Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3057 E. 2026/4228 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/3057
Karar No
2026/4228
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/3057

KARAR NO:2026/4228

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:10/06/2026

NUMARASI:2025/306 Esas - 2026/493 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 352. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından 08.05.2024 tarihinde Avcılar, İstanbul adresinde gerçekleştirilen çalışma esnasında müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi sebebiyle oluşan malzeme, montaj, işçilik, dağıtılamayan enerji ve eşik kesinti süresi aşımı bedellerini içeren toplam 214.149,91 TL tutarındaki borcun davalıya tahakkuk ettirildiğini, ödenmeyen hasar bedeli için İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 214.149,91 TL asıl alacak ve 29.147,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 243.297,77 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının eyleminin Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız fiil teşkil ettiğini, zararın tazmininden davalının sorumlu olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesi gereğince kısmi dava açma hakkının kullanıldığını, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu, benzer mahiyetteki davalarda İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/404 E. 2022/279 K. sayılı emsal kararında olduğu gibi hasar bedellerinin ve işçilik giderlerinin davalı tarafından karşılanması gerektiğinin hüküm altına alındığını, davalının icra takibine kötü niyetle itiraz ettiğini belirterek İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın şimdilik 18.350,61 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, alacağın avans faizi ile tahsiline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının 08.05.2024 tarihinde Avcılar İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... Mahallesi, Sarı ... ile ... Sokak kesişimi Avcılar/İstanbul adresinde yaptığı çalışma esnasında enerji dağıtım altyapısına hasar verildiği iddiasıyla müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hasar mahallinde müvekkil şirket tarafından herhangi bir çalışma yapılmadığını, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, iddia edilen hasarın muhatabının müvekkil şirket değil dava dışı ... Şirketi olduğunu, müvekkil şirket ile anılan firma arasında 01.01.2023 tarihli 90302 sayılı Erişim Şebekeleri İşleri Yapım Sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin sadece ihale makamı olup denetim ve gözetim yükümlülüğünün bulunmadığını, haksız fiil sorumluluğu için gerekli olan illiyet bağının mevcut olmadığını, davacının talep ettiği etüt koordinasyon bedeli, montaj, araç ve işçilik bedellerinin gerçek zarar ilkesiyle bağdaşmadığını, genel gider niteliğinde olan bu kalemlerin istenemeyeceğini, dağıtılmayan enerji bedeli ve eşik kesinti süresi aşım maliyeti taleplerinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/10383 Esas, 2015/12692 K. ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2012/18781 E. , 2012/24032 K. sayılı kararlar gereğince ceza bedeli talep edilemeyeceğini, dosyada fatura veya ödeme belgesi bulunmamasına rağmen KDV talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının kusur durumunun araştırılması gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davanın ...Şirketi'ne ihbar edilmesini, davanın öncelikle zamanaşımı, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Huzurdaki davada davacı şirketin Avcılar İşletme Müdürlüğü Hizmet Sahası içerisinde bulunan ... Mahallesi, ... Caddesi ile ... sokak kesişimi adresinde bulunan yeraltı gerilim kablosunun davalı tarafça hasara uğratıldığı, davacı şirket görevlileri tarafından tanzim edilmiş olan 08.05.2024 tarihli tutanak ile tespit edilmiştir. Ancak davalı ..., dava dışı yüklenici firma .... Şti ile ... Sözleşmesi imzalandığını hasarın meydana geldiği yerde alt yapı müteahhidi olduğunu, çalışmaları adı geçen yüklenicilerin yaptığını, dava konusu hasardan, dava dışı yüklenici şirketlerin sorumlu olması gerektiğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından tanzim edilen ve hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülen bilirkişi raporuna göre hasarın oluşumunda davacının kablolarının zarar görmesinde yetersiz döşeme derinliği ve koruyucu önlem eksikliği bulunması sebebiyle %30 oranında kusurlu olduğu, meydana gelen tesis hasar bedelinin ve enerji kesintisinin davacının yüklenici şirketi tarafından giderildiği, alınan bilirkişi raporu gereğince hasar bedeli ve onarımında sarf edilen malzeme bedelinin 45.991,01-TL olduğu ve toplam işlemiş faizin 2.532,38-TL olduğu hususunun belirlendiği, hasarın, davacı kurum eleman ve araçları ile giderilmiş olması sebebiyle ayrıca bir masraf yapılmadığı da gözetilerek işçilik, eleman , araç, koordinasyon etüd giderlerinin hasar maliyetine dahil edilemeyeceği, davalı ...'un talebi ile davanın ihbar edildiği .... Şti ile aralarındaki sözleşme gereğince kontrol ve denetime tabi tutacağından adam çalıştıran sıfatıyla TBK’nun 66. maddesi gereğince haksız fiilden sorumlu olacağı, bu sebeple davalı tarafın husumet itirazının yerinde olmadığı davalı ... şirketinin oluşan hasardan %70 oranındaki kusura göre sorumlu olduğu, huzurdaki davanın HMK'nın 109. Maddesine göre ikame edildiği ve taleple bağlılık ilkesi gereğince talep edilen 18.350,61-TL hasar bedelinden %70 oranındaki sorumluluğa göre hesaplanan 12.845,43-TL asıl alacak 1.772,67-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.618,10-TL'nin davalının sorumluluğunda olan miktar yönünden davanın kısmen kabulüne, dava konusu alacak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden ve likit (muayyen) olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının kusurunun %70 olmasının usule aykırı olduğunu, davalının tam kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, zararın daha fazla olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; O tarihte alt yapı çalışması yapılmadığını, kendisine husumet düşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dağıtılmayan enerji bedeli ve eşik kesinti süresi aşım maliyetinin talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı 40.000,00 TL'ye çıkartılmıştır. Bu durumda, davacı vekilinin istinaf talebine konu red edilen miktar 3.732,51 TL olup, yine davalı vekilinin istinaf talebine konu kabul edilen miktar 14.618,10 TL olup dava tarihinde kesin karar olduğundan, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince istinafa konu edilen maddi tazminatın kabulüne dair dava değerinin ilk derece mahkemesi dava tarihi itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı 6100 Sayılı HMK'nın 346/1. maddesi gereğince miktar itibariyle ret kararının mahkemesince verilmesi gerekli ise de temyiz (istinaf) merciine de aynı yetkinin tanındığı 01/06/1990 gün ve 1989/03-1990/04 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetilmek suretiyle, taraf vekillerinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2026 tarih, 2025/306 Esas 2026/493 Karar sayılı mahkeme kararına yönelik taraf vekillerinin istinaf dilekçelerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince ayrı ayrı REDDİNE,

2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde kendilerine iadesine, harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,

4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/3057, K. 2026/4228, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-3057-e-2026-4228-k-5fdea8c8ddc4