Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1056 E. 2026/1469 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1056
- Karar No
- 2026/1469
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/1056 Esas
KARAR NO: 2026/1469
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/05/2026 tarihli ara karar
NUMARASI: 2026/76 Esas
TALEP KONUSU: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket .... A.Ş., ortakları aynı olan ...A.Ş. adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... numaralı "...+ŞEKİL" "..." ve "..." ibareli markaların Türkiye sınırları içerisinde süresiz olarak inhisari lisans hakkı sahibi olduğunu, müvekkili şirketlerden .... A.Ş., ...markasının kullanım hakkı sahibi olarak Türkiye'nin gözde kebap restoran zinciri olarak 100’ü aşkın restoranı ile yurtiçinde birçok noktada hizmet verdiğini, müvekkili Aces ile davalı arasında "... Mh. ... Cd. No:... Ada Avm No: ... ..." adresinde "...” adı altında restoran işletmek amacıyla franchise sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca davalının işlettiği restoranda yapılması gereken denetimlere izin vermemesi nedeniyle Beşiktaş 18. Noterliği’nin 25.02.2026 tarih, ... yevmiye numaralı ve 10.03.2026 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile davalıya sözleşmeye aykırı tutum ve davranışlarını derhal sonlandırması yönünde ihtarda bulunulduğu, ancak davalının söz konusu ihtarlara herhangi bir cevap vermediğini, verilen süreler içerisinde söz konusu aykırılıklar giderilmediği gibi, müvekkili şirket tarafından 24.03.2026 tarihinde tekrar denetime gidildiğinde yine denetime izin verilmemesi, işletmeye alınmaması nedeniyle Beşiktaş 18. Noterliği’nin 24.03.2026 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, markanın kullanımına son verilmesi ve tabelanın indirilmesi ihtar edildiğini, sözleşmenin feshedilmesine ve markaya ait tüm materyallerin kullanımına son verilmesi gerektiğinin ihtar edilmesine rağmen, davalı yanın müvekkiline ait markaları haksız ve yetkisiz bir biçimde kullanmaya devam ettiğini, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2026/7 d.iş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti ile de bu durumun sabit olduğunu iddia ederek, ihlal teşkil eden davalı eylemlerinin tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI:
İlk derece mahkemesi 2026/76 esas sayılı, 29/04/2026 tarihli kararı ile;" 1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 2.000.000,00 TL (İkiMilyonTL) nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu teminat karşılığı KABULÜNE,
2-Davalının davacı şirkete ait ... tescil numaralı "...+ŞEKİL" "..." ve "..." ibareli markaları taşıyan tabelalarının menülerinin, servis materyallerinin, basılı evrakların ve her türlü fiziki/dijital görsellerinin kullanımının tedbiren durdurulmasına, söz konusu materyallere tedbiren el konularak yed-i emine teslimine,
3-Teminat yatırıldığında ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına,
4-İhtiyati tedbir kararının uygulanabilmesi için Bakırköy Nöbetçi İcra Müdürlüğünün görevlendirilmesine,
5-İcra Müdürlüğünce kararın infazı sırasında karışıklığa neden olunmaması bakımından bir marka vekili bilirkişinin hazır bulundurulmasına,
6-HMK'nın 393/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanması, tedbir isteyen tarafından tefhim veya tebliğinden itibaren 1 hafta içinde talep edilmediği takdirde kendiliğinden kalkmış sayılmasına," karar vermiştir.
İTİRAZ DİLEKÇESİ:
Tedbire itiraz eden davalılar vekili dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmayan bir sözleşmeye dayanılarak tedbir kararı verildiğini, fesih ihtarnamesinin adi ortaklıkta yer alan gerçek kişilerin hepsine ayrı ayrı tebliğ edilmesi gerekirken sadece birisine tebliğ edildiğini, feshin usul ve yasaya uygun olmadığını, davacı taraf fesih beyanları yönünden samimi bulunmadığını, sözleşmenin feshedildiği bildirildikten sonra müvekkillere fatura ve sevk irsaliyeleri düzenlendiğini, müvekkili açısından telafisi imkansız zararlar doğacağını, davacı kötü niyetli şekilde müvekkilin emeğini ve iş yerini almaya çalıştığını, tedbir karının kaldırılmasını, uygun bir teminat ile ters tedbir uygulanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin 2026/76 esas sayılı, 14/05/2026 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesinin davacı tarafından 24/03/2026 tarihli ihtarname ile feshedildiği, davalı tarafça kendilerine uluşan fesih beyanının geçerli olmadığı belirtilerek feshin kabul edilmediğinin 27/03/2026 keşide tarihli ihtarname ile davacı tarafa bildirildiği, ancak feshin tek taraflı irade olup, karşı tarafa varmakla sonuç doğuracağı, taraflar arasındaki sözleşmenin 16.3 maddesinde fesih bildirimi kendisine ulaşan franchise alan davalının 3 gün içerisinde marka kullanımına son vereceğini de kabul ettiği, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2026/7 D.iş sayılı dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre tespit tarihi olan 10/04/2026 tarihinde davalının davacı markasını kullanımının devam ettiği görülmüş, bu nedenle tedbir yönünden yaklaşık ispat şartının mevcut olduğu anlaşılarak 29/04/2026 tarihinde tedbir kararı verilmiş ise de ; bu tedbir kararı sonrası davalı tarafça sunulan itiraz dilekçesi ile duruşmadaki davalı beyanları incelendiğinde tedbir kararının kaldırılmasını ya da değiştirilmesini gerektirir yasal bir neden bulunmadığı ve mevcut ihtiyatı tedbir kararının usul ve yasaya uygun oluğu kanaati ile davalıların tedbire itirazının REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, 29.04.2026 tarihinde tesis edilen ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın 14.05.2026 tarihli ara karar ile haksız ve eksik incelemeyle reddedildiğini, uyuşmazlığın ... ilinde faaliyet gösteren müvekkili işletme ile ilgili olması sebebiyle yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin franchise ve ticari ilişki olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi bulunduğunu, mahkemenin itirazın reddi kararında dayandığı sözleşmenin 16.3 maddesinin müvekkili adi ortaklığı bağlamadığını, sözleşmede müvekkilin imzasının bulunmadığını, kaşenin farklı bir tüzel kişiliğe ait olduğunu, müvekkili adi ortaklığın vergi numarasının 811 081 0812 olduğunu, davacı tarafın dayandığı sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu, fesih ihtarnamesinin tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığa doğrudan gönderildiğini ve ortaklara ayrı ayrı tebliğ edilmediğini, davacının 24.03.2026 tarihinde fesih ihtarnamesi keşide ettiğini iddia etmesine rağmen 17.03.2026 tarihinde çek teslim aldığını, 25.03.2026 tarihinde fatura düzenlediğini, 28.03.2026 tarihinde mal teslimatı yaptığını, 11.04.2026 tarihinde fatura kestiğini ve 01.04.2026 tarihinde ödemeleri tahsil ettiğini, ticari ilişkinin kesintisiz devam ettiğini, davanın esasını çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, müvekkilin ticari faaliyetinin tamamen durdurulmasının telafisi imkansız zararlar doğurduğunu, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, Emiştir Ve Tedbir Ölçüsüzdür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve diğer Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiğini, 2.000.000-TL tutarındaki teminatın ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, 2019 yılından beri faaliyet gösteren müvekkili işletmenin değerinin 42.000.000-TL olduğunu, tedbirin kaldırılmaması halinde teminat miktarının 42.000.000-TL'ye çıkarılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 14.05.2026 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddi ara kararının kaldırılmasını, haksız ihtiyati tedbirin reddini, aksi kanaatte ise teminat miktarının 42.000.000-TL'ye yükseltilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; tedbir kararında taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin 24/03/2026 tarihli ihtarname ile feshedildiğinin ve davalının marka kullanımına son vermesi gerektiğinin belirtildiğini, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2026/7 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile davalının marka kullanımının tespit edildiğini, feshin tek taraflı bir irade beyanı olup karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğurduğunu, feshin haklı olup olmadığının marka hakkına tecavüzün tespiti davasında önem arz etmediğini, davalı tarafın sunduğu faturaların kira ilişkisine dayandığını ve franchise sözleşmesi ile ilgisinin bulunmadığını, Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 2021/940 E. 2021/869 K. ve 11.06.2021 tarihli kararı uyarınca fesih sonrası marka kullanımının tecavüz oluşturduğunu, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2026/7 D. İş sayılı dosyasında yapılan 10.04.2026 tarihli keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile davalının tabelada, menüde ve diğer materyallerde markayı aynen kullandığının sabit olduğunu, davalının sözleşmenin 16.3. maddesine aykırı davrandığını, ihtiyati tedbir kararının 6769 sayılı SMK’nın 159. maddesine uygun olduğunu, tecavüzün yaklaşık ispat şartının bilirkişi raporu ile fazlasıyla gerçekleştiğini, mahkemece belirlenen 2.000.000-TL teminat miktarının davanın niteliği ve olası zararlar dikkate alındığında yeterli olduğunu, davalının teminatın artırılmasına yönelik talebinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu belirterek davalı tarafın haksız istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Talep; marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı olarak ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davacıların ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davalılar vekilinin işbu tedbir kararına yönelik itirazlarının reddine karar verilmesine üzerine davalılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 159/1. maddesi gereğince bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda SMK'nın 159. maddesi ile HMK'nın 389 vd. maddeleri kapsamında davacı tarafın ihtiyati tedbir talebine cevaz verilebilmesi için davalı kullanımının, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ispat edilmesi, mevcut durumda değişiklik olacağı, tedbir kararı verilmediği taktirde hükmün infazının zorlaşacağı yahut imkansız hale geleceğinin, bu fiillerden zararın doğduğunun yahut doğma ihtimali bulunduğunun yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde kanıtlaması gerekmektedir.
Mevcut aşamada dosyada mübrez delillere göre; davacı ...... şirketinin ... numaralı ...+şekil, ...ve ... ibareli markaların tescil maliki, diğer davacı şirketin ise inhisari lisans sahibi olarak davalılar ile arasındaki franchise sözleşmesinin Beşiktaş 18. Noterliğinin 24/03/2026 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği ve davaya konu markaların kullanımına son verilmesinin ihtar edildiği, davalıların fesih beyanının geçerli ve haklı olmadığını belirtilerek feshin kabul edilmediğinin 27/03/2026 keşide tarihli ihtarname ile davacı tarafa bildirildiği görülmüştür. Franchise sözleşmesi yukarıda yazılı markaların kullanım hakkının davalılara verilmesine ilişkin olup royalty bedeli ödemesi karşılığında davacı markasını, işletme modelini, sistemini ve know-how'unu davalı tarafa kullandırdığı atipik (isimsiz) ve karma bir sözleşme tipidir. Somut uyuşmazlığa konu sözleşme Kanun'da açıkça düzenlenen tipik (isimli) bir sözleşme olmadığından niteliğine göre TTK, TBK ve SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla sözleşmenin düzenleniş amacına göre, 6098 sayılı TBK’da düzenlenmiş bir sözleşme türü olan hasılat kirası ve intifa sözleşmesine ilişkin hükümlerin de uygulanması gerekmekte olup gerek intifa sözleşmeleri, gerekse hasılat kirası sözleşmelerine ilişkin, 4721 sayılı TMK (796 m.), 6098 sayılı TBK (367 vd. m.) düzenlemelerde, sözleşmelerin sona erdirilmesi belirli koşullara bağlanmış ve haklı sebep bulunmadıkça sözleşmelerin süresinden önce sona erdirilemeyeceği kabul edilmiştir. Nitekim yanlar arasındaki sözleşmenin 15.4 ve 16.2 maddelerinde yazılı hallerin somut olayda göz önünde tutulması gerektiği de gözetilerek mevcut delil durumu itibari ile SMK'nın 159/2-c bendi kapsamında uygulamada ters teminat olarak adlandırılan zararın tazmini bakımından teminat verilmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesinin taraflar arasında hak ve menfaat dengesinin sağlanması bakımından dosya kapsamına uygun düşeceği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/05/2026 tarihli, 2026/76 E. sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Tedbire itirazın kısmen kabulü ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE,
SMK'nın 159/2-c bendi gereğince aleyhine tedbir istenen davalılar tarafından kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 1.000.000-TL tutarında nakdi ya da gayrı nakdi teminatın mahkemeye depo edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-HMK'nın 393/1. maddesi gereğince karar tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun davacıya ihtarına, talep edilmediği takdirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılmasına,
5-İhtiyati tedbire ilişkin karar uygulamasının ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
6-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
7-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 320,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.322,00 TL'nin ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,
8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
9- HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026