Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/503 E. 2026/1523 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/503
Karar No
2026/1523
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/503 KARAR NO : 2026/1523

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2022 NUMARASI : 2022/514 E. - 2022/955 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 06.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 06.10.2026

İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2022 tarih 2022/514 E. - 2022/955 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalının müvekkili şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını, keşideci tarafından müvekkili şirkete verilmiş olan çeklerin ticari krediye teminat olma niteliğini haiz olup olmadıklarının tespit edilebilmesi amacıyla bankaya ibraz edildiğini, banka tarafından bu sorgulamanın yapılabilmesi için müvekkili şirketin ciro etmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ciro edilip bankaya ibraz edilen çeklerin ticari krediye teminat olma niteliğini haiz olmadığının tespit edildiğini, çeklerin müvekkili şirketin elinde iken ve hiçbir ticari ilişkide kullanılmadan çalındığını, çeklerin çalındığından ödeme emrinin tebliği ile haberdar olduklarını, ne keşideci ne de müvekkili şirketten sonraki ciranta ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinden çalınan çeklerin, herhangi bir ticari ilişki olmaksızın bir sonraki ciro eden kişiye haksız olarak devredildiğini ve bu ciro ilişkisinin devam ettiğini iddia ederek, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığının, icra takibine konu çek üzerinde bulunan ciro silsilesinden kolayca anlaşıldığını, bunun için ayrıca bir mahkeme tespitine gerek bulunmadığını, davacının lehtar, müvekkilinin ise beşinci ciranta olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığı yönündeki mahkeme tespitinin takip dayanığı çeki hükümsüz kılmayacağını, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü şahıs durumunda olduğunu, çeki dava dışı .... ile olan ticareti dolayısıyla onun imzasını taşıyan ciro yolu ile aldığını, çek keşidecisi ile çek lehtarı arasındaki hukuki ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığını, kambiyo senedinin mücerretlik ilkesi gereği keşideci ile lehtar arasındaki ilişkinin müvekkilini bağlamadığını, davacının basiretli davranmadığını, çekin keşideci tarafından kendisine verildiğini ve çeki bankaya ibraz için kendisinin ciro yolu ile imzaladığını, ancak banka tarafından kendisine iade edildiğini kabul etmekte olduğunu, çekin çalındığı varsayılsa bile çeki cirolayarak imzalamasının onu temel ilişkiden bağımsız devrini mümkün kılacağını bilmesi gerektiğini, borçlu olmadığını iddia ettiği çeki ciro etmesi, çekte bulunan imzasını iptal etmemesi ve imzası bulunan senedi koruyamaması onun basiretsiz davrandığını gösterdiğini, çekin çalındığı iddiasının da doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2022/6393 Esas sayılı dosyasında, davalı tarafından davacı ve dava dışı .. ..A.Ş., .... ve...A.Ş. aleyhine dava konusu ... Bankası .. - İzmir şubesine ait 20.03.2022 tarihli, 85.000,00 TL tutarlı ve 8009345 seri nolu çeke dayalı olarak 95.443,94 TL alacağın tahsili istemiyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takip konusu çekin keşidecisinin dava dışı ....A.Ş., lehtarının davacı olduğu, lehtar tarafından cirolanmakla dava dışı...A.Ş.'ye verildiği, bu ciranta tarafından dava dışı ...A.Ş.'ye, bu ciranta tarafından dava dışı ....e (üzerinde iptal kaşesi var), bu ciranta tarafından dava dışı ....'e, bu kişi tarafından da cirolanmak suretiyle davalıya verildiği; çekteki ciro silsilesinin düzgün ve birbirini takip eder şekilde olduğu, çekin bedelsizliğinin talil edildiği, alacağın kambiyo senedine dayalı olması nedeniyle ispat yükünün davacı tarafta olduğu, çekin teminat amaçlı olarak kabul edilip edilmeyeceğinin öğrenilmesi amacıyla cirolanması ancak bankaca kabul edilmemesi üzerine çekin davacı tarafça iptal yahut imha edilmediği, uhdesinde bekletildiği esnada çalındığı iddia edilmiş ise de, bu hususun ispat edilemediği, TTK'nın 686. maddesi uyarınca davacının davalıya borcunun bulunmadığı konusundaki ispatının davalının kötüniyetli olmasına ya da iktisabında ağır kusurlu olmasına bağlı olduğu, ancak bu hususa dair bir iddia ileri sürülmediği gibi aksini düşündürecek bir emareye de rastlanılmadığı, davalının bile bile davacı zararına hareket ettiğine dair bir iddiada bulunulmadığı gibi aksini düşündürecek bir emareye de rastlanılmadığı, her ne kadar davacı tarafça yemin deliline dayanılmış ise de davacının kötüniyet iddiası olmadığı göz önüne alındığında yemin hususunun hatırlatılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini talep ettiklerini, ancak talebin yerinde görülmediğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket ile keşideci veya müvekkili şirket ile . ...A.Ş. arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, alacaklı ve borçlu arasında ticari ilişki bulunmuyor ise, çekin kambiyo vasfını taşımayacağını, herhangi bir ticari ilişki olmaksızın yalnızca müvekkili şirketten çalınmak suretiyle el değiştirerek davalının eline geçmiş bulunan çeke dayanarak müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatılmasının kanuna ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, ne keşideci ne de müvekkili şirketten sonraki ciranta ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, çalınan çeklerin herhangi bir ticari ilişki olmaksızın bir sonraki ciro eden kişiye haksız olarak devredildiğini ve bu ciro ilişkisinin devam ettiğini, çeklerin çalınmış olması sebebiyle müvekkilinin zaten mağdur durumundayken, bu çekin borçlusu sıfatıyla ödeme yapmak zorunda kalmasının hakkaniyete aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, çeke dayalı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da, hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenleme uyarınca rıza hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gereklidir. Bu durum karşısında davada ispat yükü çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup, aksinin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırır. Somut olayda dava konusu çekin keşidecisinin dava dışı ... A.Ş., lehtar ve birinci cirantanın davacı ... A.Ş. olduğu, davacının çekin arkasını beyaz ciro şeklinde imzaladığı, çekin davalı tarafından bankaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır. İspat yükü davacıda olup ciro silsilesi doğru olan çekin davalı tarafından alınması eylemi nedeniyle davalıya ağır kusur veya kötü niyet atfedilemeyeceği, aksinin davacı tarafça ispatlanmadığı kanaatine varılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 325,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 407,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/503, K. 2026/1523, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-503-e-2026-1523-k-4fc2fa2b28f5