Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2035 E. 2026/1737 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2035
- Karar No
- 2026/1737
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/2035
KARAR NO : 2026/1737
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/04/2026 (Ara Karar)
NUMARASI: 2026/217 E.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 23/09/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"Müvekkilim ... ...nin ... numaralı üyesidir. İş bu üyeliği kardeşi olan ...'dan devralmıştır. 2008-2009 yılından bu güne kadarda ödemeler yapılmıştır. Ancak kura sonucu çıkmış olan ... ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi ... pafta, ... parsel ... . Kat ... numaralı daire halen müvekkilime teslim edilmemiştir. Şöyle ki;Temel amacı ana sözleşme uyarınca ortaklara uygun fiyatlarla taşınmaz kazandırmak olan yapı kooperatiflerinde Ana sözleşmenin kooperatife yüklediği edim, taşınmazı ortak adına tescil ettirmektir. TMK m.716 ise şu şekildedir:“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.” Davalı Kooperatife ... tarihinde ... ... Noterliğinden ... yevmiye numaralı ihtarname çekilerek dairenin teslim edilmesi talep edilmiştir. Ancak kooperatifçe herhangi bir cevap verilmemiştir. (Dilekçe ekinde ihtarnameyi sunuyoruz.)Müvekkil iş bu kooperatiften imza edilen sözleşmeleri incelemek ve hukuki hakkını Mahkemeler nezdinde aramak için istediğinde dahi bu bilgiler kendisi ile paylaşılmamıştır. Müvekkil kooperatife her gittiğinde geçiştirilmiş ve teslim yapılacağı umuduyla da ödemelere devam etmiş ve mağdur olmuştur.
Müvekkil Kooperatifin ... Bankası ... Şubesinin ... nolu hesabına düzenli bir şekilde ödeme yapmıştır. BU PARALAR NEREDE VE NASIL KULLANILDI HERHANGİ BİR BİLGİLENDİRME DE YAPILMAMIŞTIR. Kooperatif başkanının gerekli denetimleri sağlayıp sağlamadığından da bilgi sahibi değiliz. ( ... Bankasına müzekkere yazılarak yapılan ödeme belgelerini talep ederiz.) Yapının son durumu hakkında da tarafımıza bilgi verilmemiştir.1163 sayılı kanunun 62. Maddesi gereğince; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır."1163 sayılı kanunun 62. Maddesi doğrultusunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına "Güveni Kötüye Kullanma, Görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı kanuna muhalefet" suçlarından şikayetçi olduk. ... sor. Nolu dosyada ihtilafın hukuki nitelik taşıması gerekçesiyle KYOK kararı verilmiştir. KYOK kararına itiraz ettik ancak itirazımız reddedildi.(Dilekçe ekinde KYOK kararını sunuyoruz.)Davalı Kooperatifçe ... tarihinde ... yevmiye numaralı ... ... . Noterliğince düzenleme şeklinde kura çekiliş tutanağı ile müvekkile ... ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi ... pafta, ... parsel ... Kat ... numaralı daire çıkmıştır. Bir takım üyeler daireleri teslim almıştır. Bu nedenle diğer üyelere daire teslimi yapılıp yapılmadığının tespitini talep etmekteyiz. Yargıtay içtihatlarında da diğer üyelere teslim yapılıp yapılmadığı, teslim yapıldı ise ne kadar ödeme yaptıkları hususlarının araştırılması gerektiği yönünde kararları mevcuttur."1163 sayılı Kanun'un 23. maddesinde; "Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler" ifadesine yer verilmiştir. Kooperatifler hukukunda mutlak değil, nispi eşitlik ilkesi geçerlidir. EŞİTLİK İLKESİ GEREĞİ TÜM ORTAKLARA KONUT TESLİMİNİN AYNI TARİHTE VE EMSAL ÜYELERİN ÖDEMELERİ NAZARA ALINARAK AYNI NİTELİKTE YAPILMASI GEREKİR. ... Teslim tarihi yönünden ise kooperatif kayıtları inceletilerek, bağımsız bölümlerin teslim tarihine ilişkin genel kurullarda bir tarih kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, bir tarih belirlenmemiş ise bağımsız bölümlerin diğer üyelere hangi tarihte teslim edildiğinin saptanması, dayandığı delilleri sunması için davalı kooperatife olanak tanınması icap etmektedir. Konutların tamamlanmamış olması halinde, davacının da beklemesi ve bu duruma katlanması gerekir. DİĞER ÜYELERİN KONUTLARI TAMAMLANIP TESLİM EDİLMİŞ İSE DAVACININ DA DAİRESİNİN BİTİRİLİP TESLİMİNİ İSTEMEK HAKKIDIR. Kooperatifin diğer üyelerinden davacı ile aynı konumda olup, kooperatife borcu olduğu halde dairesini teslim alıp yararlanmaya başlayan üyelerin varlığının tespiti halinde, eşitlik ilkesi uyarınca davacının da aynı süre zarfında kira bedeli talep hakkı doğacağının kabulü gerekir." (YARGITAY 23.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2014/7352 Karar Numarası: 2015/809 Karar Tarihi: 12.02.2015) Tarafımızca Kayseri Arabuluculuk Bürosu ... dosyası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş olup görüşme anlaşmama ile sonuçlanmıştır. Ekte anlaşmama tutanağını sunmaktayız.Hukukumuzda Kooperatif tüzel kişiliği tarafından yaptırılmış olan ve inşası süresince mülkiyeti kooperatif tüzel kişiliğine ait bulunan konutların, inşasının tamamlanmasının ardından mülkiyetinin kooperatif ortaklarına aktarılarak her bir ortağın kendisine düşen konutun mülkiyetini kazanması durumuna “ferdileşme” denilmektedir. Bir başka deyişle ferdileşme, tapu kütüğünde kooperatif adına kayıtlı bulunan taşınmazın (dairenin, işyerinin) mülkiyetinin, ortaklara devredilerek; tapusunun verilmesidir. Müvekkil geçen süre boyunca davalı Kooperatiften tapusunu alamamıştır.Tüm bu nedenlerle öncelikle ferağ icbar, olmadığı takdirde tapu iptal ve tescili, olmadığı takdirde ... ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi ... pafta, ... parsel ... Kat ... numaralı dairenin güncel rayiç bedelinin tarafımıza ödenmesi, bu da mümkün olmaz ise denkleştirici adalet ilkesine göre ödenen ücretlerin tarafımıza faiziyle birlikte iade edilmesi talebimizdir.Müvekkilin borcu olup olmadığının bilirkişi marifeti ile tespitini , borcu olduğunun tespiti halinde tespit edilecek miktarı Mahkemeye depo etmeye hazır olduğumuzu da beyan etmek istiyoruz. Ayrıca müvekkilin dava harç ve masraflarını karşılayacak maddi gücü bulunmadığı için ADLİ YARDIM talep etmekteyiz
Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilin hakkı olan tapusunu alabilmesi
için işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.HUKUKİ NEDENLER : TMK, HMK, TBK , Kooperatifler Kanunu ve ilgili sair mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER :Kooperatifte bulunan müvekkilin üyelik ve taşınmaz bilgisi ile ilgili tüm evrakların celbi,Kooperatifte bulunan ferdileşme kura tutanakları celbi,
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı ... sor. nolu dosya, ... tarihli ... ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ... tarihli ... yevmiye numaralı ... ... Noterliğince düzenleme şeklinde kura çekiliş tutanağı Kooperatifin ... Bankası ... Şubesi ... nolu hesabına yapılan ödeme dekontları, banka dekontlarıKooperatif üye hesap ekstresi,Keşif, bilirkişi, tanık , yemin , sair her türlü hukuki delil. (Delillerimiz fiziken sunulacaktır.)
NETİCE TALEP: Yukarıda belirtilen nedenlerle ;
Öncelikle ADLİ YARDIM TALEBİMİZİN KABULÜNE, ... ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi ... pafta, ... parsel ... Kat ... numaralı dairenin tapu kaydının celbiyle taşınmazın kaydına 3. Kişilere devrinin önlenmesi için tedbir konulmasına ve davalıdır şerhi işlenmesine,Davalı Kooperatif adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi ... pafta, ... parsel ... Kat ... numaralı dairenin tapusunun davalı Kooperatiften iptaline ve müvekkil adına tesciline, olmadığı takdirde ... ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi ... pafta, ... parsel ... Kat ... numaralı dairenin güncel rayiç bedelinin tarafımıza ödenmesine, bu da mümkün olmaz ise denkleştirici adalet ilkesine göre ödenen ücretlerin tarafımıza faiziyle birlikte iade edilmesine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına" karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi 10/03/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla:"...6100 sayılı HMK'nun “ihtiyati tedbirin şartları” başlıklı 389. maddesinin birinci fıkrasında "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" hükmü mevcuttur. Dava konusu taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescilinin talep edildiği, taşınmazın uyuşmazlık konusu olduğu anlaşıldığından ve taşınmazın değeri henüz belli olmadığından şimdilik taktiren 30.000-TL teminat yatırılması veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde dava konusu taşınmazın 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, aynı zamanda taşınmazın dava konusu olması nedeniyle üzerine davalıdır şerhi konulmasına karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile, 30.000-TL teminat yatırılması veya süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafından sunulması durumunda, ... İli, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... blok, Daire ... bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olması halinde taşınmazın yargılama sonuna kadar 3. kişilere devrini önlenmesi maksadıyla tapu kaydı üzerine İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,
2-Dava konusu ... ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi ... pafta, ... parsel ... Kat ... nolu bağımsız bölüm üzerine davalı ... adına tapuda kayıtlı olması halinde ''DAVALIDIR ŞERHİ'' konulmasına, bu hususta tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
3-Davacı tarafından yukarıda yazılı ara kararına uygun cins ve miktarda teminat verildiğinde ihtiyati tedbir kararının infazı için apu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,,." karar vermiştir.Davalı vekili işbu ihtiyati tedbir kararına dilekçesiyle itiraz etmiştir.Mahkeme itirazı duruşmalı incelemiş,27/04/2026 tarihli duruşmaya katılan taraf vekillerini dinlemiş ve aynı celsedeki kısa ara kararıyla:
"GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1-Davalı vekilinin, mahkememizin 10/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının REDDİNE,
-Bu hususta ek karar yazılmasına," karar vermiştir.
Bu kısa ara kararı yönünden ayrıca 27/042026 tarihli gerekçeli ara karar yazmıştır.Bu ara kararında da :
"....Davalı vekilinin 09/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinden özetle; tedbir kararının verildiği tarihten itibaren 1 haftalık süre içerisinde talep edilmek zorunda olduğunu, buna karşın davacının teminat yatırmadığını, buna ilişkin daha önce itiraz talebinde bulunulduğunu, ancak mahkeme tarafından 1 haftalık sürenin teminat yatırılmasına ilişkin olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/612 Esas sayılı dosyasında da tedbir kararı verildiğini, süresinde teminat yatırılmaması üzerine ve gereği yerine getirilmemiş olması halinde kendiliğinden kalktığından tedbir kararı gereğince işlem yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiğini, bu konuya ilişkin emsal Yargıtay kararları bulunduğunu, 1 haftalık süre içerisinde teminat yatırılmadığından kanunen ve kendiliğinden kalkmış sayılacağından herhangi bir tedbir işlemi yapılmamasına karar verilmesini talep etmiştir. Somut davada, dava konusu taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescilinin talep edildiği, taşınmazın uyuşmazlık konusu olduğu ve taşınmazın değeri henüz belli olmadığından taktiren 30.000-TL teminat yatırılması veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde dava konusu taşınmazın 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, mahkememiz tedbir kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, davalı vekili tarafından aynı zamanda teminatın süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle kendiliğinden ortadan kalktığının tespiti talep edilmiş olup HMK.'nun "İhtiyati tedbirin uygulanması" başlığını taşıyan 393 maddesinin 1.fıkrasındaki "İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren 1 hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi halde, kanuni süresi içinde dava açılmış olsa da dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar." şeklindeki yasal düzenlemede öngörülen 1 haftalık süre teminatın yatırılmasına ilişkin olmayıp, dava açılmasından önce ihtiyati tedbir talep edilmesinde ihtiyati tedbirin uygulanmasına ilişkin olup, dava içinde istenen ihtiyati tedbire ilişkin olmadığından, davacı tarafından mahkemenin tensip ara kararı ile hüküm altına alınan teminatın 1 hafta içerisinde yatırılmamış olması ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkması sonucunu doğurmaz.( Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2024/192 E. 2024/236 K. Sayılı ilamı ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2026/536 E. 2026/572 K. Sayılı ilamları da aynı yöndedir.) Netice itibariyle tedbirin kaldırılması yönelik itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin, mahkememizin 10/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının REDDİNE,
..." karar vermiştir.Davalı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ;
"...Yerel mahkeme tarafından, davacı yanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talebi üzerine, duruşma açılmaksızın ve tarafımıza tebligat dahi yapılmaksızın 10.03.2026 tarihli ara karar ile müvekkil kooperatife ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... blok, Daire ... bağımsız bölümü üzerine 30.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Sonrasında sunduğumuz itiraz dilekçesi üzerine duruşma açılarak 27.04.2026 tarihli ara karar ile itirazımızın reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen bu karar usul ve yasaya, Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırıdır. Tarafımızca istinaf harçları 10.04.2026 tarihinde dosyaya yatırılmıştır. Şöyle ki;Öncelikle dosyada süregelen ihtiyati tedbir kararları ile ilgili süreci açıklamak gerekirse;Yerel mahkeme tarafından 10.03.2026 tarihinde takdiren 30.0000.TL karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına yönelik karar verilmiştir. Davacının süresi içerisinde teminatı yatırmamış olması nedeniyle işbu ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden ortadan kalkmıştır. Bu nedenle mahkemeye sunmuş olduğumuz 07.04.2026 tarihli dilekçemiz ile kendiliğinden kalkmış olan ihtiyati tedbir kararına istinaden herhangi bir TEDBİR işlemi yapılmaması yönünde karar verilmesi talep edilmiştir. Yerel mahkeme tarafından verilen 08.04.2026 tarihli kararı ile bu talebimiz reddedilmiştir.Tarafımızca sonrasında 09.04.2026 tarihinde yeniden talepte bulunulmuştur. Ancak mahkeme tarafından bu talebimizin de reddine karar verilmiştir.Sonrasında 27.04.2026 tarihinde mahkeme tarafından duruşma açılarak itirazlarımız reddedilmiştir.
Söz konusu karar , aşağıda ayrıntıları ile de izah edeceğimiz üzere hatalı ve hukuka aykırıdır.
1. İHTİYATİ TEDBİR KARARI, HMK MADDE 393/1 UYARINCA YASAL SÜRESİ İÇİNDE İNFAZ TALEP EDİLMEDİĞİNDEN KENDİLİĞİNDEN KALKMIŞTIR.
Yerel mahkemenin 10.03.2026 tarihli ara kararında, ihtiyati tedbirin infazı için 30.000 TL teminat yatırılması şart koşulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 393. maddesinin 1. fıkrası amir hükmü gereğince, ihtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi halde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati tedbir kararı MADDE 391- "(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir ... tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. "Davacı taraf, 10.03.2026 tarihinde verilen bu karara rağmen, kanunun emredici nitelikteki bir haftalık yasal süresi içerisinde 30.000 TL teminatı yatırmamış ve kararın infazını talep etmemiştir. Bu durum karşısında tedbir kararı kanun gereği kendiliğinden ortadan kalkmıştır. Tarafımızca bu husus mahkemeye bildirilmiş ve tedbirin kendiliğinden kalktığının tespiti talep edilmişse de, yerel mahkeme 08.04.2026 tarihli el yazısı ile düştüğü derkenar kararda, HMK 393/1 maddesinin yalnızca dava açılmadan önce talep edilen ihtiyati tedbirlere ilişkin olduğunu ve bir haftalık sürenin teminat yatırılmasıyla ilgisi bulunmadığını belirterek talebimizi hukuka aykırı şekilde reddetmiştir. Sonrasında ayrıntılı şekilde örnek yargı kararları ile de bu durum açıklanarak yeniden talepte bulunulmuşsa da mahkeme tarafından bu açıklamalarımız da dikkate alınmamıştır.Yerel mahkemenin bu gerekçesi, kanunun açık lafzına ve Yargıtay uygulamalarına taban tabana zıttır. HMK madde 393/1 hükmü, dava açılmadan önce veya dava sırasında verilmiş olmasına bakılmaksızın tüm ihtiyati tedbir kararları için geçerli olan emredici bir infaz süresidir.
YARGITAY, 5. HUKUK DAİRESİ, E. 2021/8417, K. 2021/12328, T. 01.11.2021
"...Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince yapıldığı ve Dairece 08/06/2018 tarih, E: 2018/1005, K: 2018/931 sayılı karar ile “davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbir konusu alacağın %20 si oranında teminat yatırıldığı takdirde ihtiyati tedbirin devamına aksi halde ihtiyati tedbirin uygulanmasının talep süresi HMK'nın 393 üncü maddeye göre bir hafta olduğundan bir hafta içinde teminat yatırılmadığında, tedbirin kaldırılmasına karar vermek gerektiği" gerekçesiyle ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2017/458 Esas sayılı 01.02.2018 tarihli kararının kaldırılmasına, teminat alınmak suretiyle bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır."
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 01.11.2021 tarihli, 2021/8417 Esas ve 2021/12328 Karar sayılı ilamında, ihtiyati tedbir kararının uygulanması için öngörülen yasal sürenin teminatın yatırılması şartı ile doğrudan bağlantılı olduğu vurgulanmış ve "ihtiyati tedbirin uygulanmasının talep süresi HMK'nın 393 üncü maddeye göre bir hafta olduğundan bir hafta içinde teminat yatırılmadığında, tedbirin kaldırılmasına karar vermek gerektiği" açıkça hüküm altına alınmıştır.
11. HUKUK DAİRESİ ESAS : 2012/12760 KARAR : 2012/14961 KT :03.10.2012
"...Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak davacının tasarımına tecavüz oluşturan davalıya ait ürünlerin tedbiren toplatılmasına ... teslimine karar verilmiş, bu karara karşı tedbir kararının süresinde infaz edilmediği, karara esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve hatalı değerlendirmeler içerdiği ve tedbir koşullarının oluşmadığı sebeplerine dayalı olarak davalı tarafça itiraz olunmuş, mahkemece tedbir kararının tebliğinden itibaren süresi içerisinde infazının istendiği ve tedbir koşullarında değişiklik olmadığı gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.Kararı, davalı (karşı davacı) vekili temyiz etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 393. maddesinin (1) fıkrasında hükmü getirilmiş olup, bir haftalık sürenin başlaması için kararın tebliği şartı öngörülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin 25.05.2012 tarihli ihtiyati tedbir kararı davacı tarafça 08.06.2012 tarihinde tebellüğ olunmuş, kararın uygulanması ise 12.06.2012 tarihinde istenmiştir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının anılan maddede belirtilen bir haftalık süre içerisinde istenmediği, böylelikle tedbirin kendiliğinden kalktığı gözetilmeksizin, yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." Dolayısıyla, davacı tarafın teminatı süresinde yatırmaması ve infaz talep etmemesi sebebiyle tedbir kararı hukuki geçerliliğini bütünüyle yitirmiştir. Yerel mahkemenin kanun maddesini dar ve hatalı yorumlayarak verdiği ret kararı usule ağır şekilde aykırıdır.
2. İHTİYATİ TEDBİRİN ŞARTLARI OLUŞMAMIŞTIR. HMK MD. 389 VE DENAMINA GÖRE İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLEBİLMESİ İÇİN, İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDENİN DAVANIN ESASI YÖNÜNDEN KENDİSİNİN HAKLILIĞINI YAKLAŞIK OLARAK İSPAT ETMEK ZORUNDADIR. DAVACININ DOSYAYA SUNDUĞU BEYAN VE BELGELERE BAKILDIĞINDA KENDİSİNİN KOOPERATİFE KARŞI SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRDİĞİNE YÖNELİK HİÇ BİR DELİLİ YA DA AÇIKLAMASI OLMADIĞI ORTADADIR.
BU DURUMDA MAHKEMENİN YAKLAŞIK İSPAT OLARAK KABUL ETTİĞİ DELİLİN NE OLDUĞUNU DA AÇIKLAMASI GEREKİRKEN BU HUSUSTA BİR AÇIKLAMA DA BULUNMAMAKTADIR. DAVANIN KONUSU TAPU İPTALİ YA DA TESCİLİ DE DEĞİLDİR.Usule ilişkin kesin itirazlarımızın yanı sıra, yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı esastan da yasal şartları taşımamaktadır. 6100 sayılı HMK madde 389 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereği hakkın varlığının ve tedbir verilmemesi halinde doğacak ciddi zararın mahkemeye kanaat verecek düzeyde ispatlanması gerekir. Ancak somut olayda davacının müvekkil kooperatiften herhangi bir hak talep etmesi hukuken imkansızdır.Davacı, dava dilekçesinde hiçbir borcu olmadığını iddia etse de, davacının müvekkil kooperatife bakiye aidat borcu bulunmaktadır. Davacı yan, dilekçesinde 2008-2009 yıllarından bugüne kadar düzenli ödeme yaptığını ve hiçbir borcu olmadığını ima ederek tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Ancak bu iddia tamamen asılsızdır. davacının müvekkil kooperatife yalnızca 43.786,60 TL'sini ödeme yaptığı ve dava tarihi itibarıyla müvekkil kooperatife bakiye borcu bulunmaktadır. Ödenen bu tutar ile daire talep etmesi mümkün değildir. Kooperatifler hukukunda geçerli olan birlikte ifa kuralı ve Türk Borçlar Kanunu madde 97 gereğince, kendi asli edimi olan aidat borcunu ödemeyen bir üyenin kooperatiften tapu devri talep etme hakkı bulunmamaktadır.
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ 25.02.2020 TARİH, 2016/9722 ESAS- 2020/1305 KARAR
"...Kooperatiflerde üyenin edimi, aidat borçlarını yerine getirmek; kooperatifin edimi ise aidatların tam ödenmesi karşılığında kullanılmaya müsait bir bağımsız bölümün üyeye tahsis edilmesidir. Aidat ödemelerini tam yerine getirmeyen üyenin tapu talep etme hakkı yoktur. Ödenmeyen aidatların depo edilmesi marifetiyle de tapu iptalinin talep edilmesi mümkün değildir...."
Yukarıda yer alan kararda, borcunu ödemeyen üyenin bu borcu mahkeme veznesine depo ederek dahi tapu alamayacağı vurgulanmış ve "Ödenmeyen aidatların depo edilmesi marifetiyle de tapu iptalinin talep edilmesi mümkün değildir" şeklinde hüküm kurulmuştur. Davacının dava dilekçesindeki borcun tespiti halinde depo etmeye hazır oldukları yönündeki beyanı, Yargıtay'ın bu yerleşik içtihadı karşısında hukuken geçersizdir.
Davacının davasında haklılık payı bulunmadığından, yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
5- SÖZ KONUSU TEDBİR KARARININ YOL AÇACAĞI ZARARIN BOYUTU VE MİKTARI DİKKATE ALINDIĞINDA HÜKMEDİLEN TEMİNAT TUTARI DA OLDUKÇA DÜŞÜK OLMUŞTUR.
HMK 390/3 fıkrasında "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmü haiz olup hüküm emredici niteliktedir. Oysa somut dosyada davacı taraf, tedbir sebebini, türünü açıkça belirtmediği gibi davanın esası yönünde haklı olduğuna ilişkin hiçbir belge ve delil sunmamış , hak sahibi dahi olmadığı tapu üzerinde tedbir talep etmiştir. Bu yönü ile tedbir kararının verilmesi hatalıdır. Diğer yandan a HMK 393/1 fıkrasında "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır." hükmü mevcut olup söz konusu tedbirden dolayı müvekkilin uğrayacağı muhtemel zarar 30.000.TL ile karşılanamayacak derecede büyük olacaktır. Tedbir talebi kötüniyetli olup hukuken korunması gereken bir hakka da dayanmamaktadır.
Yukarıda da belirttiğimiz üzere tedbir kararı hatalı ve hukuka aykırı olmakla birlikte tedbir için takdir edilen teminat tutarı da oldukça düşüktür. Tedbir için talep edilen teminat tutarının somut olayın niteliği ve tedbirin yol açacağı zararlar dikkate alındığında haksız tedbir kararı nedeni ile müvekkil ve 3. kişilerin zararlarını tazmin etmekten de oldukça uzak olduğu kanaatindeyiz. Bu çerçevede gerek cevap dilekçemizde ayrıntısı ile izah ettiğimiz süreç gerek iş bu istinaf dilekçemizde belirttiğimiz hususlar çerçevesinde yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararına İTİRAZIMIZIN KABULÜ ile İHTİYATİ TEDBİRİN HUKUKA AYKIRI OLMASI NEDENİ İLE KALDIRILMASINA karar verilmesini talep ediyoruz.
NETİCE-İ TALEP : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerleyerel mahkeme kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararına İTİRAZIMIZIN KABULÜ ile İHTİYATİ TEDBİRİN HUKUKA AYKIRI OLMASI NEDENİ İLE KALDIRILMASINA,..." ileri sürmüş ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ : Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında esastan inceleme yapılmıştır.İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ihtiyati tedbir kararının içeriği, bu tedbire karşı davalı taraf vekilince yapılan itiraz sebepleri, itirazın reddine dair duruşmalı inceleme ile verilmiş gerekçeli ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde;
HMK 389. Maddesine göre:"İhtiyati tedbirin şartları
MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır."
HMK 87. Maddesine göre:
"Teminatın tutarı ve şekli
MADDE 87- (1) Bir davada verilecek teminatın tutarını ve şeklini hâkim serbestçe tayin eder. Ancak, tarafların teminatın şeklini sözleşmeyle kararlaştırmaları hâlinde, teminat ona göre belirlenir.
(2) Teminatı gerektiren durum ve koşullarda değişiklik olması hâlinde, hâkim teminatın azaltılması, artırılması, değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verebilir."
şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Doğrudan dava/uyuşmazlık konusu olan ve tapu iptali ile tescil talebine ilişkin olarak dava konusu taşınmaz malların muhafazasına/devir ve temlikine yönelik istenen ihtiyati tedbirin kabulü için HMK 389. Vd maddesi gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların, bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunması,zira ihtiyati tedbir yönünden yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp,yaklaşık ispatın yeterli olması nedeniyle HMK 87. ile 389 vd maddelerine uygun şekilde takdir edilen teminat türü ve miktarı karşılığında mahkemece verilen söz konusu 10/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Bu sebeplerle söz konusu ihtiyati tedbir kararına karşı, davalı taraf vekilince ileri sürülen itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle ve Mahkemece de, istinaf edilen 27/04/2026 tarihli gerekçeli ara kararı ile, davalı vekilinin, ihtiyati tedbir kararına vaki itirazının reddine dair duruşmalı inceleme ile karar verilmiş olduğundan , istinaf edilen ara kararda mahkemesince yazılı ayrıntılı açıklamalar , yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, istinaf edilen 27/04/2026 tarihli ara kararda da usul , yasa ve mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle davalı taraf vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/217 Esas sayılı, 27/04/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden Davalı tarafça yatırılması gereken istinaf karar harcı kendilerince peşin yatırıldığından haklarında harçla ilgili tekrar bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf eden Davalı tarafça yapılan istinaf posta giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ve 394/5 bendi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2026