Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1049 E. 2026/1534 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1049
- Karar No
- 2026/1534
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1049 - 2026/1534 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1049 Esas KARAR NO : 2026/1534 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2021 NUMARASI : 2021/19 Esas, 2021/985 Karar
DAVACI :
DAVALI : VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN : DAVANIN KONUSU : Tazminat
Dairemizin 31/05/2022 tarih ve 2022/700 Esas 2022/1044 sayılı kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2025 tarih ve 2025/9861 Esas 2025/17393 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği görülmekle, dava dosyası Dairemizin 2026/1049 Esas sayılı sırasına kaydı yapılarak dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... adresinde bulunan ve kiraya verilmiş olan fabrika binasının kiracısı tarafından faal olarak işletilmeye devam ettiğini, müvekkili şirkete ait fabrikanın yakınında bulunan davalıya ait geri dönüşüm fabrikasındaki ticari faaliyetler sonucu etrafa yayılan zehirli gazın, partiküllerinin bina yüzeyine yapışması sonucunda müvekkiline ait fabrikanın bilhassa dış cephesinde onarılması mümkün olmayan maddi zararlar meydana geldiğini, ortaya çıkan zehirli gazlar, dumanlar ve partiküllerin çevresel olarak büyük zararlara yol açtığını, davalının haksız fiilinin halen devam etmekte olduğunu, duracak gibi de görülmediğini, fabrika çalışanlarının hava kirliliğinden çalışamaz duruma geldiğini, kiracı fabrika sahibi de müvekkilini arayarak bu şekilde devam etmesi durumunda kira sözleşmesini feshedeceğini bildirdiğini, bahsi geçen atık dönüşüm tesisinin 7 gün 24 saat çevre koruma önlemi almaksızın faaliyetine devam etmekte olduğunu, davalının olayda tamamen kusurlu olduğunu, sulh hukuk mahkemesinden verilmiş olan tespit tutanağının da bunu ispatlar nitelikte olduğunu, müvekkili adına Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/23 Esas sayılı dosyası ile 31.05.2019 tarihinde yaptırmış oldukları tespit ile ilgili olarak 07.08.2019 tarihli bilirkişi raporunu aldıklarını, tespit raporunda müvekkilinin zarar bedeli 175.000TL olarak hesaplanmış ise de bu zararı eksik hesaplandığını beyan ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere tespit tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, müvekkilinin davalının haksız fiili sebebiyle uğradığı maddi zararı ve işçilik bedeli için 175.000TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin fabrika binasında kurulu olan sistem bacasız torbalı filtreli, kapalı sistem olduğunu, mahkemece yerinde müvekkilin fabrikasında yapılacak keşif neticesi durumun daha net olarak ortaya çıkacağını, davacının davasına esas aldığı ve Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/23 D.İş sayılı dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporunda da müvekkil tesisindeki sistemin kapalı sistem olduğu, çıkan emisyonun torbalı fittrelerde toplandığı için hava emisyon konulu çevre izninden muaf olduğu, açıkça belirtildiğini, yine aynı raporda dosyadaki tüm yazı ve yazışmalara atıf yapılarak adeta müvekkilinin aklandığını, fakat raporun son kısmında nasıl ve neden o kanaate ulaşıldığı belli olmayacak bir şekilde hiçbir bilimsel veri sunulmaksızın davalı fabrika dış cephesinde bulunduğu iddia edilen ve yapıştığı belirtilen partiküllerin neler olduğu ve bunların müvekkilin fabrikasındaki imalat ile rabıtası ortaya konulmadan “davacı fabrikasındaki deformasyonun en yakın mesafede bulunan müvekkil fabrikasından kaynaklandığı kanaatine varıldığı” belirtildiğini, davaya konu fabrika binasının bulunduğu mahalde davacı fabrikasına zarar verebilecek pek çok imalathane bulunmaktayken, bunlardan hangisinin bu zarara sebep olduğu duraksamaya yer vermeyecek şekilde net olarak inceleme konusu yapılmadan sırf davacı talebinin bu yönde olması sebebiyle mevcut durum ile uyumlu olmayan bir şekilde müvekkil aleyhine tespit yapılması ve rapor tanzim edilmesinin doğru olmadığını, dilekçeleri ekinde müvekkil fabrikasında iki yılda bir yapılması zorunlu olan Hava Emisyon ölçüm raporlarından 2018 ve 2020 yılına ait olanları dilekçeleri ekinde mahkemeye sunduklarını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yan Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/23 Değişik iş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu tarafına 23/08/2019 tarihinde tebliğ edilen bilirkişi raporuyla zararı ve zarar sorumlusunu öğrendiği, dava tarihinin ise 19/12/2019 tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı dolmadığı, dolayısıyla 175.000TL yönünden zamanaşımı kesilmiş ancak bakiye zarar yönünden dava kısmi dava olduğundan zamanaşımı işlemeye devam ettiği, ıslah tarihi olan 11/11/2021 tarihi itibariyle ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımı süresi dolduğundan davanın kısmen kabulü ile 175.000TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı yanın fazlaya ilişkin isteminin zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TBK md. 154/2’ye göre taraflarınca mahkemeye başvurulduğu anda zaman aşımının kesilmiş olduğunu, yargılama faaliyetinin devam ettiği sürece de bu kesilmenin ortadan kalkmayacağını, ara süreçte görev ve yetki uyuşmazlıklarının sebebi ile yargılama sürecinin uzadığını ve yargılama faaliyeti sonucunda en son bilirkişi raporunun 2021/19 Esas sayılı istinaf konusu dosyaya eklendiği tarihten hemen sonra 11/11/2021 tarihinde ıslah edildiğini, ıslah edilmiş olan bedele ilişkin zamanaşımı bakımından red kararının verilmiş olmasının usule ve kanuna tamamen aykırı olduğunu, açılan bir davada karar verildikten ve kesinleştikten sonra fazlaya dair tüm haklara ilişkin kesilmiş olan zaman aşımının işlemeye devam edecek iken açılmış ve derdest olan bir davada zamanaşımının meydana gelmesinin kabul edilmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını, davayı kısmi dava olarak değil, belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, taraflarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasının talep edilmiş olmasına rağmen adi kanuni faiz uygulanmasına karar verildiğini, bu hususa itiraz ettiklerini, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olmasının ve borcun da ticari işletme ile ilgili olmasının yeterli olduğunu, dava konusu olayda her iki tarafın da tacir olduğunu, bu nedenle mahkemece avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; numune almadan ve kimyasal bir analiz yapılmadan sadece gözleme dayalı olarak yapılan kimyasal incelemeyi kabul etmediklerini, yapılan keşif ve incelemeler sonucu, davacının iş yerindeki zararın miktarının belirlendiğini ve bu zarardan müvekkilinin sorumlu olduğu hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin, maddi ve bilimsel deliller ile ispatlanamadığını, sadece kimyager bilirkişinin görgüsüne dayalı beyanları ile zarardan müvekkilin sorumlu olduğu hususunun belirlenmeye çalışıldığını, numune alımının mahkemece yanlış değerlendirildiğini, ispat yükünün davacıda olmasına rağmen delil sunamayan davacı lehine karar verildiğini, dosyaya alınan numune zararının müvekkilden kaynaklanmadığını, uzman görüşü raporunun mahkeme raporu ile uyumlu olmadığını, çelişkili olduğunu, uzman raporunda davacı iş yerinde değil komşu iş yerlerinde korozyon ve renk değişimi olmadığının belirtildiğini, davacıya bitişik yerlerde korozyon ve renk değişimi olmamasının irdelenmediğini, mahkemenin eksik incelemeyle karar verdiğini, dosyadaki delillerin kendi lehlerine olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KALDIRMA KARARI: Dairemizin 31/05/2022 tarih ve 2022/700 Esas 2022/1044 sayılı kararı ile; "O halde, zararın meydana geliş şekli (davalının zarar verme kastının olmaması ve ancak zararlı baca gazına uzun süre maruz kalmaktan dolayı dava konusu zararın meydana gelmesi) ile dosya kapsamında dava konusu edilen eşyaların hurda olarak satılabileceği de gözetilerek Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca, talep edilen(zamanaşımına uğrayan kısım dışında kalan) tazminattan (175.000TL) takdiren %10 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf itirazı bu yönden haklı bulunmuştur. Haksız fiilden kaynaklanan davalarda haksız fiil tarihinden itibaren tarafların tacir olması da gözetilerek avans faizi işletilmesi gerekirken yasal faize karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı tarafın da bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü gerekmiştir. Yasal düzenlemeler gereği, Türk Borçlar Kanunu'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği kuralı gözetilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına ve davalı yararına müterafık kusur indiriminden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 21/10/2021 tarih ve 2021/22485 Esas, 2021/7332 Karar) Yukarıda açıklanan nedenlerle; tarafların istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince duruşma yapılmadan kabulü ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzeltilerek yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; A)Tarafların istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan KABULÜ ile, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/12/2021 gün ve 2021/19 Esas, 2021/985 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, B)Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 1)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 157.500TL maddi tazminatın 19/12/2019 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ve ıslahla arttırılan miktarın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE" karar verilmiş olup Dairemizin bu kararı taraflarca temyiz edilmiştir. YARGITAY BOZMA İLAMI: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2025 tarih ve 2025/9861 Esas 2025/17393 Karar sayılı ilamıyla “Somut olayda; davacı taraf yaptırdığı tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunu 23.08.2019 tarihinde tebliğ almıştır. Davaya konu tazminat talepleri için geçerli olan 2 yıllık zamanaşımı süresinin (TBK m.72) dolduğu tarih 23.08.2021 olup bu tarihe yukarıda belirtilen 95 gün eklendiğinde zamanaşımı süresinin bitimi 28.11.2021 tarihi olacaktır. Bu hâle göre ıslah tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda mahkemece, ıslah ile artırılan kısım yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınarak işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, tacirler arası haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizin 31/05/2022 tarih ve 2022/700 Esas 2022/1044 sayılı kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2025 tarih ve 2025/9861 Esas 2025/17393 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği görülmüş, Dairemizce davanın duruşması 23/09/2026 tarihine talik edilmiştir. Dairemizce taraflara duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılmış, davacı şirket yetkilisi ... tarafından 10/07/2026 tarihinde davadan feragat dilekçesi sunulmuş, ilgili dilekçede davalı ve ihbar olunan taraftan herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığı bildirilmiş, davalı vekili ise 23/09/2026 tarihli duruşmada feragat doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, karşı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik herhangi bir talepleri bulunmadığını beyan etmiştir. Davadan feragat, davacının talep sonucundan (netice talebinden) vazgeçmesidir. (HMK.307.maddesi) Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan (talepten) vazgeçer. Davadan feragat, davacının yapacağı tek taraflı açık bir irade beyanıyla olur. 6100 sayılı HMK'nın 309/2.maddesi hükmü uyarınca, feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Aynı Yasanın 311.maddesi hükmü gereğince feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, tacirler arası haksız fiil nedeniyle tazminat talepli açılan işbu davada, davacı şirket tarafından davadan feragat edildiğinden feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1)Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 732TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 2.988,57TL harç ve 1.700TL ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan 3.956,57TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3)Davacı tarafından işbu dosyada ve değişik iş dosyasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4)Hükümden sonraki yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine, 5)Talebi doğrultusunda davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 6)Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 333. maddesi uyarınca, yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, 7)Taraflarca istinaf kanun yolu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren üzerilerinde bırakılmasına, 8)Temyizi kabil olan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince;Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dair, 6100 sayılı HMK’nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda 23/09/2026 tarihinde oy birliği ile ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2026
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza