Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1719 E. 2026/1589 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1719
- Karar No
- 2026/1589
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1719
KARAR NO: 2026/1589
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMES: NEVŞEHİR 4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ: 30/07/2026 (Ara Karar)
NUMARASI: 2026/224 E.
DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/09/2026
KARAR YAZIM TARİH: 04/09/2026
NEVŞEHİR 4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 2026/224 E - ve 30/07/2026 tarihli ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Talep edenin 22/07/2026 tarihli dava dilekçesi ile özetle: Davaya konu şahsına/kendi hesabına ait ... Bankası ...Şubesine ait çek koçanının kaybolması/çalınması nedeniyle ..., ..., ... ve ... seri numaralı boş çek yaprakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına ve ödemeden men edilmesine dair banka şubesine ivedi olarak müzekkere yazılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.... Bankası Anonim Şirketine ait ... tarihli müzekkere cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkeme, 30/07/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla ;"....Davacı, seri numaralarını bildirdiği boş çeklerin zayi olduğunu beyanla çeklerin iptaline karar verilmesini ve tedbiren ödemeden men kararı verilmesini talep etmiştir. Ödeme yasağı, Türk Ticaret Kanunun'da düzenlenen bir tedbir kararı olup yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğinde, ödeme yasağı kararı verilebilecektir. 6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Öte yandan; bilindiği üzere zayi nedeniyle kıymetli evrak/çek iptali davasını ancak yetkili hamil açabilir. İhtiyati tedbir yoluyla ödeme yasağı kararı verilebilmesi için davacının yetkili hamil olduğuna ilişkin yaklaşık ispatın mevcut olması gerekir. Dava dilekçesi incelendiğinde davacının kendisine ait çek defterindeki boş çek yapraklarına ilişkin zayi nedeniyle iptal isteminde bulunduğu, yukarıda açıklanan hususlarda yaklaşık ispatın somut olayda bulunmadığı, bu nedenle çeklerin ödemesinin tedbiren durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davacının tedbiren ödeme yasağı verilmesine yönelik talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacının tedbiren ödeme yasağı verilmesine yönelik talebinin REDDİNE, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı tedbir isteyen davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
"1-) Müvekkil tarafından, Nevşehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2026/224 Esas (Yönlendirilen yeni dosya Nevşehir Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/185 E. ) sayılı dosyasında, kaybolan çek yapraklarının iptali ile tedbiren ödemeden men kararı verilmesi talebiyle dava açılmıştır. Mahkemece, davacının yetkili hamil olduğuna ilişkin yaklaşık ispatın bulunmadığı gerekçesiyle tedbir talebi 30.07.2026 tarihli ara kararla reddedilmiştir. Ancak söz konusu ara karar hukuka aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde ödemen men talebinin kabul edilmesi gerekmektedir.
2-) İlk derece mahkemesi, ara kararında "davacının yetkili hamil olduğunun yaklaşık olarak ispat edilemediği" gerekçesiyle tedbiren ödemeden men talebini reddetmiştir. Ancak bu gerekçe, somut olayın hukuki niteliği ile bağdaşmamaktadır. Zira dava konusu çek yaprakları henüz keşide edilmemiş, imzalanmamış ve tedavüle çıkarılmamış boş çek yapraklarıdır. Bu nedenle, kambiyo hukuku anlamında yetkili hamilin varlığından söz edilmesi hukuken mümkün değildir.Boş çek yapraklarının zilyedi, çek hesabının sahibi müvekkildir. Dosya kapsamında bankadan gelen müzekkere cevabı ile dava konusu seri numaralı çek yapraklarının müvekkile tahsis edildiği açıkça sabittir. Ayrıca müvekkil, çek yapraklarının rızası dışında elinden çıkması sebebiyle 06.08.2026 tarihinde Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Şikayet dilekçesi ekte sunulmuştur.(ek) Mahkemenizce gerek duyulması halinde ilgili savcılık dosyasının celbini talep ederiz.
3-) Dava konusu çek yaprakları henüz keşide edilmemiş, imzalanmamış ve tedavüle çıkarılmamış boş çek yapraklarıdır. Bu nedenle kambiyo hukuku anlamında henüz bir hamilin veya yetkili hamilin varlığından söz edilmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin, TTK'nın 757 ve 818. maddelerini somut olayın özelliklerini gözetmeksizin lafzi biçimde uygulayarak dava konusu çek yapraklarını hukuki korumadan yoksun bırakması, hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Oysa hukuk düzeninin temel amacı, hak ihlali gerçekleştikten sonra yalnızca giderim sağlamak değil, gerçekleşmesi muhtemel telafisi güç veya imkansız zararların önüne geçmektir. Bu nedenle mahkemenin, somut olayın özelliklerini dikkate alarak çek hesabı sahibının mülkiyet hakkını ve hukuk güvenliği ilkesini koruyacak şekilde ihtiyati tedbir talebini değerlendirmesi ve etkili hukuki koruma sağlayacak bir çözüm benimsemesi gerekirken, tedbir talebinin reddedilmesi ihtiyati tedbir kurumunun amacıyla bağdaşmamaktadır.
4-) Çek yapraklarının henüz tedavüle çıkarılmamış olması nedeniyle, kötü niyetli kişilerce doldurularak dolaşıma sokulması ve bankaya ibraz edilmesi ihtimali mevcuttur. Bu ihtimal gerçekleştiği takdirde müvekkilin telafisi güç ve imkansız zararlara uğraması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle, çeklerin kaybı veya çalınması halinde, çek hesabı sahibinin mülkiyet hakkının ve hukuki menfaatlerinin korunabilmesi, telafisi güç veya imkansız zararların önlenebilmesi amacıyla ödemeden men talebinin kabulü zorunludur.Sonuç olarak, banka kayıtları, çek yapraklarının seri numaraları ve suç duyurusu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu çek yapraklarının müvekkile ait olduğu ve rızası dışında zilyetliğinden çıktığı hususunda yaklaşık ispat koşulu fazlasıyla gerçekleşmiştir. Buna rağmen ihtiyati tedbir niteliğindeki ödemeden men talebinin reddedilmesi hukuka aykırıdır. İstinaf incelemesi neticesinde ödemeden men talebinin kabulü gerekmektedir.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle;
- İstinaf başvurumuzun kabulüne,
- Nevşehir 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2026/224 Esas Sayılı Dosyası’nın 30/07/2026 tarihli ara kararındaki tedbiren ödemeden men talebi ret kararının kaldırılarak, Mahkemece ödemeden men tedbiri konulmasını karar verilmesini" ileri sürmüş ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK 355 maddesi uyarınca ve yapılan ön incelemede bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden inceleme yapılmıştır.İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; İhtiyati tedbir talebine konu, zayi olduğu bildirilen çeklerin ihtiyati tedbir talep eden davacının ilgili bankadaki kendi hesabından verilmiş çek koçanındaki, imzasız ve boş çeklerden olduğunun bizzat ihtiyati tedbir talep eden tarafça dava dilekçesinde açıkça beyan edilmiş olması, imzasız ve boş çek yapraklarının 6102 sayılı T.T.K'nın 780 ve 781. Maddeleri gereğince kıymetli evrak niteliği bulunmadığı gibi, 6102 sayılı T.T.K'nın 818/1-s bendi yollamasıyla aynı yasanın 757/1. Maddesine göre de muhatabın poliçeyi yani çeki ödemekten men'ini ancak çek üzerinde (kıymetli evrak üzerinde) hak sahibi olanın (Lehtar veya Hamil) isteyebilmesi, keşidecinin çekte hak sahibi değil borçlu konumunda olması nedeniyle, söz konusu önleyici tedbirleri talep hakkı bulunmadığından söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/17714 Esas- 2013/15220 Karar, 2012/4376 Esas-2013/3375 Karar sayılı emsal içtihatları da aynı yöndedir.
Açıklanan nedenler, mahkemece verilen ve istinaf edilen ara kararda yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile mevcut dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, istinaf edilen ara kararda, usul, yasa ve mevcut dosya kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle ödeme yasağına ilişkin ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-NEVŞEHİR 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) 'nin istinafa konu edilen 30/07/2026 tarih ve 2026/224 Esas sayılı ARA KARARININ hukuka uygun olduğu anlaşılmakla istinaf eden ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan maktu istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin alınmış olmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ,derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle HMK'nın 362/1-f ile 391/3 maddeleri ile 382/2-e-6 maddesi yollamasıyla 362/1-ç maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/09/2026