Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/461 E. 2026/1525 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/461
- Karar No
- 2026/1525
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/461 KARAR NO : 2026/1525
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.11.2023 NUMARASI : 2022/487 E. - 2023/982 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 06.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 06.10.2026
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.11.2023 tarih 2022/487 E. - 2023/982 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili, temlik eden ... ile davalı ... ..A.Ş. arasında 08.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, diğer davalıların ise sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefiller aleyhine İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/14835 E. (Yeni esas no: 2022/2516 E.) sayılı dosyasında 06.11.2017 tarihinde icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, banka alacağı ve icra takip dosyasının müvekkili şirkete temlik edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin icra dosyasında davalı asıl borçlu şirketten alacağının 06.11.2017 tarihi itibariyle 177.465,29 TL asıl alacak, 7.626,83 TL işlemiş faiz, 381,34 TL BSMV, 2.625,95 TL masraf, 440,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 188.539,41 TL, .... plakalı aracın rehinle teminat altına alınan miktarı 52.000,00 TL olduğu, asıl borçlu şirketin sorumluluğunun 136.539,41 TL olduğu, davalı kefillerden alacağının ise 177.465,29 TL asıl alacak, 7.626,83 TL faiz, 381,34 TL BSMV, 2.625,95 TL masraf, 440,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, toplamda 188.539,41 TL olduğu, dava tarihi itibariyle banka alacağının 177.465,29 TL asıl alacak, 312.105,60 TL faiz, 15.605,28 TL BSMV olmak üzere toplam 505.176,17 TL olduğunun tespit edildiği; banka ile davalı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları kefaletlerinin kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olduğu, borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle hesabın kat edilip borçlunun da temerrüte düşürüldüğü; davalı şirketin araç için verilen rehin bedelinin düşülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine davalıların vaki itirazının 177.465,29 asıl alacak, 7.626,83 TL faiz, 381,34 TL BSMV, 2.625,95 TL masraf, 440,00 TL ihtiyati haciz ücreti olmak üzere toplam 188.539,41 TL'lik kısmı yönünden (davalı ... şirketinin 52.000,00 TL rehin bedeli düşülmek suretiyle 136.539,41 TL'den sorumlu tutulmasına) itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %40 temerrüt faizi ve %5 BSMV'si uygulanmak suretiyle takibin bu haliyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak likit nitelik taşıdığından asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. Maddesi ve 26.10.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 58. maddesi gereğince 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan muaf olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin alacağının ticari defter ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, ihtarname ile borçluların temerrüde düşürüldüğünün ve borcun ödenmediğinin tespit edildiğini, icra dosyasında 22.09.2017 - 06.11.2017 tarihleri arasında işleyen faizi talep ettiklerini, zira borçlunun 26.09.2017 olan ihtarname tebliğ tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, ayrıca 7 gün beklemek gerekmediğini, ihtarın borcu ifa isteğini içeren tek taraflı ulaşması gerekli hukuki işlem benzeri bir irade açıklaması olduğunu, ihtarın karşı tarafa ulaştığı anda hüküm ve sonuçlarını doğuracağını ve borçlunun temerrüde düşeceğini, rehin ile teminat altına alınan miktarın takip tutarından çıkarılmasının hatalı olduğunu, söz konusu aracın takipten sonra satılarak paraya çevrildiğini, ancak 52.000,00 TL değil, 31.161,98 TL elde edildiğini, takip tarihi itibariyle müvekkilinin borçlu şirketten alacağının takip talebindeki gibi toplam 190.012,49 TL olduğunu, davalı kefiller yönünden de temerrüt tarihinin ihtarnamenin tebliğ tarihi olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK'nun 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nun 589/1. maddesi gereğince kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de, bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalı kefillere bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelirse de, somut olayda temlik eden banka, gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğinden sonraki yedi gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiş, diğer bir söyleyişle muacceliyeti atıfet süresinin sonuna kadar ertelemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.(Yargıtay 19. HD 03.04.2019 tarih ve 2019/4707 E. - 2019/2247 K. Yargıtay 11. HD 02.11.2022 tarih ve 2021/3428 E. - 2022/7729 K.) Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, rehinli aracın satışı nedeniyle icra dosyasına giren tutarın bilirkişi raporunda TBK 100. md kapsamında değerlendirilmiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.