Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1414 E. 2026/1460 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1414
- Karar No
- 2026/1460
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1414
KARAR NO : 2026/1460
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/06/2024
NUMARASI : 2021/220 E. - 2024/183 K.
DAVANIN KONUSU : FSEK kapsamında tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi ve manevi tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ATV televizyon kanalında yayınlanan ‘’... ile ...’’ isimli programın 16.03.2021 tarihli yayınında yaklaşık olarak dört dakika boyunca müvekkiline ait youtube kanalında yayınlanmakta olan videodan alıntı yapılarak izinsiz olarak görüntülerin yayınladığını, izinsiz yayın nedeniyle FSEK 68 kapsamında şimdilik 3000 TL maddi, FSEK 70 kapsamında 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili, görüntülere tecavüz oluşturulduğunun tespitine, haksız eylemin olası etkilerinin önlenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 06.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında; maddi tazminat istemini 10.000-TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu videonun FSEK kapsamında eser vasfının bulunmadığını, dava konusu görüntülerin ancak FSEK m.84 kapsamında haksız rekabet hükmünün uygulanabileceğini, davacının ise böyle bir talebinin bulunmadığını, davacının mali hak sahibi olduğunu ispatlamasının gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (eski taraf) ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ilgili programın müvekkili şirket bünyesinde olmadığını, tüzel kişiliğinin farklı olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davanın pasif husumet yokluğu ile reddedilmesi gerektiğini, ilgili görüntülerin eser niteliğinin bulunmadığını, ''... ile ...'' isimli programın kamu yararı yönünden, toplumsal sorunlara çözüm bulmayı amaçlayan ve bireylerin haber alma özgürlüğüne katkı sağlayan önemli bir program olduğunu, kabul etmemekle beraber ilgili görüntülerin FSEK m.37 uyarınca haber amaçlı olarak kullanıldığını, davacının talep ettiği şekilde maddi ve manevi zarara uğradığını ispatlamakla yükümlü olduğunu, talep edilen tazminatın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 19/03/2024 tarihli ara kararı ile; HMK'nın 124/3 maddesi uyarınca davacının taraf değişikliği talebi kabul edilebilir yanılgıya dayalı olduğundan dolayı kabul edildiğinden başlangıçta hasım gösterilen davalı ... A.Ş.'nin HMK'nın 124 maddesi gereği davadan taraf olmaktan çıkarılmasına, dosyada yer alan dava dilekçesi, duruşma zabıtları ve bilirkişi raporunun savunma hakkı kapsamında davalı olarak gösterilen ... ... A.Ş 'ye tebliğine ve bu tarafın davalı olarak uyap sistemine eklenmesine karar verilmiştir.
Davalı ... Anonim Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında eserin, sahibinin hususiyetini taşımadığını, perspektif ve anlatım diline sahip olmadığı gerekçesiyle eser niteliğini haiz olmadığı sonucuna ulaşıldığını, davaya konu görüntülerin eser niteliği taşısa dahi, telif hukuku alanında üçüncü kişilerin, eser sahibi veya haleflerinin izni olmaksızın eserden yararlanmasının hukuka uygun olduğu hallerin düzenleme altına alındığını, eserden çeşitli şekillerde faydalanılmasına imkân sağlayan bu serbestilerin hukuka uygunluk sebeplerini meydana getirdiğini, müvekkili şirketin programında davaya konu ve eser niteliği bulunmayan görüntülerin kullanımının; haber verme amacıyla gerçekleştirilmiş olduğundan ve bu durum kamunun genel menfaati ve düzeninin sağlanmasıyla ilgili olduğundan iktibas serbestisi kapsamında kaldığının açık olduğunu, huzurda ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2021/220 esas, 2024/183 karar sayılı kararı ile; " Dava konusu edilen video incelendiğinde,... ... ... olduğu belirtilen bir kısım hareketli görüntülerin yer aldığı,bunların drone ile çekildiği, videoyu oluşturan kişi ile video arasında bir hususiyet taşıyacak bağ bulunmadığı, sinematografik anlatı bütünlüğünden yoksun, özel kostüm, dekor, makyaj, renk düzenlemesi vb. sanat yönetmenliği kapsamındaki uygulamaları barındırmayan, artarda gelen görüntülerin kurgusunun özel bir anlam ifade etmediği ve sadece teknik açıdan bir görüntünün çekimini içerip, estetik değere sahip olmayan bir hareketli görüntünün FSEK kapsamındaki eser kategorileri içerisinde değerlendirilmesi mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının esere dayalı tazminat ve 3 kat isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak bu durumda davalının ihlal teşkil eden eyleminin müeyyidesiz kalması hakkaniyete aykırıdır. Zira FSEK md.84 uyarınca, “Bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir ölet üzerine tespit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3'üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını ve yayımlanmasını menedebilir.Tecavüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksızrekabete müteallik hükümler uygulanır.Eser mahiyetinde olmayan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tespit edilen resimler vesinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır.”düzenlemesi mevcuttur. Toplanan deliller, yayına ilişkin görüntüler, sunulu flash bellek, RTÜK yazısı, yayın izin formu, ticari sicil kayıtları, HMK 266 madde kapsamında alınan kök ve ek rapor, ıslah dilekçesi içeriği gözetildiğinde; her ne kadar davacıya ait görüntüler eser vasfında bulunmasa da davalı, programında davacıya ait görüntüleri bedeli ödenmeden kullanıldığından davalı eylemi haksız rekabet teşkil ettiğinden davacının maddi ve manevi tazminat talep etme şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Haksız rekabet hükümlerine göre 10.000 TL maddi tazminatın 16.3.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan (... AŞ VE ... LTD ŞTİ ) müştereken ve müteselsilen tahsiline,
2-Takdiren somut olayın gerçekleşme tarzına göre 20.000 TL manevi tazminatın 16.3.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan (... AŞ VE ... LTD ŞTİ) müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davalıların davacıdan izin almadan gerçekleştirdikleri eylemin eser niteliğinde olmayan görüntülere tecavüz oluşturduğunun tespitine, haksız eylemin olası etkilerinin önlenmesine,
4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı yüksek bir gazete bir kez ilanına, 3 kez ilan isteminin koşulları oluşmadığından reddine, masrafın davalılardan tahsiline,
5-HMK.'nın 124/3 maddesi uyarınca davacının taraf değişikliği talebi kabul edilebilir yanılgıya dayalı olduğundan başlangıçta hasım gösterilen davalı ... AŞ’nin hukuki sorumluluğu bulunmadığından, bu davalı hakkında esas hakkında hüküm tesis edilmesine yer olmadığına" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı .... Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine Youtube üzerinden yayınlanan bir videonun FSEK kapsamında eser olduğu ve mali hak sahibi olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat davası açtığını, müvekkili şirketin sadece programın mali yapımcısı olduğunu ve içerikten sorumlu olmadığını, dava konusu görüntülerin kayıp bir şahsın bulunması amacıyla kamu yararı gözetilerek kullanıldığını, görüntülerin eser niteliği taşımadığının bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, mahkemenin FSEK kapsamında eser niteliği taşımayan bir ürün için haksız rekabet hükümlerine dayanarak tazminata hükmetmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davacının görüntülerin sahibi olduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığını, hükmedilen maddi tazminatın fahiş ve afaki olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, 22.03.2021 tarihinde davacıya teşekkür edildiğini, hükmün ilanına karar verilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, vekalet ücreti takdirinde hata yapıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait televizyon kanalında yayınlanan programda davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği görüntülerin izinsiz kullanıldığı gerekçesiyle açılan davada yerel mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu görüntülerin FSEK kapsamında eser niteliği taşımadığının mahkemece de tespit edildiğini, buna rağmen haksız rekabet hükümleri uyarınca tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilirken reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin HMK 330. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporlarının denetime elverişsiz olduğunu ve tazminat miktarlarının belirlenmesinde herhangi bir emsal araştırması yapılmadığını, mahkemenin emsal araştırması yapılmasına yer olmadığına dair ara kararının hatalı olduğunu, hükmedilen 10.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde haksız rekabet hükümlerine dayanmadığı halde yargılamanın sonunda bu yönde talepte bulunmasının iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığını, programın dış yapım olması sebebiyle editöryal sorumluluğun diğer davalı yapım şirketine ait olduğunu, müvekkili şirket ile yapımcı şirket arasındaki sözleşme uyarınca sorumluluğun yapımcıya ait olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait drone görüntülerinin 16.03.2021 tarihinde ... ile ... programında izinsiz kullanıldığını, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 01.07.2024 tarihli kararın kısmen kabul kısmen ret şeklinde sonuçlandığını, davalıların haksız rekabet neticesinde elde ettikleri reklam gelirlerinin hesaplamada dikkate alınmadığını, yerel mahkemenin FSEK 68 uyarınca reklam gelirlerinin celbine yer olmadığına dair ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, görüntülerin üç ayrı mecrada yayınlanmaya devam ettiğini, taraflar arasında herhangi bir lisans sözleşmesi bulunmadığını, TTK 56. madde uyarınca güncel lisans bedelleri üzerinden zarar tespiti yapılması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.6.1997 tarihli ilamında parazit rekabetin kabul edildiğini, davalıların müvekkilin emeği üzerinden haksız kazanç sağladığını, bilirkişi raporlarında görüntülerin sinema eseri olduğunun belirtilmesine rağmen mahkemenin eser vasfı bulunmadığına hükmettiğini, çekimlerin özel kadraj, ışık ve montaj teknikleri içerdiğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hükmedilen tazminat miktarlarının düşük olduğunu, davalı ...'in yayıncı ve ...'in yapımcı sıfatıyla müteselsilen sorumlu olduğunu, davalıların ticari amaç gütmedikleri yönündeki savunmalarının kötü niyetli olduğunu, davacı müvekkilin 32.000 takipçili ...kanalında profesyonel çekimler yaptığını, 10.000 TL olarak belirlenen hizmet bedelinin cihaz maliyetini dahi karşılamadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 7.10.2019 tarihli kararı uyarınca emsal sözleşme bedellerinin dikkate alınması gerektiğini, TBK 58. madde gereği basın yoluyla ilan yapılabileceğini, manevi tazminatın reddedilen kısmı için vekalet ücretine hükmedilmemesinin hakkaniyete uygun olduğunu, HMK 33. madde uyarınca hakimin hukuki sebepleri resen tayin edebileceğini belirterek davalıların istinaf taleplerinin reddini, yerel mahkeme kararının reddedilen kısımlar yönünden kaldırılarak davanın tümden kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; ATV'de yayınlanan ''... ile ...'' programında 16 Mart 2021 tarihinde davacıya ait ... ... ... videosunun yayınlanması nedeni ile FSEK 68. maddesi kapsamında 3 kat maddi tazminat, FSEK 70. maddesi kapsamında 50.000-TL manevi tazminat ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosya kapsamında; davacının hak sahibi olduğu ... ... ... videosunda Seyhan ... ..., ... gölünün kıyısı, etrafındaki yollar ve yerleşim yerleri ile davalılar tarafından kullanılan köprü görüntülerinin havadan çekildiği, söz olmadan sadece müzikle beraber kullanıldığı, köprünün her iki yanından ve üstten yaklaşık olarak bir buçuk dakikalık görüntünün ATV'de yayınlanan ''... ile ...'' programında 16 Mart 2021 tarihinde kullanıldığı hususunda ihtilafın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu görüntünün eser vasfında olduğu ileri sürülmüş ise de bir ürünün FSEK kapsamında eser olarak kabul edilebilmesi için FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri'' düzenlemesi kapsamında sahibinin hususiyetini taşıması ve eser kategorilerinden birisine dâhil olması aranmaktadır. Teknik inceleme kapsamında görüntülere bakıldığında, ... ... ... olduğu belirtilen bir kısım hareketli görüntülerin yer aldığı, bunların drone ile çekildiği, videoyu oluşturan kişi ile video arasında bir hususiyet taşıyacak bağ bulunmadığı, sinematografik anlatı bütünlüğünden yoksun olduğu, özel kostüm, dekor, makyaj, renk düzenlemesi vb. sanat yönetmenliği kapsamındaki herhangi bir uygulama barındırmadığı, hususiyet barındırmayan, estetik değere sahip olmayan hareketli görüntünün FSEK kapsamındaki eser kategorileri içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Ancak FSEK'in 84. maddesinin; “Bir işareti, resmi ve sesi, bunların nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari maksatla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin üçüncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayınlanmasını men edebilir.
Tecavüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete müteallik hükümler uygulanır.
Eser mahiyetinde olmayan her nevi fotoğraflar benzer usullerle tespit edilen resimler ve sinema mahsülleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır.” düzenlemesi gereğince eser mahiyetinde olmasa da davalıların hak sahibi davacıdan yazılı izin, ruhsat (lisans) almadan, çekmiş olduğu görüntüleri kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiği, tüzel kişi tacir olmakla basiretli hareket etmesi gereken davalıların hukuka aykırı kullanımdan sorumlu oldukları, FSEK md. 37 kapsamında haber istisnasının somut olayda uygulama yerinin olmadığı anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü isabetli bulunmuştur.
ATV logolu kanal sahibi davalı ... A.Ş'nin yayıncı sıfatı ile diğer davalı ... LTD ŞTİ.'nin ise programın yapımcısı sıfatı ile davacıya karşı müteselsilen sorumlu oldukları tespit edilmiş olup davalı yayın yapan şirket tarafından, diğer davalı .... Ltd. Şti. arasında imzalanan 05.08.2009 tarihli program yapım sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca sorumluluğun yapımcı şirkete ait olduğu ileri sürülmüş ise de sözleşmenin taraflar arasında hüküm doğurması karşısında iç ilişkide hukuki etki tesis edeceğinden dolayı davalıların davacıya karşı hukuken sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca davalılar tarafından, davacı talebinin FSEK 68. maddeye dayalı olmasına rağmen mahkemece haksız rekabet hükümlerine göre karar verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de hukukun uygulanması başlıklı HMK'nın 33. maddesi uyarınca Hâkim, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlüdür. Dolayısıyla bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Dolayısıyla bu yönü ile hukuki nitelendirmeyi isabetli şekilde belirleyen ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacının TTK'nın 56/1- (d) ve (e) bentleri gereğince zarar ve zıyanın tazminini, Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebilmesi mümkün olup davacı taraf tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu, davalılar ise fahiş yükseklikte olduğunu ileri sürmüş ise de davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan talep arttırım dilekçesi sunmuş olup aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Mahkemece emsal araştırması için yazılan müzekkerelere olumlu yanıt verilmediği, sektörel inceleme neticesinde davacının görüntü çekimini bedel karşılığı gerçekleştirmiş olması halinde belirlenecek ücret karşılığının tespiti için profesyonel bir fotoğraf ve video üreticisinin günlük hizmet bedeli olarak 10.000-TL belirlendiği görülmüş olup maddi tazminat miktarı için saptanan tutarın ve eylem tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olay adaletine uygun olduğu, hükmün ilanında davacının hukuki menfaatinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Son olarak davalı tarafın manevi tazminat yönünden vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi incelenmiş olup mahkemece kısmen kabul edilen manevi tazminat nedeni ile davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetli olduğu, nitekim Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarihli, 2024/29 E., 2024/226 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; (HMK'nın 326/2 fıkrası “manevi tazminat davaları” yönünden iptal edilmiştir) manevi tazminat miktarının Hâkimin takdirine göre belirlenmesi nedeni ile davacının hükmedilecek miktarı önceden öngörmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi halinde mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahalenin oluşacağı anlaşılmıştır.
Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28/06/2024 tarih ve 2021/220 E. 2024/183 K. sayılı kararına karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı ... Anonim Şirketi'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı ... Limited Şirketi'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026