Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/566 E. 2026/1010 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/566
Karar No
2026/1010
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/566 Esas

KARAR NO: 2026/1010

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/01/2026

NUMARASI: 2025/119 E. - 2026/88 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından çeşitli mahkemelerde ;... seri no, 31.08.2022 keşide tarihli 400.000,00TL bedelli çek, -... seri no, 31.09.2022 keşide tarihli 500.000,00TL bedelli çek ,-... seri no, 31.10.2022 keşide tarihli 400.000,00TL bedelli çek, -... seri no, 31.11.2022 keşide tarihli, 500.000,00TL bedelli çek,-... seri no, 31.12.2022 keşide tarihli, 600.000,00TL bedelli çeklerle ilgili bir takım davaların açıldığını, davalı tarafından müvekkiline karşı İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/647 esas sayılı dosyası ile tasarrufun İptali davasının açıldığını, açılan davada mahkemece yetkisizlik kararının verildiğini, davalı tarafından Bursa 7. Asliye hukuk Mahkemesi 2023/557 esas sayılı dosyası ile tasarrufun İptali davasının açıldığını, Bursa 8. Asliye hukuk Mahkemesi 2024/332 esas sayılı dosyası ile birleştirme kararının verildiğini, yine İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/647 esas sayılı dosyası ile tasarrufun İptali davasının açıldığını, yetkisizlik kararının verildiğini, müvekkilinin dosya alacaklısına herhangi bir borcu yahut müvekkili uhdesinde dosya alacaklısının herhangi bir malının bulunmamakta olduğunu, bundan dolayı huzurdaki davayı açtıklarını, çeklerde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, söz konusu çeklerde bulunan imzanın müvekkilinin imzası olmadığını, müvekkilinin yetkili keşideci olmayıp imzası taklit edilerek o dönemde birbirine yakın tarihlerde birden fazla çekin düzenlendiğini, bu hususun alınacak bilirkişi raporu ile de tespitinin mümkün olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı müvekkili adına imzaya itiraz ettiğini, tüm bu sebeplerden dolayı; müvekkili aleyhine düzenlenmiş olan, yetkili keşidecinin müvekkili olmadığı ;...;-... seri no, 31.08.2022 keşide tarihli 400.000,00TL bedelli çek,-... seri no, 31.09.2022 keşide tarihli 500.000,00TL bedelli çek,-... seri no, 31.10.2022 keşide tarihli 400.000,00TL bedelli çek, -... seri no, 31.11.2022 keşide tarihli, 500.000,00TL bedelli çek,-... seri no, 31.12.2022 keşide tarihli, 600.000,00TL bedelli dava konusu çekler yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalının usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı yan dava dilekçesinde dava konusu ettiği çeklerde bulunan imzaların davacıya ait olmadığını bu nedenle bu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava konusu çekler için bankalara yazılan müzekkerelere verilen yanıttan çeklerin davalı yanca bankaya ibraz edildiği, karşılıksız işlemine tabi tutuldukları görülmüştür. Davacı asile imza örneklerinin alınması hususunda davetiye çıkartılmasına karar verilmiş, davacı vekili 14.11.2025 tarihli dilekçesi ile davacının adresinin " ... mahallesi ... sokak ... sitesi ... blok no:... daire 20..." olarak beyan etmiş bu nedenle mahkemece davacı asilin ıslak imza örneklerinin alınması hususunda davacı asile ihtarlı davetiye çıkartılarak imza örneklerinin alınması hususunda mahal mahkemesine talimat yazılmıştır. Davacı asile ihtarlı tebligat 09.12.2025 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya iştirak etmemiştir. Davacı vekili karar celsesinde davacı asilin yurt dışında olduğunu beyan etmişse de söz konusu tebligatın davacı asile bizzat tebliğ edilmiş olması, duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya iştirak etmemiş olması, ne talimat mahkemesine ne de mahkemeye geçerli bir mazeret delili sunmamış olması nazara alınarak davacının ihtarlı tebligata rağmen karar gereğini yerine getirmemiş olması bu nedenle imza inkarından vazgeçmiş sayılması nazara alınarak davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesine göre, inkar edilen imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, Mahkemenin, davacı asilin imza örneği vermemesini gerekçe göstererek imza inkârından vazgeçildiğini kabul ettiğini ancak bu yorumun dayanağı olan usul kurallarının somut olayda doğru uygulanmadığını, HMK'nın 219. maddesi uyarınca, bir tarafın belgeyi inkâr etmesi hâlinde belgenin sahte olup olmadığı hakkında ayrı bir tahkikat yapılması gerektiğini,

-Davacı vekilinin, karar duruşmasında davacı asilin yurt dışında bulunduğunu beyan ettiğini, Mahkeme bu beyanı, ihtarlı tebligatın davacıya bizzat tebliğ edilmiş olması ile çeliştiği gerekçesiyle geçersiz saydığını, Türk hukukunda tebligat, muhatabın o an itibarıyla bulunduğu yerde yapılmakta olup muhatap, tebligatın yapıldığı tarihten sonra yurt dışına çıkmış olabileceğini, Mahkemenin bu olasılığı araştırmadan ve davacı vekiline mazeret delili sunması için yeterli süre tanımadan hüküm kurduğunu, Müvekkili asile yapılmış herhangi bir tebligat olmadığını, Davacı vekilinin beyanı mahkemece araştırılmaksızın reddedildiğini, imza örneği alınması amacıyla mahal mahkemesine talimat yazıldığını, ancak talimat süreci sonuçlanmadan, davacının talimat mahkemesine gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin HMK'nın 320. Maddesine aykırı olduğunu, talimat mahkemesinin davacıyı bizzat ikaz edip etmediği, davacıya talimat mahkemesi nezdinde herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı araştırılmadan hüküm kurulduğunu,

-Dava konusu beş adet çekin, birbirine çok yakın tarihler arasında (31.08.2022 - 31.12.2022) ve yüksek bedelli tutarlarla (400.000 TL – 600.000 TL) düzenlendiğini, kısa süre içinde bu denli yüksek bedelli ve çok sayıda çekin sahte olarak düzenlenebileceğinin, ticaret hayatında rastlanan önemli bir hukuki gerçeklik olduğunu,

-Davalının, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığını, ispat yükü dengesini bozduğunu,

-imza incelemesinin teknik bilgi gerektiren bir konu olduğunu, HMK'nın 266. maddesi uyarınca hâkimin özel ve teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişiye başvurmasının zorunlu olduğunu, dosyada mevcut olan çek asılları veya örnekleri ile davacının imzasını içerdiği bilinen diğer belgelerden yararlanılarak bilirkişi incelemesi yaptırılabileceğini,

-aynı çeklere dayalı olarak davalı tarafından başlatılan tasarrufun iptali davalarının (İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/647 E. ve Bursa 7. ile 8. Asliye Hukuk Mahkemesi davaları) bulunduğunu, bu davalar arasındaki hukuki bağlantı, söz konusu çeklerin gerçekten geçerli bir hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığı sorusunu doğrudan ilgilendirdiğini, Mahkemenin, bu bağlantıyı değerlendirmeye almadan karar verdiğini bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;

-HMK'nın 211. maddesinde yer alan hüküm uyarınca imza incelemesi için bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu olmadığını, hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracağını, Davalı asile tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde başvurulması halinde imza incelemesine esas olmak üzere imza örneklerinin alınacağı, başvurulmaması halinde ise imza inkarından vazgeçmiş sayılacağına ilişkin meşruhatlı davetiye çıkarıldığını, tebligat muhataba bizzat teslim edilmiş olmasına rağmen Mahkemeye başvurmadığını, duruşma gün ve saatinden de haberdar olmasına rağmen duruşmaya iştirak etmediğini ve hiçbir şekilde herhangi bir mazeret delili de ileri sürmediğini, Davacı sahtelik iddiasında bulunmuş ise de incelemenin gereğini yerine getirmemiş olduğundan hukuka uygun olarak imza inkarından vazgeçmiş sayılmış, sahtelik iddiasını ispat edemediğini,

-İlk Derece Mahkemesince 12.11.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen 2 ve 3 no.lu ara karara istinaden Davacı vekilince 14.11.2025 tarihinde sunulan beyan dilekçesinde Davacı asilin tebligat adresinin bildirildiğini, Mahkemece talimatla dinlenilmesi için ilgili mahkemesine müzekkere yazıldığını ve Davacı asile meşruhatlı davetiye çıkarıldığını, anılan tebligatın 09.12.2025 tarihinde "muhataba bizzat teslim" edilmiş olup tebligata ilişkin ... sorgu ekranının da sunulduğunu, tebligatın muhatabın o an itibari ile bulunduğu yerde ve kendilerinin de bildirdiği adreste yapıldığını, "muhatap, tebligatın yapıldığı tarihten sonra yurt dışına çıkmış olabilir" açıklamaları da davacı asile yapılan tebligatın örtülü olarak kabul edildiğini gösterdiğini, meşruhatlı tebligatın Davacı asile yapıldığına, sürelerinin ve sonuçlarının ayrıntılı olarak bildirildiğine ilişkin herhangi bir şüphe olmadığını, işbu bildirime rağmen süresi içerisinde ne bir mazeret delili bildirildiğini ne de Mahkemeye başvurulduğunu, Davacı vekilinin, karar duruşmasında müvekkilinin yurt dışında olduğunu ileri sürmüşse de bu hususu herhangi bir belge ile ispatlamadığını, soyut beyana itibar edilmeyerek karar verildiğini, Davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi sonucu doğan hukuki durumun adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, talimat yazısının usulüne uygun olarak yazıldığını, talimat sürecinin de esas mahkemesinin belirttiği hususlara riayet edilerek sonuçlandığını, talimat mahkemesi tarafından gönderilen çağrı kağıdı bizzat muhataba tebliğ edildiğini, talimat mahkemesince düzenlenen talimat sonuç evrakı da ilgili mahkemesine gönderildiğini,

-Yerel Mahkemece 12.11.2025 tarihli celsesinin 3 nolu ara kararı ile Davacı vekiline müvekkilinin 2022 yılının ağustos ayından öncesine ait mukayese imza örneklerini bildirmek üzere kesin süre verilmişse de Davacı yanın bu ara karara karşı sunmuş olduğu beyan dilekçesinde ve ekindeki evrakta dosyadaki mevcut vekaletnamede yer alan imzaya delil gösterildiğini, vekaletnamenin düzenlenme tarihi 13.11.2023 tarihi olup Yerel Mahkemenin ara kararına aykırı şekilde 2022 yılı ve öncesine ait bir evrak olmaması nedeniyle işbu vekaletnamenin esasen imza incelemesinde değerlendirilmesi mümkün olmadığını, bir tarafın kendi iddiasını ispatlamaya yönelik işlemleri yerine getirmemesi halinde doğacak sonuçlara katlanması HMK'nın ispat yüküne ilişkin temel prensiplerinin doğal sonucu olup, Müvekkili tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi ileri sürülmemiş olması Davacı'nın ispat yükünü ortadan kaldırmayacağını,

-Müvekkili ..., maliki olduğu İstanbul İli ... İlçesi, ... Mah. ... Parsel .. Blok ... numaralı Bağımsız Bölüm ve İstanbul İli ... İlçesi, ... Mah. ... Parsel ... Blok ... numaralı Bağımsız Bölümü Davacı yanın ortağı olduğu ...Limited Şirketi'ne 11.01.2022 tarihinde devrettiğini, işbu taşınmazların karşılığında ise içerisinde dava konusu çeklerinde yer aldığı ve Davacı tarafın keşidecisi olduğu çeklerin Müvekkili yana teslim edildiğini, ticaret hayatında tacirlerin iş ve işlemlerini sıklıkla ve sürekli olarak çeklerle yürüttüğünü, çeklerin yüksek bedelli olmasının tek başına sahtecilik emaresi olarak ileri sürülemeyeceğini, Davacı tarafın yetkilisi olduğu şirket adına devralınan 2 ayrı bağımsız bölümün devir tarihleri ve değerleri de göz önüne alınarak anılan çeklerin taşınmaz devirleri karşılığı düzenlenmiş olduğunu,

-HMK'nın "Kötüniyetle İstinaf Yoluna Başvurma" başvurma başlıklı 351inci maddesine göre ''İstinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329 uncu madde hükümleri uygulanır.

''. hükmü gereği kötü niyetli olarak istinafa başvuran Davacı'nın HMK m. 351 uyarınca para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen 5 adet çekten dolayı imza inkarına dayalı davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

Davacı vekili 14.11.2025 tarihli dilekçesi ile davacının adresinin " ... mahallesi ... sokak ... sitesi ... blok no:... daire ... ..." olarak beyan etmiş bu nedenle mahkemece davacı asilin ıslak imza örneklerinin alınması hususunda davacı asile ihtarlı davetiye çıkartılarak imza örneklerinin alınması hususunda mahal mahkemesine talimat yazılmıştır.

Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir.

Davacı tarafça imza inkarına dayanıldığından imza incelemesinin yapılması gerektiği, bunun için çekteki imza sahibinin imzalarının alınması gerektiği, davacının imzasının alınması için talimat yazılmış ise de, HMK 211/1-a maddesi uyarınca talimat Mahkemesince çıkarılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, tebligatın belirsiz bir tarih içerdiği ve kalemde alınacağının ihtar edildiği, imzanın Mahkeme huzurunda ve belirli bir tarih içererek alınması için yeniden usulüne uygun tebligat çıkartılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../01/2026 tarih, 2025/... E. 2026/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/566, K. 2026/1010, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-566-e-2026-1010-k-10fc07d3d645