Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/490 E. 2026/1459 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/490
Karar No
2026/1459
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/490 KARAR NO : 2026/1459

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2023 NUMARASI : 2022/180 Esas 2023/863 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25.09.2026

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.12.2023 tarih 2022/180 Esas 2023/863 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş. Vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 10.08.2020 tarihinde davalı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacı ...'ın kullandığı ve diğer davacı ...'ın yolcu olarak bulunduğu üç tekerlekli elektrikli motosiklete sol arka kısmından çarpması sonucu davacıların yaralandığını, ...'a ait motosikletin kullanılamaz hale geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, ceza soruşturmasında maddi tazminat ve sigortadan talep hakları saklı tutularak uzlaşıldığını, davalı sigorta şirketinin zarara neden olan aracın sigortacısı olduğunu ileri sürerek davacıların iş gücü kaybı zararları ile ...'a ait motosikletin hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 16.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle ...'ın iş göremezlik tazminatı istemini 23.310,36 TL'ye, araç hasarı istemini 20.000,00 TL'ye, ...'ın iş göremezlik tazminatı istemini 1.704,78 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, kusurun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınacak raporla belirlenmesi gerektiğini, davacıların müterafik kusurunun araştırılmasını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, hasarın uzman bilirkişi marifetiyle belirlenmesini, sürekli iş göremezlik durumlarının tedavi süreci tamamlandıktan sonra Adli Tıp Kurumunca değerlendirilmesini, ...'ın maluliyet oranı %0 olduğundan sürekli iş göremezlik tazminatı isteyemeyeceğini, ... için ileri sürülen %2 oranını kabul etmediklerini, ceza soruşturmasında uzlaşılmış olması nedeniyle tazminat istenemeyeceğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ün sevk ve idaresindeki aracın davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, davalı sürücünün önünde seyreden üç tekerlekli elektrikli motosikleti güvenli takip mesafesi bırakmadan izleyerek kazaya neden olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 kusurlu, davacıların kusursuz bulunduğu, ceza soruşturmasında tazminat hakları saklı tutularak uzlaşılmış olmasının ve ilgili Anayasa Mahkemesi kararının gözetilmesiyle davanın görülmesine engel bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu raporlarında her iki davacının kaza nedeniyle sürekli engellilik oranının %0, ...'ın iyileşme süresinin dokuz ay, ...'ın iyileşme süresinin üç hafta olarak belirlendiği, bilirkişi raporuyla ...'ın geçici iş göremezlik zararının 23.310,36 TL, ...'ın geçici iş göremezlik zararının 1.704,78 TL hesaplandığı, ...'a ait motosikletin onarımının ekonomik olmadığı, 27.000,00 TL rayiç değerden 7.000,00 TL sovtaj bedeli çıkarılarak gerçek hasarın 20.000,00 TL belirlendiği, yaralanmaların niteliği ve kullanılan aracın özelliğine göre müterafik kusur indirimi gerekmediği, raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçeleriyle davaların kabulüne, ... için 23.310,36 TL iş göremezlik ve 20.000,00 TL hasar tazminatının, ... için 1.704,78 TL iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların engelli bireyler olup kaza tarihinde çalışmadıklarını, ...'ın %87 görme engelli olduğunu, mahrum kaldıkları bir kazanç bulunmadığından geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, Adli Tıp Kurumu raporlarının 2020 tarihli tedavi evrakı ve 2023 yılındaki muayeneye dayanılarak hazırlandığını, arada geçen sürede maluliyeti artıracak başka ameliyat, kaza veya hastalık geçirip geçirmediklerinin araştırılmadığını, eksik belgeler tamamlanarak yeniden rapor alınması gerektiğini, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, sigortalı sürücünün tünel çıkışındaki ani ışık değişimi nedeniyle iki-üç saniye süreyle geçici görme kaybı yaşadığını, 45-50 km hızla seyrederken 25 metrelik takip mesafesinin bu sürede kapandığını, kazanın önlenemez olduğunu ve sigortalıya tam kusur verilemeyeceğini, bu hususların Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların kask, dizlik, dirseklik, motosiklet ceketi ve eldiven gibi koruyucu ekipmanları kullanmamalarının zararı artırdığını, TBK'nın 52. maddesi uyarınca müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan bedensel zarara dayalı iş göremezlik tazminatı ile araç hasar bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davaların kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Kesinlik sınırı kamu düzenine ilişkin olup sınırın belirlenmesinde dava konusu alacağın değeri dikkate alınır. Eş söyleyişle alacak davalarında istinaf kesinlik sınırı belirlenirken, yalnız alacağın aslı yani asıl talep nazara alınır; faiz, icra tazminatı, ihtarname, delil tespiti ve yargılama gideri gibi giderler hesaba katılmaz. Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmakta olup her bir davacının davası diğerinden bağımsız olduğundan kesinlik sınırının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava tarihi olan 28.03.2022 itibariyle uygulanacak istinaf kesinlik sınırı 8.000,00 TL olup, davacı ... lehine hükmedilen 1.704,78 TL bu sınırın altında kalmaktadır. Bu nedenle davalı sigorta şirketi vekilinin ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2. ve 352/1-b maddeleri uyarınca miktar itibariyle reddi gerekmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sağlık kurulu raporuna göre yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonra da Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 2021/6445 E. 2021/8550 K. sayılı kararı) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Davalı vekilinin, davacının çalışmaması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı isteyemeyeceğine ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; kişinin gelir getiren bir işte çalışmaması, bedensel bütünlüğünün ihlali nedeniyle günlük yaşam faaliyetlerini yerine getirirken uğradığı güç kaybının ekonomik değerinin bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Geçici iş göremezlik zararının değerlendirilmesinde iyileşme süresince günlük yaşamın sürdürülmesi için harcanması gereken ek güç de dikkate alınmalıdır. Kaza öncesinde engellilik bulunması da tek başına, kaza nedeniyle meydana gelen yeni yaralanmanın doğurduğu geçici zararların karşılanmasına engel değildir. Somut olayda ...'a hükmedilen 23.310,36 TL, kaza öncesindeki engellilik durumu veya sürekli maluliyet nedeniyle değil, Adli Tıp Kurumunca dava konusu kazaya bağlı olarak belirlenen dokuz aylık iyileşme süresindeki geçici iş göremezlik zararı nedeniyle hesaplanmıştır. Sürekli engellilik oranının %0 olması, iyileşme döneminde geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı anlamına gelmez. Davacının aktif bir işte çalışmadığı ve engelli motosikleti kullandığı yönündeki açıklamalar, kazanın neden olduğu bu zararın reddini gerektirmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin maluliyet raporunun eksik incelemeye dayandığına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 28.04.2023 tarihli raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanarak ...'ın 10.08.2020 tarihli kazaya bağlı yaralanmasının fonksiyonel araz bırakmadan iyileştiği, sürekli engellilik oranının %0 olduğu ve iyileşme süresinin dokuz aya kadar uzayabileceği belirlenmiştir. Bu itibarla dava konusu kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı raporda değerlendirilmiş olup, başka bir nedenle oluşan sürekli maluliyetin kazaya bağlanarak tazminat hesabına esas alınması söz konusu olmadığından aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin arada geçen sürede başka ameliyat, kaza veya hastalık yaşanmış olabileceğine ilişkin açıklamaları, raporda değerlendirilen yaralanmanın başka bir nedene dayandığını gösteren somut bir olgu içermemekte olup, kazanın meydana geldiği tarihe ait tedavi kayıtlarının incelenmesi ve muayenenin daha sonra yapılması tek başına raporu geçersiz hale getirmeyeceğinden, aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin kusur dağılımına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; makine mühendisi, trafik konusunda uzman bilirkişi ve aktüerya uzmanından oluşan heyetçe düzenlenen raporda sigortalı araç sürücüsünün önünde seyreden motosikleti güvenli takip mesafesi bırakmadan izlemesi nedeniyle KTK'nın 56. maddesindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği, ...'ın kazanın oluşumunda etkili bir kural ihlalinin bulunmadığı belirlenmiştir. Mahkemece kazanın oluş şekli, tarafların eylemleri ve ihlal edilen trafik kuralları birlikte değerlendirilerek sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulü dosya kapsamına uygun olup, davalı vekilinin alt geçit çıkışındaki ışık farklılığı nedeniyle geçici görme kaybı yaşandığına ilişkin açıklaması, sürücünün yol ve görüş koşullarına göre hızını ve takip mesafesini ayarlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, ileri sürülen hız ve takip mesafesinden hareketle görüşün iki-üç saniye kaybolduğu ve kazanın kaçınılmaz olduğu sonucuna varılması mümkün olmadığı gibi, bu yöndeki anlatım sigortalının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen kazanın önlenemeyeceğini de kanıtlamayacaktır. Diğer taraftan kusur incelemesinin mutlaka Adli Tıp Kurumunca yapılması zorunlu olmayıp, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen, oluşa uygun ve denetime elverişli raporun hükme esas alınmasında bir hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; ...'ın tazminata esas yaralanmasının sağ ve sol diz bölgesine ilişkin olduğu, kask kullanılmaması ile bu yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığı, kaza tarihinde motosiklet kullanıcıları bakımından dizlik, dirseklik ve koruyucu motosiklet ceketi kullanılması yönünde genel bir zorunluluk öngörülmediği, mahkemece kullanılan üç tekerlekli aracın niteliğinin de değerlendirilmiş olduğu, yaralanmanın niteliği ve olayın oluş şekli gözetildiğinde tazminattan ayrıca müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı ... yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, kazaya bağlı geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesine, sürekli engellilik bulunmamasının geçici iş göremezlik zararının karşılanmasına engel olmamasına, müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durum bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı sigorta şirketi vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, davalı ... A.Ş. vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2. ve 352/1-b maddeleri uyarınca miktar itibariyle usulden reddine, davacı ... hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği mütala olunur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.Ş. vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2. ve 352/1-b maddeleri uyarınca miktar itibariyle usulden reddine, 2-Davalı ... A.Ş. vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı ... A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 2.958,53-TL'den peşin alınan 1.167,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.790,93-TL'nin davalı ... A.Ş.' den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... A.Ş'nin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/490, K. 2026/1459, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-490-e-2026-1459-k-398a556f7464