Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1794 E. 2026/1591 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1794
- Karar No
- 2026/1591
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1794 - 2026/1591 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1794 KARAR NO : 2026/1591 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2026 NUMARASI : 2026/173 E.
TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22.05.2026 tarih ve 2026/173 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davalının piyasaya sürdüğü "..." isimli eserlerindeki markasal kullanımının, müvekkili şirketin tescilli markası iltibas yarattığını, markaya tecavüz edip haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davalının müvekkili şirkete ait tescilli markasına vaki tecavüzünün tespiti ve men'i ile, fazlaya ilişkin dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6769 sayılı yasanın 151/2-c fıkrası "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli" uyarınca 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tecavüzün devamını önlemek üzere gerekli tedbirlerin alınmasına, bu doğrultuda masrafları davalıya ait olmak üzere müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı eserlerin piyasadan toplatılmasına, üzerlerindeki müvekkilinin markasının silinmesine, mümkün değil ise bunların imhasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, “...” kelimesinin müvekkili şirket tarafından markasal olarak değil, tıp fakültelerindeki derslere ve dönem sonunda yapılan sınavlara verilen genel bir isim olması sebebiyle, kitapların içeriğini belirtmek amacıyla, ... markası altında “... ...” serisi olarak kullanıldığını, “...”nde yer alan “...” ibaresinin müvekkili şirket tarafından markasal olarak kullanılmadığını, davacının markasının zayıf bir marka olduğunu savunarak, talebin reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2025/421 Esas sayılı dosyasında davalıdan temin edilen tıp çalışma kitapları üzerinde "..." ibaresinin yer aldığı, ayrıca "...", "...", "..." gibi kitap tür adlarına yer verildiği, yine kitapların sağ alt kısmında davalının ticaret unvanının kılavuz unsuru olan "..." ibaresine yer verildiği, davalının "..." ibaresini üzerinde kullandığı kitap emtiası ile davacıya ait 2019/116403 sayılı "... ..." ibareli marka arasında gerek emtia, gerekse işaret benzerliği bulunduğu, "..." ibaresinin tıp fakültelerinde belirli bir organ sistemine odaklanan, anatomi, fizyoloji, biyokimya gibi temel derslerin entegre işlendiği ve sonunda ortak bir sınavla değerlendirildiği entegre eğitim sisteminin adı olduğu, buna bağlı olarak, davalıya ait kitaplar üzerinde yer alan "...", "...", "..." gibi kullanım biçimlerinde "..." ibaresinin markasal etki doğurmadığı mahkemenin kabulünde ise de, davalıdan temin edilen kitapların üzerindeki salt "..." ibaresinin kırmızı renk, kalın punto ve büyük harflerle, ortada ve üstte markasal etki doğuracak şekilde de dizayn edildiği, bu nedenle söz konusu kullanım biçiminin SMK m.7/5 hükmü bağlamında mütalaa edilemeyeceği, davalının belirtilen "..." ibareli markasal fonksiyon icra eden kullanım biçimi ile davacıya ait mesnet marka arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, buna bağlı olarak somut olayda yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin takdiren 300.000,00 TL (üçyüzbintürklirası) gayri nakdi teminatın, kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde mahkememize ibrazı şartıyla kısmen kabulü ile; davalının davacıya ait 2019/116403 sayılı marka hakkına tecavüz teşkil eden "..." ibaresini yayınlarında markasal olarak kullandığı fiillerin önlenmesi ve durdurulmasına, davalının davacıya ait 2019/116403 sayılı marka hakkına tecavüz eden "..." ibareli basılan yayınlarına, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde bulundukları her yerde elkonulmasına ve bunların yed-i emin nezdinde saklanmasına, davacı lehine "teminat" isteminin reddine, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2025/421 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen bilirkişiler ... ve ... tarafından tanzim edilen 08/04/2026 tarihli bilirkişi raporunun kararın icrası aşamasında dikkate alınmasına, tedbir kararının uygulanması bakımından Ankara İcra Daireleri'nin veya tedbire konu nesnelerin bulunduğu yer icra dairelerinin görevli kılınmasına, HMK'nın 393/1. maddesi gereğince, 1 hafta içerisinde ihtiyati tedbirin uygulanması talep edilmediği takdirde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, tarafların hitap ettiği tüketici kitlesi, davacının markasının zayıf bir marka olup olmadığı, markasal kullanımın mevcudiyeti ve dürüst kullanım yönündeki savunmaların değerlendirilmediğini, yalnızca “...” ibaresinin renk ve punto özelliklerinden hareketle markasal kullanım sonucuna varılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacının markasının zayıf bir marka olduğunu, tarafların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu, teminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz edenden alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan harçtan mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.