Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1224 E. 2026/1591 K. – Maddi Tazminat

Konu: Maddi Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1224
Karar No
2026/1591
Karar Tarihi
Konu
Maddi Tazminat

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1224 - 2026/1591 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1224 Esas KARAR NO : 2026/1591 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2025 NUMARASI : 2024/505 Esas, 2025/333 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, haksız haciz nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili, taraf değişikliğine muvafakatleri olmadığı halde mahkemece süre verilerek resen taraf teşkilinin gerçekleştirildiğini, arabuluculuk başvurusunun ... adına yapıldığını, dava açılırken yapılan hatanın maddi bir hata olmadığını, istirdat davası ancak takip borçlusu tarafından açılabileceğinden davacı 3. kişinin davasının aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın ilk etapta istirdat davası olarak açıldığını, ancak herhangi bir ıslah dilekçesi sunulmamasına rağmen davacının davanın haksız hacizden kaynaklı tazminat olarak görülmesini talep ettiğini, hukuki uyuşmazlık davalının sebepsiz yere zenginleşip zenginleşmediği şeklinde belirlenmediği halde sebepsiz zenginleşme hükmüne göre kabulünün ve usulden reddine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, zira zenginleşenin müvekkili değil takip borçluları olup müvekkilinin sadece dosya borcunu tahsil ettiğini, dosya ve tahkikat süreci incelendiğinde birden çok hatalı ve usulsüz işlemlerin olduğunun görüleceğini, dosya kapsamında farklı iki icra dosyası ve farklı tarihlerde gerçekleştirilen iki adet ödeme bulunmasına rağmen mahkemece herhangi bir ayrıma gidilmeden ve bu noktada değerlendirme yapılmadan her iki ödemenin de doğrudan iadesine karar verildiğini, Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/113707 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemenin ... adına yapıldığını ve davacının bu tutar yönünden işbu davayı açma ehliyeti bulunmadığını, ödeme kısmında yer alan açıklamada ihtirazi kayıt olmadığını, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporu üzerinden davacı şirket ile dava dışı asıl borçlu arasında herhangi bir irtibat tespit edilemediği gerekçesiyle kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, dosyaya sunulu haciz zabıtlarından da görüleceği üzere dosya borçlularının alacaklılardan mal kaçırma gayesiyle nam-ı müstear olan davacı şirket üzerinden davacının adresinde faaliyetine devam ettiği sırada haciz işlemlerinin gerçekleştirildiğini, ödemelerin yapıldığı icra dosyalarında takibe geçilen tarihler ve borcun doğum tarihinin davacı şirketin kuruluş tarihinden önce olduğunu, haciz mahallinde borçlulara ait markanın kullanıldığının tespit edildiğini, aynı marka üzerinden ticari faaliyet gösteren davacı ile borçlular arasında iktisadi ve ticari olarak bütünlük ve organik bağ bulunduğunu, davacı tarafından sunulan belgeler adi nitelikli olup her zaman temininin mümkün olduğunu, mahkemece herhangi bir delil toplanmadan sadece davacı defterleri üzerinden alınan rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığını, faiz oranının yasal faiz üzerinden belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinafa gelenin sıfatı ve sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dosya kapsamından; dava dışı...AŞ ile...A.Ş tarafından bankacılık işlemlerinden doğan alacaklarının tahsili amacıyla Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2023/113707 Esas (Eski E. Ankara 10. İcra Dairesi 2019/8732 E.) ve Ankara 8. Genel İcra Dairesinin 2020/6069 Esas (Eski E. Ankara 1. İcra Dairesi 2020/6069 E.) sayılı dosyaları üzerinden dava dışı borçlular ...ve...AŞ aleyhine icra takiplerinin başlatıldığı, davalı... tarafından her iki icra takip dosyasının ve takibe konu alacakların temlik alındığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili; müvekkilinin borçlu olmamasına rağmen, Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2023/113707 Esas sayılı dosyasından 10/06/2024, Ankara 8. Genel İcra Dairesinin 2020/6069 Esas sayılı dosyasından 04/07/2024 tarihlerinde gerçekleştirilen haciz işlemleri nedeniyle haciz baskısı altında icra dosyalarına ihtirazi kayıtla ödeme yapılmak zorunda kalındığını ileri sürerek ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Diğer bir deyişle davalı alacaklının, aslında borçlu olmayan ve borçlu ile herhangi bir irtibatı bulunmayan müvekkilinin faaliyetini yürüttüğü iş yerinde haksız olarak haciz işlemi gerçekleştirmek istemesi üzerine cebri icra tehdidi altında ödeme yapıldığını, ödemenin sebebinin haksız haciz işlemleri olduğunu ileri sürmüştür. Vakıaları anlatmak taraflara, hukuki niteleme ve takdir hâkime aittir. İddianın ileri sürülüş biçimi ve dayanakları ile dosya kapsamındaki delillere göre; uyuşmazlık haksız hacizden, diğer bir deyişle haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği kişi aleyhine veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur. Haksız haciz nedeniyle tazminata hükmedilebilmesi için TBK’nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gereklidir. Haksız hacze dayalı maddi tazminat istemlerinde, haczin haksız olduğunun sabit olması, haciz nedeniyle bir zarar meydana gelmesi ve uygun illiyet bağı bulunması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2014/5192 esas, 2015/2235 karar sayılı ilamı) Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinafa gelenin sıfatı, ileri sürülen istinaf nedenleri ve yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu haciz işlemlerinin davacı şirketin lokantacılık faaliyetini yürüttüğü işyeri adresinde yapıldığı ve ödemelerin davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği, şirketin dava tarihinde tek ortaklı olup ortak ve yetkilisinin dava dışı ... olduğu anlaşılmakla maddi bir hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilmesinin HMK’nın 124/3. maddesine aykırı bulunmadığı, uyuşmazlığın İİK’nın 72. maddesi kapsamında menfi tespit/istirdat istemine dayalı olmaması nedeniyle davanın icra borçlusu tarafından açılması gerektiğine ilişkin itirazın yerinde görülmediği, haciz tutanaklarında şirket yetkilisinin davaya konu ödemeleri ihtirazi kayıtla yaptığını açıkça belirtmiş olması, Ankara 8. Genel İcra Dairesinin 2020/6069 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemenin ödeme dekontunda da bu hususun kayıt altına alınması, yine Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2023/113707 Esas sayılı dosyasında 10/06/2024 tarihinde gerçekleştirilen haciz sırasında şirket yetkilisinin avukatı olan dava dışı ... tarafından icra dosyasına ödemenin yapıldığının beyan edilmesi, davacı şirket tarafından adı geçen avukata paranın gönderildiği ödeme dekontunda icra dosyası bilgilerinin belirtilmesi ve icra müdürlüğü tahsilat makbuzunda da ihtirazi kayıtla ve dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkili adına ödemenin avukat tarafından gerçekleştirildiğinin yazılması karşısında; davaya konu ödemelerin davacı şirket adına ve şirketin faaliyet adresindeki haciz ve muhafaza işlemini durdurmak amacıyla yapıldığının açık olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli, taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli ve yeterli bulunduğu, raporda da tespit edildiği üzere hacze gelinen adresin dava dışı borçlulara ait olmadığının, davacı şirkete ait olduğunun, ödeme emri tebliğinin bu adreste yapılmadığının, kıymetli evrak aramasında borçluya ait evraka ve defter ile belgelerde de muhasebe kaydına rastlanmadığının anlaşılması karşısında davacı şirket ile dava dışı borçlular arasında irtibat bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı savunmalarının soyut nitelikte kaldığı, Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/323 Esas, 2024/378 Karar sayılı ilamında hacze konu malların aidiyeti hususunun açılacak istihkak davasında yapılacak yargılama ile belirlenebileceği gerekçesiyle takibin devamına karar verilmiş olup mülkiyet hususunda esastan inceleme yapılmadığı, anılan kararın haczedilen malların aidiyeti konusunda maddi anlamda kesin hüküm niteliğinin bulunmadığı, bu itibarla davaya konu haciz işlemlerinin haksız olduğunun ve haciz baskısı sonucu ihtirazi kayıtla ödemelerin yapıldığının sübuta erdiği, ödenen bedelin iadesinin gerektiği, taraflar tacir olup uyuşmazlığın niteliğine göre avans faizine karar verilmesinin de yerinde olduğu anlaşılmakla istinafa gelenin sıfatına göre ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 25.820,38TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.455,10TL harcın mahsubu ile bakiye 19.365,28TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3)İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2026

Başkan

e-imza

Üye

e-imza

Üye

e-imza

Katip

e-imza

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1224, K. 2026/1591, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1224-e-2026-1591-k-2c7b3bc79977