca anlaşılan bedel ve sair hiçbir ispat aracına da yer verilmediğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını beyan ve talepleri nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında sürücülü araç kiralama sözleşmesi olduğu iddiasıyla, davacı tarafından davalı aleyhine faturaya dayalı alacak için başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 1.330,00-TL istinaf harcından peşin alınan 332,50-TL'nın mahsubu ile bakiye 997,5 TL'nın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.01/10/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/45, K. 2026/95, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-45-e-2026-95-k-79c38b842d8d