Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1035 E. 2026/1372 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1035
Karar No
2026/1372
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/1035 Esas

KARAR NO: 2026/1372

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 18/06/2026 (Ara Karar)

NUMARASI : 2026/79 E.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; ... ile müvekkili ... arasında imzalanan İnhisari Marka Lisans Sözleşmesi ile müvekkilinin; ... nolu markaların Türkiye'de kullanılması ve sair hakların sahibi olduğunu, bu haklardan birisinin de üçüncü kişiler tarafından sözleşme konusu markalardan doğan haklara tecavüz edilmesi durumunda dava açma hakkı olduğunu, davalı tarafların müvekkilinin hak sahibi olduğu ...tescil nolu marka ile aynı ve benzer ibareyi kullanmak suretiyle ortalama dikkat ve algılama yeteneğine sahip tüketiciler nezdinde iltibasa sebebiyet vermekte olduğunu, davalı yanın haksız ve hukuka aykırı kullanımlarını sürdürmeye devam etmesi nedeni ile İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2026/73 D. İş dosyası ile

davalıların adreslerinde müvekkilinin hak sahibi olduğu ...tescil nolu marka görselini ihtiva eden marka bakımından yapılan kullanımların tespiti ve tedbir talepli dava ikame edildiğini, davalıların haksız eylemleri neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, açıklanan nedenlerle İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2026/73 D. İş sayılı dosya üzerinden

verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul 4. FSHHM'nin 2026/73 D.İŞ sayılı dosyasında 17/04/2026 tarihli karar ile tedbir kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Davalı itiraz edenler vekili 2205/2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... A.Ş.'nin, boncuk ve kristal sektöründe dünya devi konumunda bulunan Çek Cumhuriyeti menşeli "... A.S." firmasının Türkiye’deki münhasır yetkili distribütörü olduğunu, şirketin yıllık üretim kapasitesinin yaklaşık 3.000 ton cam boncuk seviyesinde olup 150.000'i aşkın farklı ürün formu ve 16.000'den fazla renk seçeneği ile sektörde oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahip olduğunu, davacı yanın ileri sürdüğü marka tecavüzü ve haksız rekabet iddialarının tamamen soyut, hukuki dayanaktan yoksun ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebini tescil tarihi ... olan “...” ibareli ve "..." marka tescillerine dayandırmakta ise de bu tescillerin gerçek hak sahipliğine dayanmadığı ve açıkça kötü niyetli bir başvurunun sonucu olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, “...” kelimesinin ne de bu kelimeyle özdeşleşen "Yıldız amblemi"nin davacı tarafa ait özgün bir

işaret olmadığını, bu unsurların boncuk ve kristal sektöründe dünya çapında faaliyet gösteren ... A.Ş.’ye ait uzun yıllardır uluslararası düzeyde kullanılan ve ticari hayatta yerleşmiş küresel markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinden ibaret olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki kayıtlar incelendiğinde asıl hak sahibi şirketin 2002 başvuru – 2004 tescil tarihli geçmişe dayalı haklarının

bulunduğu, uluslararası alanda söz konusu yıldız figürü kullanımının da davacının tescil tarihinden çok

önceye dayandığının açıkça görülmekte olduğunu, davacı tarafın aynı sektörde faaliyet gösterdiği dikkate alındığında, dünya devi ... markasından ve onun dünya genelinde kullandığı bu maruf yıldız ambleminden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle yapılan tescilin, markanın itibarından, ambleminden ve bilinirliğinden

haksız yararlanma amacına yönelik olup 6769 sayılı SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyetli başvuru

niteliğinde olduğunu, açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun şekilde tesis edilen ihtiyati tedbir kararının ivedilikle kaldırılmasına, uygulanan tedbirin kapsamı itibarıyla ölçüsüz olduğu gözetilerek el koyma işleminin ve tedbirin kapsamının ölçülülük ilkesi çerçevesinde yeniden değerlendirilerek ivedilikle ürünlere el konulması yönündeki tedbirin kaldırılmasına,

mahkemece aksi kanaate varılması halinde; haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz

iddialarının yalnızca dış ambalajla sınırlı olduğu ve Keşif Tutanağı ile sabit olduğu üzere boncukların üzerinde hiçbir logo bulunmadığı dikkate alınarak, tedbir kapsamında kalmayan ve üzerinde logo bulunmayan cam boncuk emtialarının ayrıştırılarak derhal müvekkillerine teslim edilmesine, mahkemece aksi kanaate varılması halinde; HMK m. 392 uyarınca teminatın müvekkilinin uğradığı/uğrayacağı zararları karşılayacak şekilde (el konuların ürünlerin değerinin en az %15'ine tekabül edecek şekilde) 4.500,000,00-TL olarak artırılmasına ve davacı tarafa eksik teminatı tamamlaması için kesin süre verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinin 18/06/2026 tarihli ara kararıyla; "İtiraz edenin itirazlarının KISMEN KABULÜ ile İstanbul 4. FSHHM'nin 2026/73 D.İş sayılı dosyasında verilen 17/04/2026 tarihli tedbir kararında belirlenen 200.000,00 TL teminatın 1.000.000,00 TL olarak yeniden belirlenmesine, eksik 800.000,00 TL nakdi teminatın veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunun gerekçeli ara kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde yatırılmadığı takdirde işbu tedbir kararının kendiliğinden kalkmış sayılmasına, sair itirazların reddine," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebine dayanak yaptığı ... tescil tarihli “...” ibareli ve ... markaların kötü niyetli olduğunu, söz konusu markaların dünya çapında faaliyet gösteren ... A.Ş.’ye ait olduğunu, müvekkili şirketin bu markanın Türkiye’deki resmi distribütörü olarak 2013 yılından beri faaliyet gösterdiğini, davacının tescilinin 6769 sayılı SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyetli bir başvuru olduğunu, gerçek hak sahipliğinin davacıda değil ... A.Ş.’de bulunduğunu, müvekkilinin ithal ettiği ürünlerin orijinal olduğunu ve marka hakkının tükenmesi ilkesi gereği satışının engellenemeyeceğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, ihtiyati tedbirin ölçüsüz ve orantısız olduğunu, el konulan ürünlerin ambalajdan kolaylıkla ayrıştırılabileceğini, mevcut teminatın 25.502.626-TL maliyetli ürünler karşısında yetersiz kaldığını belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak, ürünlerin iadesini veya teminatın 4.500.000,00-TL tutarında artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen 18/06/2026 tarihli ara karara karşı yapılan istinaf başvurusunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların ileri sürdüğü kötü niyetli tescil, gerçek hak sahipliği ve marka hakkının tükenmesi gibi iddiaların esas davada tartışılması gerektiğini, müvekkili ile marka sahibi ... arasındaki lisans sözleşmesinin usulüne uygun tescil edildiğini, tedbir kararının orantılı ve ölçülü olduğunu belirterek davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, markaya tecavüz iddiasına dayalı olup, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2026/73 D. İş dosyası ile

verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesi talep edilmiştir.

Davacının lisans hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü ...sayılı yıldız şekil markasına, davalılar tarafından cam boncuk ambalajlarında ve sosyal medya paylaşımlarında kullanılması nedeniyle delil tespiti ve tedbir talep etmiş,

İstanbul 4. FSHHM’nin 2026/73 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit ve alınan bilirkişi raporunda, davalıların kullandığı şekil işaretinin davacının markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve iltibas yarattığı tespit edilmiştir.

Mahkemece 17/04/2026 tarihinde 200.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve eldeki dosyada 05/05/2026 tarihinde tedbirin devamına karar verilmiştir.

Davalıların itirazı üzerine 18/06/2026 tarihli kararla tedbirin kaldırılması talebinin reddine, teminatın 1.000.000 TL’ye yükseltilmesine karar verilmiştir. Davalılar bu ara karara karşı istinaf talep etmiştir.

Dosya kapsamından, davalı ... A.Ş.’nin ... merkezli ... A.S.’nin Türkiye’deki münhasır yetkili distribütörü olduğunu ileri sürerek bu iddiasına ilişkin distribütörlük sertifikası ile 2013-2026 dönemine ait olduğunu belirttiği faturalar, gümrük beyannameleri ve ticari belgeleri sunduğu, davalı ...’un ise ürünleri yetkili distribütörden fatura karşılığında temin ettiğini savunduğu , ayrıca davalıların davacının dayandığı ...sayılı şekil markasının gerçek hak sahibi ... A.S.’ye ait işaretin kötü niyetle tescilinden oluştuğunu savunmuştur. Davalıların sunduğu bu belgelerinin onaylı tercümeleri sunulmadan rapor düzenlendiği, davalıların distribütörü olduğunu beyan ettikleri dava dışı şirketin Türkiye'de ... ibareli tescilli markalarının bulunduğu bu nedenlerle davalıların sunduğu evrakların tercümeleri sunulduktan sonra tarafların dayandıkları markaların ve tescil sınıflarının karşılaştırılması ve hangisine üstünlük tanınacağının belirlenmesi gerektiği , öte yandan davalıların, uyuşmazlık konusu yıldız figürünün boncukların üzerinde bulunmayıp yalnızca dış ambalajlarda kullanıldığı ve ambalajların ürünlerden ayrıştırılabileceği yönündeki savunması ve tespit raporundaki görsellerden işaretin ambalaj üzerinde olduğunun görülmesi karşısında, bu aşamada mevcut deliller itibariyle tedbir talebinin tümüyle kabulü yada reddi yönünde verilecek kararın taraflar arasındaki menfaat dengesinin korunması ve ölçülülük ilkesine uygun düşmeyecektir.

Bu itibarla, somut olayda SMK m.159/2-(c) gereğince ters teminat alınmak suretiyle ihtiyati tedbire karar verilmesinin uygun olacağı gözetilerek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile aleyhine tedbir istenen davalı tarafça, talep eden davacı tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 1.000.000,00 TL tutarında teminat yatırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Davalılar vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince 18/06/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında ihtiyati tedbir talebine itirazın kısmen kabulüne ters teminat tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2- İstanbul 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/06/2026 tarih, 2026/79 E. Sayılı ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Davalılar vekilinin tedbire itirazının KISMEN KABULÜNE,

3/a- İstanbul 4. FSHHM'nin 2026/73 D.İŞ sayılı dosyasında 17/04/2026 tarihli karar ile tedbir kararının KALDIRILMASINA,

3/b- İhtiyati tedbir talebinin ters teminat suretiyle KISMEN KABULÜNE; Aleyhine tedbir istenen davalı tarafça kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 1.000.000,00 TL tutarında nakdi yada gayrı nakdi teminatın karar tarihinden itibaren bir hafta içerisinde mahkemeye depo edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

4- HMK 393/1. maddesi gereğince karar tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun davacı tarafa ihtarına, talep edilmediği takdirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılmasına

5- HMK 398.madde gereğince ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimsenin şikayet üzerine altı aya kadar disiplin cezası ile cezalandırılacağının ihtarına,

6- İhtiyati tedbire ilişkin karar uygulamasının ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

7- İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafça yatırılan istinaf harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

8- İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 4.004,00 TL (2.002,00 * 2) istinaf yoluna başvurma harcı ile 440,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.444,00 TL'nin ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,

9- İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

10- 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1035, K. 2026/1372, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1035-e-2026-1372-k-c4b9c7994499