Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1736 E. 2026/1716 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1736
Karar No
2026/1716
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1736 Esas

KARAR NO:2026/1716 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2026/594 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ:06/07/2026 Ara Karar Tarihi

DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A. Ş. 'nin sigorta işlemlerini yürüten davalı ... A.Ş. ve yetkilisi ...'nin, 2024 yılından itibaren düzenlenen yüzlerce sigorta poliçesinde tahrifat yaparak müvekkil şirketten gerçek prim bedellerinin üzerinde tahsilat gerçekleştirdiğini, ayrıca ... Şirketi adına sahte iki adet ... poliçesi düzenleyerek müvekkili yanılttığını, bu sahte poliçeler nedeniyle müvekkil şirketin çeşitli dava ve rücu süreçlerinde tazminat ödemek zorunda kaldığını, söz konusu eylemlerin haksız fiil teşkil ettiğini ve Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/18001 ve 2026/18831 numaralı dosyaları ile soruşturmaların sürdüğünü, müvekkil şirketin uğradığı maddi zararın tespiti amacıyla ilgili sigorta şirketlerine müzekkere yazılarak poliçelerin celbini talep ettiğini, davalıların hileli işlemleri neticesinde müvekkil şirketin 30.000.000 TL tutarını aşan bir zarara uğradığını belirterek, öncelikle davalıların malvarlığı üzerine 30.000.000 TL tutarında ihtiyati haciz konulmasını, HMK madde 107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada şimdilik 1.000.000 TL tutarındaki alacağın haksız fiil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/07/2026 tarih ve 2026/594 Esas sayılı ara kararında;".....Somut olayda, dava konusuna ilişkin ihtiyati haciz talep dayanağının alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin yaklaşık ispat yerine tam ispat aradığını, İİK m.258 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın kesin ve tam olarak ispatının zorunlu olmadığını, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde davalıların sigorta poliçeleri üzerinde tahrifat yaptığı ve sahte poliçe ürettiği yönünde ciddi ve kuvvetli emarelerin mevcut olduğunu, dolayısıyla salt "konunun yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddedilmesinin yaklaşık ispat kavramının amacına ve geçici hukuki korumanın niteliğine aykırı olduğunu, bu nedenle söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini,Dosyada bulunan sahte poliçelerin yaklaşık ispatı tek başına dahi karşıladığını, buna rağmen hiçbir inceleme yapılmadan ret kararı verilmesinin kabul edilemeyeceğini, dosyaya sunulan iki adet ... poliçesinin dahi sahte olduklarını gösterdiğini, nitekim poliçelerde sigortacı olarak '... A.Ş.' ibaresinin kullanıldığını, bu unvan altında faaliyet gösteren bir sigorta şirketi bulunmadığını, ... Şirketi'nin ise söz konusu poliçelerin kendi sistemlerinde kayıtlı olmadığını ve taraflarınca düzenlenmediğini açıkça bildirdiğini, bu durumda mahkemece "yaklaşık ispat bulunmadığı" yönünde değerlendirme yapılmasının maddi vakıalarla bağdaşmadığını, kaldı ki mahkemenin söz konusu talep için bazı bilgi ve belgeye ihtiyaç duyulması halinde öncelikle bu evrakların teminini sağlaması gerektiğini, mahkemenin söz konusu talep için bazı bilgi ve belgeye ihtiyaç duyması halinde öncelikle bu evrakların teminini sağlaması gerektiğini, dolayısıyla bu hususların yerine getirilmemesinin ihtiyati haciz talebinin reddini gerektirmediğini, aksine eksik inceleme ile karar verildiğini ortaya koyduğunu,Devam eden ceza soruşturmalarının değerlendirmeye alınmadığını, bu soruşturmaların soyut ihbar üzerine başlatılmış dosyalar olmadığını, dosyada ayrıca sigorta şirketlerince doğrulanan poliçe tahrifatları, sahte olduğu resmi yazıyla bildirilen iki adet ... poliçesi ve müvekkil tarafından yapılan ödemeleri gösteren dekontlar mevcut olduğunu, bu nedenle yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini,Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasının yaklaşık ispatı ortadan kaldırmayacağını, alacaklının belirsiz alacak davası açarken veya dava sırasında mahkemeden ayrıca ihtiyatî hacze ilişkin karar verilmesini talep edebileceğini,Yerel mahkeme gerekçesinin açık olmadığını, dava HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından alacak miktarının belirli olmadığı düşüncesiyle ret kararı verilmiş olmasının ihtimal dahilinde olduğunu, ancak bu yaklaşımın hukuken isabetli olmadığını, davalıların 2024 yılından itibaren düzenlediği yüzlerce poliçenin bir kısmının temin edildiğini ve dosyaya sunulduğunu, ancak tamamının henüz sigorta şirketlerinden temin edilemediğini, müvekkilin gerçek zararının tam olarak tespit edilebilmesinin, sigorta şirketlerinden gelecek kayıtlar ve yapılacak bilirkişi incelemesi sonrasında mümkün olacağını, dolayısıyla davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının nedeninin alacağın mevcut olmaması değil, zarar miktarının tamamının henüz kesin şekilde belirlenememesi olduğunu, belirsiz alacak davası açılmış olmasının, ihtiyati haciz bakımından yaklaşık ispatın bulunmadığı anlamına gelmeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davalıların sahte poliçe üreterek ve diğer sigorta poliçelerinde tahrifat yaparak tahsil ettiği haksız sigorta prim bedelleri ve sahte poliçeler sebebiyle ödenen tazminat bedellerinin rücuen tazmini istemi ile açılan davada ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut olaya döndüğümüzde, dava dilekçesinde ileri sürülen davacının sigortalı olarak bulunduğu sigorta poliçelerinde davalılarca tahrifat yapılarak fazla prim tahsil edildiği, yine davalılarca davacının sigortalı olarak gösterildiği 2 adet sahte poliçe tanzim edilerek haksız olarak tahsilat yapıldığına yönelik iddialar ile buna göre davacı tarafın davalılardan alacaklı olup olmadığı ve miktarının tespiti açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Davacı tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan deliller alacağın varlığı ve miktarı hususunda 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1736, K. 2026/1716, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1736-e-2026-1716-k-b4b73a1f71de