Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/467 E. 2026/1460 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/467
- Karar No
- 2026/1460
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/467 KARAR NO : 2026/1460
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2023 NUMARASI : 2022/675 Esas 2023/1048 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve cismani Zarar Sebebiyle açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.12.2023 tarih 2022/675 Esas 2023/1048 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.03.2021 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı, Şükrü ....'ın kullandığı ... plakalı aracın müvekkilinin önüne çıkarak kazaya neden olduğunu, kazada sol kolunda kırık ve diğer bedensel zararların oluştuğunu, geçici ve sürekli iş göremezliğe uğradığını, tedavi giderleri yaptığını ve bakıcıya ihtiyaç duyduğunu, sigortacıya başvurulduğunu ancak 13.06.2022 tarihli 7.005,82 TL sulh teklifinin kabul edilmediğini ileri sürerek şimdilik 100,00 TL sürekli, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL tedavi ve iyileştirme gideri ile 50,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sunulan sağlık belgelerinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun olmadığını, başvuru şartının yerine getirilmediğini, sorumluluğunun sigortalı sürücünün kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kusurun bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi giderlerinin SGK sorumluluğunda olup teminat dışında kaldığını, temerrüde düşmediğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 05.03.2021 tarihli kazada davacının elektrikli bisikletiyle sigortalı aracın çarpışması sonucu yaralandığı, her iki sürücünün kavşağa yaklaşım ve dikkat yükümlülüklerini ihlal ederek kazaya eşit derecede etkili oldukları, Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalının 01.03.2023 tarihli raporunda engellilik oranının %5, iyileşme süresinin dört ay, yardım ihtiyacının üç hafta olarak belirlendiği, 24.10.2023 tarihli raporda kusur indirimi öncesinde geçici iş göremezlik zararının 11.303,60 TL, sürekli iş göremezlik zararının 88.569,80 TL, bakım giderinin 2.504,25 TL, belgesiz tedavi giderinin 500,00 TL ve FTR giderinin 1.605,00 TL hesaplandığı, sigortalı sürücünün %50 kusuru oranında davalının sorumlu olduğu, dava öncesi ödeme yapılmadığı ve sigortalı aracın ticari nitelikte bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, 5.651,80 TL geçici iş göremezlik, 44.284,90 TL sürekli iş göremezlik, 1.052,50 TL tedavi gideri ve 1.252,12 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 52.241,32 TL'nin poliçe limitiyle sınırlı olarak 14.08.2022 dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; %50 kusur esas alınarak belirlenen tutarları kabul etmediğini, davasını fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak ıslah ettiğini, hükümden sonra asgari ücretin 11.402,00 TL'den 17.002,00 TL'ye yükseldiğini, enflasyon ve yargılama süresi nedeniyle belirlenen tutarın gerçek zararı karşılamayacağını, son asgari ücret verilerine göre yeniden rapor alınması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle duruşmalı inceleme yapılmasını ve kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekli belgeler sunulmadan başvurulduğundan dava şartının ve hukuki yararın bulunmadığını, maluliyet kurulunun Yönetmeliğin 6. maddesine uygun oluşmadığını, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin SGK sorumluluğunda olduğunu, kask ve koruyucu ekipman kullanılmaması nedeniyle en az %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, genel şartların geçerliliğini koruduğunu ve TRH 2010 tablosuyla %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, gelirin resmi belgelerle kanıtlanmasını, aksi halde asgari ücretin esas alınmasını, hesabın yetkin aktüer tarafından yapılmasını, aracın hususi nitelikte olduğunu ve yasal faiz uygulanması gerektiğini, eksiksiz başvuru bulunmadığından temerrüdün gerçekleşmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle bedensel zarara dayalı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve geçici bakıcı gideri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sağlık kurulu raporuna göre yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonra da Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 2021/6445 E. 2021/8550 K. sayılı kararı) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 Esas 2021/1562 Karar sayılı ilamı). Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 Esas - 2022/3622 Karar, 17. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 Esas. - 2021/3121 Karar sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas 20121/1848 Karar) Anayasa Mahkemesi'nin 17.7.2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı geçici işgöremezlik tazminatı , bakıcı gideri ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K.) Yargıtay uygulamasına göre zarar veren veya zarardan sorumlu olan tacir ise alacağa ticari faiz yürütülebilir. Çünkü zarar, zarar verenin veya zarardan sorumlu olanın ticari işletmesiyle ilgili bir ticari işten doğmuştur ve bu eylem kendisi yönünden ticari bir borçtur. TTK.'nın 3. maddesi ticari işletmenin ika ettiği her türlü fiilden (eylemden) söz etmiştir. Aksine tacir olmayan kişinin bir ticari işletmesi bulunmadığından onun işletmesi ile ilgili bir haksız fiilinden söz edilemeyecektir. Ticari borcun para niteliğinde olması ve geç ödenmesi halinde ticari türden temerrüt faizi istenebileceği açıktır. Tacirin borcunun ticari olması için sözleşmeden doğması zorunluluğu getirilmediği gibi, karşı tarafın tacir olması şartı da yasada öngörülmüş değildir. Zarar tacir tarafından ticari işletmesiyle ilgili olarak meydana getirilmiş ise bu eylemden zarar gören tacir olmasa bile, TTK.'nın 3. maddesi uyarınca tacirden reeskont/avans oranında temerrüt faizi isteyebilecektir. (Y.H.G.K. 08.03.1995 tarih, E:1995/11-61 K:1995/141, 23.1.2002 gün, E:2002/4-12 K:2002/6, 03.04.2002 tarih E:2002/4-174 K:2002/259, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.06.2014 tarih 2013/14986 Esas 2014/11236 Karar sayılı ilamları) Davacı vekilinin kusur dağılımına yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; hangi tarafın kırmızı ışıkta geçtiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı kusur tespiti yönünden açık ve somut bir itiraz ileri sürülmediği, davacı tarafça bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin doğru olduğu vurgulanarak %50 kusur oranı üzerinden dava değerinin ıslah edildiği, diğer taraftan istinaf aşamasında da kusur dağılımını değiştirecek nitelikte bir delil de gösterilmediği gözetildiğinde, kazanın meydana gelmesinde davacı ile sigortalı araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğuna ilişkin kabulün dosya kapsamına uygun olduğu, ilk derece mahkemesince bu kusur dağılımı esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmekle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir. Davacı vekili tarafından hüküm tarihinden kısa bir süre sonra asgari ücret miktarında artış meydana geldiği ve güncel gelir rakamlarıyla yeniden hesaplama yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de dosyaya sunulan ve hükme esas alınan 24.10.2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların doğru olduğu belirtilerek 22.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerinin raporda belirlenen miktara göre artırıldığı, ilk derece yargılamasında yeniden rapor alınmasına yönelik açık bir talepte bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın raporu benimseyerek dava değerini artırmış olması karşısında bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın hükme esas alınmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı, bir sonraki yıl uygulanacak olan asgari ücret miktarının her yılın Aralık ayında tespit edileceğinin herkesçe bilinen bir durum olduğu halde ilk derece mahkemesine yargılama sırasında sunulmayan asgari ücret artışına dayalı talep ve itirazların istinaf aşamasında da ileri sürülemeyeceği gözetilerek davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin yazılı başvuru şartının yerine getirilmediğine ve hukuki yarar bulunmadığına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; davacı tarafından dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurulduğu, davalının 13.06.2022 tarihli e-postasıyla incelemesini tamamladığını bildirerek 7.005,82 TL sulh teklifinde bulunduğu, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca başvuru belgelerinde bulunduğu ileri sürülen eksikliklerin yargılama sırasında tamamlanabilmesi mümkün olup, dava öncesi yazılı başvurunun yapıldığı ve tazminat isteminin karşılanmadığı somut olayda davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin başvuru şartının gerçekleşmediği ve hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi gerektiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin temerrüt ve faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; davalı sigorta şirketinin dava öncesinde yapılan yazılı başvuruyla temerrüde düşürüldüğü, ancak temerrüt tarihinin tespit edilememesi nedeniyle ilk derece mahkemesince dava tarihinden itibaren faiz işletildiği, dava öncesinde temerrüde düşürülen davalı yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının davalı lehine olduğu gözetildiğinde, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin maluliyet raporunu düzenleyen kurulun oluşumuna ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca maluliyetin belirlenmesi amacıyla en az üç adli tıp uzmanından oluşan heyetten rapor alınması gerekli ve yeterli olup, somut olayda davacının yaralanmasına ilişkin tedavi evraklarının dosya kapsamına getirtilerek ilgili branş uzmanlarınca düzenlenen tıbbi belgelerin incelenmesi suretiyle üç adli tıp uzmanından oluşan heyet tarafından rapor düzenlendiği, Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalının 01.03.2023 tarihli raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının engellilik oranının %5, iyileşme süresinin dört ay ve bakıcı yardımı ihtiyacının üç hafta olarak belirlenmiş olması karşısında, ilgili branşların tedavi belgeleri değerlendirilerek hazırlanan raporun hükme esas alınmaya yeterli olduğu, kurulun oluşumuna yönelik itirazın yeniden rapor alınmasını gerektirmediği değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinin SGK sorumluluğunda olup poliçe teminatı dışında kaldığına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca KTK’nın 98. maddesi kapsamında SGK tarafından karşılanacak sağlık hizmet bedelleri ile geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderleri birbirinden farklı zarar kalemleridir. Bu zararlar bakımından sigorta şirketinin ZMMS poliçesinden kaynaklanan sorumluluğu devam etmekte olup somut olayda raporla belirlenen dört aylık iyileşme süresi ile üç haftalık yardım ihtiyacına göre hesaplanan ve kusur oranı gözetilerek hüküm altına alınan 5.651,80 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 1.252,12 TL geçici bakıcı giderinden davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin tedavi giderlerine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tedavi giderlerinin niteliği ve SGK sorumluluğu dışında kalan giderler yönünden yeterli açıklama yapıldığı, davalının KTK’nın 98. maddesi kapsamında SGK tarafından karşılanacak sağlık hizmet bedelleri dışında kalan belgesiz tedavi giderlerinden sorumluluğunun devam ettiği, somut olayda 500,00 TL belgesiz tedavi gideri ile 1.605,00 TL fizik tedavi giderinin sigortalı sürücünün %50 kusuru oranında hesaplanması suretiyle 1.052,50 TL tedavi giderine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğine yönelik davalı vekili istinaf itirazlarının incelenmesinde; davacıya ait adli muayene evrakları ile maluliyet raporu içeriğinden davacının maluliyetinin sol omuz-kol bölgesine ilişkin olduğu dikkate alındığında, kask takılmaması ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığı, kaza tarihi itibariyle Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde dizlik veya koruyucu elbise kullanılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmemiştir. Bu durumda davacının mevcut yaralanmasına göre somut olayda tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamış olmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E - 2022/10706 K.) Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin genel şartlar uyarınca %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi gerekmektedir. Somut olayda ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 24.10.2023 tarihli aktüerya raporunda belirtilen usul ve esaslara göre dairemizce ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce benimsenen yerleşik yargısal uygulamalar dikkate alınarak rapor düzenlendiği anlaşıldığından belirtilen yöntemin dışında rapor aldırılmasına yönelik davalı sigorta vekilinin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin davacının gelirinin belgelendirilmediğine ve tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabının zaten asgari ücret esas alınarak yapıldığı ve itirazın dosya kapsamına uymadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin hesaplamanın aktüer uzmanı tarafından yapılması gerektiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; hükme esas alınan hesap raporunu düzenleyen bilirkişinin bilirkişi siciline kayıtlı olduğu ve uzmanlık alanının aktüerya hesaplaması olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin yasal faiz yerine hatalı olarak avans faizine hükmedildiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; davalının sigortalısı olan aracın ticaret şirketi adına kayıtlı ve ticari nitelikte bir araç olduğu, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca zarar görenin avans oranında temerrüt faizi isteyebileceği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delillere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, davacı tarafça yazılı başvuru şartının yerine getirilmiş olmasına, kusur dağılımını değiştirecek nitelikte bir delil gösterilmemesine, maluliyet raporunun hükme esas alınmaya yeterli bulunmasına, müterafik kusur indirimi koşullarının oluşmamasına, tazminat hesabının asgari ücret esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant sistemine göre yapılmasına, davalının geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve SGK sorumluluğu dışında kalan tedavi giderlerinden sorumlu olmasına, faiz türü ve başlangıcına yönelik itirazların yerinde bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.568,60-TL'den peşin alınan 1.000,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.568,60-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.25/09/2026