İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1582 E. 2026/85 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1582
- Karar No
- 2026/85
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1582 Esas KARAR NO : 2026/85
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin çiğköfte ve meşrubat ticaretiyle iştigal eden saygın bir şahıs firması olduğunu, davalı ... Limited Şirketi'ne 2024 Kasım-Aralık döneminde ürün teslimatı yapıldığını, bu işleme istinaden 30.12.2024 tarihli ve ... numaralı 375.186,00 TL bedelli e-arşiv faturasının düzenlendiğini, faturanın yasal süresi içerisinde davalı şirket tarafından itiraz edilmeyerek kabul edildiğini, taraflar arasında borç ikrarını içeren yazışmaların bulunduğunu, davalı şirketin tüm iyi niyetli çabalara rağmen ödeme yapmadığını, müvekkilinin büyük zarara uğradığını, uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, 375.186,00 TL tutarındaki alacağın 31.01.2025 temerrüt tarihinden itibaren, aksi halde arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, uyuşmazlığın esasına girilmeden önce davacının tacir sıfatının bulunmadığı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde değil Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülmesi gerektiğini, davacının 30.12.2024 tarihli faturaya konu 2.100 adet çiğköfte ve 2.220 adet meşrubatın teslim edildiğini iddia etmesine rağmen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi gereği ispat yükünün davacıda olduğunu, teslimatı kanıtlayacak imzalı bir sevk irsaliyesi veya teslim tesellüm tutanağı sunulmadığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E. ..., T. 15.04.2025 tarihli kararında da belirtildiği üzere yazılı delil olmaksızın teslimatın kanıtlanamayacağını, müvekkil şirketin ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmasının malın fiilen teslim alındığı anlamına gelmediğini, muhasebe kayıtlarının vergi mevzuatı gereği yapılan şekli işlemler olduğunu, müvekkil şirketin envanter kayıtlarında söz konusu ürünlerin girişine dair hiçbir verinin bulunmadığını, Ekim 2024 ile Ağustos 2026 tarihleri arasındaki tüm alımların kayıtlı olmasına rağmen davacıya ait ürünlerin stoklarda yer almadığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/1585, K. 2024/1861, T. 12.12.2024 tarihli ilamında da fatura kaydının tek başına teslimatı kanıtlamayacağının vurgulandığını, davacının .... İcra Dairesi nezdindeki 2026/... Esas sayılı icra dosyasında 300.000,00 TL bedelli çekin fatura karşılığında alındığını ikrar ettiğini, bu durumun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesi uyarınca mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğunu, davacının hem ödemeyi tahsil edip hem de malları teslim etmeyerek sebepsiz zenginleştiğini, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1341, K. 2023/1310, T. 14.09.2023 tarihli kararında da faturanın salt düzenlenmesinin teslimata delil sayılamayacağının belirtildiğini, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi davacının tahsil ettiği 300.000,00 TL tutarındaki çek bedelinin fatura alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E. ..., T. 30.09.2021 tarihli kararında da benzer şekilde mahsup işleminin zorunlu kılındığını, müvekkil şirketin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle dava tarihinden geriye dönük faiz taleplerinin reddinin gerektiğini belirterek davanın görev yönünden reddini, aksi halde esastan reddini, mahsup taleplerinin kabulünü ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacı tarafça düzenlenen fatura gereği, davalının ödeme yapmaması üzerine, 375.186,00-TL bedelin davalıdan tahsili isteminden ibarettir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) Tarafların tacir araştırması için yazılan müzekkere cevabında davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, incelenen beyannamelerde de sözleşmenin yapıldığı tarihlerde davalının VUK 177.maddesinde belirtilen sınırı aşmadığı, ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre ise gerçek kişi tacir işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği müzekkere cevabında davacının tacir olmadığının bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı yeni TTK 11.maddesine göre ticari işletme tanımı yapılmış olup, ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükümleri bulunduğundan, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar Tacir olarak kabul edilmiştir. Davacının bildirmiş olduğu gayrisafi hasılatı vergi beyannamesine göre esnaf olarak kabulü gerekmektedir. Nitekim, benzer mahiyetteki dosyalarda verilen görevsizlik kararlarının istinaf ve temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemeleri Ve Yargıtay kararlarında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen kişi hakkında işletme defteri tutması nedeniyle değerlendirmenin gelir gider tablosuna göre belirleneceği içtihat olunmuştur. Örnek olarak belirtmek gerekirse Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2019/4302 esas, 2019/5615 karar sayılı ilamında, ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararında davalının ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilmekle her iki tarafında tacir olduğu belirtilerek ticaret mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin verilen kararı "her ne kadar davacı tacir ise de, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı" belirtilerek asliye hukuk mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir. Yine ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2021/1521 esas, 2021/1447 karar sayılı ilamında ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "......Mahkememiz davalısının dosyaya kazandırılan müzekkere cevaplarına göre ticaret sicil nezdinde tacir kaydının olmadığı, vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre ise işletme defteri tutmasına rağmen 2021 yılı gelir ve gider tablosuna göre belirlenen sınırın üzerinde gelir elde etmediği anlaşıldığından davalının iş bu uyuşmazlık yönünden tacir olmadığı kanaatine varılarak Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğundan" bahisle vermiş olduğu görevsizlik kararını davalının vergi dairesi cevabında işletme defterine göre kayıtlarını tutup, ikinci sınıf tüccar olduğu açıklamasına göre davalının işletme defteri tutup, gelir gider tablosuna göre belirlenen sınırın üstünde gelir elde etmediği belirlenerek yapılan tacir araştırmasına istinaden verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun nitelikte olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bir başka emsal dosyada ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2021/840 esas, 2021/1088 karar sayılı ilamında, ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "........ Ticaret Sicil Memurluğu ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazılarında davacının ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, 2017, 2018, 2019 ve 2020 dönemlerinde ikinci sınıf tüccar sıfatıyla işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Buna göre davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olan esnaf olduğu, bir başka deyişle tacir olmadığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle vermiş olduğu görevsizlik kararının istinafı üzerine yapılan yargılamada "kimlerin tacir sayıldığı konusunda 6102 sayılı TTK'nun 11. ve devamı maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılmalıdır. Buna göre ve mahkemece de yapılan araştırma sonucunda davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olup, esnaf niteliğine haiz olduğu ve tacir olmadığı anlaşılmaktadır." denilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda alıntılanan ve daha başka da güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarında ittifakla tacir araştırmasının 6102 sayılı TTK'nun 11.maddesine göre yapılması gerektiği ve vergi dairesi cevabi yazısında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen ve işletme defteri tutan kişilerin tacir olup olmadığı hususunun belirtilen Bakanlar Kurulu kararındaki usule göre gelir gider tablosundaki sınırın üzerinde gelir elde edip etmediğine göre belirlenmesi gerektiğini içtihat etmişlerdir. Somut uyuşmazlık yönünden de yapılan araştırmada, davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, incelenen beyannamelerinin de VUK 177.maddesinde belirtilen sınırı aşmadığı, ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre ise gerçek kişi tacir işletme kaydının bulunmadığı, sonuç olarak davalının tacir olmadığı anlaşıldığından, davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır