İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/936 E. 2026/847 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/936
Karar No
2026/847
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/936 Esas KARAR NO:2026/847

DAVA:Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ:02/05/2025 KARAR TARİHİ:22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davacı ... ... Tic. Ltd.şti. muhtelif tarihlerdeki kaynaklanan alacak için .... İcra Müdürlüğü 2025/... esas sayılı dosyası ile toplam 110.815,04-TL Asıl Alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, davalının karşı icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, davalının itirazı haksız, dayanaksız ve zaman kazanmaya matuf olduğunu, işbu huzurdaki itirazın iptali davasını ikame etme zorunluluğu doğduğunu, davalı asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiş bu nedenle münkir sayılmıştır. Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. HMK'nın 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220. maddesinin üçüncü fıkrasında "Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. İstanbul 16. İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 110.815,04-TL asıl alacak 110.815,04-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 24/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 24/03/2025 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 11.01.2026 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; ''Davacı ... ... Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... – ... Moda Tekstil arasında, – 01.09.2021 tarihli iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ve – 01.04.2023 tarihli işyeri hekimliği sözleşmesi bulunduğu, söz konusu sözleşmelerin taraf iradelerini yansıtan imza ve kaşeleri haiz olduğu, bu suretle taraflar arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine dayalı geçerli ve yazılı bir sözleşme ilişkisi kurulduğu, sözleşmeler kapsamında taahhüt edilen iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği hizmetlerinin fiilen yerine getirildiği; bu hususun – 2022 ve 2024 yıllarına ait isg tespit ve öneri defteri tutanakları, – işyeri ziyaret ve denetim kayıtları, – 2024 yılı boyunca düzenlenmiş, farklı çalışanlara ait ve yıl geneline yayılan reçete kayıtları ile objektif, dış ve güçlü delillerle doğrulandığı; özellikle reçete kayıtlarının, işyeri hekimliği hizmetinin süreklilik arz edecek şekilde sunulduğunu ortaya koyduğu, davacı tarafından sunulan e-fatura ve e-arşiv faturalarının, sözleşme kapsamında sunulan hizmetlerle uyumlu olduğu, faturaların muhatabının davalı olduğu, süresi içinde faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve iade faturası düzenlenmediği, davacı ticari defter ve kayıtlarının e-defter statüsünde, usulüne uygun şekilde tutulduğu ve beratlarının süresinde yüklendiği; bu nedenle davacı lehine delil niteliği taşıdığı, cari hesap ekstreleri, fatura kayıtları, ba/bs bildirimleri ve icra dosyası birlikte değerlendirildiğinde; – 19.03.2025 takip tarihi itibarıyla davalının 110.815,04 tl tutarında asıl alacak bakiyesi ile borçlu durumda bulunduğu, – söz konusu bakiyeyi azaltan veya ortadan kaldıran herhangi bir ödeme, mahsup ya da iade işlemine rastlanılmadığı, davalı tarafça, gerek yargılama dosyasında gerekse bilirkişi incelemesine esas belgeler arasında, borcun varlığını çürütecek nitelikte herhangi bir somut belge veya kayıt sunulmadığı'' görüş ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında alacağının tahsili istemiyle icra takibi başlattığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce tüm delillerin toplandığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, mahkememizce öninceleme duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalı tarafa ticari defterlerinin ilgili kısımlarını sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Bu süre içerisinde inceleme yapılacak defter ve belgelerin sunulmaması halinde defterlerin incelenmesi talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi uyarınca duruma göre ticari defter ve kayıtların içeriği konusunda karşı tarafın delil ve beyanlarına itibar edilebileceğin ve HMK md. 222/3 gereği diğer yasal şartların varlığı halinde karşı tarafın defterlerinin lehine delil olarak kabul edileceği ihtar edilmiştir. Verilen kesin süre ve ihtarata rağmen davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye sunmamıştır. Davalının herhangi bir mazeret bildirmeksizin ticari defterlerini ibrazdan kaçınması ile, HMK'nın 222/3 maddesi uyarınca davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri lehe delil kabiliyeti kazanmıştır. Davacı kendi ticari defterlerine göre 110.815,04-TL alacaklı olup, bu aşamada davalının bunun aksini ispatlaması gerektiği, davalı tarafça davacının lehine delil teşkil eden ticari defterlerin aksini ispatlayamadığı ayrıca davacının faturaya konu hizmeti davalıya veriğinin bilirkişi raporu ile de ispat edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 22.162,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Karar ve ilam harcı 7.569,77-TL nin peşin alınan 1.338,37-TL den düşümü ile kalan 6.231,40-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.953,77-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 8.985,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/936, K. 2026/847, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-936-e-2026-847-k-8be07d8390f1