Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1948 E. 2026/2905 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1948
- Karar No
- 2026/2905
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2199 E., 2024/1538 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ömerli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/76 E., 2021/391 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafınan temyiz edilmekle; süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1....Mahallesi çalışma alanında 2008 yılında yapılan kadastro sonucunda, 423.531,35 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş ve tespit itirazsız 31.10.2008 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 1 13... parsel sayılı taşınmazın, müvekkillerinin babalarından müvekkillerine intikal ettiğini, 1992-2002 yılları arasında terör nedeniyle göç yaşandığını, köye dönüş başladığında ise müvekkillerinin taşınmazı ekip biçtiğini, ancak orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesinin müvekkillerini mağdur ettiğini, bu nedenle tapu kaydının iptali ile 1/2'şer pay ile müvekkilleri adlarına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davaya öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı doğrultusunda itiraz ettiklerini, tapu kayıtlarının incelenmesinden kurumlarının davalı sıfatını haiz olmadığının anlaşılacağını, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında herhangi bir orman kadastrosunun yapılmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) gereğince orman tahdidinin yapıldığını, orman vasfındaki bir alanın özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek, davanın reddini ve taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, kurumlarının davalı sıfatının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...'ün kendisine ait olduğunu iddia ettiği 10.238,26 m²lik alanın 1960'lı yıllardan itibaren davacının babası ...isimli kişiye ait olduğu, babasının dava konusu alanı bağ vasfında kullandığı, babası vefat ettikten sonra dava konusu alanın mirasçıları arasında yapılan taksim sonucu davacı ...'e bırakıldığı, davacı ...'ün dava konusu alanın bir kısmını bağ, bir kısmını tarla vasfında kullandığı, diğer davacı ...'ün ise kendisine ait olduğunu iddia ettiği alandan 6.382,74 m² alanı tarla vasfında kullandığı, her iki taşınmaz için de güvenlik amacıyla ... Mahallesinin boşaltıldığı yaklaşık 10 yıllık süre zarfında dava konusu alanlar üzerinde iradi olmayan sebeplerle tarımsal faaliyette bulunulmadığı, bu alan haricinde tarımsal faaliyet yapıldığı, imar ihyanın tamamlandığı, taşınmaz içindeki taşların toplandığı, en eski tarih olan 1960'lı yıllardan bu yana tarımsal faaliyet bulunduğu, hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede imar ihyanın gözlemlendiği, dava konusu alanın ...'e ait olan (6.382,74 m²lik alan) orman vasfında olmadığı, fen bilirkişi raporunda (B-M) ile gösterilen 1.387,65 m²lik alanın meşelik olduğu, üzerinde orman bitki örtüsünün bulunduğu, evveliyatının ve fiili durumunun orman olduğu, ...'e ait 10.238,26 m²lik kısmının ise orman ile bir ilgisi olmadığı" gerekçesiyle davalı ... Başkanlığına yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılar Hazine ve Orman İdaresine yöneltilen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine; davacı ...'ün davasının kabulüne, 1 13... parsel numaralı taşınmazda, fen bilirkişisi tarafından 06.07.2021 tarihinde UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) (A_B ve A_S ile gösterilen) ile gösterilen 10.238,26 m²lik alanın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile aynı adada son parsel numarasından sonra yeni parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına bağ ve tarla vasfında tapuya tesciline, davacı ...'ün davasının kısmen kabulüne; 113 ada, 1 parsel numaralı taşınmazda, fen bilirkişisi tarafından 06.07.2021 tarihinde UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu ekindeki krokide (B_S) ile gösterilen 6.382,74 m²lik alanın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile aynı adada son parsel numarasından sonra yeni parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına "tarla" vasfında tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, fen bilirkişisi tarafından UYAP sistemi üzerinden 06.07.2021 tarihli gönderilen bilirkişi raporu ve ekindeki krokinin hükmün eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belertilen kararına karşı davacılar ... vekili, ..., davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı Hazine temsilcisine 02.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı Hazine temsilcisi tarafından sunulan 27.12.2021 tarihli istinaf dilekçesinin, Mahkemece 27.12.2021 tarihinde istinaf kaydının yapıldığı, istinaf dilekçesinin davacı ... vekiline 27.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, vekil tarafından 29.12.2021 tarihli istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinin sunulduğu görülmüş ve istinaf başvurusunun süresinde olmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 345/1, 346/1 ve 352/1. maddeleri gereğince davalı Hazine temsilcisinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine, davacı ... vekili tarafından Hazine vekilinin istinaf dilekçesinin tebliği üzerine katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunmuş ise de; katılma yoluyla istinafa başvurma hakkı asıl istinaf talebine sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, diğer tarafın (davalı Hazine temsilcisinin) istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 348/2. maddesi gereğince, davacı ... vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddine, davacı ... ve davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurularının incelenmesinde ise dava konusu 1 13... parsel sayılı taşınmazın 15.09.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmasında Hazine adına "orman" vasfıyla tespit edildiği, kadastro tespitinin 31.10.2008 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 02.05.2019 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre gerçekleştikten sonra açıldığı bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği" gerekçesiyle davalı Hazine temsilcisi ve davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, davacı ... ile davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 hükmü uyarınca yeniden hüküm kurulması suretiyle, davanın, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın davalılar Hazine ve ... yönünden 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmü uyarınca hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; açılan davanın kadastro tespiti süresinin 10 yıllık süre içerisinde açıldığını, davanın 02.05.2019 tarihinde açıldığı, kadastro tespiti kesinleştirilmesinin 31.10.2008 tarihinde kesinleştiğini, aradaki 10 yıllık sürenin sadece 1 gün geçtiğini, müvekkilinin İzmir ilinde yaşadığından ve söz konusu arazinin Hazine adına tescil edilmesinin geç duyduğunu, süre içerisinde resmi tatillerinin girmesi nedeni ile 2 günlük sürenin geçmesinin doğal olduğunu, bu resmi tatil günlerinin hesap edilmemesi davanın süresinde açılmadığı sayılmayacağını, kararın dava süresinde açılmadığından ret edilmesi vekalet ücretinin uyuşmazlık konusu yerin değerine göre tayin ve taktir edilmesinin kanuni olmadığını vekalet ücreti karar tarihindeki tarifeye göre taktir edilmesi gerektiğini, hukuk davalarının tarafların ibraz ettikleri deliller doğrultusunda yürütülüp sonlandırıldığını, davalı vekillerinin süresinde kararı temyiz etmediklerinden kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilen davanın verilen karar kesinleştirilip tarafların itirazının reddedilmesi gerekirken kararının istinaf yolu ile kaldırılmasının kanuni olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz eden ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.