Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1743 E. 2026/1669 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1743
- Karar No
- 2026/1669
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1743 Esas
KARAR NO:2026/1669 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2026/2308 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH :31/07/2026 (Ara Karar Tarihi)
TALEP:İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TALEP:Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalıdan aldığı mallara karşılık avans ve teminat olarak senet verdiğini, davalının herhangi bir mal teslim etmemesine rağmen vadesi gelen senetleri tahsil ettiğini, dava konusu senetlerin temelindeki borç ilişkisinin ortadan kalktığını, davalının ticari faaliyetlerini durdurduğunu ve hakkında benzer sebeple bir çok dava açıldığını, senetlerin tahsil edilmeye devam edilmesi halinde müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağını beyanla dava konusu senetlerin takibe konulmaması ve bedellerinin tahsil edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; somut olayda ihtiyati tedbir kapsamında yapılan değerlendirmede, tedbir talebinin kabulüne karar verilebilmesi için talep edenin haklılığını yaklaşık ispat ölçüsü ile ispatlaması gerektiği, dosyada mevcut bilgi ve belgeler dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat ölçüsünün gerçekleşmediği, davacının haklılığının tespit edilmesi için yargılama yapılması gerektiği, bu aşamada henüz delillerin toplanmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
TALEP EDEN DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır ticari ilişki olduğu, müvekkilinin davalıya, aldığı PVC ürünlerinin avansı ve teminat olmak üzere sıralı senetler verdiği, davalının edimine aykırı davranarak müvekkiline mal teslim etmediği, buna rağmen vadesi geldikçe senetleri tahsil ettiği, dava tarihi itibarıyla davalı aleyhine, son derece kısa bir zaman dilimi içerisinde çok sayıda ticari dava açıldığı, söz konusu davaların önemli bir kısmının, teslim edilmeyen mallara rağmen kambiyo senetleri ve çekler nedeniyle açılmış menfi tespit davaları ile ticari satıştan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin olduğu, bu dosyalarda ihtiyati tedbir kararları verildiği, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gereken yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, davalının, müvekkilince gönderilen ihtarnameye rağmen mal teslim etmediği, kendi cari hesabında müvekkiline borçlu göründüğü, İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinden sonra dahi davalının vadesi gelen senetleri tahsil etmeye devam ettiği, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davalı şirket iflas etmiş olduğundan hakkın elde edilmesinin imkansız hale geleceği, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebi ile açılan davada, dava konusu senetlerin tahsil ve takibe konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup,Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca; icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup,1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda; davacı tarafından, dava konusu senetlerin davalıya, satın alınan PVC ürünlerin avansı ve teminat olarak verildiği ancak davalının sözleşmeye aykırı davranarak herhangi bir ürün teslim etmediği, senetlerin karşılıksız kaldığı iddia edilerek bedellerinin tahsil edilmemesi ve icra takibine konu edilmemeleri yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, talebin dayanağının İİK'nın 72/2. maddesi olduğu ancak bu madde kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilip verilmeyeceği değerlendirilirken HMK'nın 389 vd maddelerinde yer alan genel nitelikteki düzenlemelerin nazara alınacağı, buna göre, davacı tarafın talep tarihi itibariyle davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, mübrez deliller ile, senetlerin davalıya ürün (mal) karşılığı verildiği, karşılığında ürün teslim edilmediği ve bedelsiz kaldıkları hususunda yaklaşık ispatın sağlanmadığı, öncelikle yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından, davalı hakkında çok sayıda dava açılmış ve mali durumunun bozulmuş olması sebebiyle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin güçleşeceği veya imkansız hale gelip gelmeyeceğinin değerlendirilemeyeceği, bu sebeplerle Mahkemece, şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.