Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1239 E. 2026/2576 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1239
- Karar No
- 2026/2576
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1239
KARAR NO :2026/2576
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/02/2026
NUMARASI :2025/131 E - 2026/121 K
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ve A.Ş ile ... A.Ş arasında yapılan kira sözleşmesine konu taşınmazın müvekkili ile ... A.Ş arasında yapılan sözleşme ile el değiştirdiğini, kira sözleşmesinin ve peşin alınan kira bedellerinin kira sözleşmesinin yeni tarafı olan müvekkili şirkete aktarılması gerektiğini, ancak ihtarname ile talep edilen bedellerin müvekkili şirkete ödenmediğini, başlatılan icra takibine de haksız itirazda bulunulması nedeniyle takibin durduğunu, arabuluculuk başvurusunda da bir sonuç alınamadığını beyanla davalarının kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından peşin harç eksik ödendiğini, bilindiği üzere itirazın iptali davalarının genel hükümlere göre nispi harca tabi olduğunu, bu doğrultuda itirazın iptali davasında harca esas değer asıl alacak miktarı olarak dikkate alındığını,davacı yanın huzurdaki dosyada peşin harcı eksik yatırdığını, bu kapsamda,davacıya öncelikle eksik harcı tamamlaması konusunda uygun süre verilmesi gerektiğini,harcın tamamlanmasından sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiğini , aksi halde dosyanın işlemden kaldırılması ve süresi içinde harç ikmaliyle yenilenme yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini,Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğuna,davacı yanın tarafı olduğu finansal kiralama kiracı değişikliği sözleşmesi davacı yanın kiralananı mevcut hukuki durumuyla kabul ederek devraldığını açıkça ortaya olduğunu, 01.09.2023 tarihli Kira Sözleşmesinden ("Kira Sözleşmesi") sonra akdedilen ve davacı tarafın da tarafı bulunduğu 13.12.2023 tarihli Finansal Kiralama Kiracı Değişikliği Sözleşmesi ("Satış Sözleşmesi") davacı tarafın taşınmazı hukuki durumunu bilerek, taşınmazı olduğu gibi kabul ettiğini yazılı biçimde ispatladığını, ilgili sözleşmenin 6. maddesinde davacı taşınmazı gezip, incelediğini ve mevcut haliyle kabul ettiğini beyan etmekte olduğunu, yine aynı hükümde davacı, devir eden Müvekkili Şirketten hiçbir hak ve talepte bulunmayacağını, bu anlamda müvekkil şirketi en geniş anlamda ibra ettiğini kabul edildiğini,Satış Sözleşmesinin eki niteliğinde bulunan ve müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan Satış Ünite Genel Şartnamesinin 1. maddesinde, davacının bağımsız bölümü serbestçe incelediğini, tapu kayıtları, inşaat ruhsatı ve imar durumu hakkında bilgi aldığını, ana gayrimenkulü yerinde gördüğünü, bütün koşulları bildiğini ve bu hali ile inceleyip bilgi sahibi olduğunu kabul ettiğini, davacı ilgili hükmün devamında taşınmazı yerinde görerek beğenerek sözleşme şartlarına ve eklerine uygun olarak teslim aldığını ve müvekkili şirketin başka hiçbir yükümlülüğü kalmadığını ayrıca kabul ettiğini,davacı yan tarafından sunulan kira sözleşmesinin 01.09.2023 tarihli, Satış Sözleşmesi'nin ise daha yeni (13.12.2023 tarihli) olduğu gözetildiğinde davacı yanın kiralananın hukuki durumunu bilmeksizin devraldığından bahis mümkün olmadığını, davacı yan sunulan Satış Sözleşmesinde devir eden müvekkili şirketin başka hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketi en geniş anlamda ibra ettiğini açıkça kabul ettiğini,müvekkili şirketin herhangi bir iade borcundan sorumlu olduğu iddiası kötü niyetle hak iddia etme çabasından öteye geçmediğini, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı yanın basiretli bir tacir olarak davranma yükümlülüğü gözetildiğinde,kötü niyetli davanın reddi gerektiği açık olduğunu, davacının taşınmazı edinmeye yönelik sözleşme müzakerelerinde ve taşınmazın hukuki durumunun tespitinde basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerektiği muhakkak olduğunu, ayrıca, davacının satın alma aşamasında taşınmazı gezip, görmeden, içindeki kiracı ile iletişim kurmadan, kira bedelinin ne kadar olduğu ve nasıl ödendiğini öğrenmeden, taşınmazı satın aldığının kabulü hem yukarıda sunulan sözleşme hükümlerine hem de hakkaniyete aykırı olacağını, böyle bir kabul hayatın olağan akışı ile de bağdaşmayacağını, davacının taşınmazı ödeme biçimini bilerek satın aldığını,davacı yanın taşınmaz devir şartlarını bildiğinin kira sözleşmesinden doğan her türlü alacak ve güvence bedelinin iade edilmeyeceği hususunda mutabık kalındığının kabulü gerektiğini, eldeki davada, davacının ticarî bir şirket olup, basiretli bir tacir olarak hipermarket olarak kullanmak amacıyla kiraladığı taşınmazın nitelik ve özellikleri konusunda gazete ilanları ile yetinmeyip gerek hukukî, gerekse fiziki özellikleri yönünden gerekli araştırmaları yapması ve ondan sonra kira sözleşmesini imzalaması gerektiğini, davacı şirketin, taşınmazın inşaat hâlinde olduğunu görerek ve taşınmazın durumunu bilerek kiraladığını,bu kapsamda, hem sözleşme müzakeresi sırasında hem de bizzat sözleşme hükümlerinde taşınmazın hukuki durumunu bilerek, olduğu gibi kabul eden davacının devrin gerçekleşmesinin ardından iade talebinde bulunması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkili şirketin iade yükümlülüğü olduğu kabul edilse dahi müvekkili şirketin borcun tamamından sorumluluğu bulunmadığını, kira sözleşmesi uyarınca kiralanan taşınmazın müvekkili şirket tarafından tek başına kiralanmadığını, kira sözleşmesinin kapak sayfasından da açıklıkla anlaşılabileceği üzere taşınmazın dava dışı ... ... Şirketi ("... Gayrimenkul") ile birlikte kiralandığını, kira sözleşmesinden doğan semereler de %60 oranında dava dışı ... tarafından, geriye kalan %40 oranında semerenin ise müvekkili şirket tarafından edinileceği düzenlendiğini, kira sözleşmesinin "Kira Bedeli ve Kira Artışları" başlıklı 5. maddesi "Kiralananın kira bedeli ilk iki yıl için aylık net 165.000-TL (YüzSeksenbeşBinTürkLirası) +KDV'dir. KDV ve vergiler kiracıya ait olduğunu, Bu bedelin %60'ı (99.000-TL+KDV) ... ... A.Ş'ye ödeneceğini, kiracının 24 (YirmiDört) aylık kira bedelini işbu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariye kiralayana peşin olarak ödeyecek, ödenen bu bedel kira borcundan mahsup edileceğini,kira bedelinin kiracı tarafından ilk 22 aylık kira bedeli 2 için aylık olarak kiralayan'n 99.000 TL + KDV'lik kısmını toplamda 2.178.000 TL + KDV ... A.Ş.'ye ait ... nolu IBAN hesabına, 66.000 TL + KDV'lik kısmını toplamda 1.452.000 TL + KDV ... A.Ş.'ye ait ... nolu IBAN hesabına nakden ve peşin ödenecektir." hükmünü havi olduğunu, benzer biçimde kira sözleşmesinin "Depozito" başlıklı 9. maddesi "Kiracı, sözleşmenin yürürlüğe girme anında, bu sözleşmeden doğacak borçları ve kiralayanın uğrayacağı her türlü zarar ve ziyanı teminat olarak 370.000 TL (ÜçYüzYetmişBin TürkLirası) tutarındaki depozito bedelini, %60'ını (222.000 TL) ... A.Ş.'ye, %40'ı (148.000 TL) ... A.Ş.'ye kiralayanların banka hesabına yatıracaktır." biçiminde düzenlendiğini, dava dışı ... Gayrimenkul ile müvekkili şirket arasında kira sözleşmesinden doğan hasılatların %60 ... Gayrimenkul; %40 müvekkili şirket arasında olacak biçimde paylaştırılması öngörüldüğünü,buna rağmen davacı yanın dava dilekçesinde bu ayrımı gözetmediğini ve borcun tamamından müvekkili şirketinin sorumluymuş izlenimini yaratılmaya çalışıldığını, böyle bir borcun mevcut olduğunu kabul etmemekle beraber bir an için borcun varlığı kabul edilse dahi müvekkili şirketin borcun tamamından sorumluluğu bulunmadığını, alacak likit olmadığından mahkeme aksi yönde karar verse dahi müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; davacıya harca esas değer gösterilmesi ve noksan harcın giderilmesi için 2 hafta kesin süre verilmesine, verilen işbu kesin süre sonunda eksikliğin giderilmemiş olması halinde davanın usulden reddine, herhalde, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 04/09/2024 tarih, 2024/561E-2024/601 K.sayılı kararı ile Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının İstanbul BAM 54. HD'nin 2024/4228-2025/274 E-K.sayılı kararı ile kaldırıllarak dosyanın iade edildiği görülmüştür.Mahkeme,
"1-Davanın kabulü ile ; İstanbul Anadolu 8 .İcra dairesinin ... sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına,
-Asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davacının, tarafı olduğu finansal kiralama kiracı değişikliği sözleşmesinde kiralananı mevcut hukuki durumuyla kabul ederek devraldığı ve en geniş şekilde ibra ettiğinin açıkça ortada olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin somut olayda uygulanabilir olmadığını ve uyuşmazlığın sözleşmesel ilişki çerçevesinde ele alınması gerektiğini,bilirkişi raporunun isabetli tespitlerine rağmen gerekçe belirtilmeksizin hesaplamalar açısından rapora itibar edilmediğini,icra inkâr tazminatı şartları oluşmadığını,alacağın likit olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalı istinafının reddini istemiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağın tahsiline ilişkin yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine yöneliktir.İstanbul Anadolu 8 icra müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 1.622.322,58 TLnın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi heyet raporunda;". Davacı ... A. Ş. ile davalı ... AŞ. ... A.Ş. Arasındaki uyuşmazlık; kira kontratı süresi içerisinde satın alınan bir gayrimenkulün kontrattan doğan haklarının paylaşımının çekişme konusu olması hakkında olduğu,davalı ... A.Ş. tarafından 01.11.2023 tarihinde 22 aylık kirası peşin olarak tahsil edilen taşınmazın 16.01.2024 tarihinde davacıya satıldığı,mahkemenin kalan süreye ait kira bedelinin davacıya ödenmesi gerektiği kanaatinde olması halinde kalan 19 aylık süreye isabet eden kira bedelinin 1.254.000,TL olarak hesaplandığı, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası tahtında takip edilen alacağın 1.254.000,-TL.lik kısmı için yerinde, aşan kısım için ise yersiz olduğu" belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı sunduğu açıklayıcı dilekçesinde; dava dışı kiracı tarafından Eylül 2025 tarihine kadar olan 22 aylık kira bedellerinin% 40'lık kısmı peşin olarak davalı şirkete ödenmiş olup müvekkili şirket tarafından ise kiralanan taşınmazın mülkiyeti 16.01.2024 tarihinde iktisap edilmiştir. Tekraren, kira sözleşmesinin 8.1. Maddesine göre kira bedellerinin % 40'ı davalı şirkete ödenmiş, davalı şirkete ödenen %40'a ilişkin aylık kira bedeli tutarı peşin ödeme halinde 66.000,00 TL+KDV=79.200,00 TL olarak belirlenmiştir.Bu doğrultuda tarafımızca KDV dahil aylık 79.200,00-TL kira parası üzerinden hesaplama yapılarak 16.01.2024 iktisap tarihinden sonraki kira bedelleri dava konusu icra takibinde talep edilmiştir.16.01.2024 iktisap tarihinden ilgil sonuna kadar olan 38.322,58 TL peşin ödenmiş olan Eylül 2025 tarihine kadarki 20 aylık (Şubat 2024-Eylül 2025) KDV dahil kira tutarı (79.200,00 X 20) 1.584.000,00 TL= 1.622.322,58 TL'lik tutar dava konusu icra takibinde talep edilmiştir. Dava konusu icra takibinde sadece kira paraları talep edilmiş olup depozito tutarı talep edilmemiştir. Depozito tutarını talep etme hakkımız saklıdır." şeklinde beyanda bulunulmuştur.Bu durumda dava konusu taşınmazın dava dışı .... Şti. İle dava dışı .... A.Ş. ve davalı .... A.Ş. arasında 01.09.2023 tarihinde akdedilen ve konusu “... Zeytinburnu/İstanbul” adresinde bulunan taşınmaz olan kira sözleşmesi ile kira bedelinin 22 aylık dönem için peşinen tahsil edilmesinin ardından, taşınmazın 16.01.2024 tarihinde davacı .... A.Ş. tarafından satın alındığı anlaşılmıştır.Davacı taraf taşınmazı satın aldığı tarihten sonraki döneme ilişkin peşin olarak davalıya ödenen kira bedelinin sözleşmeye göre %40'lık kısmının davalı eski kiraya veren ...AŞ den bu dava ile talep ettiği,ayrıca aynı nedenle kira sözleşmesinin taraflarından...AŞ'ye ödenen kısım yönünden ise yine aynı nedene dayalı olarak İstanbul 18.ATM.2024/466 sayılı dosyası başka bir dava açtığı anlaşılmıştır.Davacının yeni malik olduğu,taşınmazı 16/01/2024 tarihinde satın aldığı, davacı tarafça Beşiktaş .. Noterliğinin 02/02/2024 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafça belirtilen kira sözleşmesi uyarınca peşin alınan kira bedelinin 16/01/2024 tarihinden itibaren ileriye dönük bölümünün kendisine ödenmesini istediği,işbu ihtarnamenin ise davalıya 05/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin maddelerdeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.Bu doğrultuda , davalı şirkete ödenen %40'a ilişkin aylık kira bedeli tutarı peşin ödenmesi durumunda 66.000,00 TL+KDV=79.200,00 TL olarak belirlendiği,kdv dahil aylık kira bedelinin 79.200,00-TL olduğu, taşınmazın davacı tarafça satın alındığı 16.01.2024 edinme tarihinden davalıya dava dışı kiracı tarafından Eylül 2025 tarihine dek 20 aylık (Şubat 2024-Eylül 2025) arasındaki dönemde KDV dahil davacının talep edebileceği kira bedeli tutarı (79.200,00 X 20) 1.584.000,00 TL= 1.622.322,58 TL olarak mahkemece resen hesaplanmış olup,hesaplamada aykırılık bulunmadığı,bu nedenle rapordaki hesaplamaya itibar edilmediği anlaşılmıştır.Davalı taraf taşınmazın satış tarihi ile kira sözleşmesinin sona erdiği tarih arasında dava dışı kiracıdan peşin aldığı kira bedellerini sebepsiz zenginleşme kuralı gereği davacıya iade etmek zorundadır,Ayrıca alacak likit ve belirlenebilir olmakla davada icra inkar tazminatı koşulları oluşmuştur.Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine Alınması gereken 110.820,85 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27.706,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 83.114,85 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/10/2026