İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1816 E. 2026/779 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1816
Karar No
2026/779
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1816 Esas KARAR NO : 2026/779

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 01/10/2026 KARAR TARİHİ : 02/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.02.2024 tarihinde davalıların ayrı ayrı malik ve sürücüsü olduğu ...plakalı aracın %50 kusuru ile müvekkilİ şirkette Kasko sigortası bulunan ... plakalı araca çarparak sigortalı araç nezdinde hasar meydana getirdiğini, meydana gelen kaza sonrasında müvekkili şirketin kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı araç maddi hasara uğradığını, sigortalı araçta kaza sebebiyle oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarının toplam 535.000-TL'nin sigortalıya ödendiğini, yapılan bu ödemeden sonra davalının kusuruna tekabül eden %50 kısmın yani 267.000-TL'nin 200.000-TL'si davalının sigortası tarafından müvekkili şirkete ödendiğini ve geriye kalan 67.500-TL’nin davalılardan tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2026/... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine yasal takip başlatıldığını, davalının itiraz etmesi sebebiyle icra takibinin durdurulduğunu, açıklanan ve re’sen göz önüne alınacak sair nedenlerle ve fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; borçluların itirazının iptali ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLER ve GEREKÇE: Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi kapsamında sigortalanmış olan dava dışı sigortalının aracında oluşan hasarın davacı sigortacı tarafından ödenen hasar bedelinin halefiyet hükümleri uyarınca davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı sigorta şirketi nezdinde ... poliçe nolu kasko poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ... adına kayıtlı ... plakalı araç ile davalı şirket adına kayıtlı olan ...plakalı araç arasında 01/02/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde dava dışı sigortalının aracında oluşan hasarın onarım bedelinin davacı tarafından karşılanması akabinde halefiyet ilkesi uyarınca davalı araç malikinden ve davalı sigortalısından tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu davada davacı dava dışı sigortalısı olan ...'ın yerine geçerek davayı açmış olup bu kapsamda davada görev hususu irdelenirken davanın ... ile davalı ... TAAHHÜT İNŞAAT VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ ve davalı ... arasında görülen bir dava gibi görülmesi gerektiği kabul edilerek inceleme yapılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."

Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda, davacının tacir olmayan dava dışı ...'ın yerine geçerek dava açmış olduğu görülmüş olup her ne kadar davalılardan ... TAAHHÜT İNŞAAT VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ tüzel kişi tacir ise de dava dışı sigortalı tacir olmayan gerçek kişi olup sigortalıya ait aracın hususi kullanıma ait otomobil olması sebebiyle somut olayda tarafların karşılıklı tacir olmalarından ve ticari davadan bahsedilemeyeceği, davanın haksız fiilden kaynaklı bir dava olduğu, TTK 5 maddede belirtilen mutlak ticari davalardan olmadığı gözetilerek, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılarak HMK m.30 hükmü göz önünde alındığında gereksiz yargılama giderlerine sebebiyet verilmemesi amacıyla re'sen dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.114 ve 115 hükümleri uyarınca aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile ihtarına, 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/10/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1816, K. 2026/779, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1816-e-2026-779-k-0879eeb44cf3