Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1095 E. 2026/1491 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1095
- Karar No
- 2026/1491
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
46. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1095
KARAR NO : 2026/1491
KARAR TARİHİ: 24/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/03/2026
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR YAZIM TARİHİ :28/09/2026
(KAPATILAN)BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 17/03/2026 tarihli ve 2026/25 Esas 2026/211 Karar sayılı dosyasında verilen karar; davacı tarafın vaki istinaf talebi üzerine istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2025 yılının haziran aylarında ... ilçesinde davacılar ile davalı ...' in tanıkların da olduğu ortamda eşi ... e ait 450.000 m2 arsaları olduğunu bunu pazarlamak istediklerini söyleyerek büyük bir iş teklif ettiklerini, bu tanışmayı emlakçılık yapan tanık Şener Karagöl'ün temin ettiğini, emlakçı ve yatırımcı olan müvekkillerinin tanıklar ..., ...'ın huzunda birçok görüşme ve toplantı yaptıklarını, işin ve yerlerin gerçekliğini ispat için taşınmaz listeleri ve tapuların davalı tarafça müvekkillerine verildiğini, müvekkillerinin tapuları sorguladığını, gerçekten yerlerin olduğunu, satımlarının yapılabileceğini gördüklerini, davalı ... ve eşi ...'in listesi ve tapu suretleri verilen Konya ili ... ilçesind 50 adet toplamda 450.000 m2 taşınmazı davacı müvekkillerine satması konusunda anlaştıklarını, ancak davalının bu taşınmaz satışında kendilerine zarar verilmemesini , taşınmazların değerinin altında satılmamasını temin için müvekkillerinden 4 adet teminat senedi istediklerini, senetlerin 2 adet 750.000 USD, 2 adet 66.000 USD olarak 1.632.000 USD olacak şekilde müvekkillerinin rakam hanesi dışında boş olacak şekilde imzalanıp davalı ...'e verdiklerini, güncel değeri 70.000.000 TL olan karşılıksız senetlerin aradaki güveni temin için sadece teminat amacıyla hiçbir para alınmadan verildiğini, davalı müvekkillerinin çok yüksek gelir vaadi ile kandırarak arsalarının satışına aracılık yapması vaadi ile iş bu senetleri vermeye ikna ettiklerini, burada müvekkillerinin birçok hileli ve desiseli hareketler ile kandırarak kendilerine 70.000.000 TL gibi korkunç bir menfaat temin ettiklerini, müvekkillerinin 28.06.2025 günü ... de tanıkların emlak ofisinde ... ile aralarında bu işin protokolünün yapıldığını, ancak davalının senetleri aldıktan sonra bir anda iletişimi kestiğini, hiçbir taşınmazın satış işlemleri için yetki vermediğini, taşınmazın tapu sahibi eşi ...'in ortadan kaybolduğunu ve müvekkillerinin tüm aramalarına rağmen iletişim kuramadığını, müvekkillerinin arsa sahiplerinin taşınmazlarını sattırmaktan vazgeçtiklerini anladığını, teminat olarak bırakılan 4 adet 1.632.000 USD bedelli senetlerin istendiğini, ama davalı ...'in çok yol masrafı yaptığını bahane ederek bu senetleri vermekten geri durduğunu ve devamında 2 adet 66.000 USD'lik senetin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak doldurulup ... ... Bankasına tahsil amacıyla verildiğini, 28.08.2025 tarihinde bankadan gelen ihtar ile davalının kendilerini dolandırmak kastı ile bu bu senetleri aldığını ve tahsile koyduğunu anladıklarını, senet bedelinin tamamının hiçbir karşılığının olmadığını, sadece taşınmaz satışına teminat olarak verilmesine rağmen böyle bir ticaretin hiç gerçekleşmemesi nedeniyle şüphelilerin iade etmesi gerekirken banka ödemesi talebiyle karşılaşan müvekkillerinin zor duruma düştüklerini, bedelsiz kalan 2 senedi kullanan davalı ... ve eşi ... isimli şahısların iştirak halinde bu suçları işlemeleri nedeniyle cezalandırılması için ... İlçe Emniyete şikayette bulunulduğunu, çeklerin icraya verilme ihtimaline karşı ihtiyati tedbir konulmasını, davacıların borçlu olarak davalının alacaklı olarak yazılı olan senetlerin takibinin ihtiyaten durdurulmasına, haklı davanın kabulü ile dava konusu olan 2 adet 66.000 USD teminat senetlerinin üzerindeki yazıların müvekkillerine ait olmaması, sözleşmeye aykırı olarak doldurulması ve takibe konması nedenleriyle müvekkillerin davalıya borçlu olmadıklarının tespitini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Edirne olması gerektiğinden yetki itirazlarının bulunduğu, davalının ikameti Edirne olup ilgili senetlerde de yetki Edirne 'ye verilmiş olduğunu, ayrıca Edirne İcra Dairesinde davalı müvekkilinin nakit vermiş olduğu paralara istinaden davacı yanlara açmış oldukları icra takiplerinin dosya numaralarının Edirne İcra Dairesi ... ve Edirne İcra Dairesi ... olmak üzere, nakten verilmiş paraya istinaden bankaca protestosu çekilmiş yasal takibe konmuş senetler olduğunu ve davacı yan vekilinin iddia ettiği gibi bir haksız menfaat olmamakla birlikte, kötü niyetli davacıların aldıkları paranın üstüne yatmak derdinde olup, T.C ... Başsavcılığını dahi kandırma yoluna gittiklerini, bütün cevap haklarının saklı kalmak kaydıyla, verilen İhtiyati tedbir kararına da iş bu dilekçeyle itiraz ettiklerini, cevap ve yetkisizlik iddialarıyla birlikte ilgili ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, teminat yatırılmadığı için verilen tedbir kararının kaldırılmasını, ayrıca davanın reddine karar verilmesini savunmuştur
İDM'ce;
"1-6100 Sayılı HMK'nın 116/1-a maddesinde düzenlenen ilk itiraz olan, davalının yetki itirazının KABULÜ ile EDİRNE ASLİYE HUKUK (ASLİYE TİCARET SIFATIYLA) MAHKEMESİNİN YETKİLİ OLMASI SEBEBİYLE MAHKEMEMİZİN YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli EDİRNE ASLİYE HUKUK (ASLİYE TİCARET SIFATIYLA) MAHKEMESİ'NE tevzi edilmek üzere EDİRNE HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE," şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
İDM tarafından verilen 17/03/2026 tarihli karara karşı, davacılar vekili istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... ile eşi ...'in listesi ve tapu suretleri verilen Konya ili ... ilçesinde 50 adet toplamda 450.000 m2 taşınmazı davacı müvekkillerin satması konusunda anlaştıklarını, ancak davalının bu taşınmaz satışında kendilerine zarar verilmemesini, taşınmazların değerinin altında satılmamasını temin için müvekkillerden 4 adet teminat senedi istediğini, senetlerin 2 adet 750.000 dolar, 2 adet 66.000 dolar olarak toplam1.632.000 USD olacak şekilde müvekkillerince rakam hanesi dışında boş olacak şekilde imzalanıp, davalı ...'e verildiğini, güncel değeri 70.000.000 TL olan karşılıksız senetlerin aradaki güveni temin için sadece teminat amacıyla hiç bir para alınmadan verildiğini, davalı müvekkillerini çok yüksek gelir vaadi ile kandırarak arsalarının satışına aracılık yapması vaadi ile iş bu senetleri vermeye ikna ettiklerini, burada müvekkillerini birçok hileli ve desiseli hareketler ile kandırarak iradelerini sakatlayarak kendilerine 70.000.000 TL gibi korkunç bir menfaat temin ettiklerini, hiçbir taşınmaz satışının yapılmadığını, sadece bu taşınmazların müvekkilleri senet vermeye ikna etmek için ortaya konduğunu, senet imzalandıktan sonra eşi ... in ortadan kaybolması ve tüm iletişimi kesmesi davalının bu senetleri yol masrafı ettiğini bahane ederek vermemesi ve bononun tamamının teminat için verilmesine rağmen bedeli olmayan 2 senedi kullanan davalı ... ve eşi ... isimli şahısların iştirak halinde bu suçları işlemeleri nedeniyle cezalandırılması için ... İlçe Emniyete şikayet ettiklerini, 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin birinci fıkrasına göre; genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olup, yine aynı Kanun’un 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmünün yer aldığını, 6100 sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK'nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu olmadığını, haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu gözönüne alındığında, davacının bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahip olduğunu, davacının, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açar ise, o zaman seçme hakkının davalılara geçtiğini, davalının eylemi bir suç olduğu için doğal olarak da bir haksız fiil olduğunu, senedin .../İSTANBUL'da düzenlenip, suç yerinin ... olduğunu, ayrıca davacı müvekkillerinin yerleşim yerinin de ... olduğunu, bu nedenle de yetki konusunda seçimlik haklarını İstanbul mahkemeleri olacak şekilde kullandıklarını, bu nedenle de Edirne mahkemelerinin dosyada bir yetkisi olmadığından kararın kaldırılarak dosyanın İstanbul mahkemelerinde görülmesi gerektiğini beyanla usul ve yasaya aykırı olan Bakırköy 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/25-211Esas ve Karar Sayılı yetkisizlik kararının kaldırılmasına, haklı istinaf taleplerinin kabulü ile, kesin yetki kuralının olmadığı davada, davalı tarafından dolandırılan müvekkillerinin ikametinin .../ İstanbul olması, dolandırıcılık suçunun işlendiği yerin de ... / İstanbul olması nazara alınarak yetki konusunda seçimlik haklarını bu yönde kullanan davacıların seçim haklarına riayet edilerek Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirlenmesine ve dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, TBK'nın 520. maddesinde düzenlenen simsarlık sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72 nci maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:“Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.”
6100 sayılı Kanun’un “Genel yetkili mahkeme” başlıklı 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.”6100 sayılı Kanun'un “Sözleşmeden doğan davalarda yetki” başlıklı 10 uncu maddesi ise şöyledir:“Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
” Somut olayda; dava tarihi itibariyle, davaya konu senetlerle ilgili henüz yapılmış bir icra takibi bulunmamaktadır. İİK’nun 72. Maddesinin 8. Fıkrası hükmü, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası hakkında uygulanır. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında yetkili mahkeme genel hükümlere göre tayin edilir.
Bu durumda yetkili mahkeme, -bononun aranacak borçlardan bulunması sebebiyle- bonoda belirtilen borçluların yerleşim yerinin bulunduğu yer, bonoda yetkili olarak gösterilen yer veya bonoda ödeme yeri gösterilmemişse, bononun düzenlendiği yer mahkemesinden biridir. Davaya konu edilen iki adet 66.000 USD bedelli senetlerin düzenlendiği yerin ve davacı borçluların yerleşim yerlerinin ... olduğu görülmüş, işbu menfi tespit davasında Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesini yetkili olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetki kuralı kapsamında yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Ayrıca, somut olayda öncelikle, davanın ticari dava olup olmadığının açıklığa kavuşturularak mahkemenin görev hususunu da değerlendirilmesi gerekmekle, yargılamanın görüldüğü (Kapatılan) Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından, yargılama sırasında tarafların tacir olup olmadıkları ve dolayısıyla TTK'nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca davanın ticari dava olup olmadığı ve mahkemenin görevli olup olmadığı hususları araştırılmaksızın hüküm kurulmuştur. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu itibarla; öncelikle yapılması gereken, tarafların tacir olup olmadıkları araştırıldıktan sonra davanın tüm tarafları tacir değil ise davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gereklidir. Eğer taraflar tacir ise; yargılamaya Asliye Ticaret mahkemesinde devam olunacağından, öncelikle mahkemenin görev hususuna yönelik yukarıdaki hususlar aydınlatılarak bir değerlendirme yapması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-3-6 uyarınca (KAPATILAN) BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 17/03/2026 tarihli ve 2026/25 Esas 2026/211 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Yukarıda belirtilen kapsamda deliller toplanarak esas yönden yargılama yapılması hususunda dosyanın kararı veren (KAPATILAN)BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3.İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yolu harcının talep halinde ilk derece mahkemesince kendilerine iadesine,
4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 24/09/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.