Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/997 E. 2026/998 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/997
Karar No
2026/998
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/997 - Karar No:2026/998 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/997 KARAR NO : 2026/998

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2024 NUMARASI : 2023/351 E-2024/217 K

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkilinin okul kıyafetleri ve iş elbiseleri üreten bir şirket olduğunu, “...” markası ile Eskişehir ilinde uzun yıllardır birçok eğitim kurumunun kıyafetlerini üreten ve satışını yapan en bilinir firmalardan birisi olduğunu, müvekkili ile davalı özel eğitim kurumunun, davalının okul kıyafetlerinin üretimi ve satışı hususunda anlaştıklarını, bu kapsamda taraflar arasında 2017 yılının Temmuz ayında öğrenci okul kıyafetleri sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile belirlenen renk ve desenlerde öğrencilerin bedenlerine uygun olacak şekilde orta okuldan lise son sınıfa kadar olan davalı ... öğrencileri için pantolon, etek, uzun kollu sw-shirt, kısa kollu lacost t-shirt, mont, yelek, eşofman olmak üzere toplam 7 parça kıyafet üretimi ve satışı işini müvekkilinin üstlendiğini, sözleşenin “Kapsamı ve Şartları” başlıklı 3.maddesinin 4. bendinde “Okulda kullanılucak okul kıyafetlerinin tümü Firmadan temin edilecektir. Okul söz konusu kıyafetlerin temini ve satışı için sözleşme süresince başkaca bir tedarikçi ile antaşmayacak, ürünlerin başka bir firma tarafından satışına aracılık etmeyecektir. İlk yıl hariç, okul kıyafetleri her yılın 10:20 Ağustos gününe kadar reyonlarda yerini almış olacaktır, satış fiyatları ilan edilecektir.” hükmünün bulunduğunu, bu sözleşme hükmü kapsamında müvekkili şirketin, davalı eğitim kuruma ait okul kıyafetlerinin tek üreticisi ve tek satıcısı olacağının açıkça düzenlendiğini, yine, sözleşmenin “Sözleşmenin Konusu ve Süresi” başlıklı 2. maddesinin 1. bendinde “Sözleşme 01/09/2017-30/04/2021 tarihleri arasında belirlenen şartlarda geçerli olacaktır. Sözleşme süresi 4 (dört) yıldır.” denildiğini, bu düzenlemeye müteakiben sözleşmenin “Fesih ve İptali” başlıklı 4. maddesinin 3.bendinde “Sözleşme süre bitiminde sona erer. Ancak sözleşme süresinin biteceği yıl, 30.04.2021tarihine kadar tarafların açık ve yazılı beyanı ile sözleşmenin sonlandırılacağının tebliğ edilmemesi halinde ve ek protokol yapılmaması halinde sözleşme kendiliğinden 2 (iki) yıl daha uzamış sayılır ve işbu sözleşmenin şartları 2 yıl süre ile aynı yazılı olduğu şekilde devam eder. 2 yılın sonunda Sözleşmenin uzaması bu sözleşmenin 4.3.maddesindeki şartlara bağlıdır." hükmü ile sözleşmenin kendiliğinden uzama ve devamı hali somut olarak düzenlendiğini, ayrıca, sözleşmenin “Okul Kıyafet Değişimi” başlıklı 3. maddesi 7. Bendinde “2017-2021 eğitim öğretim yılları için belirlenen kiyafet nümüneleri en az az 4 yıl giyilecektir. Ancak sözleşmenin hitamından önce kıyafetlerde değişiklik yapılması gerekirse tarafların yazılı olurları tde yapılabilecektir. Sözleşme ikinci 4 yıl için uzatılırsa kıyafet değişimi talebi en geç 28/02/2021 tarihinde firmaya yazı ile bildirilecektir” açık düzenlenmesi ile sözleşmenin devamı halinde, kıyafetlerde yapılması istenilen değişikliklerin belirli bir tarihe kadar yazılı olarak bildirilmesi gerektiğinin ortaya konduğunu, davalı tarafça müvekkili şirkete sözleşmede belirtildiği şekilde açık ve yazılı bir biçimde sözleşmenin sonlandırılmasına ilişkin bir tebliğ yapılmadığını veyahut taraflarca herhangi bir ek pratokol de imzalanmadığını, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili madde hükmü kapsamında 2 yıl süre ile uzadığını, sözleşmenin aynı koşullar ve şartlarla 30.04.2023 tarihine kadar yürürlükte olduğunu, yine uzayan sözleşme kapsamında, 28.02.2021 tarihinde kıyafetlerde değişiklik yapılması talebini içeren herhangi bir yazılı bildirimin de davalı tarafça müvekkiline iletilmediğini, 2021-2022 eğitim ve öğretim dönemi için önceki dönemlerde üretilen ve satışı yapılan ürünlerde herhangi bir değişiklik olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 2023 yılının Nisan ayına kadar uzamış olması ve kıyafetlerde herhangi bir değişikliğe gidilmemiş olması nedeniyle müvekkili tarafından devam etmekte olan sözleşmeye uygun olarak okul kıyafetleri üretildiğini ve satış fiyatlarının da liste olarak ilan edilerek, ürünlerin 2021-2022 eğitim öğretim yılının başlangıcından evvel ve süresinde reyonlarda yerini aldığını, bu kapsamda sözleşme hükümlerine, önceki yıllardaki üretim ve satış rakamları ile okulda öğrenim gören ortalama öğrenci sayısına göre; 175 adet lise uzun kollu gömlek, 354 adet orta okul uzun kollu gömlek, 255 adet kısa kollu lacost t-shirt, 80 adet uzun kollu lacost t-shirtün müvekkilince devam eden sözleşme hükümleri kapsamında edimleri yerine getirildiğini ancak davalı tarafça sözleşme hükümlerine aykırı şekilde okulda öğrenim gören öğrencilerin velilerine okul kıyafetlerinin müvekkil şirketten temin edilmemesi, okul kıyafetlerinin öğrencilere kendileri tarafından dağıtılacağının, hatta okul kıyafetlerini müvekkili şirketten temin eden bazı velilere de kıyafetleri iade etmesi gerektiğinin bildirildiğini, 2021-2022 eğitim öğretim yılı sona ermiş olmasına rağmen, geçen süreçte sözleşme kapsamında “tek satıcı” mahiyetinde olan müvekkilinden herhangi bir okul kıyafeti alımı gerçekleşmediğini, okulda öğrenim gören öğrenci velilerinden şifahen alınan bilgiye göre, davalı kurumun sözleşmeye aykırı olarak okulda eğitim görmekte olan öğrencilerin 2021-2022 eğitim döneminde kultanmakta olduğu okul kıyafetlerinin temini ve satışı için müvekkili şirketten başka bir tedarikçi ile anlaştığını, müvekkili haricinde başka bir firmaya ürettirmiş olduğu okul kıyafetlerinin okulda ücreti karşılığında satışının davalı kurum tarafından gerçekleştirildiğinin öğrenildiğini, bu hususun her ne kadar dilekçe ekinde sunulan davalı tarafça müvekkiline keşide edilen cevap yazısı ile ikrar edilmekte ise de, ayrıca tanık sıfatı ile dinlenecek okulda öğrenim gören öğrencilerin velilerin anlatımları ile ispatlanacağını, bunun yanın sıra davalı şirketin ticari defter kayıtlarının ve özellikle mizanın incelenmesi ile tekstil ürünü tedarikinin sözleşmeye aykırı olarak başkaca bir firma tarafından yapılmış olduğunun da ortaya çıkacağını, gerekli görülmesi halinde, davalı eğitim kurumunun yerleşkesinde keşif yapılmak sureti ile öğrenciler tarafından kullanılmakta olan kıyafetlerin müvekkili şirket tarafından üretilen ürünler olup olmadığının tespitinin de mümkün olduğunu, davalı tarafça, yürürlükte olan sözleşmenin emredici hükümlerine aykırı olarak okul kıyafeti niteliğindeki ürünlerin, üretimi ve satışı hususunda başka bir tedarikçi ile anlaşılmış olması ve satışına aracılık edilmesi nedeniyle müvekkili şirketin davalı kurumda öğrenim gören öğrenciler için üretmiş olduğu ürünlerin tamamının elinde kaldığını, söz konusu okul kıyafetlerinin davalı ...'nin okul logosunu içeren nakış ve baskılı olarak üretilmiş ürünler olup, yeniden değerlendirilmesi ve başka şekilde satışa arzının da mümkün olmadığını, bu nedenle davalı tarafın sözleşmeye açıkça aykırı eylemleri neticesinde müvekkilinin maddi zararı meydana geldiğini, müvekkilince davalı özel eğitim şirketine keşide edilen Eskişehir 4. Noterliği'nin 30.11.2021 tarihli ve 28776 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile söz konusu maddi zararın tazmininin talep edildiğini, işbu ihtarnamenin davalı tarafa 01.12.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilince uğranıları zararın tazmini talebini içerir ihtarnameye yanıt olarak davalı tarafça Eskişehir 2. Noterliğince keşide edilen cevabi yazıda çeşitli soyut gerekçelere yer verilmek suretiyle sözleşme hükümlerinin davalı tarafça ihlal edildiği hususunun açıkça ikrar edildiğini, taraflar arasında akdedilen “Okul Kıyafetleri Sözleşmesi” kapsamında müvekkilince üretilerek satışa hazır hale getirilen ancak davalının sözleşmeye aykırı hareketleri nedeniyle müvekkilinin elinde kalan ürünlerin halen müvekkilinin satış mağazasının deposunda muhafaza edildiğini, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararın tespiti yönünden, tekstil ürünlerin üretim adedi, niteliği ve türü, maliyet ve satış fiyatları, tekstil ürünü olarak değişik şekillerde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve neticeten müvekkilinin maddi zararının miktarının belirlemesi için mahallinde keşif yapılarak bilirkişiden yeniden rapor aldırılması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık olmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihi olan 01.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir, 16.01.2024 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; taleplerini 107.210,74 TL artırarak toplam 108.210,74 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ihtarnamenin tebliğ edildiği 01.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; dosyanın esasına girilmeden önce davanın usulden reddi gerektiğini, davacı ve davalı tarafın aynı olduğunu, davaya konu sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından açılmış bir dava ve neticede kesinleşmiş bir hüküm bulunduğunu, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/539 E- 2023/177 K sayılı dosyasında müvekkili aleyhine aynı konu ve sözleşmeye ilişkin davacı ... tarafından açılmış ve hüküm verilmiş bir dosyanın bulunduğunu, HMK'nun 114/1 maddesinde dava şartlarının düzenlediğini ve i bendinde “Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.” hususunun yer aldığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle esas incelemesine geçilmeden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, bu durumda davacının hukuki yararı bulunmamakla birlikte kötü niyeti söz konusu olduğunu, davacının ürettiği tüm ürünler hatalı ve sözleşme kapsamında belirtilen niteliklere haiz olmayıp, müvekkili tarafından yapılan anketler sonrasında memnuniyetsiz oranının yüksek olması nedeniyle tekrar anlaşma sağlanmadığını, davaya konu sözleşme 2017 yılı ile 2021 yılı arasını kapsayan ve müvekkiline ait okula üniforma temin edilmesine ilişkin bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin bu süreçte sözleşmenin tüm şartlarına eksiksiz olarak riayet ettiğini, söz konusu sözleşmenin müvekkili kuruma gelen şikayetler ve yapılan anketler, covid 19 süreci ile tespit edilen memnuniyetsizlik neticesinde, sözleşmede öngörülen 4 yıllık sürenin bitiminde tarafların sözleşmenin yenilenmemesi yönündeki irade birliği ile sona erdiğini, 2019-2020 ve 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında, müvekkili şirketin velileri ile yaptığı memnuniyet anketinde, davacı şirketin ürünlerinden memnuniyet oranının %35,4 çıktığını, davacının ürünlerinin istenilen kalitede olmadığını, dava konusu sözleşmenin 2.1 maddesi uyarınca “...’tan belirlenen yerler ve belirlenen kalitede ve modelde satın alacağı, erkek ve kız öğrenci okul kıyafetleri alımı işi iş bu sözleşmenin konusunu teşkil etmektedir” şeklinde olduğunu, ürünlerin istenilen kalitede olmadığını, müvekkili kurumun veliler ile memnuniyet anketleri ve aldığı dilekçelerde bu durumu tespit ettiğini, müvekkilinin özel bir eğitim kurumu olarak veli memnuniyetini yüksek tuttuğunu, müvekkilinin veli memnuniyetinin düşük olduğu iş kalemlerinde hizmet almadığını, müvekkilinin velilerin memnuniyetini de ....com isimli eğitim hizmet portalından takip ettiğini, söz konusu portalda anketlere müdahale etmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, davacının ürünlerinin kalitesini sorgulayıp ve anket yaptığını, velilerin %81,3’ünün ankete katıldığını ankete katılım sonucunda %46,2’si “Hayır” cevabını vermiş olup, %18,5’u “Kararsızım” cevabını verdiğini ve toplamda kullanıcıların yaklaşık %66’sının davacının ürünlerinden memnuniyeti konusunda olumlu görüş vermediğini, böyle durumda, bu derece düşük anket sonuçlarının ise müvekkili şirket açısından kabul edilebilir bir durum olmadığını, daha önce gönderilen ürünlerin sorunlu olduğunun, davacı şirket yetkililerine sözlü olarak belirtildiğini, şirket yetkililerinin ise covid-19 salgını nedeniyle yaşanan ekonomik durgunluk ve sözleşmenin son senesi olması gerekçesiyle müvekkilinden anlayış göstermesini beklediklerini, müvekkilinin de sözleşme sona erene kadar bu anlayışı fazlasıyla gösterdiğini, ardından sözleşme süresinin dolmasıyla taraflar sözleşmenin sona ereceği yönünde mutabakata vardıklarını ve böylece sözleşmeden doğan yükümlülüklerin sona erdiğini, bu nedenlerden dolayı müvekkilinin davacı şirkete karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, doğru dahi olsa, davacı tarafın ifaya hazır olmadığını, ifaya hazır olduğunu beyan eden ihtar ve bilgilendirmelerini müvekkiline gönderilmediğini, müvekkilinden özellikle kaç adet tişört, önlük, eşofman lazım olduğu yönünde bilgi istemediğini, davacının, kendi iradesine göre talep ve sayı bildirilmemesine rağmen üretim yaptığını, sözleşmede düzenlendiği ve davacı tarafça da malum olduğu üzere, her yıl Haziran ayında müvekkili şirket ile görüşme yapılarak istenilen ürünlerin adet ve tasarım örneklerinin belirtilmesi gerekli olduğunu, davacı tarafın, müvekkilinden talep konusu ürünlerin neler olduğunu, kumaş kalitesi, tasarım, hangi bedenden kaçar adet üretilmesi gerektiği, logo yerleşim ve basım şekli konularında yazılı bilgi ve onay alması gerekmekteyken, 2021 yılı Haziran ayı ve sonrasında böyle bir çalışma yapılmadığını, davacı tarafın ifaya hazırlanmadığını, yine davacı şirketin onay almasının ardından yapılan çalışmalara ilişkin numuneleri müvekkiline göndermesi ve müvekkilinden üretimin yapılabileceğine ilişkin onay alması gerektiğini ancak buna ilişkin de herhangi bir çalışma yapılmadığını, müvekkili şirketi temerrüde düşürmediğini, bundan dolayı davacı şirketin kusurlu olduğunu, davacının her yıl Haziran ayında yapması gereken müvekkili şirket ile görüşmenin, müvekkili şirketten talep konusu ürünlerin ve niteliklerinin neler olduğu, kaç adet basılması ve dikilmesi gerektiği, şekli ve tasarımı konusunda bilgi edinme, onay alma ve diğer yükümlülüklerini ifa etmemesi nedeniyle sözleşmenin fiili olarak davacı tarafça da feshedildiğini, davacı tarafın talep konusu ürünlerin neler olduğunu, kumaş kalitesi, tasarım, hangi bedenden kaçar adet üretilmesi gerektiği, logo yerleşim ve basım şekli konularında yazılı bilgi ve onay alması gerektiğini, 2021 yılı Haziran ayı ve sonrasında böyle bir çalışma yapılmadığını, davacı tarafın, belirtilen dönemde onay alma için müvekkiline herhangi bir bildirim ya da talepte bulunmadığını, sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmediğinin açık olduğunu, davacının müvekkiline numune göndermemesi ve ilgili dönemde ürünleri hazır ettiklerine ilişkin herhangi bir beyan veya ihtarda bulunmaması sözleşmenin yürürlükte olmadığının ispatı olduğununu, ayrıca aradan geçen yaklaşık 1 yıla rağmen davacı tarafın talepte bulunmadığını, eğitim-öğretim sürecinin başlamasına rağmen davacının iyiniyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde ifayı ve ifa durumunu tespit etmesi gerektiğini, yani 1 yıllık süreçte davacının müvekkiline bir şekilde ulaşıp tedarik durumunu, ürünlerin nasıl olması gerektiğini sorması, ifaya hazır olduğunu belirtmesi, eğer müvekkilinden böyle bir talep yok ise hazır ettiği ürünler için tevdi mahalli talep etmesi gerektiğini, davacının her ne kadar üretimde bulunduğunu iddia etmiş olsa da, sona eren sözleşmede numune, beden, sayı, ürün özellikleri veya tasarım belirtilmezse önceki yıllarda belirtilen üretim ve satış rakamlarına göre üretim yapılmasına ilişkin bir düzenleme olmadığını, bundan dolayı yapmış olduklarını iddia ettiği üretim sözleşmeye açıkça aykırılık teşkil ettiğini, tüm dünyada 2019 Aralık ayından bu yana covid 19 pandemi koşulları mevcut olduğunu, bu pandemi koşulları içinde pek çok şirketin uzaktan çalışmaya geçtiğini, okulların kapandığını yüz yüze eğitime uzun süreli olarak ara verildiğini, bu süreçte pek çok öğrencinin kayıt sildirdiğini, pek çok sözleşme koşulunun da esaslı olarak değiştiğini, müvekkili şirketin de bir özel eğitim kurumu olduğunu, pandemi koşullarında Milli Eğitim Bakanlığı kararı ile bizzat bu süreçten etkilendiğini, müvekkilinin yaklaşık 1 yıl boyunca yüz yüze eğitime ara verildiğini, 2020 yılı Mart ayından 2021 yılı Şubat ayına kadar geçen süreç zarfında yüz yüze eğitim olmadığını, haliyle bu süreçte de uzaktan eğitime geçildiğini, okul üniforması ihtiyacı ortadan kalktığını, TTK 18/2 maddesinde “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” hükmünün bulunduğunu, basiretli tacirden beklenen, sözleşme ve yasanın öngördüğü borç ve yükümlerin yanında bizatihi bu kavramın gerektirdiği borç ve yükümleri, tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özenin göstermesinin gerekli olduğunun vurguladığını, davacının, pandemi şartları ve covid 19 tedbirleri kapsamında, kendisi tarafından süresi içinde talep edilmeyen, kendisinin süresi içinde ürün, sayı, tür, cins bilgisi almadığı, ifaya hazır olmadığı bir ürünün bedelini talep ettiğini, davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özenin göstermesi üzerine hareket etmesi gerekirken, bu şekilde hareket etmemesi üzerine meydana gelen zarardan müvekkilini sorumlu tutmasının dürüstlük kuralı ve iyiniyet ile bağdaşmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen ürünlerin hepsini ürettiğini ve 220.000,00 TL muayene edilip, ürünleri üretip üretmediği, rayiç değeri, maliyeti ve giderlerinin hesap edilmesinin gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dosyanın tümü üzerinde yapılan incelemede; davacının, taraflar arasında imzalanan ve öğrenci okul kıyafetleri sözleşmesinin ihlali nedeniyle oluşan zararlarını talep ettiği, davaya ilişkin delillerin toplandığı ve ilgili yerlerden getirtildiği ve keşifle birlikte bilirkişiler tarafından rapor düzenlendiği ve rapora göre davacının zararının 108.210,74 TL olabileceğinin bildirildiği, bilirkişi raporu, taraflarca sunulan deliller hep birlikte dikkate alındığında, sözleşme hükümleri gereği taraflarca bir bildirimi yapılmadığından uzamış sayılması gerektiği, ayrıca davalının ürünlerin ayıplı olduğu ve belirtilen standartlarda olmadığı konusunda itirazları varsa da, buna dair dosyaya somut bir delilin sunulmadığı ve bu nedenle davalının bu savunmalarının sözleşmenin haklı nedenle feshini oluşturmayacağı ve yukarıda da belirtildiği üzere sözleşmenin uzamış sayılması gerektiği, ayrıca davacının tek üretici ve tek satıcı olması nedeniyle de davacıya özel üretmiş olduğu ürünleri dava dışı başka bir kişiye satma durumunun da bulunmadığı ve davalının sözleşmeyi ihlali nedeniyle davacının bu zararlarını da karşılaması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 108.210,74 TL'nin 01.12.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasındaki sözleşmenin üretim ya da satım sözleşmesi değil, tedarik sözleşmesi olduğunu, buna göre söz konusu dönemde müvekkili kurumun okul kıyafetleri konusunda davacı firmanın tek tedarikçi olduğunu, müvekkilinin okul kıyafeti üretim, stok ya da satış adetleri hakkında hiçbir zaman bilgi sahibi olmadığını, yalnızca velilere okul kıyafetlerini buradan temin edebileceklerini belirttiğini, nitekim sözleşme kapsamında taraflara düşen edimlerin; davacı yönünden, elde ettiği verilerle, arz-talep dengesini gözeterek üretim yapmak, stok bulundurmak ve stoktaki ürünlerin satışını sağlamak, müvekkili yönünden ise kendisinden istenen bilgileri (öğrenci sayısı, yaş aralığı, logo vb.) doğru bir şekilde iletmek ve velileri davacı firmaya yönlendirmek olduğunu, sözleşmenin bir mal üretimi ya da mal satışını içermediğini, müvekkili kurumun üretim ve satış adetlerine ilişkin bilgisi dahi olmadığını, üretim ve satış faaliyetleri ile herhangi bir bağlantısının da olmadığını, yalnızca velilere kıyafetleri davacı firmadan alabileceklerini belirtmekle yükümlü olduğunu, nitekim sözleşme süresince bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, mahkemece yanılgıya düşülerek sanki üretilen ürünlerin satışını müvekkilinin yapması gerekmekte gibi bir değerlendirme yapıldığını ve satılmayan ürünlerin deyim yerindeyse maddi tazminat adı altında müvekkiline fatura edildiğini, oysa müvekkilinin hiçbir zaman söz konusu üretimler hakkında bilgi ve söz sahibi olmadığını, satış aşamasındaki bu üretimlerin müvekkilinin okul sınırlarına dahi hiçbir zaman girmediğini, davacı firma tarafından üretilen ve stokta bulundurulan ürünler yine davacı firma tarafından kendi işletmesi ve mağazasında satıldığını, sözleşme ile de sabit olduğu üzere müvekkilinin malzeme alım, üretim, stok, satış, ödeme de dahil olmak üzere hiçbir aşamaya dahil olmadığını, müvekkilinin yerleşke sınırlarında hiçbir zaman satış işlemi yapılmadığını, stant açılmadığını, ürün bulundurulmadığını,tüm bu faaliyetlerin davacı firmanın tekelinde olup, basiretli tacir olarak yürütmesi gereken ve müvekkilinin ilgisi ve dahilinde olmayan konular olduğunu, müvekkili kurumun tıpkı sözleşmeye konu kıyafet tedarikinde olduğu gibi pek çok konuda da benzer sözleşmeler yaptığını, örneğin okul servisi konusunda velileri yönlendirdiği bir firma olduğunu ancak bu firmanın bekledikleri kadar öğrenci servis hizmeti almadığını, bu nedenle zararı ödeyin demediklerini ya da benzer şekilde okul bünyesinde bulunan kantinin işletmesini dışarıya verdiğini, kantin işletmesi tarafından biz şu kadar ürün getirmiştik ancak hiç satılmadı ürün bedellerini siz ödeyin denilmediğini, nitekim yasa ya da aradaki sözleşme gereği böyle bir talepte bulunmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın huzurdaki dava ile yaptığı üretimlerin satılmamasından müvekkilinin sorumlu tutmaya çalıştığını ve üretim bedellerini zarar olarak müvekkiline yansıtmaya çalıştığını ancak sözleşme ile de sabit olduğu üzere müvekkilinin malzeme temini, üretim, stok, satış da dahil olmak üzere hiçbir süreçte yer almadığını, yalnızca velilere tedarikçi firma olarak davacı firmayı belirttiğini, müvekkilinin satış aşamasından dolayı lehine ya da aleyhine bir sonuç çıkarılamayacağını, ürünlerin satılmaması üretici, tedarikçi ve satıcı firma olan davacı firmadan kaynaklandığını, davacı tarafın her ne kadar kendi sorumluluğunu müvekkiline yükletmek adına müvekkilinin yönlendirme yapmadığı yönünden asılsız ve soyut ithamlarda bulunmuş olsa da, 2017-2021 yıllarında yaptığı gibi her yıl Haziran ayında müvekkilinden yaş aralığına göre öğrenci sayısını öğrenmesi ve bu bilgiyi değerlendirerek satış tahmini yapması, bu doğrultuda üretim aşamasına planlaması gerekirken, dava konusu dönemde müvekkilinden hiçbir bilgi istemeyip herhangi bir tahmin ya da hesaplama faaliyetinde bulunmayıp, kontrolsüz üretim yapmasının basiretli tacir gibi davranmadığını gösterdiğini, davacı tarafın sözleşme kapsamında zaten ifaya hazır olmadığını, bir öğretim yılı başlarken okuldan kaç öğrencinin kayıt yaptırdığını, kaçının yenilenen kayıt olduğunu, kaçının yeni öğrenci olduğunu öğrenmeden kendi iradesine göre üretim yapması haksız kazanç elde etme çabası olduğunu ,davacı tarafın, müvekkilinden yukarıdaki konularda yazılı bilgi ve onay alması gerekmekteyken 2021 yılı Haziran ayı ve sonrasında böyle bir çalışma yapılmadığını, bir diğer ifade ile davacının ifaya hazırlanmadığını bilgi edinme, onay alma ve sözleşmeden doğan diğer yükümlülüklerini yerine getirmediğini nitekim müvekkilinin davacıdan önce hizmet aldığı firma olan ..., her sene öğrenci sayısını yaş grubu istediğini ve buna göre yaptıkları çalışma neticesinde üretim yaptığını ve bu üretimleri ... mağazalarında satışa sunduğunu, ... ile sözleşme sona ererken müvekkilinin ellerinde ürün kalıp kalmadığını bilmediğini, çünkü sözleşmenin konusu olmadığını ve müvekkilinin elde kalan ürüne ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığını, diğer yandan müvekkili ile iletişime geçmeden, bilgi almadan üretim yaptığı ve müvekkilinin bir yıl sonra haberdar ettiği bu dönem halihazırda covid-19 pandemi dönemi olduğunu, söz konusu dönemde zaten kesintisiz yüz yüze eğitim verilemediğini, tedbirler nedeniyle öğrencilerin büyük bir bölümünün kayıt sildirdiğini ve nihayetinde okul forması almamakta olduğu bir süreç olduğunu, 2020 yılı Mart ayından 2021 yılı Şubat ayına kadar geçen süreç zarfında yüz yüze eğitim olmadığını, haliyle bu süreçte de uzaktan eğitime geçildiğini, okul üniforması ihtiyacının ortadan kalktığını, böyle bir süreçte, herhangi bir veri olmaksızın üretim yapılmasının ticari hayatla bağdaşmadığını, davanın mahkemece verilen hatalı karar ile kabul edildiğini ve müvekkilinin kendisinden habersiz olarak bir yıl önce yapılan üretimlerin tümümün bedelinden aynen faiziyle sorumlu olduğu hususunun da göz önünde bulundurulursa, davacı tarafça afaki bir üretim yapılması halinde de müvekkilinin sorumluluğunun gündeme geleceği sonucuna varıldığını, üretim aşamasında bu etkenlere değindikten sonra, bunlardan bağımsız olarak, müvekkilinin ürettiği ürünlerin kalitesinin veliler tarafından kabul görmemekte olduğunun da dosya kapsamındaki somut verilerle sabit olduğunu, nitekim müvekkili tarafından ... eğitim hizmet portalında yapılan okul kıyafeti anketleri sonrasında memnuniyet oranının düşük olduğunun görüldüğünü, taraflar arasında yapılan sözleşme ile müvekkili kurum tarafından ürünlerin bedelinin ödeneceği taahhüt edilmediğini, okula kayıt yaptıran öğrencilerin velilerinin okul kıyafet alışverişinde davacı kuruma yönlendirileceği kararlaştırıldığını, dava konusu sözleşmenin üretime ya da mal alım-satımına ilişkin bir sözleşme olmadığını, zaten bu nedenle sözleşmede ücrete ilişkin düzenleme bulunmadığını, bir mal ya da hizmet alımı söz konusu olmadığını, nitekim sözleşmenin ilk yılında da taraflar arasında para alışverişi olmadığını, fatura kesilmediğini ve bu durumun ticari defterlerle ve kayıtlarla da sabit olduğunu, müvekkili kurumun yalnızca kuruma kayıt yaptıran öğrenci velilerini okul kıyafeti alışverişi hususunda davacı kuruma yönlendirmeyi taahhüt ettiğini, alışveriş yapma konusunda tercih ise öğrenci ve velilerine ait olduğunu tüketicinin kendi iradesi doğrultusunda işlem yaptığını, hal böyle iken davacı tarafından yapılan üretimlerin müvekkiline fatura edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, her şeyden önce aradaki sözleşme ilişkisinin yanlış değerlendirildiğini, müvekkilinin eğitim kurumlarında yaygın uygulama olan okulda satış işlemini yaptığı düşüncesiyle zarardan müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, oysa sözleşme ve dosya kapsamıyla sabit olduğu üzere müvekkilinin pek çok eğitim kurumundan farklı olarak satış amaçlı üretilen kıyafetleri hiçbir zaman kendi kurumuna sokmadığını, kendi kurumu sınırlarında herhangi bir stant açmadığını sipariş almadığını, ürün teslimi yapmadığını, müvekkilinin üretim, stok ve satış aşamalarının hiçbirine dahil olmadığını, nitekim davacı firmanın dahi aksi yönde bir iddiası olmadığını, üretimin de satışın da davacı firmanın tekelinde olduğunu, sözleşme ve somut durum incelendiğinde davacının uğradığını iddia ettiği zararın müvekkili ile ilgisi olmadığını ve müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğinin açık olduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği zarar doğrudan üretimlerin tutarı olarak değerlendirildiğini ancak yapılan tüm üretimlerin satın alınacağı garantisinin de olmadığını, davacı firmanın ürettiği tüm ürünlerin değerini zarar olarak yansıtmaya çalışmasının art niyetli ve dürüst olmayan bir yaklaşım olduğunu, mahkemece de bu yönde değerlendirme yapılmasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşme hukukunda sözleşmenin ihlal edildiğini ve zarara uğradığını ispat külfetinin davacıda olduğunu, bu kapsamda davacının zararını somutlaştırması gerekli olduğunu ancak yargılama esnasında zararın somutlaştırılmadığını, bununla da kalınmayıp davacı tarafından yapılan bu üretimlerin tümünün satılacağı gibi bir anlayışla tüm üretim bedellerinin zarar olarak yansıtıldığını ve bu zarar hesaplamasında esas alınan rayiç değerlerin somutlaştırılmadığını, dolayısıyla denetime elverişli olmayan bilirkişi hesap raporu ile hatalı bir karar verildiğini, delillerinin değerlendirilmediğini ayrıca gerekçeli kararda veli anketlerine ve şikayetlerine, bunların doğurabileceği sonuçlara ilişkin olarak da herhangi değerlendirme yapılmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin “Sözleşmenin Konusu ve Süresi” başlıklı 2. maddesinin 1. bendi; “Sözleşme 01/09/2017-30/04/2021 tarihleri arasında belirlenen şartlarda geçerli olacaktır. Sözleşme süresi 4 (dört) yıldır.” olarak düzenlendiği, , sözleşmenin “Fesih ve İptali” başlıklı 4. maddesinin 3.bendinde ; “ Sözleşme süre bitiminde sona erer. Ancak sözleşme süresinin biteceği yıl, 30.04.2021tarihine kadar tarafların açık ve yazılı beyanı ile sözleşmenin sonlandırılacağının tebliğ edilmemesi halinde ve ek protokol yapılmaması halinde sözleşme kendiliğinden 2 (iki) yıl daha uzamış sayılır ve işbu sözleşmenin şartları 2 yıl süre ile aynı yazılı olduğu şekilde devam eder. 2 yılın sonunda Sözleşmenin uzaması bu sözleşmenin 4.3.maddesindeki şartlara bağlıdır. “hükümleri gereğince , sözleşmenin biteceği yıl itibariyle 30/04/2021 tarihine kadar feshedildiğinin bildirilmemesi durumunda 2 yıl uzayacağının kabul edilmiş olmasına, davalı tarafça bitiş tarihi itibariyle bağlı olmayacağına dair davacıya gönderilen bir ihtar bulunmamasına bu nedenle akdi ilişkinin 2023 yılına kadar uzamış sayılması gerektiğinin kabulünün gerekeceği, mahkemece sözleşme konusu olan ve davacı tarafça mahallinde gösterilen ürünler üzerinde inceleme ve değerlendirme yapılmış olmasına, bilirkişilerce usulüne uygun imalat bedelinin belirlenmesi ile davacı elinde bulunan malların davalıya iade edileceğinin tabi bulunmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.391,87 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.847,96 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.543,91 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 25/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/997, K. 2026/998, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-997-e-2026-998-k-f82e8510ada9