İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/387 E. 2026/693 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/387
Karar No
2026/693
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/387 Esas KARAR NO : 2026/693

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 03/06/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklının, davacı aleyhine, sözde alacağı için kötü niyetle icra takibi başlatıldığını, davacının icra ödeme emrini öğrenemediğini, dava süresini kaçırdığını, takibe konu borcun kesinleştiğini, davalı alacaklının davacı aracına ve banka hesaplarına haciz koydurduğunu, bu sebeple davacının dosya borcunu haciz tehdidi altında ödediğini, davalının, davacıdan sözde alacağını bu yolla tahsil ettiğini, takip alacaklısı şahıs; haricen yapılan görüşmelerde aslında davacıyı tanımadığını ve alacağı bulunmadığını bildirmesine rağmen takibe devam ettiğini, davacının alacaklı görünen davalıyı tanımadığı gibi hiç bir şekilde de ticari bir ilişkisi bulunmadığını, icra takibine konu ... Şb.çekno:... keşide tarihli 350.000TL bedelli çek,ödeme yasağı bulunan çek ,22.01.2024 tarihinde bankaya ibraz edildiğini, açıklanan bu nedenlerle; davacı ... ’un ... 20.İcra Müdürlüğü’ nün ... Esas sayılı dosyasına borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 467.384,36 TL’nin, icra dosyasına giren her bir ödeme bedeli için ödeme tarihlerinden başlamak üzere avans faizi ile istirdadına, davalı kötü niyetli olmakla kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 16/05/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalının inşaat taşeronluğu yaptığını, davacının ... isimli kişinin şirketi bünyesinde iş yaptığını, müvekkili tarafından icra takibi başlatılarak ... 20. İcra Dairesi... esas nolu dosyası üzerinden ödemeleri gerçekleşen çek alacağı yapmış olduğu işe karşılık olarak kendisine verildiğini,..., iş bu dava konusu çeki ve yine keşidecisi ..., Lehdarın ise ... olduğu 19.01.2024 tarihli çeki müvekkiline verildiğini, ... 19.01.2024 tarihli çeki davalı icra takibine konu yapmış ve çeki tahsil ettiğini, davacı ...' in söz konusu icra dosyasına itirazı olduğunu, davalının edindiği bilgiye göre ... daha önce defalarca davalı ...' den hatır çeki alıp, bu şekilde işlerinde kullanıldığını, davacı ...'in de bu çekleri ödediğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, Bilirkişi Raporu, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, keşideci tarafından icra takibi nedeni ile ödenen bedelin istirdadı davasıdır. ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısı davalı ..., borçlusunun davacı ... ve dava dışı ... olduğu, takibin ...bankası ...Şubesine ait .. Çek Seri Numaralı, 19.01.2024 keşide tarihli, keşidecisi ... olan ve ... emrine düzenlenmiş 350.000 TL bedelli çek nedeniyle kambiyo takibi olduğu, takibin kesinleşmesi ile alacaklıya ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacı yanca fazla ödenene bedelin istirdadı istenmiş, davalı yanca davaya karşı itiraz edildiği görülmüştür. Davalı yanca yetki itirazında bulunulmuştur. Taraflar arasındaki ihtilaf aralarında akdedilen sözleşmeden kaynaklanmayıp, ödenen bedelin istirdadına ilişkindir. Bu sebeple yetkili icra dairesi ve yetkili Mahkeme'nin belirlenmesinde İİK'nın 50/1 maddesi uyarınca HMK'nın yetkiye dair hükümleri uygulanacaktır. Bunun yanında İİK'nın 72/son maddesi uyarınca menfi tespit ve istirdat davaları takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer Mahkemesi'nde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri Mahkemesi'nde de açılabileceğinden davalının yetki itirazının reddi gerekmiştir. Takip nedeniyle borcun davacı tarafından takip dosyasına yapıldığından ödemeler konusunda ihtilaf olmadığı görülmektedir. İstirdat davasında borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğidir. (İİK.m.72/Vll). Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği an, 1 yıllık istirdat davası açma süresinin başlaması bakımından önemli değildir. Borcun ödenmesi takside bağlanmışsa, 1 yıllık dava açma süresi son taksidin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ki paranın icra dosyasına parçalar halinde ödendiği görülmektedir. Kanunda öngörülen süre, hak düşürücü süre olduğundan; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re'sen gözönüne alınır. Mahkemenin yargılamanın her aşamasında hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alması ve İİK'nun m.72/Vll'de öngörülen bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlunun açtığı istirdat davasını reddetmesi gerekir (HGK ... E,...K, 11.04.2007 Tarih). Somut olayda; davacı yanca icra dosyasına ödenen fazla bedelin istirdadı istenmekle ödenen paranın son ödendiği tarihten itibaren 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Dolayısıyla, borçlunun bu parayı alacaklıya ödediği tarihten itibaren 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Davacının icra dosyasına son ödemesi 30/05/2024 tarihinde olduğu, davacı tarafından 29/01/2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapmış ve süre bu tarih itibariyle durmuş, kesilen süre arabuluculuk son tutanağının hazırlandığı 19/02/2025 tarihinde yeniden işlemeye başlamış ve 30/05/2024 tarihinde davanın açılmakla sürenin kesildiği süre eklendiğinde davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca; ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, "imzaların istiklali (bağımsızlığı)" ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Abuzer Kendigelen/ Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 vd; Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, Ankara 1988, s. 174 vd- s.286; Yargıtay 11.HD.3.11.1987 tarih,... Esas ve Karar sayılı kararı; Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II , 3. Baskı, Ankara 1990 s.1611 vd.). 6102 sayılı TTK’nun 686/1.maddesi; "Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" hükmünü içermektedir. İmzaya veya parafa itiraz olması halinde, davaya bakan mahkeme tarafından, imza incelemesi yapılacaktır. Geçerli bir çek için keşideci imzasında ve/veya yazısında tahrifat veya sahtecilik olmamalıdır. Aksinin tespiti, çekin geçersizliğine yol açacaktır (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E:..., K:..., T: 01.10.2013). Sahte çek ve tahrif edilmiş çek hususu TTK mad. 812’de düzenlenmiştir. Çekin sahte olması ile tahrif edilmiş olması farklı kavramlardır. TTK mad. 812’de bu iki kavram ayrı ayrı yer verilmesi de bu farklılığın açıkça ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak netice olarak her iki hususa yönelik bağlanan netice aynıdır. Sahte çek, çekteki imza veya imzalarla beyanların sahte olmasıdır. Çekte keşideci veya cirantaların imzalarının taklit edildiği hallerde imza dolayısıyla çekin sahte olduğu açık olmakla, dava konusu uyuşmazlık kapsamında iddianın çekin sahteliği yönünde olduğu görülmektedir. Takibe ve eldeki davaya konu yapılan çekin keşidecisi davacı ..., lehtarı dava dava dışı ..., çekin ciro yoluyla lehtar tarafından davalı ...'a ciro yoluyla teslim ediliği anlaşılmaktadır. Görünüşe göre çekin ciro silsilesinin düzgün olduğu, davacının keşideci imzasının kendine ait olmadığını iddia etmektedir. Bu kapsamda çekteki keşideci imzasının sahteliği yönünden dosya ele alınmıştır. İmzanın sahteliğinin herkese karşı ileri sürülebileceği, zira imzanın davacı keşideci tarafından oluşturulmadığının tespiti halinde çekin sahte olduğu ortaya çıkacağından TTK 812. maddesi kapsamında muhatabın sorumluluğuna yol açan sahtelikten kasıt, esasen çek üzerinde keşideciye izafe edilen imzanın gerçekte keşideciye ya da yetkili temsilcisine ait olmama olduğundan, muhatap banka TTK’nın 801.maddesine göre ciro zincirindeki imzaların sıhhatini araştırmakla yükümlü olmadığı, bu nedenle kambiyo ilişkisine dâhil olan kişilerden sadece keşidecinin imzasındaki sahtelik durumunda sahte bir çekten söz edilebileceğini anlaşılmakla, diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır. Dava konusu çek ve davacı yanca keşide edilerek ödenen dava dışı çeklerinde aralarında bulunduğu çekler üzerinde yer alan keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı yönünde hazırlanan 15/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "İnceleme konusunu oluşturan; ... Şubesine ait; ... Çek Seri Numaralı, 19.01.2024 Keşide Tarihli, Keşidecisi: ... olan ve ....emrine düzenlenmiş 350.000 TL (Üçyüzellibin Türk Lirası) bedelli çek aslı ön yüzde yer alan keşideci imzası ile; Davacı ...’e ait medarı tatbik örnek imzaların (Dava konusu olmayan 7 farklı çek aslındaki keşideci imzalarıda mukayese imzalar olarak alınmış) göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından DOSYADA MEVCUT MUKAYESE BELGELERİNE KIYASEN BENZER YAPI ve GÖRÜNÜMDE imzalar olduğu, Bir başka ifade ile 19.01.2024 Keşide Tarihli ve 350.000 TL (Üçyüzellibin Türk Lirası) bedelli çek aslı ön yüzde yer alan keşideci imzasının davacı ... tarafından ATILDIĞI/ İMZALANDIĞI, Ayrıca İnceleme konusunu oluşturan 19.01.2024 Keşide Tarihli ve 350.000 TL (Üçyüzellibin Türk Lirası) bedelli çek aslının ... ve ...cihazlarıyla alınan görüntülerinde herhangi bir ekleme-çıkarma-kazıma-değiştirme gibi tahrifat unsuru içermediği diğer bir ifadeyle çek aslında TAHRİFAT YAPILMADIĞI;" bildirilmekle açılan davanın reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan, alınan 7.981,76 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 7,249,76 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4,600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 74.781,50 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/387, K. 2026/693, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-387-e-2026-693-k-32c4eeea6c38