İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2035 E. 2026/83 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2035
- Karar No
- 2026/83
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2035 Esas KARAR NO : 2026/83
DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 17/09/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin dava dilekçesini özetle; .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... sayılı kararı ile kesinleşerek kabul edilen muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının emsal kararı ile, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/... E. .... sayılı dosyanın emsal kararları nezdinde, hakkın kötüye kullanılmak suretiyle haksız fiillerin tespitiyle, ...'ın vekaletnamesi ile alacaklısı olarak gözüken ... ve diğer vekaletnameden doğan 3.ncü paravan şahısların mirasçıların mal kaçırmak amacıyla ... ve paravan kişilerle arasında var olan muvazaalı sözleşmelerin muvazaalı ticari temliklerin/temlik şeklindeki muvazaalı sözleşmelerin satışların, satış şeklindeki muvazaalı sözleşmelerin iptali ile, muris ve mirasçılık muvazaasının ticari değerinin tespiti, mirasçılık belgesinin kötüye kullanılması ve muvazaası, (sebepsiz zenginleşme kapsamında) muris/mirasçılık ve ipotek muvazaası ve haksız fiilden (fiillerden/haksız borçlandırmalardan) kaynaklı sebepsiz zenginleşmenin tespiti, fazlaya ilişkin her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla; yapılan yargılama sonucunda; iddiaları ve delilleri doğrultusunda usulsüz sözleşmelerin tespiti sonucunda mirasçılık belgesini ...'e verdiği sözleşme şeklindeki vekaletname ve diğer muvazaalı yollar ile kötüye kullanan ...'ın haksız fiillerinin tespitine, muvazaalı sözleşmelerin iptaline, karar verilerek davalılar hakkında maddi manevi tazminata çarptırılması hukuken zaruri bir durum olduğunu, ...'e yapılan senetin ...'ın yada vekaleten ...'in haksız fiillerine girip girmediğinin tam teşekküllü uzman bilirkişilerce incelenip, miras payın üzerinde muvazaalı sözleşmeler eldeki derdest haksız fiil ve delillerle tespit edilerek/ipotekler ve hacizlerle kıyaslanarak ticari hacminin ölçülmesine, Davalı ...'den Muvazaalı sözleşmelerden kaynaklı haksız fiillerin tespit edilerek, fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla 520.000 TL'den az olmamak koşuluyla (belirsiz alacak) maddi Tazminatın haksız fiil tarihinden (2006 yılından başlamak üzere) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak muris ...'ın mirasçılarına maddi tazminat olarak verilmesine, fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 520.000 TL bedelli (belirsiz alacak) haksız fiilin ortaya çıktığı tarihten (2006 borçlandırma tarihinden) başlamak üzere işletilecek yasal faizi ile birlikte maddi tazminat talebinin 3 katı kadar, manevi tazminat olarak (520.000 x 3) 1560.000 TL'nin (munzam zarar/yarar tespiti) resmi kabul edilmiş faiziyle ...'den alınarak muris ...'ın mirasçılarına manevi tazminat olarak verilmesini, davalı ...'ten muvazaalı sözleşmelerden kaynaklı haksız fiillerin ticari değerlerinin tespit edilerek, miras payı oranından daha fazla ticari hacme yol açtığından dolayı, diğer miras paylarına el atılması sonucunda, fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla, 500.000 TL'den az olmamak koşuluyla (belirsiz alacak) maddi tazminatın haksız fiil tarihinden (2014 yılından başlamak üzere) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak muris ...'ın mirasçılarına maddi tazminat olarak verilmesine, fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000 TL bedelli (belirsiz alacak) haksız fiilin ortaya çıktığı tarihten (2014 borçlandırma tarihinden) başlamak üzere işletilecek yasal faizi ile birlikte maddi tazminat talebinin 3 katı kadar, manevi tazminat olarak (500.000 x 3) 1500.000 TL'nin (munzam zarar/yarar tespiti) resmi kabul edilmiş faiziyle ...'den alınarak muris ...'ın mirasçılarına manevi tazminat olarak verilmesini, muvazaalı sözleşmelerden kaynaklı haksız fiillerin ticari değerlerinin tespit edilerek, miras payı oranından daha fazla ticari hacme yol açtığından dolayı, diğer miras paylarına el atılması sonucunda, fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla; 20.000+500.000:520.000 TL'nin 50%'sinden (2/4) 260.000 TL'den az olmamak koşuluyla maddi tazminatın haksız fiil tarihinden(2014 yılından başlamak üzere) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak muris ...'ın mirasçılarına maddi tazminat olarak verilmesine, fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 520.000 TL bedelli ( belirsiz alacak) haksız fiilin ortaya çıktığı tarihten (2014 borçlandırma tarihinden)başlamak üzere işletilecek yasal faizi ile birlikte maddi tazminat talebinin 3 katı kadar, manevi tazminat olarak (520.000 x 3) 1560.000. TL'nin 50%sinden(2/4) 780.000.TL'den (munzam zarar/yarar tespiti) resmi kabul edilmiş faiziyle ...'dan alınarak muris ...'ın mirasçılarına manevi tazminat olarak verilmesini, 2017/... E sayılı ... Hukuk Mahkemesinin dosyası celp edildiğinde ve ayrıca ticaret mahkemesinde ...'ın paravan diğer kişileri olan ... açılmış olan diğer dava da yapmış olduğu haksız fiilleri ve kira getirilerinin davacılara verdiği ticari zararları da üstü üste konulmak suretiyle, ...'ın tüm haksız fiil ve eylemlerinin zararları kendi miras payından büyük olduğu delillerimizle sabit olduğundan dolayı, ...'a vekaletname ve kardeşler arası (diğer 3 kardeş)uzlaşma şeklinde bu haksız fiil ve eylemler usulsüz muvazaalı sözleşmelerle iştirak eden Müdahil Davalı ...'dan; fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla;20.000+500.000:520.000TL'nin 50%'sinden(1/4) 130.000.TL'den az olmamak koşuluyla ( belirsiz alacak) maddi Tazminatın haksız fiil tarihinden(2014 yılından başlamak üzere) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak muris ...'ın mirasçılarına maddi tazminat olarak verilmesine, fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 520.000 TL bedelli ( belirsiz alacak) haksız fiilin ortaya çıktığı tarihten (2014 borçlandırma tarihinden)başlamak üzere işletilecek yasal faizi ile birlikte maddi tazminat talebinin 3 katı kadar, manevi tazminat olarak (520.000 x 3) 1560.000. TL'nin 50%'sinden(1/4) 390.000.TL'den (munzam zarar/yarar tespiti) resmi kabul edilmiş faiziyle ...'dan alınarak muris ...'ın mirasçılarına manevi tazminat olarak verilmesini, müdahil davalı ...'dan fazlaya ilişkin (ya da eski hale döndürme vs vs) her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla; 20.000+500.000:520.000TL'nin 50%'sinden(1/4) 130.000.TL'den az olmamak koşuluyla ( belirsiz alacak) maddi Tazminatın haksız fiil tarihinden(2014 yılından başlamak üzere) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak muris ...'ın mirasçılarına maddi tazminat olarak verilmesine, murise ... bırakıt kalan eski adıyla ... taşınmazın bağımsız bölümüyle birlikte murisenin vefat ettiği 2004 yılından bu güne kadar olan kira gelirlerinin muvazaaya konu haksız fiil olarak ve resmi faizleri ile birlikte ticari ederi hesaplanarak, mirasçı davalılardan alınarak ...'ın mirasçılarına maddi ve manevi tazminat olarak verilmesine, bu işlemin usul talebi açısından mirasçı davalılara, ...'ın kira payı oranında maddi tazminat olarak yükletilerek mahkum edilmesine, ayrıca aynı payının 3 katı oranında (yani ...'ın kira payı maddi tazmin olarak mesela; 10 TL ise manevi tazminat'30 TL oranında/ kısaca 1 + (1x3) :4 şeklinde formülle hesaplanmasına) da manevi tazminat olarak yükletilerek mahkum edilmesine karar verilmesini, ayrıca muris ve mirasçılık belgesi muvazaası ile ...'nun tüm mülklerine tedbir ve teminatlı tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Somut olayda, davacıların haksız ve muvazaalı işlemler nedeniyle zarara uğradıkları, sözleşmelerin iptalini, yapılan muvazaalı ve haksız işlemler nedeniyle zarara uğranıldığından bahisle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi; “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. TBK m.520 vd.maddeleri gereğince simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan davalar TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Somut olayda, davacılar dava dilekçesi ile haksız ve muvazaalı işlemler nedeniyle miras hisseleri gereği haklarının etkilendiğini, sözleşmelerin iptalini, yapılan muvazaalı ve haksız işlemler nedeniyle zarara uğradıklarını belirtmekle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla taraflar arasında ticari iş bulunmadığı, davanın mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmakla davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu kanaatine varılarak davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle karar verildi.23/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır