Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/998 E. 2026/1473 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/998
- Karar No
- 2026/1473
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/998 Esas
KARAR NO : 2026/1473
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan) İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16/04/2026
NUMARASI :2025/1035 esas, 2026/343 karar
DAVANIN KONUSU: Franchise Sözleşmesinden Kaynaklanan Cezai Şart
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilmiş Franchise sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olması sebebiyle sözleşmede belirlenmiş cezai şart talebine ilişkin olup marka ve sınai hakka ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığından yüksek mahkeme içtihatları doğrultusunda görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davalının müvekkili şirkete başvurarak öncelikle müvekkili şirketin markası, mağaza dizaynı ve ... vb. ile ilgili olmak üzere görüşme talebini ilettiğini davacıya ait mağazayı gezdiğini, müvekkiline ait ürünleri denediğini ve mağaza açma talebini müvekkiline ilettiğini, bunun üzerine müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 17.08.2023 tarihinde ... Mah. ... ... Sok. No:... Kadıköy/İstanbul adresinde davalı tarafından ... ve markanın 10 yıl boyunca kullanılmasını ve benzeri hak ve yükümlülükleri içeren "Franchise Sözleşmesi" davalı ve davacı yan arasında akdedildiği, müvekkili şirket sözleşme gereği markasının, logosunun ve sloganlarının ve ürünlerinin belirlenen adreste davalı tarafından kullanılmasına izin verildiğini ve tüm sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın, kendi kendine belirlediği bir hedef cironun altında kaldığından bahisle mağazayı kapatmak ve başka bir iş yapmak istediğini müvekkiline haricen beyan ettiğini, sözleşmesel yükümlülükleri kendisine hatırlatılınca da markaya ve sisteme zarar verme kastı ile maliyet altına satışlar yapmaya ve kalitesiz ürünler meydana getirmeye başladığını, bu sebeple taraflarınca, davalının sözleşmeye aykırı davranışlara son vermesi ve yükümlülüklerini yerine getirmesi için 11.11.2024 tarihinde davalıya uyarı ihtarnamesi keşide edildiğini, davalı tarafın, sözleşmeyi hukuken kabul edilebilecek sözleşmesel yahut yasal olarak hiçbir dayanak öne sürmeden ve ilgili dükkanın işletmesini adeta bir kaosa sürükleyerek Beyoğlu 17. Noterliği 20.11.2024 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile işlerinin iyi gitmediğini ve zarar ettiğini öne sürerek anılan ihtarnamenin tebliğinden itibaren 6 ay sonra sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedeceğini bildirdiğini, davalının bu süreçte işletmede yeterli personel istihdam etmemiş, sigortasız personel istihdam etmiş ve müvekkilinin hiçbir uyarısını dikkate alınmayarak müvekkilinin de zarar etmesine sebebiyet verdiğini, işbu ihtarname üzerine Kadıköy 7. Noterliği 07.05.2025 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarname ile sözleşmesel yükümlülüklerini ihlale yönelerek mevcut mağazasını kapatarak faaliyetlerine tek taraflı olarak son veren, işletmeyi fahiş fiyatla başkasına veren ve müvekkili davacıyı açıkça zarara uğratan davalı tarafa ahde vefa ilkesi gereği sözleşmesel yükümlülüklerinin hatırlatıldığını ve 15 gün içerisinde bu hususların giderilmesi talep edildiğini, ancak davalı Beyoğlu 17. Noterliği'nin 22.05.2025 tarih ve ... yevmiye no'lu cevabi ihtarnamesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiklerini ve faaliyetlerini sonlandırdıklarını beyan ederek ibhtarname ile yapmış oldukları çağrıya riayet edilmediğini, bu durum üzerine müvekkili adına 24.07.2025 tarihinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'na Arabuluculuk başvurusunda bulunularak bir uzlaşma sağlanmak istenmişse de görüşmelerden bir sonuç alınamadığını, davalı tarafın, hedef cirosunun altında kaldığını belirterek haksız olarak mağazanın kapatılmasını istediği zaman sözleşmesel yükümlülükleri hatırlatılınca özellikle Sözleşmenin 4.2. , 4.5., 4.6. , 4.7. vd. maddelerine aykırı olarak marka ve sisteme zarar verme kastı güdülerek maliyet altına ve kalitesiz satışlar yapılmış, sözleşmenin 5.4. maddesi uyarınca personel yeter sayısı kuralına ve diğer kurallara aykırı davranılmış, genel olarak faaliyet tek taraflı sonlandırılarak sözleşme haksız olarak feshedildiğinden dolayı tüm sözleşme kurallarına ve ahde vefa ilkesine aykırı davranıldığını, sözleşme gereği davalının bağımsız ve basiretli tacir olduğunu, dolayısıyla işin başarısına ilişkin davalı kendi öngörüsü ve ticari uzmanlığına uygun hareket etmesi gerektiğini, işbu sebeple artan personel giderleri, kira bedeli vs. gibi sebeplere dayanılmasının mümkün olmadığını, nitekim davalının davacıya ulaşmış herhangi bir sözleşme hükümleri yahut koşullarını uyarlama talebi de mevcut olmadığını ki zaten somut olayda uyarlamaya ilişkin şartların da sübut bulmadığını, sözleşmenin haksız feshedildiğini, somut olayda taraflar ahde vefa ilkesine güvenerek önceden bir takım hükümler sevk ettikleri ve öngörülebilirliğin tesis edildiği ticari nitelikli sözleşmeye olan güvenleri gereği yatırımlar yaptığını ve açıkça işe başlanmasından işin sonlanmasına kadar ve hatta fesih halindeki taleplere kadar sözleşmesel hükümleri özgür iradeleri ile imza altına alındığını ve kararlaştırıldığını, davacının sözleşmeye güvenerek yükümlülük altına girdiğini, davalı tarafın haksız fesih sebebiyle sözleşmeyi sonlandırması sonucu uyuşmazlık konusu sözleşmenin "Sözleşmenin sona ermesi" başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalının sözleşmeyi haksız olarak feshi halinde işin mahiyet ve miktarına uygun olarak 300.000 TL cezai koşula bağlandığını, işbu 300.000-TL'nin davalının haksız feshi tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte müvekkili davacıya ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin işbu erken ve haksız fesih nedeniyle Türkiye'nin en işlek caddelerinden birinde mevcut bulunan tabelası ile logosu indirilerek ve bu neviden popüler lokasyonda yer alan mağazasının aniden kapatılarak şirketin süregelen olumlu imajına zarar verdiğini, taraflar arasında Franchise sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshi sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 41.000,00 TL kısmi cezai şart, haksız fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkilinin davacıya ödenmesi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı tarafın, 17.08.2023 tarihinde Franchise sözleşmesi imzaladığını, ancak müvekkilinin tüm çabasına rağmen davacı tarafın yükümlülüklerine uymaması nedeniyle müvekkilinin sözleşmeden zarar gördüğünü ve sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, bilindiği üzere franchise sözleşmeleri hukukta özel olarak düzenlenmemiş olup karma nitelikte sözleşmeler olduğunu, davaya konu sözleşmenin, aynı zamanda uygulamada “kelepçe sözleşme” olarak adlandırılan türden olduğunu, kelepçe sözleşmelerin temel özelliği, sözleşme ile yükümlülük altına giren taraflardan birinin fesih hakkının ciddi biçimde sınırlandırılması ve uzun süre sözleşmeye bağlı kalmaya zorlanması olduğunu, müvekkilinin davacı tarafın yüklendiği edimlere güvenerek üzerinde müzakere şansının oldukça sınırlı olduğunu, genel işlem koşulları şeklinde hazırlandığını ve ağır bir cezai şart içeren işbu kelepçe sözleşmeyi akdettiğini, davaya konu sözleşmede fesih ihbarı için herhangi bir süre öngörülmediğini, kanunun da franchise sözleşmelerine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, kıyas yoluyla diğer hükümlerin uygulanması gerektiğini, franchise sözleşmelerinin yapısı gereği daha uzun bir fesih ihbar süresine ihtiyaç duyulduğu kabul edilerek, bu kez TBK m.640’ta düzenlenen altı aylık fesih ihbar süresinin kıyasen uygulanabileceği öngörüldüğünü, bu nedenle, fesih işleminin altı ay sonra gerçekleştirileceği hususu davacı tarafa ihtarname ile bildirildiğini, dava konusu sözleşmede cezai şartın doğabilmesi için, ya davacı tarafından yapılan feshin haklı olması ya da müvekkili tarafından yapılan feshin haksız olması gerektiğini, oysa davacı tarafın bu hususlara ilişkin herhangi bir delil ileri süremediğini, bu nedenle öncelikle davacı tarafın dava dilekçesindeki asılsız iddialarına değinmek gerektiğini, davacı tarafın, müvekkilinin hedef cironun altında kalması nedeniyle işletmeyi kapatmak ve başka bir iş yapmak yönünde harici beyanlarda bulunduğunu iddia ettiğini, taraflarınca bu yönde herhangi bir beyan söz konusu olmadığını, davalının müvekkilinin maliyet altında satış yaptığını ve kalitesiz ürünler ortaya çıkardığını ileri sürdüğünü, bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın bu yöndeki iddialarını ileri sürerken bunları destekleri sunmadığını, bir an için davacı tarafın dava açmakta haklı olduğu kabul edilse dahi, dava konusu sözleşmede öngörülen cezai şartın fahiş olduğunu, bu nedenle TBK’nın ilgili hükümleri uyarınca cezai şarttan hakkaniyet indirimi yapılmasını, feshin haklı sebeple yapılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2025/1035 esas, 2026/343 karar sayılı, 16/04/2026 tarihli kararı ile; "Davaya konu franchise sözleşmelerinden kaynaklanan davaların ticaret mahkemesinde görülebilmesi için dolayısıyla işin ticari olduğundan söz edilebilmesi için sırf işin ticari nitelikte olması ve bir tarafın tacir olması yeterli olmayıp, her iki tarafın da tacir olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacının tacir, işin de davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda hiç bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak davalının da görevli mahkemenin tayini için tacir olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta mahkememizce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüklerine yazılan yazıda davalının tacir kaydı olmadığı belirtilmiştir. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği davalının esnaf kaydının bulunduğu ve halen devam ettiği bildirmiştir. Göztepe Vergi Dairesi tarafından davalının 2023, 2024 ve 2025 yılları arası vergi kaydının bulunduğu, işletme esasına göre defter tuttuğu belirtilmekle VUK 177 deki sınırı aşmadığından davalının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin tarafından 16.04.2026 tarihinde 2025/1035 E. ve 2026/343 K. sayılı dosyada verilen görevsizlik kararının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin davalının tacir olmadığını ve esnaf kaydının bulunduğunu belirterek eksik inceleme yaptığını, taraflar arasında 17.08.2023 tarihinde imzalanan 10 yıl süreli franchise sözleşmesinin ticari bir organizasyon gerektirdiğini, davalının faaliyetinin basit bir esnaf faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarihli, E. 2022/666, K. 2023/546 sayılı kararında ticari işletme tanımının esnaf sınırlarını aşan gelir hedefiyle belirlendiğini, davalının ciddi bir sermaye ve organizasyonla faaliyet yürüttüğünü, yerel mahkemenin salt vergi ve oda kayıtlarına dayanmasının hatalı olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 16.12.2014 tarihli, E. 2014/42056, K. 2014/40558 sayılı kararında belirtildiği üzere 50.000,00 TL tutarındaki katkı payı ve cezai şartların davalının gelirinin TTK limitlerini aştığını gösterdiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 15. maddesindeki esnaf tanımının dar yorumlanmaması gerektiğini, uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesi kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, franchise sözleşmelerinin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren karma nitelikli akitler olduğunu, HMK'nın 1. maddesi uyarınca görev kurallarının kamu düzeninden bulunduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasını, davanın esastan görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak cezai şart alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davalının tacir olmadığından bahisle görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından franchise sözleşmelerine bakmakla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğundan bahisle yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Mahkemece davalı tarafın tacir vasfının bulunup bulunmadığı hususunun tetkiki yönünden İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüklerine ve İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine yazılan müzekkerelere verilen cevaplar kapsamında davalının tacir kaydının olmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, VUK 177. madde hükümlerine göre davalının tacir olmadığı gerekçeleri ile görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuna karar verilmiş ise de taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin "chicken project" markasının kullanım hakkının davalıya verilmesine ilişkin olup royalty bedeli ödemesi karşılığında davacının markasını, işletme modelini, sistemini ve ...'unu davalı tarafa kullandırdığı atipik (isimsiz) ve karma bir sözleşme tipi olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa konu sözleşme Kanun'da açıkça düzenlenen tipik (isimli) bir sözleşme olmadığından niteliğine göre TTK, TBK ve SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla davanın konusu, işbu franchise sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı olarak cezai şart alacak istemine yönelik olup somut uyuşmazlığa uygulanacak hükümler kapsamında asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Böylece asliye ticaret mahkemesi tarafından yargılamaya devam edilerek davanın esasına yönelik inceleme yapılması gerekirken görevsiz olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu gerekçeler ışığında; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-(Kapatılan)İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/04/2026 tarih, 2025/1035 E. 2026/343 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026