Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2269 E. 2026/4166 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2269
Karar No
2026/4166
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/961 Esas, 2025/375 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/287 E., 2021/160 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.12.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; ...Genel Müdürlüğü yönetiminde müvekkili ile davalı arasında mükerrer ödemelerin önlenmesi, ortak veri tabanı oluşturulması, ortak lisanslama ve ortak dağıtım yapılmasına ilişkin toplantı yapıldığını, yapılan toplantı sonrası mutabakat sağlanarak, sonrasında nihai bir protokol imzalanmak üzere " ...... ortak veri tabanı, ortak lisanslama, ortak dağıtım protokolü" (Protokol) imzalandığını, bu Protokol uyarınca "... Lisanslama, Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü'nün (Kök Protokol), imzalandığını, Kök Protokol'ün Ek Protokol-1 ve Ek Protokol-2 ile revize edildiğini, Kök Protokol'ün imzalanmasındaki amacın mükerrer ödemelerin önlenmesi, eser/hak sahiplerine adil bir dağıtım yapılması olduğunu, Kök Protokol'ün üzerinden geçen süre zarfında davalı meslek birliğinden kaynaklanan sebeplerle sınırlı sayıda konuda ilerleme kaydedildiğini, davalı tarafın ana hedefini göz ardı ederek, yeni dağıtımları hedef ve öncelik yaptığını, müvekkilince, davalıya aykırılıklara son vermesi, Protokollerin amacına hizmet etmesi ve işbirliğinin devamı için ihtarnameler gönderildiğini, ihtarnamelere rağmen sonuç alınamadığını, davalının Kök Protokol'ün amacını yok saymaya ve ihlal etmeye devam edeceğini ileri sürerek davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak görülmesine, Aralık 2014 döneminde eser/hak sahiplerine dağıtılan ve hali hazırda dağıtılmaya devam edilen, 2013 yılından itibaren kullanıcılardan tahsil edilen ortak lisanslama gelirlerinden, davalının taraflar arasında imzalanan Kök Protokol'ün 4.3. hükmüne aykırı olarak koruma oranlarına göre fazladan tahsil ettiği tutarların tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla bu tutarlara karşılık şimdilik 15.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan 03.08.2012 tarihli Protokol, 04.09.2012 tarihli Kök Protokol, 12.03.2013 tarihli ve 09.07.2014 tarihli Ek Protokollerin müvekkilince haklı sebeple feshedilmesi sebebiyle kök protokolün 12. maddesi gereği müvekkilinin yaptığı masraflar ile uğradığı doğrudan veya dolaylı tüm zararlarına karşılık şimdilik 10.000,00 TL ve protokolde yer alan 1.000.000,00 TL cezai şart olmak üzere şimdilik 1.010.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Kök Protokol hükümleri uyarınca hedeflenen tarihlerde amaçlanan yükümlülüklere ilişkin ilerleme kaydedilememesinin, müvekkilinin eylemlerinden değil her iki meslek birliğinin ortak taahhütlerinden olduğunu, Kök Protokol'ün 4.5 ve 6. maddelerinin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini, Kök ve Ek Protokoller gereği oluşturulması gereken Ortak Veri Tabanının henüz oluşturulmadığını, tek liste üzerinden dağıtım çalışmaları yapılmadığını ve koruma oranları tespit edilmediğini, davacının, müvekkilinden fazladan telif bedeli tahsil ettiği iddiasıyla bu bedellerin tespiti ve tahsilini talep etme hak ve yetkisi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının feshinin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, dayanak gösterilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 639/7 hükmüne de uygun gerçekleştirilmediğini, protokolün amacının ortak veri tabanı oluşturulması olmadığını, eser sahiplerinin haklarının daha etkin bir şekilde korunmasını sağlamak olduğunu, davacının protokolleri feshetmesinin haklı nedeni olarak gösterdiği aleyhine açılan davalar ile ilgili olarak, protokoller yürürlükte iken dava açılamayacağına dair protokolde bir düzenleme olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında, mükerrer ödemelerin önlenmesi, ortak veri tabanı oluşturulması, ortak lisanslama ve ortak dağıtım yapılması konusunda mutabakata varıldığı ve 03.08.2012 tarihinde bu mutabakatı gösteren “...Ortak Veri Tabam, Ortak Lisanslama, Ortak Dağıtım Protokolü” adlı metnin imzalandığı, 04.09.2012 tarihinde “... Lisanslama, Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü” başlıklı “kök protokol” olarak adlandırılan nihai metnin imzalandığı, kök protokole ek olarak ayrıca 12.03.20 13... .07.2014 tarihlerinde ek protokollerin imza edildiği, taraflar arasında imzalanan protokollerin uygulanması aşamasına geçildiğinde bir süre sonra, protokollerde yapılması kararlaştırılan bazı iş ve işlemlerin yapılamadığı ve lisans bedellerinin paylaşımı ve dağıtımı konusunda aksaklıklar yaşandığı, bunların sonucu olarak da işbu konuların dava konusu yapıldığı, taraflar arasında birden fazla ihtar ve cevabın gönderildiği, davalar açıldıktan sonra da hem ilişkinin hem de ihtarlaşmanın devam ettiği, 03.08.2012 tarihinde imzalanan Protokolün 1. maddesinde, "iki meslek birliğinin tüm hak sahipleri oranları tespit edildikten yani ortak veri tabanı oluşturulduktan sonra, kullanıcılardan alınacak eser kullanım listeleri baz alınarak ortak dağıtım yapılacağı”nın belirtildiği, 04.09.2012 tarihinde imzalanan “kök protokol” olarak adlandırılan nihai metnin 3.2 maddesinde, ortak lisanslama faaliyetlerine temsili alanda 01.09.2012 tarihi itibarıyla mekanik alanda ise ortak veri tabanı oluşturulması tarihi itibarıyla başlanacağının kararlaştırıldığı ve hedef olarak 01.11.2012 tarihinin öngörüldüğü, kök protokolün 5. maddesinde, 30.10.2012 tarihine kadar ortak veri tabanı oluşturulmasının kararlaştırıldığı; ancak bu veri tabanının kararlaştırılan tarihe kadar ve sonrasında da oluşturulamadığı, 03.08.2012 tarihinde imzalanan Protokolün 2. maddesinde, tarafların ortak lisanslama çerçevesinde elde edilecek bedellerin ortak hesapta toplanması için ortak hesap açılması konusunda mutabık kaldıkları, kök protokolün 4. maddesinde ortak hesap oluşturulması, bu hesabın ... adına açılması ve hesabın kullanımının iki meslek birliğinin yetkilendirdiği kişilerin ortak imzasıyla sınırlandırılmasının kararlaştırıldığı, bu maddenin üçüncü fıkrasında, lisans bedellerinin eşit şekilde faturalandırılacağı, kullanıcılardan temin edilen tek bir liste üzerinden dağıtım çalışmalarının tamamlanacağı ve buradan çıkarılacak koruma oranları üzerinden fatura kesilerek mahsuplaşmanın yapılacağı düzenlenmiş ise de geçirilen süreçte, kararlaştırılan ortak hesabın açılmadığı, ilk olarak...’ın ...den bu konuda talepte bulunduğu, ...’nin ise bunun bir ortak yükümlülük olduğunu belirterek, ortak veri tabanı oluşturulması hususunda harekete geçilmesini istediğinin anlaşıldığı, ..., mahsuplaşmanın ancak ortak veri tabanı oluşturulduktan sonra yapılabileceği iddiasında bulunmuş ise de alınan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmede, ortak hesap açılmamış olsa dahi tarafların bir araya gelerek, birbirleriyle paylaşmayı taahhüt ettikleri kullanım listeleri üzerinden bu paylaşım ve mahsuplaşmanın yapılmasının mümkün olacağı, sözleşmenin ilgili hükümlerinin, ortak hesap ve veri tabanının varlığını mahsuplaşma için ön koşul olarak belirlenmesi şeklinde yorumlanamayacağı sonucuna varıldığı, taraflar arasındaki protokolde, tarafların sorumlu oldukları edimlerin somut olarak belirlenmediği, daha ziyade bir grup iş ve işlemi birlikte gerçekleştirmek, bunun için organlar oluşturmak ve bu süreçte birbirleri ile işbirliği ve iletişim halinde hareket etmek üzere anlaşıldığı, tarafların ihtarname ve dilekçelerinde de ifade edildiği üzere, aralarında kurulan ilişkinin bir adi ortaklık olduğu, protokollerin ise adi ortaklık sözleşmesi teşkil ettiği kanaatine varıldığı, TBK'nın 639/6 hükmü uyarınca, belirsiz süreli bir ortaklık söz konusu olduğunda ortaklığın, ortaklardan birinin fesih bildirimiyle sonlandırılmasının mümkün olduğu, ancak TBK'nın 640. maddesinde bu fesih bildiriminin 6 ay önceden yapılması gerektiğinin düzenlendiği, bu hükme göre ayrıca bildirimin dürüstlük kurallarına aykırı olmaması ve özellikle uygun olmayan bir zamanda yapılmaması gerektiği, fesih bildiriminin, hesap yılı sonunda hüküm ifade edeceği, haklı sebeplere dayanarak ortaklığın sonlandırılması istendiğinde ise fesih bildirim süresine uymaksızın ortaklardan her birinin, ortaklığın sona erdirilmesini mahkemeden talep etme imkanına sahip olduğu, talebin haklılığı mahkeme tarafından takdir edileceği ve ortaklığın ilgili mahkeme kararının kesinleşmesiyle son bulacağı, ... tarafından yapılan fesih bildiriminin, TBK'nın 639/6 hükmü uyarınca yapılması durumunda bildirim süresine uyulmamış olması, TBK'nın 639/7 hükmü uyarınca yapılması durumunda ise istemin mahkemeye yöneltilmediği gerekçesi ile geçersiz olacağı sonucuna varıldığı, MESAM’ın 24.05.2017 tarihli dilekçesinde, tarafların 28.12.2016 tarihlerinde tekrar bir araya geldikleri, aralarında bir çalışma grubu oluşturulduğu, 2017 yılı tarifesi için koruma oranlarının belirlenmesine ve 2013-2014 yılına ait koruma oranları için bir çalışma yapılmasına karar verdikleri dolayısıyla bu durumun taraflar arasındaki ortaklığın devam ettiğine dair karine oluşturduğu, fesih şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varıldığı, diğer bir uyuşmazlık konusunun ... tarafından yapılan lisans bedeli tahsilatının koruma oranları belirlenerek mahsuplaşmaya konu edilip edilmediği noktasında toplandığı, bilirkişi heyeti tarafından bu incelemenin yapılabilmesi için 04.09.2012 tarihinde imzalanan...-...Lisanslama, Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü kapsamında her iki meslek birliğinin yapmış olduğu tahsilatları gösteren detaylı bilgi ve belgelerin celbinin gerektiği, bu belgelerin ise tahsil edilen miktar ve mahsup olduğu dönem, tahsil edilen miktarın geldiği kurum ya da kurumlar ile bu kurumlarla yapılan sözleşmeler, kullanım listeleri, kullanım listelerinde yer alan eserler üzerinde kimlerin hak sahibi olduğu ve bu kişilerin hangi meslek birliğine üye olduğunu gösteren listeler, tahsil edilen miktarın dağıtımına dair dökümler olduğunun tespit edildiği, Mahkemece bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verildiği, her iki meslek birliğinin adresinde yapılan incelemelerde eksik hususların giderilemediği, tarafların ilgili delilleri sunmaktan imtina ettiklerinin anlaşıldığı, asıl ve birleşen davanın davacılarının ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, tarafların birbirlerine gönderdikleri ihtarnamelerde, protokollerde kararlaştırılan iş ve işlemlerin hayata geçmemesi konusunda birbirlerini sorumlu gördükleri, bir araya gelmekte sorunlar yaşadıkları, bunun yargılama safhasında da devam ettiği, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, mahsuplaşma koşullarının ancak tarafların anlaşmaları ile tespit edilebileceği, listelerin tam ve eksiksiz olarak taraflarca hazırlanması gerekeceği, dosyada buna dair bilgi ve belgelerin bulunmadığı gibi Mahkemece verilen yerinde inceleme ara kararına rağmen tarafların delillerini hazır etmedikleri gerekçesiyle ispatlanamayan asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, T.C. ...Genel Müdürlüğü nezdinde taraflar arasında 03.08.2012 tarihinde yapılan mutabakatta benimsenen ilkeler doğrultusunda imzalanan 04.09.2012 tarihli kök protokol ile 12.03.20 13... .07.2014 tarihli ek protokoller kapsamında mahsuplaşmadan doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Birleşen dava ise, asıl davanın dayanağı kök ve ek protokollerin feshi nedeniyle oluştuğu iddia olunan masraf, alacak ve kök protokolün 12. maddesi uyarınca cezai şart istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl davada uyuşmazlık, taraflar arasında T.C. ...Genel Müdürlüğü nezdinde benimsenen ilkeler uyarınca imzalanan 04.09.2012 tarihli kök protokol ile ek protokoller kapsamında mahsuplaşma şartlarının oluşup oluşmadığı, buradan varılacak sonuca göre mahsuplaşma kapsamının belirlenmesine yönelik olarak Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Birleşen davada uyuşmazlık ise kök protokol ve ek protokollerin feshi için haklı neden oluşup oluşmadığı ve dolayısıyla mahkeme dışı noter ihtarnamesi ile feshin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

1.Asıl davada davacı vekili, davalının taraflar arasında imzalanan kök ve ek protokol hükümlerine aykırı hareket ederek mahsuplaşma koşullarına uymadığı iddiasıyla 2013 yılından itibaren kullanıcılardan tahsil edilen ortak lisanslama gelirlerinden, davalının Kök Protokol'ün 4.3. maddesine aykırı olarak koruma oranlarına göre fazladan tahsil ettiği tutarların tespiti ve tahsilini talep etmiş, davalı vekili ise, kök protokolün 4.5. ve 6. maddelerinin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini, ortak veri tabanı oluşturulmadığı, ortak hesap da açılmadığı için mahsuplaşma koşullarının oluşmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesince, taraflar arasındaki ihtilafın halli için dosyadaki protokoller, uzman görüşleri ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek bilirkişi raporu alınması yönünde kurulan ara karar uyarınca alınan kök rapor ve bu raporun taraflarca itiraza uğraması üzerine bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek ek rapor tanziminin istenmesine şeklinde kurulan ara karar üzerine ibraz edilen ek rapor uyarınca asıl davanın reddine karar verilmiştir.

Birleşen davada ise davacı vekili, taraflar arasında imzalanan kök ve ek protokol hükümlerinin davalı... tarafından ihlal edildiği, söz konusu protokollerin müvekkilince haklı sebeple feshedilmesi sebebiyle kök protokolün 12. maddesi uyarınca müvekkilinin yaptığı masraflar ile uğradığı doğrudan veya dolaylı zararların ve cezai şartın tahsilini talep etmiş, davalı vekili, protokol hükümlerini müvekkilinin değil birleşen davanın davacısı ...'nin ihlal ettiğini, davacının söz konusu fesih ihtarının 6098 sayılı TBK'nın 639/6-7. hükümleri uyarınca geçersiz olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesince birleşen davada davacı ... tarafından yapılan fesih bildiriminin, 6098 sayılı TBK'nın 639/6 hükmü uyarınca bildirim süresine uyulmamış olması, anılan Kanun'un 639/7 hükmü uyarınca yapılması durumunda ise istemin mahkemeye yöneltilmemesi nedeniyle geçersiz olacağı, taraflar arasındaki ilişkinin dava sürecinde de devam etmesi nedeniyle fesih şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince de hem asıl hem de birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Hem asıl hem de birleşen davalardaki uyuşmazlıkların çözümü için öncelikli protokol ve ek protokollerin ilgili hükümleri ile ilgili Kanun hükümlerinin belirtilmesinde fayda bulunmaktadır.

Aynı alanda faaliyet gösteren Meslek Birliği olan tarafların önce 03.08.2012 tarihinde T.C. ...Genel Müdürlüğü yönetiminde toplanarak mükerrer ödemelerin önlenmesi, ortak veri tabanı oluşturulması, ortak lisanslama ve ortak dağıtım yapılması hususlarında temel ilkelerde anlaştıktan sonra 04.09.2012 tarihinde kök protokolü imzaladıkları sabittir.

Kök protokolün konusu protokolün 2. maddesinde düzenlenmiş olup, "Tarafların eser sahiplerinin haklarının daha etkin bir şekilde korunmasının sağlanması ve mükerrer ödemelerin önlenmesi için 03.08.2012 tarihinde Bakanlık nezdinde imzaladıkları protokol ve işbu protokol uyarınca Türkiye'de kullanılan tüm yerli ve yabancı müzik repertuarı için ortak lisanslama, ortak veri tabanı ve ortak dağıtım faaliyetlerinin birlikte gerçekleştirilmesinin sağlanması ve faaliyetlerin işleyişi için ortak hareket planının oluşturulması, tarafların bu süreçte hak ve yükümlülüklerinin oluşturulmasıdır" hükmünü içermektedir.

Ortak lisanslama faaliyetleri 3.maddede düzenlenmiş olup 3.2. bendinde "...taraflar bu protokol uyarınca umuma açık mahaller, radyo TV ve dijital lisanslama da dahil olmak üzere tüm lisanslama faaliyetlerini birlikte yürüteceklerini ve tek başlarına lisanslama faaliyetinde bulunmayacaklarını kabul ve taahhüt ederler. Taraflar ortak lisanslama faaliyetlerine temsili alanda 01.09.2012 tarihi, ortak mekanik lisanslama faaliyetlerine ise ortak veri tabanının oluşturulması tarihi itibariyle başlayacaklar, hedef olarak 01.11.2012 tarihi seçilmiştir..." hükmü düzenlenmiştir. 3.4. bendinde, ortak lisanslama kapsamında tarafların tek tarife açıklayacağı, ortak hesap açılacağı, tek tarife oluşturulana kadar tarafların tarifeleri toplanmak suretiyle kullanıcılardan tek bir sözleşme ile tek bir bedel talep edileceği, 3.5. bendinde, önceki dönemde akdedilmiş sözleşmelerin ortak lisanslama sözleşmelerine çevrilmesi için bilgi paylaşımının yapılacağı, ortak hesap oluşturulması başlıklı 4. maddesinde, ortak hesap oluşturma şekli, pay oranları ve paylaşımın ne şekilde yapılacağının düzenlendiği görülmüştür. 5. maddede, ortak veri tabanı oluşturulması, dokümantasyon birimlerinin oluşturulması ve entegrasyunu, 6. maddede, ortak dağıtım ve dağıtım birimlerinin entegrasyonu, 7. madde ve devamında sözleşmenin uygulanması için oluşturulacak birimler ve yapıları düzenlenmiştir. 9. maddede, mükerrer ödemelerin tespiti, diğer hükümler başlıklı 10. maddede, tarafların protokollerin imzalanması akabinde en geç Aralık 2012 tarihine kadar kendi genel kurullarını toplayıp ortak dağıtım ve dokümantasyon yönergelerinin onaylanması, yabancı repertuara ilişkin elde edilen fakat henüz dağıtılmamış bedellerin dağıtımı ve sair hususlar düzenlenmiştir.

Protokolün yürürlüğü ve süresi 14. maddesinde düzenlenmiş olup bu hükme göre sözleşmenin süresi imza tarihinden başlamak üzere 5 yıl olarak kararlaştırılmış, tarafların protokolün sona erme tarihinden itibaren en geç 6 ay içerisinde diğer tarafa noter aracılığıyla bildirimde bulunmadığı sürece protokolün aynı şartlarla 5'er yıllık dönemler halinde yenileneceği öngörülmüştür.

Anılan protokolün tüm hükümlerine bir bütün halinde bakıldığında taraflara tek tek yükümlülük yüklenmemiş olup tüm yükümlülüklerin birlikte yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. 12.03.2013 tarihli ek protokol ile kök protokolün özellikle 3.4., 4.1., 4.2., 6.4., ve 10.6. hükümleri revize edilmiş, 09.07.2014 tarihli ek protokol ile de dijitallerin 2013 yılından itibaren ortak bir şekilde kullanım listelerine göre dağıtılacağı, TV, radyo ve umumi mahallerin 20 13... yılı meslek birliklerinin ortak yönergelerine göre dağıtılacağı, mükerrer ödemelerin önlenmesi için dağıtıma konu kullanım listelerinin taraflarca paylaşılacağı, ortak veri tabanı oluşturmak için ...ile temasa geçileceği, 2015 yılı için toplanan telif bedellerinin revize edilip yeni ortak dağıtım yönergesine göre yapılacağı, 01.01.2014 tarihinden itibaren bekleyen lisans sözleşmelerinin protokolün imzalanmasıyla hemen imzalanacağı ve sair hususlar revize edilmiştir.

Kök ve ek protokoller temel ilkelerin belirlenmesine ilişkin mutabakat ile birlikte incelendiğinde, bu sözleşmenin Kanunda düzenlenen hiçbir sözleşmenin ayırt edici niteliklerini taşımadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece de belirtildiği üzere 6098 sayılı TBK'nın 620/2 hükmü uyarınca adi ortaklık sayılması işbu hüküm gereğidir.

Adi ortaklığın sona erme halleri 6098 sayılı TBK'nın 639. maddesinde düzenlenmiş olup söz konusu sona erme hallerinden somut olaya uyan yedinci fıkrası ortaklığın haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla sona ereceğini düzenlemiştir. Sözleşmenin süresi ve yürürlük tarihi belli olduğundan anılan maddenin diğer bentlerinde öngörülen diğer şartlar somut olayda bulunmamaktadır. Anılan 7. fıkrada belirtilen haklı neden oluşmuş olsa dahi Mahkemece de belirtildiği gibi ortaklığın feshi ancak Mahkemeden istenebilecektir.

2.Bu açıklamalardan sonra birleşen davaya yönelik temyiz itirazları değerlendirildiğinde, Mahkemenin 6098 sayılı TBK'nın 639/6 hükmü uyarınca, belirsiz süreli bir ortaklık söz konusu olduğunda ortaklığın, ortaklardan birinin fesih bildirimiyle sonlandırılmasının mümkün olduğu, ancak TBK'nın 640. maddesinde bu fesih bildiriminin 6 ay önceden yapılması gerektiği, birleşen davada davacı ... tarafından yapılan fesih bildiriminin, 6098 sayılı TBK'nın 639/6 hükmünde öngörülen bildirim süresine uyulmamış olması sebebiyle geçersiz olduğu gerekçesi yerinde olmamakla birlikte Mahkemenin redde mesnet diğer gerekçesinin yani 6098 sayılı TBK'nın 639/7 hükmüne ilişkin gerekçesi nazara alınarak ve tarafların ortak hareket etmesi gerektiği de gözetildiğinde protokolde belirtilen ortak veri tabanının öngörülen tarihlerde oluşturulmamasının yükümlülüğünün tek bir tarafa ait olduğu kabul edilemeyeceğinden sözleşmenin feshinde haklı neden bulunmadığının kabulü gerekir.

Bu itibarla yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince birleşen davaya yönelik verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre birleşen davada davacı ... (...) tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir.

3.Asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, somut uyuşmazlık bakımından doğru bir sonuca ulaşabilmek için sözleşmenin sağlıklı bir şekilde yorumlanması gerekir. Sözleşmenin yorumlanmasında temel ilke, 6098 sayılı TBK'nın 19/1 hükmünde "...Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır..." şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden anlaşıldığı üzere önemli olan tarafların sözleşmede kullandıkları sözcükler değil ortak amaçlarıdır. Yukarıdaki özetten anlaşılacağı gibi dava konusu protokol ve ek protokollerde tarafların tek ve ortak amaçları mükerrer tahsilatın önlenmesi, hak sahiplerinin haklarının tam olarak korunması, bunun için ortak lisanslama yapılması ve ortak dağıtım faaliyetlerinin birlikte yürütülmesidir.

Sözleşmenin yürürlük maddesi olan 14. maddesinde sözleşmenin imza tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış olup zaten sözleşmenin 3.2. maddesinde ortak lisanslama faaliyetinin temsili alanda (iletim hakkı) 01.09.2012 tarihinde, mekanik alanda (çoğaltma hakkı) ortak veri tabanının oluşturulma tarihi itibariyle başlayacağı, hedef olarak 01.11.2012 tarihinin seçildiği kararlaştırılmıştır.

Sözleşmede tek bedel alınması, protokol tarihinden önceki sözleşmelerin paylaşılmasının düzenlenmesi vd. hususların kararlaştırılmış olması dikkate alındığında mahsuplaşma için ortak hesap ve veri tabanının oluşturulmasının şart olmadığı anlaşılmaktadır. Anılan ortak hesap ve ortak veri tabanının oluşturulmasının hesapların takibini ve dolayısıyla mahsuplaşmanın kolaylaştırılmasını sağlayacağı açıktır. Bu durumda mahsuplaşmanın şartlarının oluştuğu yolundaki tespitte isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak defter ve belgelerin incelenmesine ilişkin HMK'nın 219. maddesi "...(1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.(2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir...." hükmünü havidir.

Taraflardan birinin ileri sürdüğü vakıanın ispatı için dayanılan belgenin, davanın karşı tarafının elinde bulunması durumunda ise karşı tarafın anılan belgeyi ibrazı HMK'nın 220/1 hükmünde “İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu durumda Mahkemece uyuşmazlığın ispatına yarayan ve tarafların elinde bulunan tüm defter, bilgi, belge ve banka hesap ekstrelerinin ibrazı için usulüne uygun süre verilip ibraz edilmemesi halinde dosya kapsamına göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. Mahkemenin, HMK'nın yukarıda anılan hükümlerine uygun ihtarat ve süre içermeyen kök rapor alınmasına dair 16.01.2018 tarihli ara kararı ve ek rapor alınmasına dair 18.07.2019 tarihli ara kararı uyarınca "tarafların mahsuplaşma koşullarının ispatı bakımından listelerin tam ve eksiksiz olarak taraflarca hazırlanması gerekeceği, dosyada buna dair bilgi ve belgenin bulunmadığı gibi Mahkemece verilen yerinde inceleme ara kararına rağmen tarafların delillerini hazır etmedikleri" gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı... (...) vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davaya ilişkin verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, (1) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı ... (...) vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince asıl davaya ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı birleşen davacı ...'den alınarak davacı birleşen davalı...'a verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ... (...)'ye yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde... (...)'ne iadesine, 13.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2269, K. 2026/4166, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-2269-e-2026-4166-k-1512900fd505