Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5951 E. 2026/2366 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5951
Karar No
2026/2366
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2554 E., 2024/1542 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2021/45 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine ve Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sırasında davacı ...'a adına tapuda kayıtlı eski 48 86... parsel sayılı 20.340,84 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 94 43... parsel ve 18.397,54 m² yüzölçümlü olarak; davacı ... adına tapuda kayıtlı eski 48 86... parsel sayılı 5.444,44 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 94 43... parsel ve 4.928,79 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; adlarına kayıtlı taşınmazların yüzölçümlerinin uygulama kadastrosu ile azaldığını ileri sürerek, yapılan uygulama kadastrosu tespitlerinin iptali ile taşınmazların önceki sınır ve yüzölçümüyle tespit ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; Kadastro Müdürlüğünün davada taraf olamayacağını, dava konusu taşınmazlarda yapılan uygulama kadastrosunun kanuna ve hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...2. Ana dosya yönünden yapılan incelemede: davacı, dava dilekçesinde taşınmazın yüzölçümündeki azalmanın hangi gerekçe ile yapıldığını anlayamadığını, taşınmazını uzun yıllardan beridir kullandığını ifade etmiştir. Mahkememizce uygulama kadastro evrakları, tapu kayıtları, krokiler hava fotoğrafları istenilmiş, 21.04.2021 tarihinde mahallinde keşif yapılmıştır. Yapılan keşifte davacı, davasının taşınmazın kuzey sınırında bulunan ormana ilişkin olduğunu, diğer sınırlar yönünden uygulama kadastrosunun doğru olduğunu, Hazine ve Orman İşletme Müdürlüğünün davaya dahil edeceğini bildirmiş, 22.04.2021 tarihli dilekçesi ile Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü ve Hazine davaya dahil edilmesi için dilekçe sunmuştur. Mahkememizce, bu talebin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesi uyarınca 07.05.2021 tarihli duruşma celsesinde kabulüne karar verilmiş, davaya dahil edilen taraflara tebligat çıkarılmıştır. Bu bağlamda, davacının açmış olduğu davaların teker teker değerlendirilmesi gerekmektedir. a) Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın değerlendirilmesi: Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile Mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. Uygulama kadastrosuna karşı açılan davalarda davalı, kadastro komisyonunun düzeltmeye ilişkin kararıyla lehine karar verilen kişidir. Buna göre, bu davalar lehine düzeltme yapılan kişi veya kişilere karşı açılmalıdır. Ancak ortada yapılan tespit sonucunda, lehine artış gösteren bir taşınmaz olmaması durumunda Kadastro Müdürlüğüne karşı dava açılabilir" Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.03.2015, 2015/1370/2343" Yine Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre teknik hata, hesaplama yönteminden kaynaklanıyor ise dava Kadastro Müdürlüğüne karşı açılabilir. Aksi takdirde, husumet (sıfat) sorunu ortaya çıkar. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayımıza bakıldığında, davacının taşınmazının sınırlarının uygulama kadastrosu ile yanlış belirlendiği, bu yanlışlığın ise sınırda yer alan orman lehine genişlemiş olduğu, yapılan keşifte davacının talebinin de buraya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Orman vasfındaki taşınmazların mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı ise Orman Bölge Müdürlüğüne ait olduğundan, açılan davanın yalnızca bunlara yöneltilmesi gerekirken, Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. b) Ormana karşı açılan davanın değerlendirilmesi: Yukarıda da bahsedildiği gibi, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, ilk yapılan kadastrodaki hatalara ilişkin olup tesis kadastro paftasında hata tespit edilememesi halinde bu paftanın esas alınması asıldır. Ancak tesis kadastro paftasında tersimat, ölçü, sınırlandırma veya hesap hatalarından birinin varlığı halinde, şartlar oluştuğu takdirde bu hataların uygulama kadastrosu ile giderilmesi gerekmektedir. Somut olayımızda, Mahkememizce refakate alınan fen, jeodezi ve orman mühendisi bilirkişiler marifetiyle mahallinde keşif yapılmış, yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenilmiş, akabinde alınan harita bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazların tesis kadastro paftasında herhangi bir hata bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca 23.06.2021 tarihli harita-orman bilirkişi raporunda ise tesis kadastro tarihine en yakın 1999 tarihli hava fotoğrafında, davacının dava ettiği (A) harfi ile gösterilen kısımda, sınırın belirgin olduğu üzerinde meyve ağaçlarının bulunduğu, müstakil halde kullanıldığı görülmekte, buranın orman bütünlüğü dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Bunlara ilaveten, keşif mahallinde dinlenin yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu alanın evvelden itibaren davacının taşınmazı ile bir bütün olarak kullanıldığını beyan etmişlerdir. Tespit bilirkişisi Kemal Aksu ise, 22/2-a tespiti yapılırken buralardaki ağaçların söküldüğünü, geldiklerinde bor vaziyette olduğunu o nedenle bu şekilde tespit gördüğünü ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.03.2021 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/152 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mülkiyet hakkı sahibi kişinin, sahip olduğu taşınmaz ile aradaki fiili ilişkiyi kesmesi hukuksal ilişkiyi sonlandırdığı anlamına gelmez. O halde tesis kadastro paftasının doğru olduğu, yapılan uygulama kadastrosu ile yanlış sınır belirlendiği, tesis kadastro paftasının esas alınması gerektiği hususunda Mahkememizde herhangi bir şüphe yoktur. Bu nedenle, davacının 94 31... parsel sayılı orman vasıflı taşınmaza ilişkin davalı Hazine ve Orman İşletme Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davanın kabulü gerekir. 3. Birleşen dosya yönünden yapılan inceleme: Dava konusu birleşen dosya davacısına ait 94 43... parsel sayılı taşınmaz yukarıda da bahsedildiği üzere, Mahkememizin 2001/15 Esas, 2001/325 Karar sayılı dosyası ile, 01.10.2001 tarihli dosya içerisindeki fen bilirkişi krokisine göre oluşmuştur. O halde Mahkeme kararına ek krokinin zemine uygulanarak kroki içerisinde kalan alan yönünden davacının iddiaları doğrultusunda kabul kararı verilmesi gerekmektedir (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesinin, 2019/403 Esas, 2020/351 Karar). Aksi bir düşünce, Anayasamızın 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek-1 Numaralı Protokolü ile korunan mülkiyet hakkının ihlal edilmesine yol açacak, yapılan uygulama kadastrosunun amacına da ters düşecektir. Somut olayımızda, Mahkememizce, birleştirme kararı verilmeden önce, 2021/6 Esas sayılı dosyada fen, jeodezi ve orman mühendisi bilirkişiler marifetiyle mahallinde keşif yapılmış, yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenilmiştir. Keşif akabinde alınan harita bilirkişi raporuna göre, uygulama kadastro çalışmasında Mahkeme kararının değerlendirilmemesi sebebiyle yanlışlık yapıldığı sonucuna varılmıştır. Zira, yine alınan harita-orman bilirkişi raporunda, dava konusu edilen (A) harfi ile gösterilen yerin orman olmayan yerlerden olduğu, tesis kadastro tarihine en yakın 1999 tarihli hava fotoğrafında, davacının dava ettiği (A) harfi ile gösterilen kısımda, sınırın belirgin olduğu üzerinde meyve ağaçlarının bulunduğu, yer yer zeminin işlenmiş olduğu, müstakil halde kullanıldığı görülmekte, buranın orman bütünlüğü dışında kaldığı anlaşılmaktadır. O hâlde, birleşen dosya davacısının Orman İşletme Müdürlüğü ve Hazineye karşı 94 31... parsele ilişkin açmış olduğu davanın kabulü gerekir. .." gerekçesiyle ana dosya ile davacının, davalılar Hazine ve Orman İşletme Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, ana dosya ile davacının, davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, birleşen 2021/6 Esas sayılı dosya ile davacının, davalılar Hazine ve Orman İşletme Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, 94 43... parsel (eski 48 86... parsel), 94 43... parsel (eski 48 86... parsel), 94 31... parsel (eski 48 86... ) parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile ana dosya ile alınan 03.06.2021 havale tarihli fen-harita bilirkişi raporuna Ek-1 krokide (A) harfi ile gösterilen 1.047,40 m² yüzölçümündeki alanın 94 31... parsel sayılı taşınmazdan alınarak 94 43... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, birleşen 2021/6 Esas sayılı dosya ile alınan 03.06.2021 havale tarihli fen-harita bilirkişi raporuna Ek-1 krokide (A) harfi ile gösterilen 535,40 m² yüzölçümündeki alanın 94 31... parsel sayılı taşınmazdan alınarak 94 43... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, 94 43... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 19.444,94 m² olarak, 94 43... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 5.464,19 m² olarak, 94 31... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 20.334.488,74 m² olarak tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine ve Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Tüm dosya kapsamı, yapılan keşif, bilirkişi raporları ve beyanlara göre; dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 2000 yılında yapılan Orman Kadastro çalışması sonucu asıl ve birleşen davacılara ait 48 86... ve 282 parsel sayılı taşınmazlar ile orman vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlı 94 31... parsel sayılı taşınmazın (OS 87...93) orman sınır hattına göre sınırlarının belirlendiği ve birleşen dosya davacısı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 48 86... parsel (yeni 94 43... ) sayılı taşınmazın sınırları yapılan orman kadastrosu çalışması da dikkate alınmak suretiyle Kahramanmaraş Kadastro Mahkemesinin 09.10.2001 tarihli ve 2001/15 Esas, 2001/325 Karar sayılı kararı ile Yargıtay denetiminden de geçmek suretiyle hükmen belirlendiği halde bu sınırlara 22/2-a uygulama kadastrosu sırasında uyulmadığı, bu durumun tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile de belirlendiği, ayrıca birleşen dosyada Kadastro Müdürlüğünün davalı gösterilmediği dolayısıyla birleşen dosya yönünden Kadastro Müdürlüğü lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin ve asıl dosya yönünden vekalet ücretinin Kadastro Kanunu'nun 31/3 maddesi gereğince taktiren belirlenmesinin yine (B) harfi ile gösterilen bölümün dava konusu olmadığından bu yönde karar verilmemiş olmasının doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu..." gerekçesiyle davalı Hazine ve Kadastro Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine ve Kadastro Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, dava konusu taşınmazlarda ilk kadastro çalışmasında hata yapıldığından yüzölçümlerinin düzeltildiğini, taşınmazın fiili durumunun orman olduğunu, bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen alan hakkında karar verilmediğini, vekalet ücretinin çok düşük olduğu ve her iki davacı yönünden vekalet ücretinin ayrı ayrı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine ve Kadastro Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazine ve Kadastro Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5951, K. 2026/2366, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5951-e-2026-2366-k-c915b58c61f3