İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/700 E. 2026/791 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/700
- Karar No
- 2026/791
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/700 Esas - 2026/791 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/700 Esas KARAR NO : 2026/791 HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026 KARAR TARİHİ : 11/09/206
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkili tarafından davalıya muhtelif zamanlarda mal teslimi yapıldığını ve cari hesap ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasındaki ticari işlemler neticesinde davalının müvekkiline 31.962,94 TL bakiye cari hesap borcu bulunduğunu, ayrıca 22.06.2023 tarihinden 16.02.2026 tarihine kadar işlemiş faiz alacağının da (35.000,00 TL) bu borca eklendiğini, davalı tarafından borcunu ödememesi üzerine, alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesinin 2026/12992 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrini tebliğ almasından sonra borca, faize ve tüm ferilerine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu itiraz neticesinde icra takibinin durduğunu, davalının itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü borcun bulunmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tamamen takibi uzatmaya ve borcu ödemekten kaçınmaya yönelik olduğunu , ilgili icra dosyasında takipte kesinleşen miktarın 66.962,94 TL olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı tarafın cari hesap bakiyesinden kaynaklanan borcunu ve ferilerini ödemekten imtina ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.11.2024 tarihli, 2024/74 E. ve 2024/1040 K. sayılı kararında belirtildiği gibi; "Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir." bu doğrultuda, müvekkilinin ticari kayıtları alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2025 tarihli, 2024/5798 E. ve 2025/70 K. sayılı emsal kararında da açıklandığı üzere, tarafların ticari defter kayıtları ve BA-BS formlarının uyumlu olması durumunda, borcu ödediğini iddia eden davalı tarafın bu iddiasını yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini, davalı tarafın ticari defterlerini mahkemeye sunmaktan kaçınması ihtimaline binaen, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.06.2023 tarihli, 2022/48 Esas ve 2023/527 Karar sayılı kararda; "Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir" hükmünün kurularak, defter ibrazından kaçınan tarafın aleyhine doğacak hukuki sonuçların netleştirildiğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına, alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız/kötü niyetli olması sebebiyle, hükmolunacak asıl alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi verilmediği görülmekle HMK 128.maddesi gereği bütün vakıaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. Yargılama devam ederken celse arasında davacı vekilinin Uyap üzerinden sunduğu 07/09/2026 tarihli dilekçesiyle; Davalı taraf ile müvekkili arasında haricen sulh olunduğu ve mutabakata varıldığını, tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını, bu nedenle davadan feragat ettiklerini beyan ettiği görülmüş, vekâletnamesinde ise feragate ilişkin özel yetki bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin Uyap üzerinden sunduğu 07/09/2026 tarihli dilekçesiyle; davacı tarafın feragat etmesi halinde taraflarınca feragat edilerek yargılama gideri ile vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Yukarıda yazılı yasal düzenlemeye göre; davanın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikteki davalardan olduğu, davacı vekilinin talep sonucundan kayıtsız, şartsız ve tamamen vazgeçtiği, feragat sebebiyle davacı tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerinden sorumlu olduğu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK'nın 307-312. maddeleri uyarınca davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2- Harçlar Kanunun 22. Maddesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının 1/3' üne isabet eden 244,00-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından yatırılan 808,75-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 564,75-TL'nin karar karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sunulan beyan dilekçesi dikkate alınarak lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.000,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/09/2026 Katip ¸E-imzalıdır
Hakim ¸E-imzalıdır