Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/700 E. 2026/942 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/700
Karar No
2026/942
Karar Tarihi

T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/700 KARAR NO : 2026/942 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2025 (Dava), 23/03/2026 (Karar) NUMARASI : 2025/... Esas, 2026/...Karar DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle asıl dava ve birleşen davadaki taleplerin reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, incelemenin duruşma yapılmadan karar verilmesi mümkün bulunan hallerden olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin duruşma talebi yerinde görülmeyerek HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Asıl dava dosyasına yönelik davacılar vekili, müvekkili şirketler üzerindeki likidite baskıları işletme sermayesi için de kredi ihtiyacının baş gösterdiğini, kredi, faiz ve kur farkı sarmalı ve Asrın Felaketi olan 06 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş Depremi ve sonrası ekonomik durgunluk, yüksek faiz nedeniyle finans kuruluşlarının kredileri kısıtlaması ve çok yüksek faiz karşılığı kredi kullanımlarının ... yılı Eylül-Ekim-Kasım dönemlerinde gelindiğinde müvekkillerini kımıldayamaz hale getirdiğini, ... Kasım ayı itibarıyla gelinen noktada sıkıntıların had safhaya ulaştığını ve tedbir alınmazsa muhtemel iflas tehlikesi ile karşı karşıya bulunduklarını, bu tespit üzerine müvekkillerinin aldığı kararla Mali Müşavir, Avukat, Mali İşler ve Finans departmanı yöneticilerinden oluşan teknik bir çalışma ekibi oluşturmuş ve yapılan çalışmalar neticesinde net işletme sermayesinin kalmadığı, tüm finansal oranlar itibarıyla kredibilitenin kaybolduğu ve neticede tedbir alınması gereği teknik olarak da teyit edildiğini, işletmelerin mevcut mali verilere göre, Firmanın finansal sıkıntıya girebileceği ve yine vadesi gelen ödemeleri ve dolayısıyla şirketlerin faaliyetinin sona erecek duruma gelebileceği, olası hukuksal icrai koşulların devamı durumunda ticaret yapamaması riski ile karşılaşması nedeniyle, değişen ekonomik çevre koşullarına göre uyarlanması ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam edebilmesi için bir konkordato başvurusu yapılmasına ve buna bağlı olarak konkordato ön projesi hazırlanması için kararı alındığını, bu nedenlerle sunmuş oldukları ön proje dikkate alınarak; konkordato taleplerinin kabulü ile, müvekkiller lehine ayrı ayrı üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine; müvekkillere geçici konkordato komiseri atanmasına; müvekkillerinin mallarının muhafazası için gerekli tedbirler zımnında, müvekkillerin malvarlığının korunması amacı ile konkordato mühletinin sonuna kadar, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere müvekkillere karşı icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınmasına (ödeme emri gönderilmemesine); konkordato taleplerinden önce müvekkillerine kaşı 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasına, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasına, ihtiyati tedbir ve ihtiyat haciz kararlarının uygulanmamasına, mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde müvekkil şirkete yapılmasına (İİK md. 294/6), müvekkilleri adına keşide edilen çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine, alacaklı bankalardaki müvekkillerinin hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasına, mühlet ve tedbir öncesinde gönderilen, müstakbel (doğacak) alacakların da haczini içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına, mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve müvekkiller lehine doğacak alacakların müvekkillerine ödenmesine, geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine, mühlet boyunca müvekkilleri tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine, konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğinden, müvekkillerin malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak müvekkillere yed-i emin olarak teslimi ile konkortado süresi boyunca müvekkilleri lehine alınması gereken sair tedbirlerin sayın mahkemece re'sen alınmasına, geçici mühlet süresi içerisinde yapılacak olan değerlendirme kapsamında müvekkiller hakkında kesin mühlet karar verilmesine ve gerekli tüm önlemlerin alınmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2025/... E. sayılı dava dosyasına yönelik davacılar vekili, müvekkili şirketin Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... sicil numarası ile 23.06.2020 tarihinde kurulduğunu ve ... Vergi Dairesinin ... vergi kimlik numaralı mükellefi olup, hali hazırda ... Mh. ... Cd. ...İnş. ... Blok No:..../ERZURUM adresinde faaliyet gösterdiğini, şirketin ikamet amaçlı binaların inşaatı (ahşap binaların inşaatı hariç) ...kodu ile İkamet amaçlı bina yapımından (yap-sat) sorumlu olduğunu, şirkette ... (Müdürler Kurulu Başkanı) ve ...'ın %50 hissedar olup ayrı ayrı münferiden temsile yetkili olduklarını ve herhangi bir kısıtlamalarının olmadığını, şirket üzerindeki likidite baskıları işletme sermayesi için de kredi ihtiyacının baş göstermesine sebep olduğunu, kredi, faiz ve kur farkı sarmalı ve 06 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş Depremi ve sonrası ekonomik durgunluk , yüksek faiz nedeniyle finans kuruluşlarının kredileri kısıtlaması ve çok yüksek faiz karşılığı kredi kullanımları ... yılı Eylül-Ekim-Kasım dönemlerinde gelindiğinde müvekkil kımıldayamaz hale getirdiğini, ...-Kasım ayı itibarıyla gelinen noktada sıkıntıların had safhaya ulaştığını ve tedbir alınmazsa muhtemel iflas tehlikesi ile karşı karşıya bulunulduğunun anlaşıldığını, bu tespit üzerine müvekkillerinin aldığı kararla Mali Müşavir, Avukat, Mali İşler ve Finans departmanı yöneticilerinden oluşan teknik bir çalışma ekibinin oluşturulduğunu ve yapılan çalışmalar neticesinde net işletme sermayesinin kalmadığı, tüm finansal oranlar itibarıyla kredibilitenin kaybolduğunu ve neticede tedbir alınması gereğinin teknik olarak da teyit edildiğini, tüm bu nedenlerle; konkordato taleplerinin kabulü ile, müvekkilleri lehine ayrı ayrı üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine; müvekkillerine geçici konkordato komiseri atanmasın, müvekkillerin malvarlığının korunması amacı ile konkordato mühletinin sonuna kadar, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere müvekkillere karşı icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınmasına (ödeme emri gönderilmemesine), müvekkillerine kaşı 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasına, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasına, ihtiyati tedbir ve ihtiyat haciz kararlarının uygulanmamasına, mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde müvekkil şirkete yapılmasına (İİK md. 294/6), müvekkilleri adına keşide edilen çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine, alacaklı bankalardaki müvekkillerin hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasına, mühlet ve tedbir öncesinde gönderilen, müstakbel (doğacak) alacakların da haczini içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına; mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve müvekkiller lehine doğacak alacakların müvekkillere ödenmesine, geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine, mühlet boyunca müvekkiller tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine, konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğinden, müvekkillerininin malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak müvekkillere yed-i emin olarak teslimi ile konkortado süresi boyunca müvekkiller lehine alınması gereken sair tedbirlerin sayın mahkemece re'sen alınmasına, geçici mühlet süresi içerisinde yapılacak olan değerlendirme kapsamında müvekkiller hakkında kesin mühlet karar verilmesine ve gerekli tüm önlemlerin alınmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " ...YAPILAN YARGILAMA SONUCU TOPLANAN DELİLLER ve TÜM DOSYA KAPSAMINDAN; Talep (dava), borçlu (davacılar) hakkında, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 285 vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato kurumunun mahiyeti ve hukuki niteliği hakkında genel bir açıklama yapmak gerekirse; Konkordato; bir borçlunun alacaklılarının Kanun'da öngörülen çoğunluğunun kabulüyle borçlarını belirli bir oranda ve/veya vadelerle ödemesini öngören, borçların yapılandırılmasını sağlayan bir cebri icra türüdür. Borçlu ile alacaklılar arasındaki bir çeşit sulh sözleşmesi niteliğinde olan konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan dürüst borçluları korumak amacıyla getirilmiş bir müessese olup bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkânı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Bu sonuca göre alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkânları da korunmuş olur. Bir diğer yönüyle, konkordatoda belli (nitelikli) bir alacaklı çoğunluğunun muvafakat etmesi halinde borçlunun ekonomik faaliyetlerine devam etmesine imkan verilerek mallarının cüz’i veya külli icra yoluyla paraya çevrilmesine engel olan özel bir cebri icra alternatifi teşkil etmektedir. Öyle ki, bu cebri icra aracı, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklıları da bağlamakta ve resmi organların katılımıyla cereyan etmektedir. Son olarak konkordato; vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır. Konkordato kurumunun mahiyeti itibariyle bu genel açıklamaya yer verildikten sonra somut dosyanın durumu değerlendirildiğinde; Geçici Mühlet Yargılaması Bakımından: 2004 sayılı İİK'nın 287/1 maddesi, "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır." hükmünü havi olup, anılan yasal düzenleme uyarınca mahkemece, aynı Yasa'nın 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit edildiğinde geçici mühlet kararı verilmesi kanunî bir zorunluluktur. Eş deyişle, geçici mühlet yargılamasında yasa koyucu tarafından mahkemeye her hangi bir takdir hakkı tanınmadığından, 2004 sayılı İİK'nın 286. maddesinde sayılı belgelerin varlığına ilişkin şekli bir inceleme yapılması ile yetinilip esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmaması gerekmektedir. Nitekim mahkememizce, davanın açılması akabinde ana dosyada borçlu şirketler hakkında ve birleştirme kararı sonrası borçlu gerçek kişiler hakkında olmak üzere dava dilekçesi ekinde 2004 sayılı İİK'nın 286. maddesinde sayılı belgelerin sunulu olduğu tespit edilmiş olmakla tüm borçlular hakkında tensiben 3 (Üç) ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş, aynı kararla borçluların malvarlığının muhafazası için gerekli tedbirler alınmış, komiser ataması yapılmış ve geçici mühlet kararı ilgili kurumlara bildirilerek 2004 sayılı İİK'nın 288/2. maddesi uyarınca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve Basın İlân Kurumu Resmi İlân Portalı'nda da yayımlattırılmıştır. Kesin Mühlet Yargılaması Bakımından: 2004 sayılı İİK'nın 286. maddesinde sayılı belgelerin dava dilekçesine ekli olması halinde kanunen zorunlu olarak verilmesi gereken geçici mühlet kararından sonra, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının ve kesin mühlet verilip verilmeyeceğinin, 2004 sayılı İİK'nın 289/2 hükmü uyarınca duruşma açılarak ve konkordato talep eden borçlu duruşmaya davet edilerek değerlendirilmesi gerektiğinden mahkememizce duruşma açılarak davacı borçlular, müdahil vekilleri ve konkordato komiserinin dinlenilmesi yoluna gidilmiş ve davacı borçlular tarafından dosya kapsamına sunulan konkordato ön projeleri, mali tablolar, bağımsız denetim kuruluşu tarafından düzenlenen makul güvence raporları ve konkordato komiseri değerlendirme raporları birlikte incelenmiştir. Dosya kapsamına sunulan davacı borçlular ... İnşaat Taahhüt Otomotiv Hayvancılık Gıda Petrol Ürünleri Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, ... Grup Otomotiv İnşaat Taahhüt Tekstil Turizm Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, ... ve ... hakkındaki konkordato ön projeleri, mali tablolar, bağımsız denetim kuruluşu tarafından düzenlenen makul güvence raporları, komiser raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dosyaya sunulan 30.09.2025 tarihli mali tablolara göre ... İnşaat Taahhüt Otomotiv Hayvancılık Gıda Petrol Ürünleri Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi aktiflerinin önemli kısmının ticari alacaklar ile stok kaleminden oluştuğu, konkordato ön projesinde borçların ödenmesine ilişkin finansman kaynaklarının da büyük ölçüde ticari alacakların tahsiline, stokların nakde çevrilmesine ve geleceğe yönelik kâr varsayımlarına dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu alacakların borçluları, vade yapıları, tahsil kabiliyetleri ve teminat durumları konusunda dosyaya somut ve denetlenebilir nitelikte veriler sunulmadığı gibi stok kaleminin niteliği, rayiç değeri ve kısa sürede nakde dönüştürülebilirliği hususlarında dosyaya yeterli ve denetlenebilir açıklama sunulmadığı, stokların hangi süre içerisinde ve hangi piyasa koşullarında satışa konu edileceğine ilişkin somut bir plan ortaya konulmadığı görülmektedir. Bu haliyle konkordato projelerinde öngörülen tahsilatların gerçekleşebilirliğine ilişkin somut ve yeterli güvence bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamındaki mali tablolar ile makul güvence raporu birlikte değerlendirildiğinde, ... Grup Otomotiv İnşaat Taahhüt Tekstil Turizm Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi yönünden de benzer nitelikte bir mali yapının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Sunulan mali verilere göre şirketin aktif büyüklüğünün kısa vadeli borçlarını karşılayabilecek düzeyde olduğu görülmekle birlikte, bilanço incelendiğinde hazır değerlerinin oldukça sınırlı olduğu, faaliyetlerinin büyük ölçüde ticari alacak tahsilatı ve stok satışlarına dayandığı, kısa vadeli yükümlülüklerinin ise ağırlıklı olarak ticari borçlardan oluştuğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık konkordato ön projesinde yer alan gelir ve nakit akışı görüntüsünün geçmiş yıllardaki finansal veriler ile tam olarak örtüşmediği ve büyük ölçüde varsayımlara dayandığı anlaşılmaktadır. Bağımsız denetim kuruluşu tarafından düzenlenen makul güvence raporunda da, yapılan incelemenin yüksek güvence verilmesi niteliğinde olmadığı, yalnızca varsayımların makul olup olmadığına ilişkin sınırlı bir güvence içerdiği belirtilmiştir. Bu nedenle mahkememizce, söz konusu raporun tek başına konkordato projesinin uygulanabilirliğini ortaya koymaya yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Gerçek kişi borçlular ... ve ... tarafından sunulan konkordato projesinin incelenmesinde ise; borçların ödenmesine ilişkin finansman kaynaklarının büyük ölçüde yukarıda değerlendirilen şirketlerin faaliyetlerinden elde edilecek gelir varsayımlarına dayandırıldığı görülmektedir. Şirketler yönünden yapılan değerlendirmede konkordato projelerinin uygulanabilirliğine ilişkin yeterli güvence bulunmadığı dikkate alındığında gerçek kişi borçlular yönünden sunulan ödeme planının da bağımsız ve güvenilir bir mali dayanağa sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan dosya kapsamında yapılan inceleme ve getirtilen tapu kayıtlarından görülmektedir ki; konkordato başvurusundan kısa süre önce borçlu şirket ortakları veya ilişkili kişiler adına kayıtlı çok sayıda taşınmaz devredilmiştir. Konkordato başvurusundan hemen önce gerçekleştirilen bu tür malvarlığı devirlerinin borçluların gerçek mali durumunun tespitini güçleştirdiği gibi alacaklıların menfaatleri bakımından da tereddüt doğurmaktadır. Oysa konkordato kurumunun temel amacı borçlunun mali durumunun şeffaf biçimde ortaya konulması ve borçlu ile birlikte alacaklıların da korunması olup, konkordato başvurusu öncesinde gerçekleştirilen bu nitelikteki malvarlığı işlemleri borçluların mali durumuna ilişkin güvenilirliği zedeleyen bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Daha geniş bir anlatımla, konkordato kurumunun amacı geçici bir mali darboğaz içerisine düşmüş ancak ekonomik varlığını sürdürebilme potansiyeli bulunan işletmelerin faaliyetlerini devam ettirebilmesine imkân tanımak olup, bu nedenle borçlu tarafından sunulan konkordato projesinin ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir nitelikte olması gerekir. Bu kapsamda borçlunun mali durumunun iyileşme ihtimalinin somut verilerle ortaya konulması ve konkordato projesinin borçların belirlenen süre içerisinde ödenebileceğini makul ve güvenilir bir şekilde göstermesi zorunludur. Dosya kapsamında sunulan belgeler ve dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan konkordato projeleri incelendiğinde ise borçlular tarafından ileri sürülen ödeme planlarının büyük ölçüde geleceğe yönelik varsayımlara dayandığı, borçların ödenmesine ilişkin finansman kaynaklarının somut ve güvenilir biçimde ortaya konulamadığı, şirketlerin mali yapılarının konkordato planının uygulanabilirliğini destekleyecek nitelikte olmadığı görülmektedir. Öte yandan konkordato talebinde bulunan borçluların mali durumlarının değerlendirilmesinde yalnızca bilanço kalemlerinin varlığı yeterli olmayıp, söz konusu varlıkların gerçek değeri, likidite kabiliyeti ve kısa vadede nakde dönüşme imkânının da ortaya konulması gerekmektedir. Dosyada yer alan mali tablolar incelendiğinde ise ticari alacakların tahsil kabiliyeti ile stokların paraya çevrilebilirliği konusunda yeterli açıklama bulunmadığı gibi komiser tarafından da duruşmada bu husus mahkememizi ikna edici şekilde açıklanamamıştır. Konkordato başvurusundan kısa süre önce gerçekleştirilen taşınmaz devirlerinin borçluların gerçek mali durumunun tespitini güçleştirdiği de birlikte değerlendirildiğinde borçluların mali durumlarının konkordato yoluyla iyileşeceğine ve sunulan konkordato projelerinin başarıya ulaşacağına ilişkin mahkememizde ciddi ve inandırıcı bir kanaat oluşmamıştır. Sonuç olarak; Tüm dosya kapsamı, sunulan konkordato ön projeleri, mali tablolar, bağımsız denetim kuruluşu tarafından düzenlenen makul güvence raporları ve konkordato komiseri raporu birlikte değerlendirildiğinde; Borçlu şirketler tarafından ileri sürülen ödeme planlarının büyük ölçüde varsayımlara dayandığı, borçların ödenmesine ilişkin finansman kaynaklarının somut ve güvenilir biçimde ortaya konulamadığı, ticari alacakların tahsil kabiliyeti ile stokların nakde dönüşme imkânına ilişkin yeterli ve denetlenebilir verilerin sunulmadığı; Borçlular ... ve ... tarafından sunulan konkordato projelerinde ise borçların ödenmesine ilişkin finansman kaynaklarının ağırlıklı olarak borçlu şirketlerin faaliyetlerinden elde edileceği varsayılan gelir kalemlerine dayandırıldığı, ancak bu gelirlerin gerçekleşebilirliğinin somut verilerle desteklenmediği; konkordato başvurusundan kısa süre önce gerçekleştirilen taşınmaz devirlerinin borçluların gerçek mali durumuna ilişkin güvenilirliği zedelediği; geçici mühlet süresince komiser tarafından düzenlenen raporların adı geçen gerçek kişi borçluların gerçek ödeme kapasitesini ortaya koymadığı, söz konusu olumlu kanaatin borçluların şahsi mali yapılarından bağımsız olarak, asıl borçlu şirketlerin konkordato sürecindeki olası başarısına bağlı bir kabule dayandığı, oysa konkordato yargılamasında her borçlu yönünden ayrı ve bağımsız bir başarı ihtimalinin somut verilerle ortaya konulmasının zorunlu olduğu, bu yönüyle komiser değerlendirmesinin borçluların şahsi ödeme gücünü ve projenin uygulanabilirliğini ortaya koyan yeterli ve denetlenebilir teknik verilere dayanmadığı, özellikle müteselsil sorumluluk kapsamındaki toplam borç yükü ile ödeme kapasitesi arasındaki dengeyi ortaya koymadığı, bu haliyle söz konusu değerlendirmenin tek başına konkordatonun başarıya ulaşabileceği yönünde mahkememizde yeterli kanaat oluşturmadığı; Her ne kadar teknik nitelikteki hususlarda bilirkişi ve komiser görüşlerinden yararlanılması esas ise de bu durumun mahkemenin söz konusu raporları denetleme ve dosyaya yansıyan bilgiler çerçevesinde değerlendirme yapma görevini ortadan kaldırmayacağı, bu çerçevede komiser raporlarında yer alan tespit ve sonuçların dosya kapsamındaki diğer veri ve bulgularla birlikte mahkememizce ayrıca değerlendirildiği, özellikle ... tarihli kesin mühlet değerlendirmesine ilişkin komiser raporunda borçlular lehine yapılan değerlendirmelerin büyük ölçüde varsayımsal kabullere dayandığı, projede öngörülen gelir kalemlerinin gerçekleşebilirliğinin yeterli ve denetlenebilir verilerle desteklenmediği, ayrıca raporun genel yaklaşımı itibariyle borçluların mali durumuna ilişkin olumsuz göstergeleri yeterli ağırlıkta dikkate almaksızın iyimser varsayımlar üzerinden sonuca gidildiği, bu yönüyle borçlular lehine bir değerlendirme eğilimi taşıdığı, denetlenebilir ve somut veri temeline dayanmadığı, oysa konkordato yargılamasında mahkemenin, yalnızca borçlunun korunmasını değil, alacaklıların da makul sürede ve öngörülebilir şekilde tatmin edilmesini gözeterek sunulan projelerin dengeli ve uygulanabilir olup olmadığını değerlendirmesinin zorunlu olduğu, bu haliyle anılan raporun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı; Öte yandan konkordato yargılamasının kanunen kesin sürelere bağlanmış olması ve kesin mühlet değerlendirmesinin geçici mühlet süresi içerisinde yapılmasının zorunlu bulunması karşısında yeni bir bilirkişi veya komiser incelemesi yaptırılmasının yargılamayı kanunda öngörülen sürelerin dışına taşıyacağı ve usule uygun olmayacağı, mevcut dosya kapsamının bu aşamada karar vermeye yeterli olduğu; Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde borçluların mali durumlarının konkordato yoluyla iyileştirilebileceğine ve sunulan projelerin başarıya ulaşabileceğine dair mahkememizde ciddi ve inandırıcı bir kanaat oluşmadığı, bu itibarla 2004 sayılı İİK'nın 289. maddesinde öngörülen kesin mühlet verilmesi koşullarının somut dosyada gerçekleşmediği anlaşılmakla başta kanuni zorunluluk gereği tüm borçlular hakkında verilmiş olan geçici mühletin kaldırılmasına, tüm borçlular yönünden kesin mühlet verilmesi taleplerinin ve konkordatonun tasdiki taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; 2004 sayılı İİK'nın 287/5. maddesi, aynı Yasa'nın 291 inci ve 292 nci maddelerinin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağını belirtmekle birlikte Yasa koyucu tarafından bu konuda doğrudan bir uygulama emredilmeyip "kıyas" öngörülmüş olması, yargılamada henüz kesin mühlet aşamasına geçilmemiş olması ve hali hazırda borçlu şirketin faaliyetlerine devam ediyor olması karşısında 2004 sayılı İİK'nın 292/1-b maddesi kapsamında iflasın açılmasına karar verilmesinin dosya kapsamı ile bağdaşmayacak ölçüde ağır sonuçlar doğuracağı kanaatiyle borçlu şirketler bakımından mahkememizce bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Davacı borçlular ... İnşaat Taahhüt Otomotiv Hayvancılık Gıda Petrol Ürünleri Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, ... Grup Otomotiv İnşaat Taahhüt Tekstil Turizm Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, ... ve ... hakkında verilen GEÇİCİ MÜHLETİN KALDIRILMASI ile kesin mühlet verilmesi taleplerinin ve konkordatonun tasdiki taleplerinin her bir borçlu yönünden ayrı ayrı REDDİNE, 2-Mahkememizce görevlendirilen komiserin işbu hüküm tarihi itibariyle görevine SON VERİLMESİNE, 3-Davacı borçlular hakkında verilmiş olan geçici mühletin kaldırıldığının, kesin mühlet verilmesi taleplerinin ve konkordatonun tasdiki taleplerinin reddedildiğinin 2004 sayılı İİK'nın 288/2. maddesi uyarınca İLÂNINA ve daha önce müzekkere yazılan tüm yerlere BİLDİRİLMESİNE, 4-Davacı borçlular hakkında geçici mühlet içerisinde mahkememizce uygulanmasına karar verilen tüm tedbirlerin işbu hüküm tarihi itibariyle KALDIRILMASINA; gereği için daha önce ihtiyati tedbir kararlarının bildirildiği mercilere ayrı ayrı müzekkere yazılmasına, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; komiserin olumlu ve dosya içeriğiyle uyumlu tespitleri yeterli gerekçe gösterilmeden dışlandığını, mahkeme, komiserin bizzat belirttiği araştırma ihtiyacına rağmen eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, konkordato aşamasında aranması gereken ölçü ile tasdik aşamasındaki nihai ispat ölçüsü birbirine karıştırıltıldığını, taşınmaz devirleri aleyhe yorumlanmış; ancak bu işlemlerin net malvarlığı eksilmesi ya da mal kaçırma amacı taşıdığı somut biçimde ortaya konulamadığını, mahkeme, müvekkillerinin borca batık olmadığı olgusunu yeterince dikkate almadığını, gerçek kişi borçlular yönünden yapılan değerlendirme de eksik ve yanlış olduğunu, istinafa konu yerel mahkeme kararı, alacaklıların menfaatinide zedelediğini, somut olayda; komiserin olumlu ve teknik verilere dayalı raporlarına rağmen, mahkemenin soyut gerekçelerle ret kararı vermesi içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, mahkemece verilen karar ile davacı borçlular hakkında konkordato koruması kaldırılmış olup, bu durum davacıların ticari faaliyetlerini derhal ve telafisi imkânsız şekilde sona erdirebilecek ağır sonuçlar doğurduğunu, davacı borçluların halihazırda aktif şekilde devam eden bir inşaat projesi bulunmakta olup, bu proje kapsamında; çok sayıda bağımsız bölümün satışına ilişkin sözleşmeler mevcut olduğu, önemli miktarda tahsil edilebilir alacak bulunduğu, projenin tamamlanması halinde ciddi bir nakit akışının sağlanacağının somut verilerle sabit olduğunu, buna rağmen, yerel mahkemece verilen kararın uygulanması halinde; davacı şirketlerin faaliyetleri durma noktasına gelecek, devam eden proje yarım kalacak, mevcut alacakların tahsili imkânsız hale gelecek, alacaklıların da tatmin edilmesi tamamen ortadan kalkacak olduğunu, bu durum yalnızca borçlular açısından değil, tüm alacaklılar bakımından da telafisi imkânsız zararlar doğuracağını, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar geçecek sürede icra takiplerinin devam etmesi ve haciz işlemlerinin uygulanması halinde; şirketlerin ekonomik bütünlüğü tamamen ortadan kalkacak, konkordatonun amacı olan iyileşme ihtimali fiilen yok edileceğini, bu nedenle, HMK ve İİK hükümleri çerçevesinde istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar davacı borçlular aleyhine başlatılmış ve başlatılacak tüm icra takiplerinin durdurulmasına, haciz ve muhafaza işlemlerinin uygulanmamasına, mevcut hukuki ve fiili durumunun dava dilekçesinde ve geçici mühlet kararı ile verilen tedbirler kapsamında korunmasına karar verilmesinin zaruri hale geldiğini, aksi durumda doğacak zararların sonradan giderilmesi mümkün olmayacak olup, telafisi imkânsız zarar şartı açıkça gerçekleşeceğini, davacı borçluların aktif proje ve gelir potansiyeli dikkate alındığında, verilecek tedbir kararı alacaklılar aleyhine değil, aksine alacaklıların korunmasına hizmet edeceğini, mahkemece geçici mühlet kaldırıldığından, müvekkilleri aleyhine icra takiplerinin yeniden başlaması, haciz ve muhafaza işlemleri, banka blokeleri ve finansal sistem dışına itilme, ticari faaliyetlerin durması gibi telafisi imkânsız zararlar ve hatta şirketlerin iflası durumlarının doğacağını, oysa dosya kapsamında;

borca batıklık bulunmadığı, aktiflerin borçlardan fazla olduğu, konkordato projesinin uygulanabilir olduğu komiser raporlarıyla sabit olduğunu, bu nedenle;

İİK m.287, 289 ve HMK m.389 vd. kıyasen uygulanarak istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar müvekkilleri hakkında geçici mühletin sonuçlarını doğuracak şekilde dava dilekçesiyle talep ettikleri tüm koruyucu tedbirlerin uygulanmasına, özellikle:

icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına, haciz ve muhafaza işlemlerinin engellenmesine, banka blokelerinin kaldırılmasına/yeni blokaj konulmamasına karar verilmesini talep ettiklerini, arz ve izah olunan nedenler dışında müvekkillerinin ...yıllarında Erzurum vergi rekortmenleri listesinde ilk 100 ve ilk 50 de sıralamaya girdiklerini, 2023 yılı listesinde isimleri paylaşılan müvekkillerinin ... yılı listesinde ise saklı tutulduklarını, bu listeler ekte sunulduğunu, ayrıca ilaveten müvekkillerinin yine ekli fotoğraflarla da sabit olduğu üzere dosyaya da sunulan projeler kapsamında Erzurum ilinde inşaat sezonunun açılması ile birlikte faaliyetlerine yeniden başladıklarını, konkordato ile sağlıklı bir şekilde yürütülerek tamamlanacak projelerin sıhhatle tamamlanabilmesi için geçici/kesin mühlet kararı verilmesinin bu aşamada elzem olduğunu, tüm bu hususlar gerek müvekkillerinin iyiniyetli olduklarının ve basiretli tacir gibi hareket ettiklerinin sarih birer göstergeleri olduğunu, dosya yüksek miktarlı ticari ilişkiler, teknik mali analizler, konkordato projesinin uygulanabilirliği, komiser raporlarının değerlendirilmesi

gibi karmaşık ve teknik inceleme gerektiren hususlar içerdiğini, bu nedenle;

HMK m.353/1-b kapsamında dosyanın duruşmalı olarak incelenmesi, tarafların beyanlarının alınması, gerekirse komiserin dinlenmesi, teknik hususların açıklığa kavuşturulması hukuki dinlenilme hakkının gereği olduğunu savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Talep borçlu (davacı) hakkında, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut olayda; davacılar vekili, müvekkiline ait şirketlerin faaliyet konusunun ikamet amaçlı binaların inşaatı- İkamet amaçlı bina yapımından(YAP-SAT) olduğunu, 2023 tarihli Kahramanmaraş Depremi ve sonrası ekonomik durgunluk, yüksek faiz nedeniyle finans kuruluşlarının kredileri kısıtlaması ve çok yüksek faiz karşılığı kredi kullanımlarının ... yılı Eylül-Ekim-Kasım dönemlerinde gelindiğinde müvekkillerinin finansal olarak borçlarını ödemekte zorlandığını, ... Kasım ayı itibarıyla gelinen noktada sıkıntıların had safhaya ulaştığını ve tedbir alınmazsa muhtemel iflas tehlikesi ile karşı karşıya bulunduklarını, net işletme sermayesinin kalmadığı, tüm finansal oranlar itibarıyla kredibilitenin kaybolduğu ve neticede tedbir alınması gereği teknik olarak da teyit edildiğini, işletmelerin mevcut mali verilere göre, firmanın finansal sıkıntıya girebileceği ve yine vadesi gelen ödemeleri ve dolayısıyla şirketlerin faaliyetinin sona erecek duruma gelebileceği, olası hukuksal icrai koşulların devamı durumunda ticaret yapamaması riski ile karşılaşması nedeniyle, değişen ekonomik çevre koşullarına göre uyarlanması ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam edebilmesi için bir konkordato başvurusu yapılmasına karar verildiği bu nedenlerle sunmuş oldukları ön proje dikkate alınarak; konkordato taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece borçluların mali durumlarının konkordato yoluyla iyileştirilebileceğine ve sunulan projelerin başarıya ulaşabileceğine dair ciddi ve inandırıcı bir kanaat oluşmadığı, bu itibarla 2004 sayılı İİK'nın 289. maddesinde öngörülen kesin mühlet verilmesi koşullarının somut dosyada gerçekleşmediği gerekçesiyle, başta kanuni zorunluluk gereği tüm borçlular hakkında verilmiş olan geçici mühletin kaldırılmasına, tüm borçlular yönünden kesin mühlet verilmesi taleplerinin ve konkordatonun tasdiki taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında asıl ve birleşen dava yönünden yeteri kadar harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/700, K. 2026/942, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-700-e-2026-942-k-7e929ca5a1d5