Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/652 E. 2026/1199 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/652
Karar No
2026/1199
Karar Tarihi

T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/652 KARAR NO : 2026/1199 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/04/2025 (Karar) NUMARASI : 2025..Esas, 2025/....Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %33 hissesinde ortaklığı bulunnduğunu, davalı şirketin, müvekkili ve diğer iki kardeşi tarafından kurulduğunu, yine aynı ortaklar tarafından ... Hırdavat Kırtasiye Kozmetik Tekstil Gıda Ticaret Sanayi Ltd Şirketi kurulduğunu, müvekkilinin bu şirkette de %33 hisseye sahip olduğunu, davalı firma aleyhine Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, sonradan kurulan ... Hırdavat Kırtasiye Kozmetik Tekstil Gıda Ticaret Sanayi Ltd Şirketi aleyhine de Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, daha önce mahkememizde ikame edilen...esas sayılı dosyada aynı ortaklar yine iş bu davanın konusu ile ilgili hukuka aykırı kararlar ile genel kurul yapmış ve bu genel kurulun iptali için açılan davada Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi genel kurulun iptaline yönelik kararı verildiğini, davalı firmaya ait olan ve ortaklar tarafından kullanılan taşınmazlar için, elektrik su doğalgaz aidat borçlarının artık ortaklar tarafından ödenmesi, ve bu ilgili taşınmazlar için karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 20.000,00 TL kira bedelinin alınması, ödenmemesi halinde tahliye işlemlerine başvurulacağı karaları alındığını, ilgili karara dair de müvekkiline ihtarname keşide edildiğini ayrıca müvekkilinin kullandığı ... plakalı aracın iade edilmesinin istendiğini ancak alınan yönetim kurulu kararlarında böylesi bir madde yer almadığını, ihtarnamede aracın iadesine dair bir genel kurul kararı da sunulmadığını, alınan her iki kararın da basiretli bir tacir feraseti ile alınmamış kararlar olduğunu, şirket müdürlerinin intikam saikiyle hareket ettiklerini, mahkememizde ikame edilen şirketin tasfiyesi ve ortaklıktan çıkma davasından önce, davalı şirketin, kuruluşundan bugüne hem maaş konusunda hem de ortaklara tanınan imkanlar hakkında en ufak bir karar alınmadığını, her üç ortağın da şirket bünyesinde çalıştığını ve her üç ortağın da giderleri ortaklara verilen maaşlarla karşıladıklarını, şirketin tasfiyesi ve ortaklıktan çıkma davasında belirttikleri üzere şirket yöneticilerinin şirketin menfaatini koruma gibi bir çabaları bulunmadığını, müvekkilinin anılan genel kurula katılmadığı gibi şirketin böyle bir genel kurulunun olduğundan haberdar dahi olmadığını, şirketin diğer iki ortağının bilerek isteyerek şirketi zarara uğratma çabası içine girdiklerini şirketten her ay 75.000,00 TL toplamda 150.000,00 TL giderin çıkmasının şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu, ortaklık hukukunda aynı hukuki konumda bulunan pay sahiplerinn, aynı nimete sahip ve aynı külfete tabi olması gerektiğini beyanla... tarihli genel kurulda alınan hukuka aykırı olan her genel kurul kararlarının iptaline, genel kurul kararlarının tedbiren yürütülmesinin geriye bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yönetim kurulu kararları açısından ana kuralın, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm olmadığı takdirde, yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanması ve kararları toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alması olduğunu, (TTK m.390/1) böylece 3 kişiden oluşan bir yönetim kurulu en az 2 kişi ile toplanıp en az 2 kişi ile karar alabileceğini, 3 kişiden oluşan bir yönetim kurulu en az 2 kişi ile toplanıp en az 2 kişi ile karar alabileceğini, müvekkil firmanın üç ortaklı olup ...'ın 1/3, ...'ın 1/3 ve ...1/3 hissesi bulunduğunu, bahse konu kararlarun 2/3 çoğunluğa sahip ortakların oy birliği ile alınmış kararlar olduğunu, davacı taraf alınan kararların TTK'nın 357. Maddesi eşit işlem ilkesi gereği batıllığında söz etmiş ise de müvekkillerinin 23/08/2024 tarihli şirket ortaklarına maaş bağlanması kararını her üç ortak içinde düşünmüş akabinde davacı tarafa alınacak kararları şifahen bildirdiğini, davacı tarafın hiçbir şekilde itiraz etmediğini, yine ... tarihili diğer kararın ise .... İli ...İlçesi ....Mahallesi Palandöken Caddesi Tema .... Sitesi ....Blokta bulunan müvekkil firma yetkililerinin kullanıma tahsis edilmiş taşınmazların elektrik, su, doğalgaz gibi giderlerinin kullanan ortaklar tarafından ödenmesi ve bahse konu gayrimenkullere kira ödenmesine ilişkin olup eşitlik ilkesi ve şirket menfaatleri doğrultusunda alınan bir karar olduğunu, ... Plakalı şirkete ait aracın davacı ortağın uhdesi bulundurması ve şirkete tesliminden kaçınması nedeniyle alınmış olan bir karar olduğunu, aracın bakımları ve trafik cezalarının şirket tarafından ödendiğini, olası bir trafik kazası durumunda firmanın tahakkuk edecek tazminattan sorumlu olacağını, davacı ortağa yapmış oldukları tüm ihtarlara rağmen aracın şirkete teslim edilmediğini, alınan genel kurul kararlarının hepsinin firma lehine alınmış olup davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir usulsüzlük içermediğini, alınan kararların ortaklığın işlemlerine, kanuna ve dürüstlük kurallarına uygun alınmış olup şirket menfaatlerinin güvence altına alındığını, davacının işbu davayı açma hakkı bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, aksi takdirde haksız ve mesnetsiz davanın reddiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 21.04.2025 tarihli hükümle; "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 622. maddesinde anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına veya iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlerle ilgili 445. maddesinde, 446. maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine göre ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabileceği belirtilmiş; aynı Yasa'nın 446/1-b maddesinde ise, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılmaya yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabilecekleri belirtilmiştir. Dosya kapsamına katılan ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ...havale tarihli yazısı ve eklerine göre davalı şirketin ...tarihinde kurulan ve hali hazırda 4 ortaklı (dava tarihi itibariyle 3 ortaklı) limited şirket olduğu, davacının %33 pay sahibi ortak olduğu, davacının dava konusu iptali istenen kararların alındığı... tarihli genel kurul toplantısına katıldığı, alınan kararlara muhalif kaldığı, muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmiş olduğu ve davanın 3 aylık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davadaki bu ön koşulların sağlanmış olduğu anlaşılmakla mahkememizce işin esasına dair inceleme yapılmış ve fakat; her ne kadar davadaki talep sonucu genel bir iptal isteğini içerse de yalnızca dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar ile ilişkili genel kurul kararları yönüyle değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda; 6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi ile; gerek anonim şirketlerde gerekse limited şirketlerde genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği öngörülmüş; şirket hissedarlarına ise maaş ödemesi yapılması öngörülmeyerek bunun yerine kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak aynı Yasa'nın 537. vd. maddelerinde belirli usul ve esaslar dairesinde kâr payı dağıtılması öngörülmüştür. Buna göre şirketlerde örtülü kâr dağıtımı yasaktır. Kâr payı dağıtım kararı olmaksızın, ücret, prim, maaş vb. adlarla ortaklara para ödenmesi örtülü kâr payı dağıtımı mahiyetindedir ve yasal değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02.06.2022 tarih, 2020/7519 Esas ve 2022/4379 Karar). Bu ilke ve kurallara göre somut uyuşmazlık ele alındığında, yönetici ortak olmayan davacının, kendisine de maaş bağlanması yönündeki genel kuruldaki teklifi yersiz olup oy çokluğu ile reddedilen 2. maddede (ikinci paragraf) hukuka aykırı bir yön görülmediğinden, dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar itibariyle açıkça iptali istenen bu maddenin iptali isteği mahkememizce yerinde görülmemiştir. Ne var ki, dosya kapsamından ve eldeki dosya ile bağlantılı mahkememizin ... Esas sayılı dosyası içeriğinden, uzun zamandır davalı şirketçe ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde bir karar alınmadığı ve yönetici ortaklar ile davacı ortak arasında ciddi sorunların bulunduğu; aralarındaki husumete bağlı olarak davacının şirket işlerinden uzaklaştırıldığı ve gelir paylaşımında sorunlar yaşandığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen şirket yöneticilerince kendilerine maaş bağlanması yönündeki bu tutumun, eşit işlem ilkesine aykırı nitelik taşıdığı ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu değerlendirilmekle bu yönde alınan kararın (2. maddenin 1. paragrafı) iptali cihetine gidilmiştir. Yine, dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar itibariyle açıkça iptali istenen ve dava konusu edilen sermaye artırımına ilişkin karar (5. madde) bakımından ise; ne maksatla sermaye artırımına gidildiği, buna ilişkin dayanağın somut olarak hangi nedenlere dayandığı, finansal tabloların bunu zorunlu kılıp kılmadığı ve sonuçları itibariyle ortakların hak ve menfaatlerinin ne yönde etkileneceği hususunda gerekli açıklamalar yapılmadan, somut verilere dayalı olarak yönetici olmayan davacı ortak bilgilendirilmeden ve somut veriler ortaya konulup tartışılmadan sermaye artırımına gidilmesi kararının afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu değerlendirilmekle bu yöndeki kararın da iptali cihetine gidilmiştir. Bununla birlikte, dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar itibariyle açıkça iptali istenen ve dava konusu edilen şirket adına kayıtlı bir kısım taşınmazlar yönüyle tüm ortaklara eşit külfet yükleyecek şekilde kira bedeli belirlenmesi yönündeki ortaklar kurulu kararının (3. madde) şirket tüzel kişiliğinin menfaatlerine uygun olduğu, iptali için yasal bir neden bulunmadığı; olması gerekenden düşük bir kira bedeli belirlenmiş ve bundan kaynaklı şirketin zarara uğradığı iddia ediliyor ise bunun ancak şirket yöneticileri adına açılacak bir tazminat davasında tartışılabileceği inanç ve kanaatiyle bu maddeye yönelik iptal isteği yerinde görülmemiştir. Yine, dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar itibariyle açıkça iptali istenen ve dava konusu edilen şirket adına kayıtlı olan ve davacının şahsi kullanımında olan ... plakalı aracın şirket yönetimine teslim edilmesi yönündeki ortaklar kurulu kararının (4. madde) şirket tüzel kişiliğinin menfaatlerine uygun olduğu, iptali için yasal bir neden bulunmadığı inanç ve kanaatiyle bu maddeye yönelik iptal isteği de yerinde görülmemiştir. Yukarıda ele alınan ve tartışılan 2-3-4-5 numaralı kararlar dışındaki ortaklar kurulu kararları yönüyle dava dilekçesinde herhangi bir somut vakıa ve gerekçeye yer verilmediği gibi mahkememizce de herhangi bir kanuna aykırılık tespit edilmediği..." gerekçesiyle "...Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-....Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numaralarında kayıtlı ...'ne ait... tarihli Genel Kurul Toplantısının 2. maddesinin birinci paragrafı ve 5. maddeleri doğrultusunda alınan kararların ayrı ayrı İPTALİNE; fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortaklara maaş bağlanması yönünden verilen iptal kararının hatalı olduğunu, söz konusu kararın şirketin faaliyetlerinin sürdürülebilirliği amacıyla şirketin diğer iki ortağının oy çokluğuyla kabul edildiğini, mahkemece eşit işlem ilkesinin ihlal edildiği değerlendirilmişse de maaş kararının davacı dahil tüm ortaklar için geçerli olacak şekilde gündeme getirildiğini, ancak bizzat davacının kötü niyeti ve şirket faaliyetlerine katılmaması nedeniyle reddedildiğini, kaldı ki davacının bu gündem hakkında şifahen bilgilendirildiğini ve açıkça itiraz etmediğini, bu durumda iptal kararı verilmesinin hakkın kötüye kullanımını teşvik edici nitelikte bulunduğunu, şirketin yaşadığı hukuki ve ekonomik süreçlerin sonucu olarak devamlılığı sağlamak ve alacaklılara karşı mali yapıyı güçlendirmek amacıyla zorunlu hale gelen sermaye artışı kararı öncesinde şirketin bilanço verileri ile finansal durumunun ortaklara sunulmuş olması karşısında mahkemenin finansal dayanak sunulmadığı yönündeki gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını, TTK m. 589 vd. uyarınca şirketin hayatiyeti için zorunlu olan sermaye artış kararlarının mahkeme müdahalesi olmaksızın geçerli olduğunu, davacının şirket faaliyetlerinden uzun süredir fiilen uzaklaştığı ve şirket zararına sebebiyet verdiği dosyadaki belgelerle sabit olduğundan şirket menfaatleri doğrultusunda alınan kararların eşit işlem ilkesine aykırılık olarak nitelendirilmesinin isabetsiz bulunduğunu, genel, soyut ve subjektif nitelikte iddialar içeren dava dilekçesinde herhangi bir somut delil veya zarar unsuru ortaya konulmamasına rağmen mahkemenin yalnızca davacının algısına dayanarak genel kurul kararlarını iptal ettiğini, oysa iptal kararlarında objektif zarar veya usulsüzlük şartının arandığını belirterek kararın kaldırılması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, TTK'nın 445. maddesi kapsamında açılan limited şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; 1-) TTK'nın 445. Maddesinde Genel kurul kararlarının İptal sebepleri " (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın 446. Maddesinde ise İptal davası açabilecek kişilere" ilişkin" (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. 2-) Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediğinin, ihtilafın doğru olarak tanımlandığının, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, 6-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 28/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/652, K. 2026/1199, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-652-e-2026-1199-k-fc5f9ddccf18