Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/491 E. 2026/1526 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/491
- Karar No
- 2026/1526
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/491 KARAR NO : 2026/1526
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.11.2023 NUMARASI : 2014/716 E. - 2023/878 K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 06.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.10.2026
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2023 tarih 2014/716 E. - 2023/878 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, taraflar arasında 10.01.2010 - 01.04.2013 tarihleri arasında geçerli Turgutlu Ticari Vekilliği Sözleşmesi ve 01.09.2010 - 31.10.2013 tarihleri arasında geçerli Nif Ticari Vekilliği Sözleşmelerinin imzalandığını, Turgutlu Ticari Vekilliği Sözleşmesi'nin 01.04.2013 tarihinde davacı tarafça, Nif Ticari Vekilliği Sözleşmesinin ise 31.10.2013 tarihinde davalı tarafça feshedildiğini, sözleşmelerin devamı esnasında davalı tarafça hedef cironun haksız olarak devamlı yükseltildiğini, ticari vekillik katsayılarının düşürüldüğünü, faturaların bir bölümünün ödenmediğini, bir bölümünde kesintiler yapıldığını, davacı acentenin tahsilat işlemlerinden sorumlu tutulduğunu, acenteye gün içinde dağıtılması gereken kargoların öğleden sonra gönderildiğini, gelen kargoların iadesinde acenteye zorluk çıkarıldığını, acente hakkında yersiz cezalar yazıldığını, haksız ek araç ücretleri talep edildiğini, norm kadrolarda değişikler yapıldığını, davacı tarafça gönderilen kargoların bazı şubelerce keyfi uygulamalar ile teslimi yapılmadığı halde söz konusu şubelerin uyarılmadığı ve gerekli önlemlerin alınmadığını, iş yeri sigorta bedellerinin yatırılmadığını, demirbaşların geri iadesinde sorunlar yaşandığını, elektrik, su, adsl ve telefon bedellerinin davacı tarafça gider olarak gösterilemediğini, davalı şirket çalışanların ücret yıllık izin ve tazminatları ile ilgili sorunlar olduğunu, vadesi geçmiş alacaklar yönünden cezalar yazıldığını, davacı tarafça müşteri portföyünün sözleşme süresi içinde arttırılmasına rağmen sözleşmenin feshinden sonra bununla ilgili tazminat ödenmediğini, SGK ve vergi dairesi borçlarının ödenmediğini, hedeflerin gerçekleşmesinin önlendiğini, haksız iade faturaları kesilerek hak edişlerin ödenmediğini, araçların .....tarafından kiralandığını ancak bunlar ile ilgili her hangi bir bedel ödenmediğini, sistemsel problemlerden dolayı zarara uğranıldığını, G3 yetki belgesi alınması için gerekli olan acentelik sözleşmesinin ticari vekilliğe verilmeyerek acenteliğe geçişin engellendiğini, ... ..'nun alacaklarının davacı şirkete süspan ettirildiğini, ....'nun işlemlerinde davacı şirketin zarara uğratıldığını, alacağın temlikine onay verilmediğini, davalı tarafça haksız ihtarlar gönderildiğini, ölçüm, tartım hatalarından dolayı haksız yere kesintiler yapıldığını, fiyat teklifleri arasında fark yaratılarak haksız rekabet yapıldığını, sözleşmenin feshinde usulsuz yol izlendiğini ve bu şekilde yasaya aykırı olarak davacı tarafa haksız uygulamalar yapıldığını iddia ederek, haksız uygulamalar sebebiyle uğranılan zararlar karşılığı 400.000,00 TL, müşteri portföyünün devri sebebiyle Turgutlu Ticari Vekilliği için 50.000,00 TL, Nif Ticari Vekilliği için 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 04.12.2014 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nun 194. ve 119/e-f maddeleri gereğince talebi somutlaştırması için süre verildiği, davacı vekilinin 18.12.2014 tarihli dilekçesinde; davacıdan ticari vekilliği sırasında haksız olarak çeşitli nam altına yapılan kesintiler ve çeşitli sebeplerle uğranılan zararlar karşılığı, hedef ciro haksız belirlenerek bu sebeple yapılan kesintiler ve cezalar sebebiyle 190.000,00 TL, tahsilat işlemlerinden sorumlu tutulmasına rağmen davacıya tahsilat komisyonu ödenmemesinden dolayı 7.000,00 TL, .... tarafından kargoların davacıya geç teslim edilmesine rağmen, kargoların gün içinde geç teslim edilmesinden dolayı haksız yazılan cezalardan dolayı 2.000,00 TL, haksız uygulanan Norm kadro uygulaması sebebiyle verilen cezalardan dolayı 100.000,00 TL, davacı tarafından işyerinde gerekli tadilatlar yapılmış olmasına ve sigorta primleri davacıdan tahsil edilmesine rağmen davacının sigortadan faydalandırılmaması sebebiyle uğradığı zararlar sebebiyle 1.000,00 TL, davalı şirkete ait davacı tarafından kullanılan elektrik, su, telefon paraları davacı tarafından ödenmesine rağmen gider olarak gösterilmemesi sebebiyle uğranılan zarar sebebiyle 10.000,00 TL, davalı şirketin kendi bünyesinde sigortalı çalıştırdığı şube müdürlerinin ücret sigorta primi dahil tüm ücretleri haksız olarak davacı şirkete fatura edilmesi sebebiyle uğranılan zararlar sebebiyle 100.000,00 TL olmak üzere toplam uğranılan 400.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 273 maddesi gereğince TC merkez bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı ticari avans faiz oranı üzerinden tahsiline, müşteri portföyünün devri sebebiyle Turgutlu Ticari vekilliği için 50.000,00 , Nif Ticari vekilliği için 50.000,00 TL nin davalı şirketten dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 273 maddesi gereğince TC Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı ticari avans faiz oranı üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 21.09.2023 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde talep edilen toplam zararın 400.000,00 TL olarak talep edilmesine rağmen toplam alacağın 410.000,00 TL'ye tekabül ettiğini belirterek bu tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, Turgutlu Ticari Vekilliğinin davacı tarafça feshedildiğini, Nif Ticari Vekilliğinin ise haklı sebeplerle ve sözleşme hükümleri doğrultusunda müvekkili tarafından feshedildiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını, cironun davacının görüşü alınarak belirlendiğini, davacı tarafa sözleşme doğrultusunda ödemelerin yapıldığını, kargolarda meydana gelen hasarlar nedeniyle oluşan zararların sözleşme hükümleri doğrultusunda davacı tarafa fatura edildiğini, davacı tarafından başka şubelere gönderilen kargoların keyfi uygulamalar ile geç teslim edildiğini, elektrik, su, telefon adsl ve diğer giderlerin ne şekilde faturalandırılacağının sözleşme ile düzenlendiğini ve sözleşme kapsamında uygulama yapıldığını, personel kesintilerinin sözleşme doğrultusunda yerine getirildiğini, davacının SGK ve vergi dairesine zamanında yapmadığı ödemeler nedeniyle davalıyı sorumlu tutmasının yasal dayanağının olmadığını, davacının ticari vekil sıfatı ile davalı ile çalışmaya başladığı tarihte resmi dairelere borçlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Nif Ticari Vekilliği Sözleşmesi'nin, davalı... A.Ş. tarafından 21.10.2013 tarihli ihtarnameye istinaden 31.10.2013 tarihinde feshedildiği, sözleşmenin "Fesih Koşulları Ve Fesih Nedeniyle Cezai Şart" başlıklı 38. maddesinde "a) Sözleşmede yazılan yükümlülüklerin herhangi birinin ihlali, vekilin kendi personelinin maaş ve sair sosyal haklarının ve/veya personeline ilişkin resmi kurum ve diğer tüm resmi kurum borçlarının zamanında veya hiç ödememesi hallerinde vekile duruma uygun olarak en fazla 7 günlük bir süre verilerek yazılı uyarı yapılır. Sürenin sonunda aykırı durumun düzeltilmediğinin tespiti halinde sözleşme feshedilmiş sayılır..." düzenlemesinin bulunduğu, davacı tarafça SGK ve vergi dairesine olan borçların zamanında ödenmediği, bu hususun dava dilekçesinde de değişik gerekçeler ileri sürülerek kabul edildiği; Nif Ticari Vekilliği Sözleşmesi'nin, davalı ... A.Ş. tarafından haklı sebebler ile feshedildiği, Turgutlu Ticari Vekillik Sözleşmesi'nin, davacı tarafından hazırlanan 19.03.2013 tarihli yazı ile feshedildiği, davacı tarafça fesih yazısında haklı sebep gösterilmediği, ancak dava dilekçesinde feshin davacıdan ticari vekilliği sırasında haksız olarak çeşitli nam altında kesintiler yapıldığı, hedef cironun haksız belirlenerek bu sebeple kesintiler ve cezalar yapıldığı, davacının tahsilat işlemlerinden sorumlu tutulmasına rağmen davacıya tahsilat komisyonu ödenmediği, davalı tarafından kargoların davacıya geç teslim edilmesine rağmen, kargoların gün içinde geç teslim edilmesinden dolayı haksız cezalar yazıldığı, haksız uygulanan norm kadro uygulaması sebebiyle cezalar verildiği, davacı tarafından işyerinde gerekli tadilatlar yapılmış olmasına ve sigorta primleri davacıdan tahsil edilmesine rağmen davacının sigortadan faydalandırılmadığı, davalı şirkete ait davacı tarafından kullanılan elektrik, su, telefon paralarının davacı tarafından ödenmesine rağmen gider olarak gösterilmediği, davalı şirketin kendi bünyesinde sigortalı çalıştırdığı şube müdürlerinin ücret sigorta primi dahil tüm ücretlerinin davacı şirkete fatura edildiği gerekçeleriyle haklı olarak feshedildiğinin belirtildiği, alınan bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarına göre davalının davacının bayilerine uyguladığı prim sistemindeki yüzdelerin 2010 ve 2011 bayileşme sonrasında değişmediği, 2012 yılında yüzde dilimler ve zarar durumundaki kesintilerin azaldığı, 2013 yılında ise dramatik oranda kar ve zarar oranları azaltılarak yüzdelik dilimlerin de yukarı çekildiği ancak bu durumun davacının bayilerine özel olarak uygulanan bir durum olmadığı, davacının bayilerine tanımlanan hedefler incelendiğinde 2013 yılı için tanımlanan hedeflerin Turgutlu için ortalamanın üstünde ancak Nif için ortalamanın altında olduğu, davalı çalışanlarının davacıdan düzenli olarak davalı adına kesilen faturaların tahsilatının yapılmasını talep ettiği ve bu amaçla sıklıkla e-postalar göndererek takip yaptığı, davalı şirketin davacıya prim sistemindeki cezaları uyguladığı ve davacıya özel bir uygulaması olmadığı,...'ın .... şirketi bayilerine gönderdiği palet ürünlerin gönderimi ve ambalajlanmasında sorunlar olduğu ifade edilmekte, bu nedenle ortaya çıkan faturaların da davacının davalıdan alacaklarından düşülmesini davacının onayladığı, taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin 17. maddesinde düzenlenen faturaların tahsilatının davacı tarafından yapılacağının belirtildiği ancak sözleşmede tahsilat komisyonu ile ilgili herhangi bir düzenleme olmadığı ve bu husus gözetildiğinde davacının tahsilat komisyonu talebinin yerinde olmadığı, hedef cironun tutturulmasına yönelik davalı tarafından davacı aleyhine herhangi bir ceza kesintisinin uygulanmadığı, kargoların gün içinde geç teslim edilmesinden dolayı davalı.... tarafından davacı aleyhine her hangi bir ceza kesintisinin uygulanmadığı, bunun yanında davalı tarafça davacı adına düzenlenen ceza faturalarının davacı tarafça ticari defterlerine kaydedildiği ve söz konusu faturalara ilişkin davacı tarafça yasal süreleri içerisinde davalı tarafa herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, davacı tarafça dava dilekçesinde yapıldığı belirtilen haksız uygulamalar ile ilgili sözleşmelerin yürürlükte kaldığı süre içerisinde haksız uygulamaların düzeltilmesine yönelik davalı tarafa herhangi bir ihbar ve ihtar gönderilmediği; tüm bu hususlar birlikte değerlendiriliğinde davacı tarafından Turgutlu Ticari Vekillik Sözleşmesi ile ilgili yapılan feshin haklı fesih niteliğinde olmadığı ve davacının haksız uygulamalara yönelik haksız uygulamalar sebebiyle uğranılan zararlar karşılığı maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, TTK 122. maddesi gereğince Turgutlu Ticari Vekillik Sözleşmesi ile ilgili davacı tarafça yapılan feshin haklı fesih niteliğinde olmaması ve Nif Ticari Vekilliği Sözleşmesi'nin, davalı .... A.Ş. tarafından haklı sebeplerle feshedilmiş olduğu, davacının portföy tazminatı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, taraflar arasında Turgutlu ticari vekilliğine ilişkin 10.01.2010 tarihli, Nif ticari vekilliğine ilişkin 01.09.2010 tarihli sözleşmelerin imzalandığını, davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak hedef cironun haksız olarak belirlendiğini, 2010 yılında müvekkili şirkete 3 aylık kota için 55.000,00 TL civarında ciro hedefi belirlendiğini, bu hedefin ikici ve üçüncü dönemde her üç aylık dönem için 150.000,00 TL'ye çıkarıldığını, hedefin bu şekilde artarak devam ettiğini, müvekkilinin sözleşmesinin feshinden sonra Turgutlu şubenin hedefiısı düşürüldüğünü, şubeden ayrılan şubelerin kapatıldığını, 01.09.2010 itibariyle ticari vekillik katsayısı %40 iken, aynı yılsonu katsayının 01.01.2011 itibariyle %35'e düşürüldüğünü, sözleşmenin imzalandığı 11.01.2010 tarihinde Turgutlu ticari vekilliğinde katsayı %45 iken bu oranın %39'a düşürülerek müvekkilinin toplamda %6 zarar etmesine sebep olduğunu, bu katsayı uygulamasının her şubede aynı şekilde uygulanmadığını, sözleşmeyi davalı şirket yapmış olmasına rağmen sözleşmeye göre ödenmesi gereken tarihlerde müşteriden tahsilat yapılmış olmasına rağmen, müvekkiline verilen bu tekliflere uyulmadığından bahisle ceza uygulandığını, her ay müvekkilinin onayı olmaksızın hakediş bedelinden %15 kesinti yapıldığını, yapılan taşımalarda faturalandırmanın davalı şirket ile müşteri arasında yapıldığını, bu sebeple faturadan dolayı müvekkili şirketin tahsil etme yasal sorumluluğu olmamasına rağmen müşteriden tahsil edilmeyen bedellerin müvekkili şirkete fatura edildiğini ve kendisinden tahsil edildiğini, müvekkili acentenin tahsilat işlemlerinden sorumlu tutulduğunu, müvekkili acenteye gün içinde dağıtılması gereken kargoların öğleden sonra gönderildiğini, gelen kargoların geri iadesinde acenteye zorluk çıkarıldığını, sistemden kaynaklanan bir hata yüzünden haksız yere ceza yazıldığını, başka kargo şubelerinin veya taşıyıcının hatasının şubeye yüklendiğini, davalının bazı kurumsal müşterilerine boya taşımada tolerans tanırken bazılarını transfer merkezinden ürünlerin geçişine izin vermeyerek müşterinin acente ile çalışmayı sonlandırmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin gönderdiği kargoların bazı şubelerce keyfi uygulamalarla yapılmadığı halde bu şubelerin uyarılmadığını ve gerekli önlemlerin alınmadığını, müvekkiline ait işyeri sigortalı olduğu halde ve sigorta bedelinin her yıl davalı şirket tarafından peşin olarak alındığı halde, sigorta şirketine şube demirbaş listelerinin bildirilmediğini sigorta kapsamına alınmaması için eksik, hatalı, bildirimde bulunduklarını, müvekkili şirketin işyerinde kullanılan elektrik su ve telefon faturaları davalı şirket adına kayıtlı olduğu için fatura bedelleri davalı şirket tarafından kayıtlarına işlendiğini, müvekkilinin gider olarak gösteremediğini, çalışanların davalıdan kalan yıllık izinlerini kullandıklarını, bu izinlerin fatura edilmesine onay verilmediğini, davalı şirketin müvekkili şirkete tahsilat yapma yetkisi vermediğini, buna rağmen tahsilatları yapması konusunda baskı yapıldığını, ödemelerin zamanında yapılamaması ve haksız kesilen cezalar sebebiyle müvekkilinin hak ettiği alacakları zamanında alamadığını, SGK ve vergi dairesine olan borçlarını ödemekte zorlandığını, müvekkilinin başarıları artmış olmasına rağmen bölge sınırlarının daraltılmaya çalışıldığını ve bölge sınırları içine yeni acente oluşturulmaya çalışıldığını, norm kadro konusunda inceleme yapılmadığını, davalı şirket tarafından yapılan uygulamların sözleşmelere aykırı olduğunu, sözleşmenin devamını sağlamak bakımından bu baskılara karşı müvekkili şirket tarafından çaba gösterildiğini, müvekkilinin sözleşmesinin feshinden sonra Turgutlu şubede norm kadro artışı yapılarak, kat sayı düşürüldüğü, Nif şubede ise bu şubeden açılan şubelerin kapatıldığını, kat sayının düşüldüğünü, müvekkilinin başarısını bu tanınan ek toleranslara rağmen .... tarafından işletilen şubelerin bu başarıyı ve kazancı norm kadro araç sayısı arttırlmasına ve katsayı düşürülmesine rağmen sağlanmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen acente sözleşmelerinin feshine dayalı portföy tazminatı ve diğer zararların tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, taraflar arasında düzenlenen Nif Ticari Vekilliğine dair acente sözleşmesinin haksız feshedildiği, Turgutlu Ticari Vekilliğine dair acente sözleşmesinin ise ihlal edildiği iddiasına dayalı portföy tazminatı ve davalının uygulamaları nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararlara ilişkin maddi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilmektedir. Davacının sigorta acentesi olması sebebiyle öncelikle uygulanacak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi hükmüne göre, sigorta acentesinin portföt tazminatı talep edebilmesi için; "sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması" gerekir. Buna göre taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi halinde acentenin denkleştirme tazminatı talep hakkı düşmez ancak sigortacı haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durum acentenin kusurundan kaynaklanmış ise, acentenin tazminat talep hakkı düşer. Acentelik sözleşmesinin feshi ve tazminat koşulları ile ilgili olarak 6207 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ise, 121/1. maddesi ile "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir." hükmü getirilmiş, 122. maddesinde ise; "sigortacının acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi", tazminat şartı olarak kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminatın üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak belirlenmiştir. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, taraflar arasında düzenlenen Turgutlu Ticari Vekillik Sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebep olmaksızın feshedildiğinin, ayrıca Nif Ticari Vekilliği Sözleşmesinin davalı .... A.Ş. tarafından haklı sebeple feshedildiğinin tespit edilmiş olmasına, bu nedenle dava dilekçesinde ileri sürülen eylemler nedeniyle davacının zarar gördüğünün kanıtlanamamış olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 06.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.