Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/457 E. 2026/1397 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/457
Karar No
2026/1397
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/457 KARAR NO : 2026/1397

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2022/61 ESAS - 2023/113 KARAR DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 18.09.2026

İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 07.12.2023 tarih 2022/61 Esas 2023/113 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hak sahibi olduğu bilgisayar programlarının davalılar tarafından lisanssız kullanıldığını, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/48 D.İş sayılı dosyasında davalı şirketin işyerinde 09.04.2021 tarihinde yapılan tespitte dört bilgisayarda ..., ... ve ... yazılımlarının lisanssız bulunduğunu, bu suretle müvekkilinin mali haklarına tecavüz edildiğini ileri sürerek FSEK'nın 68. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.999 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Türk lirası karşılığının, Devlet bankalarının Euro için uyguladığı en yüksek vadeli mevduat faiziyle davalılardan tahsiline, istenebilecek bedelin üç katına kadar tutarının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesine ve delil tespiti giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Talep, 18.09.2023 tarihli ıslahla 23.500 Euro'ya yükseltilmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2018 yılında mimarlık faaliyetine başladığını, pandemi döneminde ticari faaliyetinin durma noktasına geldiğini, davalı ....'ın programları internetten ücretsiz indirerek kişisel ve mesleki gelişimi amacıyla kullandığını, programlarla ticari faaliyette bulunmadığını ve mimari proje üretmediğini, tespitten sonra lisans satın almak ve zararı gidermek için davacı tarafla görüşüldüğünü ancak olumlu cevap alınamadığını, talep edilen bedellerin gerçek değerin üzerinde olduğunu, bilgisayarların aynı ağa bağlı olması nedeniyle kullanımın tek fiil sayılması gerektiğini, üçüncü bilgisayardaki programın çalıştırılmadan silindiğini ve gelişmiş sürümünün dördüncü bilgisayara yüklendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ... yazılımları üzerindeki hak sahipliğini sunduğu belgelerle kanıtladığı, 09.04.2021 tarihli tespitte davalı işyerindeki bilgisayarlarda programların lisanssız, kurulu ve çalışır vaziyette bulunduğu, programlar kullanılarak oluşturulmuş çok sayıda çizim dosyasının tespit edildiği, bilgisayar programlarının FSEK kapsamında korunan eserlerden olduğu, hak sahibinden izin alınmaksızın bilgisayara yüklenmesinin çoğaltma hakkının ihlalini oluşturduğu, bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik verilere uygun bulunduğu, kişisel kullanım savunmasının somut olayda hukuka uygunluk sebebi teşkil etmediği, programlardan ticari yararlanma amacı ve kullanım yoğunluğu gözetildiğinde üç kat bedelin somut olaya uygun olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, 23.500 Euro'nun 2.999 Euro'luk kısmına 28.03.2022 dava tarihinden, ıslahla artırılan 20.501 Euro'luk kısmına 18.09.2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... .'ın programları ücretsiz olduklarını düşünerek internetten indirdiğini, yalnızca kişisel ve mesleki gelişimi için kullandığını, ticari kazanç elde etmediğini ve mimari proje üretmediğini, tespitten sonra lisans satın almak ve zararı gidermek istediğini ancak davacının bunu kabul etmediğini, FSEK'nın 38. maddesi gereğince yasal yoldan edinilen programın yüklenmesi ve çalıştırılmasının engellenemeyeceğini, davacının programın ücretsiz indirilmesine örtülü olarak muvafakat ettiğini, teknik koruma önlemi almayarak lisanssız kullanımı teşvik ettiğini, bu nedenle müterafik kusurunun araştırılması gerektiğini, müvekkillerinin kusurunun ve davacının zararının bulunmadığını, üç kat bedelin her olayda uygulanamayacağını, kusurun ağırlığı ve somut olayın koşulları gözetilerek TBK'nın 51 ve 52. maddeleri uyarınca indirim yapılması gerektiğini, belirlenen bedelin gerçek değerin üzerinde olduğunu, ikinci bilgisayardaki ... programının zorunlu staj yapan ....'a ait bilgisayarda bulunduğunu ve öğrenciler için ücretsiz olduğunu, bu program yönünden istemin reddi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle duruşma açılmasını, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, bilgisayar programının lisanssız olarak çoğaltılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ‘Tanımlar’ Kenar Başlığını taşıyan 1/B maddesinin a bendinde; fikri hukukun temel kavramlarından bir tanesi olan eser kavramının tanımı yapılmıştır. Bu maddeye göre eser: “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade etmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir fikri emek ürünün; eser olarak addedilebilmesi için birtakım şartların kümülatif olarak bir arada bulunması gerekmektedir. Bu koşullardan bir kısmı ‘esasa’ bir diğer kısmı da ‘şekle’ ilişkindir: Esasa ilişkin şart: ‘Eserin, sahibinin özelliğini/hususiyetini taşıyor olması’dır. Sahibinin hususiyetini taşımaktan kasıt: herkes tarafından vücuda getirilememe, yani ‘fikri bir çalışmada ortaya konulan bağımsız bir bilgi, hüner, beceri, yorum, düşünce, özel çaba ve emeğin bulunması ve eser sahibinin bilimsel erkini ortaya koyarak, ortalama nitelikteki bir insanın sergileyebileceğinden daha yaratıcı niteliğe sahip olması’ demektir. Şekle ilişkin şart ise ‘Kanunda Belirtilen Eser Kategorilerinden Birine Dahil Olma’ koşuludur. Sahibinin hususiyetini taşıyan yani orijinallik niteliğini haiz bir fikri emek ürününün, eser olarak addedilebilmesi için; aynı zamanda 5846 Sayılı FSEK’da dört ana kategori altında ifade edilen ‘ilim ve edebiyat’, ‘musiki’, ‘güzel sanat’ ve ‘sinema’ eser çeşitlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu bağlamda, 5846 Sayılı yasanın 2.maddesinin 1.fıkrası davaya konu fikri ürün ile ilintili olarak: “herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık programlarının” ilim ve edebiyat eseri olarak addedileceğini ifade etmiştir. Yine FSEK 1/B-g maddesinde bilgisayar programları; “bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmaları" şeklinde tanımlanmıştır. Tüm bu hukuki ve teknik anlatımlar bağlamında dava konusu bilgisayar programlarının, sahibinin hususiyetini yansıtacak biçimde şekillenmiş bulunması, FSEK’de öngörülen eser türlerinden birinin içine girmesi ve fikri bir çabanın ürünü olması nedeniyle FSEK anlamında eser olduğu ve “ilim ve edebiyat eseri” vasfında olduğu kanaatine varılmıştır. Bilgisayar programın gerek taşınabilir bir diskten, gerekse internetten bir başka bilgisayar ortamına yüklenmesi teknik olarak FSEK anlamında “çoğaltma” fiilidir. Bu bağlamda, dava konusu olayda çoğaltma hakkının tasarrufu niteliğinde bir eylem söz konusudur. Eser üzerindeki mali hakların başkaları tarafından her türlü kullanımı, hak sahibinin iznine bağlıdır. FSEK 52 hükümlerine göre yapılmış yazılı sözleşmeye dayanmayan kullanımlar, mali hak ihlali oluşturur. Somut olayda davacının uyuşmazlık konusu yazılımlar üzerindeki mali hak sahipliğine ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğu, davalıların da bu yönde bir itirazlarının bulunmadığı, delil tespiti sırasında davalı şirketin işyerindeki bilgisayarlarda dava konusu programların lisanssız olarak yüklü ve çalışır durumda olduğunun, programlar kullanılarak oluşturulmuş çizim dosyalarının bulunduğunun saptandığı, bu tespitlerin yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuyla değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Davalı ... da yazılımları internetten indirip kullandığını kabul etmekte, kullanımın kişisel ve mesleki gelişim amacı taşıdığını savunmuştur. Bu itibarla programların hak sahibinin izni olmadan bilgisayarlara yüklenerek çoğaltıldığı ve davacının FSEK'nın 22. maddesinden kaynaklanan mali hakkının ihlal edildiği yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalılar vekilinin programların internetten ücretsiz indirilebildiğine ve kullanımın hukuka uygun olduğuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; bir yazılım dosyasına internet üzerinden erişilebilmesi ile hak sahibinin o yazılımın lisanssız olarak çoğaltılmasına ve kullanılmasına izin vermesi farklı hususlardır. Ücretsiz indirme olanağının bulunması, programın bütün kullanım biçimleri bakımından ücretsiz lisans verildiği veya mali haklardan vazgeçildiği anlamına gelmez. Somut olayda tespit edilen kullanımı kapsayan geçerli bir lisans yahut hak sahibinin izni ortaya konulamadığından, yalnızca internetten indirilebilmesine dayanılarak hukuka uygun edinimden söz edilemez. Hak sahibinin teknik koruma önlemi alması, mali haklarının kanunen korunmasının ön koşulu değildir. FSEK'nın 38. maddesi kapsamında kişisel kullanım serbestisi de hak sahibinin meşru menfaatlerine haksız biçimde zarar veren veya eserden normal yararlanmaya aykırı çoğaltmayı kapsamamaktadır. Bilgisayar programını hukuki yollardan edinen veya kullanım hakkını haiz olan kişilere tanınan olanaklar, lisanssız çoğaltmayı kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez. Mimarlık faaliyeti yürütülen işyerindeki bilgisayarlarda programların kurulu ve çalışır vaziyette bulunması ve çizim dosyalarının tespit edilmesi karşısında, kullanımın yalnızca kişisel öğrenme amacı taşıdığına ilişkin savunma yerinde görülmemiştir. Kaldı ki çoğaltma hakkına tecavüzün gerçekleşmesi için yazılım kullanılarak ayrıca ücret karşılığında proje üretilmiş olması zorunlu olmayıp, izin alınmaksızın bilgisayara yüklenerek kullanıma hazır hale getirilmesi de çoğaltma niteliğindedir. Davalılar vekilinin öğrenci sürümüne ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; ikinci bilgisayarda program adının .... olarak görünmesi veya bilgisayarın stajyerin kullanımında olması tek başına hak sahibi tarafından verilmiş geçerli bir öğrenci lisansının bulunduğunu göstermez. Öğrenci sürümünün ücretsiz edinilebilmesi ile somut kurulumun bu lisansın koşullarına uygun olması birbirinden farklı hususlar olup, bilirkişi incelemesindeki lisanssız kullanıma ilişkin tespitin aksini ortaya koyacak, ilgili kullanıcı ve kurulumu kapsayan bir lisansın gösterilmediği yönündeki dosya değerlendirmesi karşısında, yalnızca sürüm adından ve kullanıcının öğrenci olmasından hareketle bu kullanımın tazminat hesabından çıkarılması gerektiği kabul edilemez. İşyerinde ve mesleki faaliyet kapsamında gerçekleşen kullanım bakımından bilgisayarın stajyere ait olduğunun ileri sürülmesi de davalıların sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmayacağı değerlendirildiğinden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Diğer taraftan davalıların programları lisanslı olarak satın almak için tespit sonrasında davacıyla görüşmüş olmaları, daha önce gerçekleşen izinsiz çoğaltmayı geriye etkili olarak hukuka uygun hale getirmeyeceğinden davacının sonradan lisans sözleşmesi yapmayı kabul edip etmemesi de mevcut ihlalden kaynaklanan talebinden vazgeçtiği veya davalıların sorumluluğunu artıran bir davranışta bulunduğu anlamına gelmez. Bu nedenle uzlaşma ve lisans satın alma girişimlerine dayanılarak davanın reddi gerektiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilinin kusur, zarar ve müterafik kusura ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; FSEK'nın 68. maddesindeki bedel isteminin, genel hükümlere göre gerçek zararın giderilmesine yönelik tazminat isteminden farklı olduğu, hak sahibinin sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedel veya rayiç bedel üzerinden talepte bulunabildiği, bu talep için ayrıca davalıların ticari kazanç elde ettiklerinin veya hak sahibinin aynı tutarda somut zarara uğradığının kanıtlanmasının gerekmediği anlaşılmaktadır. Davalıların programı ücretsiz sandıkları veya zarar verme kastıyla hareket etmedikleri yönündeki açıklamaları mali hak ihlalini ve buna bağlı bedel istemini ortadan kaldırmaz. Davacının teknik koruma önlemlerinin yetersiz olduğu iddiası ise somut kullanım için izin verildiğini veya ihlale razı olunduğunu gösteren bir delille desteklenmemiştir. Davacının zararı doğuran fiile razı olduğu yahut zararın doğmasına veya artmasına etkili bir davranışının bulunduğu kanıtlanamadığından TBK'nın 52. maddesi uyarınca indirim yapılmasını gerektiren bir durum görülmemiştir. FSEK'nın 68. maddesinde öngörülen artırımlı bedeli isteme yetkisi hak sahibine tanınmış bir seçim hakkı olup, mahkemece bu seçim hakkı yerine geçilerek talep edilen kat sayısının değiştirilmesi mümkün değildir. Rayiç bedelin üç katına kadar istemde bulunma seçeneklerinden hangisinin kullanılacağı hak sahibine aittir. Somut olayda davacının üç kat bedel istemi bulunduğu, lisanssız çoğaltmanın tespit edildiği ve hesaplanan bedelin ıslah edilen istemle sınırlı olarak hüküm altına alındığı gözetildiğinde, davalıların kişisel kullanım amacı ve kusursuzluk savunmalarına dayanılarak artırımlı bedelin uygulanmaması gerektiğine ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Bedelin miktarına ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; mahkemece teknik bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, kullanılan yazılımlara ilişkin emsal lisans bedelinin hesaplandığı ve raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Davalılar vekilince talep edilen tutarın gerçek değerin üzerinde olduğu ileri sürülmüş ise de, uygulanması gereken farklı bir lisans bedeli yahut rapordaki hesabın hatalı olduğunu ortaya koyan somut bir veri gösterilmemiştir. Bilgisayarların aynı işyerinde veya aynı ağda bulunması, ayrı bilgisayarlara yapılan kurulumların tek lisans kapsamında olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Kullanılmadığı veya sonradan silindiği ileri sürülen program yönünden de yalnız bu açıklamalar, tespitte belirlenen izinsiz çoğaltmayı ortadan kaldırmaz. Mevcut teknik tespitler ve talep sınırı gözetildiğinde 23.500 Euro bedelin hüküm altına alınmasında istinaf nedenleri kapsamında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 50.004,62-TL'den peşin alınan 10.127,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 39.877,02-TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/457, K. 2026/1397, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-457-e-2026-1397-k-6da690976fff