Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/17534 E. 2026/10724 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17534
- Karar No
- 2026/10724
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1640 Esas, 2025/1717 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/95 Esas, 2025/34 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 7 22... parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, taşınmaz üzerinde davalı idare tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmadan ... Dere Islah Çalışmaları kapsamında duvar inşa edildiğini ve yol geçirildiğini ileri sürerek kamulaştırılmasız el atma tazminat ve ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı idare, dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde dere ıslah faaliyetleri kapsamında davacıların taşınmazına kamulaştırma kararı alınmaksızın fiili olarak el atıldığını, nitekim dosyada mevcut, 01.12.2010 tarihli Trabzon Arsin-... Deresi Islah İnşaatı faaliyetlerine ilişkin teknik şartname ve proje evrakından dava konusu taşınmazın ıslah faaliyetleri kapsam dahiline alındığının anlaşıldığını, bu kapsamda davalı idare tarafından kamulaştırma kararı alınmadan davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazda zamanında tarımsal faaliyet yapıldığını, dava konusu taşınmaz resmi tapu kayıtlarında dere yatağı olarak tescillenmediğini ve tarla vasfı ile özel mülkiyete konu olduğunu, özel mülkiyete konu tapulu her taşınmaz gibi maliklerinin tasarruf hakkını kısıtlayan her türlü haksız fiili el atmayı gerçekleştiren kurumun bu el atmayı tazminle yükümlü olduğunu, dava konusu taşınmazın evveliyatını gösterir tapu kayıtları incelendiğinde, dava konusu taşınmazda 22.07.1986 tarihinde kadastral ölçüm çalışması kapsamında keşif yapıldığının ve taşınmazın fiili durumunu gösterir krokinin mevcut olduğunun görüleceğini, dosyada mevcut tüm deliller incelendiğinde, dava konusu taşınmazın kadimden beri dere yatağında kaldığı kanaatine nasıl varıldığının anlaşılamadığını, dava konusu taşınmaza ait 1959, 1977, 19 82... yıllarına ait hava fotoğrafları incelendiğini ve 1959 yılı hariç tüm görsellerde 27 numaralı parselin kısmen veya tamamen dere yatağı içinde göründüğü kanaatine ulaşıldığını, resmî belgelere itibar edilmesi gerekirken yalnızca tam ve net görünmeyen hava fotoğraflarına itibar edilerek aleyhe hüküm kurulmasının hukuka aykırı ve hatalı bir değerlendirme olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 14.10.1986 tarihinde komisyon kararı ile kesinleşmiş olup Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi tarafından hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede; taşınmazın yalnız 1959 yılında kuru bölgede kaldığı, bunun dışında 1977 ve sonrası hava fotoğraflarında dere yatağında kaldığı, yani taşınmazın kadastro günü itibarıyla fiilen dere yatağında kaldığının belirlendiği, dava konusu taşınmazın üzerinde davalı idare tarafından yol ya da duvar inşaa edilmediği, taşınmazın üzerinde bir tahkimat bulunmadığı, davalı idare tarafından yapılan ... Deresi ıslah çalışmasında dava konusu taşınmazı kısmen veya tamamen etkileyen bir eyleminin bulunmadığı, aksine dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında dahi dere yatağı olduğu, sonuç olarak taşınmazın davalı idarenin eylemlerine veya sorumluluk alanındaki nedenlere bağlı olarak dere yatağına dönüşme hali söz konusu olmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın kadastro komisyonu kararı ile davacıların murisi adına 14.10.1986 tarihinde tespit gördüğü anlaşılmıştır.
3. Dosyadaki mevcut hava fotoğrafları incelendiğinde; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları öncesinde 1977 yılından beri çoğunlukla dere içinde kalan bölgede yer aldığının anlaşıldığı ve dava konusu taşınmazın tapu kaydı oluşmadan çok daha önce dere ve dere yatağı vasıflı imar ihyası yapılmamış tescil harici alan niteliğinde olduğu, taşınmazın bu niteliğini tapu kaydının tesis tarihi olan 1986 yılında ve sonrasında da koruduğu gözetildiğinde 1977 yılından bu yana taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyette bulunulmadığı ve fiziki kullanımında değişiklik olmadığı anlaşılmıştır.
4. Tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, uyuşmazlığın bu niteliği itibarıyla tescil harici ve tarım dışı nitelikteki taşınmazın kullanılamamasından kaynaklı zararın varlığından söz edilemeyeceği gibi davalı idarenin eylemi ile zarar arasında illiyet bağı da söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.