Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2622 E. 2026/2174 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2622
Karar No
2026/2174
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2025/2622

KARAR NO :2026/2174

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:18/04/2025

NUMARASI:2022/517 E - 2025/343 K

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit

KARAR TARİHİ :08/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin denizcilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, kurumsal kimliği nedeniyle de ... Kurumsal “dan hizmet aldığını, şirket bünyesinde kullanılan telefon hatlarının ...'e ait olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ilişkileri sağlayan da ... isimli davalı çalışanı olduğunu, uzun zamandır süren bu ilişki sırasında gelen faturayı inceleyen şirket yetkililerinin bir farklılık görüce konuyu araştırmaya başladığını ve müvekkili şirket adına, sahte imzalar kullanılarak 3 adet cihaz alındığını, bu cihazların müvekkiline teslim edilmediğini gördüğünü ve davalı şirket çalışanı ...'un 3 adet 128 GB... 11 telefonu, yine davalı şirketin bayisi konumundaki ... A.Ş ünvanlı şirkette ... isimli kişi tarafından yapılan işlemle sistemden aldığını, müvekkili şirketin kullanımında bulunan 3 adet telefonun davalı şirketin çalışanı ... tarafından 26.03.2022 tarihinden 26.03.2025 tarihine kadar 36 aylık taahhüdü kapsar şekilde düzenlenen "Kurumsal... akıllı telefon kampanyası taahhütnamesine" istinaden yine ... tarafından alınmış ancak müvekkili şirkete herhangi bir cihaz teslimi yapılmadığını, müvekkilinin böyle bir talebinin olmadığını beyanla, Sahte imzalı taahhütname ile müvekkilimiz şirket adına 3 adet hat üzerine alman ancak teslim edilmeyen 3 adet telefondan ötürü 26/03/2022 — 26/03/2025 tarihleri arasını kapsayan 36 ay süreli taahhütname ve taahhütname kapsamında her bir telefon için 23.538.24 Ti olmak üzere 3 telefon için İİK.m.72/2 hükmü gereğince 70.614.722 TL yönünden davacının borçlu olmadının tespitine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilİ şirketin hukuka aykırı ve kusurlu bir eylemi bulunmadığını, müvekkili şirketin Borçlar Kanunu m. 66'da belirtilen "kusursuz sorumluluk" hallerinden "adam çalıştıranın sorumluluğu" hükümleri uyarınca sorumlu tutulmasının da hukuken mümkün olmayacağını, sahtecilik olgusunun tespitinin, özel ve teknik bilgiyi gerektirmekte olduğunu, müvekkili şirketin buna dayalı olarak sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf Konusu Mahkeme Kararı ; Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; Davanın KABULÜ ile "Kurumsal... Akıllı Telefon Kampanyası Taahhütnamesi" ne dayalı olarak davacı şirket adına kayıtlı ..., ... ve ... numaralı hatlar üzerinden hukuka aykırı olarak alınan 3 adet telefondan ve işbu telefonlara ilişkin satım bedellerin yansıtıldığı faturaların yalnızca telefon bedellerine ilişkin olan kısımları bakımından davacı tarafın davalı şirkete borçlu olmadığının TESPİTİNE,İspat edilemeyen kötü niyet tazminatı talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.

İstinaf Başvurusu ;Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Dosya kapsamında da bir çok kez beyan ettiğimiz üzere müvekkil şirketin haksız fiil teşkil eden kusurlu bir eylemi bulunmamaktadır. Davacının dilekçesindeki iddiaları doğru ise müvekkil şirketin sorumlu olduğunu belirttiği eylemler, ... ile ... A.Ş isimli bayiinin suç teşkil eden eylemleridir. Ancak üçüncü kişilerin veya bayiilerin suç teşkil eden eylemlerinden herhangi bir hukuki gerekçe ile Müvekkil Şirket'in sorumlu olması hukuken mümkün değildir.Abonelik sözleşmelerinin düzenlenmesi ve imzalanması aşamasında Müvekkil Şirket'in herhangi bir kusurlu eylemi ve hatta herhangi bir eylemi bulunmamaktadır. Davaya dayanak alınan ceza dosyasında (İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesi 2024/286 E.-2024/1336 K.) sanık olarak yalnızca ... yer almakta olup, ... A.Ş. yöneticileri veya yetkilileri sanık olarak değerlendirilmemiştir. Ayrıca mahkemedeki gerekçeli karar da "....yapılan araştırmada davalı şirket çalışanı ...'un 3 adet 128 GB... 11 telefonu, yine davalı şirketin bayisi konumundaki ... A.Ş ünvanlı şirkette ... isimli kişi tarafından yapılan işlemle sistemden satın aldığı ve 26.03.2022 tarihinden 26.03.2025 tarihine kadar 36 aylık taahhüdü kapsar şekilde düzenlenen "Kurumsal... Akıllı Telefon Kampanyası Taahhütnamesi" ni imzaladığı, yapılan işlemlerin davacı şirket adına yapıldığı, imzaların yine davacı şirket taraf gösterilerek dava dışı sanık tarafından atıldığı, bu hususun ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu" şeklinde bir değerlendirme olduğu dikkate alındığında aslında tüm haksız eylemlerin ... tarafından yapılmış olduğu sabittir. Burada Müvekkil Şirket'in adı kötü niyetli bir şekilde kullanılmıştır. Ancak Müvekkil Şirket'in hiç bir eylemden dolaylı ya da doğrudan bir bağı bulunmamaktadır. Ceza Mahkemesi kararma göre; ..., kendi iradesiyle, davacı şirket çalışanının bilgisi dışında, sahte imza ile cihaz alımı gerçekleştirmiştir. Şu halde, cezai sorumluluk tamamen şahsi olduğu göz ardı edilerek yerel mahkemece hatalı karar verilmiştir. TBK m.66 uyarınca “adam çalıştıranın sorumluluğu” kavramının uygulanabilmesi için, çalışanın kusurlu eyleminin görev ifası sırasında, işverenin bilgisi dahilinde veya denetimi altında yapılmış olması gerekir. Oysa mevcut olayda, bu bağlantı tamamen kopmuştur. Mahkeme bu ayrımı yapmaksızın, kusursuz sorumluluk ışığında hatalı değerlendirme yapmıştır. Davacı tarafın ağır ihmali ve basiretli tacir ilkesine aykırı davranışı göz ardı edilmiştir.Somut olayda, davacı şirketin yetkilisinin pandemi koşullarını gerekçe göstererek işyerinde yalnız çalıştığı, kritik öneme sahip belgeleri (imza sirküleri, vekâletname gibi şirket adına işlem yapma yetkisi veren evraklar) kontrolsüz şekilde masada bıraktığı, bu belgelerin davalı şirket çalışanı tarafından fark edilip kötüye kullanılmasına sebebiyet verdiği davacı tanığının beyanlarıyla da sabittir.Şirket temsilcisinin, şirket içindeki diğer personelin ofiste bulunmadığı bir ortamda, şirket adına işlem yapılmasına olanak tanıyan belgeleri koruma altına almaması, en hafif tabirle ağır ihmal niteliğindedir. Davacı çalışanı ile ... arasında herhangi bir çıkar ilişkisi olup olmadığının da araştırılması gerekmektedir." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava , menfi tesbit talebine ilişkindir.İstanbul Anadolu 53.ACM'nin 2024/286 Esas 2024/1336 Karar sayılı dosyası ilamına göre ; katılanın ... ve temlik eden davacı şirket, sanığın ... olduğu, Elektronik Haberleşme Kanununa Muhalefet suçuna dayalı olarak kamu davası açıldığı, "Sanığın ... bayi çalışanı olduğu, katılanın yetkilisi olduğu şirketin cep telefonu abonelikleri için aracılık yaptığı, olay tarihinde katılanın bilgisi ve rızası dışında, katılan ve suçtan zarar gören adına lehine iki ayrı gsm abonelik sözleşmesi tanzim ettiği, bu kapsamda da üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık savunmasında suçlamayı kabul etmemişse de; soruşturma aşamasında alınan ve hükme esas alınabilir nitelikteki bilirkişi raporunda abonelik sözleşmelerindeki imzanın sanık imzası ile uyumlu olduğu, müşteki imzası ile uyumlu olmadığının belirtilmesi ile katılan vekili tarafından sunulan mesaj kayıtları bir arada değerlendirildiğinde sanık savunmasına itibar edilememiştir. Sübut bulan suç açısından sanığın hükümde açıklandığı şekilde cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, gerekçesi ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı şirketin denizcilik sektöründe faaliyet gösterdiği, kurumsal kimliği nedeniyle davalı şirketten hizmet aldığı, şirket bünyesinde kullanılan telefon hatlarının ...'e ait olduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ilişkileri sağlayan ve huzurdaki davaya dayanak ceza dosyasında sanık olarak yer alan ...'un davalı şirket çalışanı olduğu, davacı şirket tarafından şirket adına, sahte imzalar kullanılarak 3 adet cihaz alındığı ve bu cihazların davacı şirkete teslim edilmediği ancak bedellerinin davacı adına düzenlenen faturalara yansıtıldığı anlaşılmaktadır.6098 Sayılı TBK m.66 hükmü gereğince adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir.Davalı şirket adam çalıştıran sıfatı ile de sorumludur. Bilindiği gibi adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir. Adam çalıştıran, görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin göreceği iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği, özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır (Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Prof. Fikret Eren, Cilt: 2-4 bası, sh.160). (HGK. 15.06.1994 gün ve 11-178 K.). Davalının bu en basit tedbirlere başvurmaması objektif özen görevini açıkça kötüye kullandığını kanıtlayan deliller olarak görülmelidir. Davalı, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi icap etmesi gerekecektir.Somut olayda ,bu hususta herhangi bir ispat yapılmadığı ve ceza dosyası içeriği ve diğer delillere göre davacı taraf yönünden müterafik kusur oluşturan bir husus bulunmadığı anlaşılmıştır.Diğer yandan ,davalı şirketin bayiilerini denetleme görevi de bulunmaktadır.Böylece, mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 4.823,69 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.205,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.617,77 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2622, K. 2026/2174, T. 08.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2622-e-2026-2174-k-ebdee66fc86b