Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2034 E. 2026/1270 K. – Yönetim Kurulu
Konu: Yönetim Kurulu Kararının Butlanı
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2034
- Karar No
- 2026/1270
- Karar Tarihi
- Konu
- Yönetim Kurulu Kararının Butlanı
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2034
KARAR NO:2026/1270
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:13.06.2022
NUMARASI:2022/271 Esas - 2022/467 Karar
DAVA:Yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti
Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının butlanı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı olan müvekkilinin ciddi sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gördüğü dönemde, şirket sermayesinin arttırılmasının gündeme geldiğini, sermaye artırılması için gerekli sebeplerin olmadığının şirket yönetimine bildirdiğini, şirket yetkililerinin sermaye gerekliliği konusunda açıklama yapmaları ve sermaye artırımının ortaklar cari hesabından karşılanacağı, ortakların sermaye artırımı için ayrıca para ödemeyeceklerini bildirmeleri üzerine, müvekkilinin yattığı hastanede, Ankara ...Noterliğinin 19.03.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı evrakları imzalayarak yapılacak işlemlere onay verdiğini, şirket yetkililerinin verdiği bilgi doğrultusunda belgeleri imzalayan müvekkilinde hiçbir şüphe oluşmadığını, belgelerin imzalanması sırasında bir kısım ödemelerin ortaklar cari hesabından karşılandığının bildirildiğini, kalan sermaye borcunun bu şekilde ödenmesi beklenirken şirketçe keşide edilen Kayseri ... Noterliğinin 29.06.2021 tarihli ihtarıyla yönetim kurulunun 21.06.2021 tarih ve 2021/... sayılı kararına istinaden ödenmemiş sermaye taahhüt borcunun bir aylık sürede faiziyle birlikte ödenmesi, aksi taktirde TTK'nın 482 ve 483. maddeleri uyarınca işlem yapılacağının bildirildiğini, şirket çalışanların belgeleri imzalatırken verdiği bilgiler ile ihtarnamedeki bilgilerin çeliştiğini, şirket çalışanlarınca müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığını, müvekkilince keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 26.07.2021 tarihli ihtar ile yönetim kurulu kararının kabul edilmediğinin bildirildiğini, ancak yönetimce hukuka aykırı işlemlere son verilmediğini ve Kayseri ....Noterliğinin 16.08.2021 tarihli ihtarı ile ikinci kez sermaye borcunun ödenmesinin istenildiğini, geçmiş dönemde diğer ortaklar için yapılan uygulamalar ile şirket çalışanlarının taahhütleri dikkate alındığında, sermaye artırımının şirket kaynaklarından karşılanması gerektiğini, yapılan işlemlerle müvekkilinin sermaye payının azaltılmaya çalışıldığını ileri sürerek, yönetim kurulu kararının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına, yönetim kurulunun 21.06.2021 tarih ve 2021/... sayılı kararının, 28.06.2018 tarih ve 2018/014 sayılı kararının ve varsa diğer karaların TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı şirketin bir kısım hissedar ve eski yöneticilerinin, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensubu/ yöneticisi oldukları gerekçesi ile başlatılan soruşturma neticesinde, davalı şirket ve ... A.Ş bünyesinde bulunan ve çoğunluk hisselerine haklarında soruşturma yürütülen şahısların çoğunluk hissesine sahip olduğu şirketlere, Kayseri 3.Sulh Ceza Mahkemesince CMK'nın 133.maddesi uyarınca kayyım atandığını, daha sonra çıkarılan OHAL Kararnamaleri gereğince, Kayseri 2. Ağır ceza Mahkemesinin 2016/342 Esas sayılı dosyasında ...'nin kayyım olarak atandığını, karar gereğince ...'nin dönem içinde değişiklikler yapmak suretiyle KHK ile tanınan yetki çerçevesinde davalı şirkete yönetim kayyımları atadığını, yönetimine ...’nin kayyım olarak atandığı şirketlerle ilgili dava konusu kapsamında yer alan önemli hususlar bulunduğunu, davacının 674 sayılı KHK'nın 19.maddesi, 680 sayılı KHK'nın 81.maddesi, ve diğer düzenlemeler uyarınca aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, bu davanın TTK'nın 460.maddesine göre yenötim kurulu kararlarına karşı bir ay içinde, genel kurul kararına karşı ise üç ay içinde dava açılabileceğini ve davanın yasal süresinde açılmadığını, davacının teminat göstermesi gerektiğini, dava dilekçesinde iptali talep edilen kararın sermaye artırımına ilişkin ...'nin 22.03.2019 tarih ve 2019/192 sayılı kararı olduğunu ve bu kararın iptal talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, iptali talep edilen yönetim kurulu kararlarının usule uygun olduğunu, bu nedenlerle davacının davada davacı taraf ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın esasına girilmeksizin usulden reddine, TTK.m.448/3 gereğince, davacının şirket sermayesinin %20 sinden az olmayacak şekilde nakit veya banka teminat mektubu teminat göstermelerinin istenmesine, bu teminat tutarının dava şartı olarak öngörülmesine, dava şartı teminatın yatırılmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davacının açtıkları davanın kötü niyetli olarak açılmış olması sebebiyle, TTK.m 451 gereğince, müspet, menfi ve manevi zararların müteselsilen tazminini isteme hakkının saklı tutulmasına, açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı ortağın davalı şirkette B grubu paylardan %6 sermaye payına karşılık gelen ortaklığı bulunduğundan aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı şirket cevap dilekçesi içeriğinde, genel kurul karar iptaline ilişkin dava prosedürüne değinerek davanın reddini talep etmiş ise de 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi uyarınca; hakim Türk Hukuku'nu re'sen uygular. Bu hüküm uyarınca hükmüne göre maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, uygulanacak kanun ve maddesini bulmak, görevi hakime aittir.Mülga 818 sayılı BK. 20/1'e göre, içeriği imkânsız veya hukuka ya da ahlâka aykırı sözleşmeler bâtıldır. Bâtıl bir sözleşme baştan itibaren geçersiz bir hukuki işlem olup, hiç bir zaman geçerlilik kanamayacağı gibi, hiç bir hukuki sonuç da doğurmaz. Bu nedenle butlan, zamanla ortadan kalkmaz, tarafların icazet veya teyidi (onamı) ile veya edimlerin ifasıyla sağlık (sıhhat) kanamaz (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, Genişletilmiş 6. Bası, Beta Yayınları, İstanbul, 1998, s:309-310). Mülga 818 sayılı BK'nun 19 ve 20. maddelerine göre, biçim ve usul yönünden geçerli olmakla beraber, konusu bakımından; kamu düzenine, buyurucu kurallara, ahlâk ve adaba veya yerine getirilmesi olanaksız ise, bu tür kararlar batıldır (Gönen Eriş, Uygulamalı Kooperatifler Hukuku, Seçkin Yayınları Yenilenmiş 3. Baskı, Ankara 2001, s:800). Butlan genel kurul kararının içeriğine dönük sakatlık halidir. Usûl ve şekil kurallarına uyularak alınmış olsa da genel kurul kararı içeriği yönünden konusu imkansız veya yasanın ya da ana sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına, anonim ortaklığın temel yapısına ve sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırı ise bâtıldır (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku 1, İstanbul 2019, Güncellenmiş, Yeniden Yazılmış 14. Bası, s:595).6102 sayılı TTK'nın 391. maddesinde butlana ilişkin özel dünlenme yapılmıştır. Bu hükümde; 'Eşit işlem ilkesine aykırı olan, Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin,' kararların batıl olduğu hüküm altına alınmıştır (m.391). Bu hükümdeki sayılan haller dışında da butlan halleri bulunabilir. Yokluk halleri yasal olarak düzenlenmemiştir. Yoklukta hiç bir işlem yoktur. Başka bir deyişle, sözleşme görünüşte bile meydana gelmemiştir (Eriş, s:800). Yokluk sözleşmenin, meydana gelmesi, kurulmasıyla ilgilidir. Kurucu unsurları ihtiva etmeyen bir sözleşme, kurulmamış, meydana gelmemiş bir sözleşmedir. Hukuk düzeni, kurucu unsurlardan yoksun bir sözleşmeye yokluk müeyyidesi bağlamıştır (Eren, s:307). (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2020/1073 Esas, 2021/718 Karar sayılı ilamı)Yönetim kurulu kararlarının butlanı halleri, sınırlı sayı ilkesine tabi olmamak üzere düzenlemiştir. TTK'nın 391. maddesinin incelendiğinde, yönetim kurulu kararlarının butlanına yol açacak hukuka aykırılıkların örnekleme yoluyla belirlendiği görülmektedir. Anılan maddeye göre; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin haklarını ihlal eden ya da bunların kullanılmasını güçleştiren veya kısıtlayan, diğer organların devredilmez yetkilerine giren konularda ya da bunların devrine ilişkin yönetim kurulu kararları batıldır. Bu anlamda, sözleşme özgürlüğünün genel sınırı niteliğindeki TBK'nın 27. maddesi de göz önünde bulundurularak hukuki değerlendirme yapılmalıdır (Aydın Alper YÜCE, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı, Eylül 2013, Vedat Kitapçılık, s. 69 vd.) Davacı, dava konusu yönetim kurulu kararlarının sermaye artış kararı olduğunu ileri sürmüştür. Esas sözleşmenin değiştirilmesi ve sermaye artış kararı alanması, genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Bu nedenle yönetim kurulunun bu konuda alacağı herhangi bir karar butlan sonucunu doğurur. Ancak somut olayda durum oldukça farklıdır. Zira davalı şirket yönünden kanun hükmünde kararnameler ile TTK kapsamında anonim şirketin organ ve görevlerine ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmış görünmektedir.Anayasanın 121.maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunun 4.maddesine göre; Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 15/08/2016 tarihinde kararlaştırılan 1 Eylül 2016 tarihli, 29818 sayılı ikinci mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan, 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkındaki KHK'nin 19.maddesinde; Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye üst başlığı ile 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından ... Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak ... Fonu atanır. (3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve ...Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının ... Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, ... Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ... Fonu tarafından yerine getirilir.' hükmü gereğince davalı şirkete kayyumların görevi ...'ye devredilmiştir. Anayasanın 121.maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunun 4.maddesine göre; Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan 06 Ocak 2017 tarihli 29940 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkındaki KHK'nin 81 maddesi ile; 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. '(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve ...Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, ... Fonunun gözetiminde, ... Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.' hükmü gereğince davalı şirkete ...'nin ilişkili olduğu, Başbakan yardımcılığı makamı ve ... tarafından yönetim kurulu oluşturulduğu anlaşılmıştır. Söz konusu KHK'de ayrıca KHK'ler gereğince kapatılan ve ...Genel Müdürlüğüne veya hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar ... fonunun gözetiminde, ...'nin ilişkili olduğu bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir ifadeleri ile kapatılan şirketlerden ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuş ve ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceğine de ayrıca vurgu yapılmıştır. Söz konusu her iki kararname maddesinde davalı şirketin KHK'ler uyarınca kapatılmadığı, aksine şirketlerin yöneticileri ... Fonunun ilişkili olduğu bakan tarafından ve ... tarafından atanan yönetim kurulu tarafından yönetildiği anlaşılmaktadır. 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. '(8) Kayyımların yetkileri ... Fonuna devredilen veya ... Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının şirkette sahip olduğu pay oranında yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve ... Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebilir. Bu halde şirket ortaklarının yeni şirket kurulmasına ilişkin izin ve muvafakati aranmaz. Kurulacak şirketin sermayesi kayyımların yetkileri ... Fonuna devredilen veya ... Fonunun kayyım olarak atandığı şirket tarafından ayni veya nakdi olarak karşılanır. Yeni şirket kuruluşuna ilişkin hususlar şirketlerin yönetim organlarınca hazırlanır ve ... Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayına sunulur. Bakanın onayıyla kuruluş gerçekleşir ve tescile tabi tüm hususlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olmak üzere ilgili ticaret sicilinde resen tescil ve ilan olunur. Bu fıkra uyarınca gerçekleştirilecek kuruluş işlemleri ilgili mevzuata tabi olmaksızın uygulanır. Yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisi bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılır.(9) ... Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabilir.(10) ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan, bu madde kapsamındaki yetkilerini kısmen veya tamamen ... Fonu Başkanına veya Fon Kuruluna devredebilir.'Davalı şirketin Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/342 Esas sayılı dosyasından kayyım olarak atanan ...’den bağımsız tüzel kişiliğinin devam ettiği, bu bağlamda şirket tüzel kişiliği hak ve alacaklarına sahip; borç ve yükümlülüklerinden sorumlu olduğu sabit ise de; davalı şirketin yöneticileri ...'nin ilişkili olduğu bakan tarafından ve ... tarafından atanan yönetim kurulu tarafından yönetildiği noktasında bir tereddüt bulunmamaktadır.Bu kapsamda bahsedilen mevzuat hükümlerinden kaynaklanan yetkiye istinaden genel kurul yetkilerini kullanan Fon Kurulunun işlemleri bakımından TTK anlamında genel kurul kararı söz konusu olmadığından, yukarıda bahse konu yasal mevzuat uyarınca ...'nin belirtilen yetkileri kullandığı anlaşıldığından, TTK anlamında yönetim kurulu kararlarının varlığından bahsedilebilir.Yine 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkındaki KHK kapsamında yapılan değişiklikler ile ...'nin kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın ve ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabileceği, ...'nin lişkili olduğu Bakanın yetkilerini kısmen veya tamamen ... Başkanına veya Fon Kuruluna devredebileceği açıkça düzenlenmiş; davalı şirkete ilişkin de yetki devrinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalı şirketin yönetimi yürüten Fon Kurulunun, 6102 sayılı TTK kapsamında genel kurulun devredilmez yetkileri arasında bulunan sermaye arttırıma ilişkin kararları alma yetkisi bulunmaktadır.Davacının butlanının tespiti istediği kararlar, sermaye azaltımı ve artırımı kararları anonim şirkette sermayenin korunmasına ilişkin kararlar olup sermaye kaybının sınırına ilişkin TTK 376/2 maddesi haricinde ve bu madde uyarınca alınacak diğer önlemler emredici nitelikte değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2018/1134 Esas, 2020/547 Karar sayılı ilamı) Dolayısıyla KHK ile aldığı yetki kapsamında davalı şirket yöneticilerinin sermaye arttırımı yetkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar ... Fonunun yetkilerinin 6102 sayılı Türk Ticaret kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın kullanmasına yönelik serbestisi olsa da ayrıca yine bu yönetim kurulu kararının, 391.maddesi uyarınca batıl olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Zira ilgili KHK ile davalı şirketin mevcut yönetimi 'Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak basiretli tüccar gibi' davranmaları yükümlülüğünden ayrı bir yükümlülük altında değillerdir.Anonim şirket yönetim kurulu kararlarının butlanı, TTK'nın 391. maddesinde düzenlenmiş ve sınırlı sayıda olmamak üzere, özellikli bir kaç hal gösterilmek suretiyle, bu hallerde yönetim kurulu kararlarının batıl olacağı ifade edilmiştir. Bu maddeye göre; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin haklarını ihlal eden ya da bunların kullanılmasını güçleştiren veya kısıtlayan, diğer organların devredilmez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin yönetim kurulu kararlarının batıl olacağı belirtilmiştir. Kanun, yönetim kurulu kararlarının butlanını düzenlemiş, ancak yönetim kurulu kararlarının iptali bakımından açık bir hükme yer vermemiştir. Bazı özel durumlarda iptal davası açma imkanı getirilmiş ise de somut olayda iptali sağlayacak bir hüküm bulunmamaktadır.Bu bağlamda, dava konusu yönetim kurulu kararlarının 391.maddesi uyarınca batıl olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Anılan hükme göre, eşit işlem ilkesine aykırı yönetim kurulu kararları batıldır. Eşit işlem ilkesi, TTK'nın 357.maddesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesinde, 'Pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur.' denilmek suretiyle, eşit işlem ilkesinin bir tanımı da yapılmıştır. Bu ilke, her pay sahibinin diğerleriyle her koşulda aynı işleme tabi tutulacağını değil eşit koşulların varlığı halinde, hiç bir pay sahibinin diğerlerinden daha olumsuz bir işleme tabi tutulamayacağı anlamına gelir. Buna nispi eşitlik denilir. Ayrıca, eşit işlem ilkesi, pay sahibine tanına bir haktan daha öte şirket organlarına ve özellikle yönetim kuruluna getirilmiş bir yükümlülüktür (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, 14. Basım, İstanbul 2019, s.691). TTK da eşit işlem ilkesinin şirket yönetim kurulunun ve genel kurulunun bir yükümlülüğü olduğunu benimsemiş ve bu ilkeye aykırı yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunu hükme bağlamıştır (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku- Genel Esaslar, 5. Basım, Ankara 2017, s.440) (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/1695 Esas, 2020/168 Karar sayılı ilamı) Eşit işlem ilkesine aykırılık sebebi ile hakları zedelenen pay sahipleri ya da şirket alacaklıları butlanın tespitini dava edebilir. TTK’nda ortakların şirkete borç vermesini yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır. Üstelik kolay ve basit bir finansman kaynağı olduğu için de tercih edilmektedir. YK kararında bir ayırım yapılmamış, tüm ortaklara bu hak tanınmıştır. Artırım neticesinde hisse oranları değişmemiştir. Eşit işlem prensibine uyulmuştur. Sermaye artırımı ile küçük hissedarın mağdur edilmesi söz konusu değildir. Zira dosya kapsamında bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sayılı ilan içeriğine ve sermaye taahhüt dağılım tablosuna pay adedi 120.000 den 233.040 paya çıkarak ve pay oranı değişmeyerek değişen sermayeye katılımının sağlandığı, TTK m. 457 uyarınca düzenlenen yönetim kurulu beyanına göre de davalı şirketin 28.06.2018 tarih 014 sayılı Yönetim Kurulu Kararı tüm pay sahipleri yönünden bağlayıcı niteliğiyle eşit işlem ilkesine aykırı nitelik taşımamaktadır. Sermaye arttırım kararının anonim şirketin temel yapısına uymama veya sermayenin korunması ilkesini zedeleyen niteliği bulunmamakta olup, sermaye azaltımı ve artırımı kararları anonim şirkette sermayenin korunmasına ilişkin karar niteliğindedir.TTK m.391 kapsamında düzenlenen sermaye arttırımı kararı ile pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlanması ya da güçleştirmesi ve de genel kurulun devredilmez yetkileri arasında yer alıp almadığına yönelik inceleme de ise somut ihtilaftaki davalı şirketin ... tarafından atanan Kurulu üyeleri tarafından yönetildiği ve Yönetim Kurulu, gerek Genel kurul kararlarına pay sahiplerinin katılmaları KHK ve ilgili düzenlemeler kapsamında mümkün olmadığı da gözetilerek somut olayda ayrıca 'Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak basiretli tüccar gibi' davranmaları yükümlülüğüne aykırı bir halin de varlığı tespit edilemediğinden 28.06.2018 tarih 014 sayılı Yönetim Kurulu Kararına yönelik butlan şartları oluşmamıştır.Davacının ayrıca dava konusu ettiği 21.06.2021 tarih ... Sayılı Yönetim Kurulu Kararı yönünden ise TTK 480-483 arasında düzenlenen Pay Bedelini ifa ve ifa etmemenin sonuçları kapsamında alınan bir karar olduğundan bu kararın da ayrıca TTK m.391 yönünden batıl olduğuna ilişkin dosya kapsamı itibariyle bir delil tespit edilememiştir. Ayrıca davacı pay sahibinin irade fesadı iddiası yönünden ise imzasında aldatıldığını iddia ettiği belgenin dava dilekçesi ekinde bulunan Ankara ...Noterliği tarafından onaylanan sermaye arttırım taahhüdünden kaynaklı borcun ifasına yönelik olduğu, bu haliyle dava konusu sermaye arttırım kararının alınması ile ilgili olmadığı, ilgili sermaye arttırımı kapsamında bir kısım ödemelerin de yapıldığı anlaşılmakla, davacının alınan karar üzerinde ilgili KHK nispetinde engelleyici bir rolü de olması yasal olarak mümkün olmadığından, bu nedenle de TTK m.391 kapsamında yönetici sıfatı olmayan davacının irade fesadından bahsedilemeyeceği de gözetilerek butlan şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre; davacının butlanını talep ettiği, yönetim kurulu kararlarının TTK’nda ortakların şirkete borç vermesini yasaklayan bir hüküm bulunmaması, kolay ve basit bir finansman kaynağı olduğu için de tercih edilmesi, artırım neticesinde hisse oranları değişmemiş olması da nazara alınarak eşit işlem ilkesine, anonim şirketin temel yapısına, sermayenin korunması ilkesine aykırılık taşımadığı, söz konusu kararın pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren nitelikte olmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 28.06.2018 tarihli ve 014 sayılı, 21.06.2021 tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391.maddesi yönünden batıl olduğunun tespiti talebinin mahkemece hatalı gerekçe ile reddedildiğini, mahkemenin kavram kargaşası oluşturarak genel kurul ile yönetim kurul kararları ve yetkilerini karıştırdığını, ...’nin TTK’ya tabi olmayan yetkilerinin genel kurul kararları hakkında olduğunu ve yönetim kurulu hakkında olmadığının atlandığını, sermaye artırımı kararını içeren yönetim kurulu kararının yoklukla sakat olduğunu, şirketin esas sermaye sistemini benimsediğini, 6758 sayılı KHK ile ...’nin genel kurul yetkilerini kullanabileceğinin belirtildiğini, buna göre ...'nin genel kurul yerine geçerek, genel kurul yetkilerini kullanabileceğini, ...'ye bu yetkinin yetki ilgili Bakan tarafından verilmiş ise, genel kurul adına sermaye artırımı kararı verebileceğini, ancak, somut olayda, sermaye artırımı davalı şirketin yönetim kurulunca yapılması nedeniyle yoklukla malul olduğunu, mahkemenin ...’nin yönetim şeklini düzenleyen KHK ve yönetmelik hükümleri incelemediğini, şirketin basiretli tacir gibi yönetilmesi ve KHK’da boşluk halinde TTK'nın uygulanacağının görmezden gelindiğini, sermaye artırım kararlarının hepsinin her zaman eşit işlem ilkesine uygun olacağının kabulünün hukuka ve açık Yargıtay kararları ile doktrin görüşlerine aykırı olduğunu, sermayenin basiretli bir tacir gibi korunmadığını, Şirketin 21.06.2021 tarihli ... sayılı kararında şirketin 50.000.000 olan tescilli sermayesinin 39.141,03 TL sermaye düzeltilmesi olumlu fark hesabından bedelsiz, 44.741.446,03TL ortakların alacaklarından ve 2.319.412,94TL nakit olmak üzere toplam 47.100.000TL arttırılarak 97.100.000 TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini, 21.06.2021 tarih ve 2021/... sayılı kararda ise sermayenin 28.06.2018 tarih ve 2018/014 sayılı yönetim kurulu kararıyla artırıldığı ve bu karar uyarınca pay sahibi davacının şirkete %6 hissesi oranında sermaye taahhüdü ana para borcu bulunduğu ve sermaye borcunun ödenmesi için ihtar ve ilanda bulunulmasına karar verildiğini, davalının bu kapsamda öncelikle Kayseri .... Noterliğinin 29.06.2021 tarihli ihtarı ile yönetim kurulunun 21.06.2021 tarih, 2021/... sayılı kararına istinaden ödenmemiş sermaye taahhüt borcunun 1 aylık sürede ödenmemesi halinde TTK'nın 482 ve 483 uyarınca yasal işlemlere devam edileceğinin bildirildiğini, davacının Beyoğlu .... Noterliğinin 26.07.2021 tarihli ihtarı ile itirazda bulunduğunu, bu kez davalının Kayseri ... Noterliğinin 16.08.2021 tarihli ihtarı ile ikinci davet yazısı göndererek, yönetim kurulunun 21.06.2021 tarih ve 2021/... sayılı kararına istinaden ödenmemiş sermaye taahhüt borcunun 1 aylık sürede ödenmesinin istendiğini, ödenmeyince 14.03.2022 tarihli 2022/010 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının ıskatına karar verildiğini, bu yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti talepli davanın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/243 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, Şirkete ... tarafından kayyım atandığını, bu kayyımların yönetim kurulu olarak yetki ve sorumluluklarının ise TTK ve diğer mevzuata göre devam ettiğini, şirketin davacı haricindeki ortaklarının FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütü mensubu/ yöneticisi olmaları nedeniyle şirkete kayyım atandığını, bu nedenle süreç içinde çıkarılan KHK hükümlerine göre şilem yapılması gerektiğini, bunlara göre yönetim kurulunun ... tarafından atanan yöneticilerce yönetilmesi halinde dahi, atanan yöneticiler TTK ve diğer ilgili mevzuat kapsamındaki hak ve yükümlülüklere tabi olduğunu, ayrıca, atanan kişilerin basiretli tacir gibi şirketi yönetmesi ve şirketin faaliyetlerini sürdürecek şekilde karar alması gerektiğini, yasada sadece ... kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkilerinin TTK hükümlerine tabi olunmaksızın ... tarafından kullanılabileceğinin kabul edildiğini, ancak bu davanın konusunun genel kurul kararı olmayıp yönetim kurulu kararı olduğunu ve yönetim kurulu ile yöneticiler ve alınan kararların halen TTK'ya tabi olduğunu, Sermaye artırımı kararını içeren 28.06.2018 tarihli ve 014 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla sakat olması nedeniyle bu karara binaen sonraki 21.06.2021 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararının da yoklukla malul olduğunu, şirketin esas sermaye sistemini benimsediğini, 6758 sayılı KHK’da ...’nin genel kurul yetkilerini kullanabileceğinin belirtildiğini, buna göre ...'nin genel kurul yerine geçerek, genel kurul yetkilerini kullanabileceğini, ...'nin yetki ilgili Bakan tarafından verilmiş ise genel kurul adına sermaye artırımı kararı verebileceğini, oysa sermaye artırımı kararının şirketin yönetim kurulu tarafından alındığını, ...'nin ilgili Bakanlıktan izin alınmadan, davalı şirketin genel kurulu yerine geçmeden, genel kurul kararı almadan sermaye artırımına yönetim kurulu olarak karar verdiğini, bu durumun KHK ve TTK'ya aykırı olduğunu, yönetim kurulunun diğer organların devredilemez yetkilerine giren konularda alınan kararların batıl olduğunu, TTK'nın 456 ve 616.maddeleri uyarınca, genel kurulun devredilemez yetkilerinden olan sermaye artırımına yönetim kurulu olarak karar verilemeyeceğini, bu şekildeki kararın yoklukla malul olduğunu, Belgelerin imzalanması sırasında verilen sözlü taahhütler doğrultusunda bir kısım ödemelerin, ortaklar cari hesabından sermaye artırım taahhüt hesabına virman suretiyle yapıldığını, ancak sonrasında, davacıdan ayrıca ödeme yapmasının istendiğini, diğer ortaklara yapılan uygulamalar ile şirket çalışanlarının verdikleri sözlü taahhütler dikkate alındığında sermaye artırımı için ödenmesi gereken miktarın, ortaklar cari hesabında mevcut olan ve/veya olacak olan tutarın sermaye artırım taahhüt hesabına virman suretiyle yapılması teklifinin de kabul edilmediğini, bu şekilde eşit işlem ilkesine aykırı davranıldığını, davacının iradesinin fesada uğratıldığını, sunulan ve hastanede imzalatılan noter onaylı belgenin sermaye artırımının ifasına yönelik olduğundan incelenmesine gerek olmadığına karar verildiğini, ancak yönetim kurul kararlarının eşit işlem ilkesine aykırı olmasının en büyük sebebinin, sermaye artırımın ifasında uygulanan yöntemden kaynaklandığını, sermaye artırımı gerekli olmadığı halde alınan bir karar iken aynı zamanda alınan kararın ifasında davacıyı zor duruma sokan yöntemler izlendiğini, davacının, sermayesini koruyacak, hissedarlık haklarını zedelemeyecek yöntemler ise ilk başta söz verilip yapılmadığını, sonrasında ise de teklif edilmesine rağmen reddedildiğini, sermaye artırım nedenlerine ilişkin açıklamaların çelişkili olduğunu, ilk olarak davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu vergiden sermaye artırım bedelinin mahsubunun, başka bir anlatımla sermaye artırımı indiriminden yararlanmak amacının güdüldüğünün bildirildiğini, ancak bu sebebin yasaya aykırı olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/243 Esas sayılı dosyasında ise davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinden alınan beyan dilekçesinde sermaye artırılmasının nedeninin ... tarafından atanan yöneticilerin gelir getirici şekilde ve şirketin basiretli bir tacir gibi yönetilmesi olarak belirtildiğini, bu açıklamada kurumlar vergisinden yapılacağı iddia edilen düşmeden bahsedilmediğini, sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu kararının TTK'nın 456/2 ve 445. maddeleri uyarınca şirketin mali durumuna ilişkin olmaması nedeniyle kararın objektif nedenlere dayanmadığını, müvekkilinin sermaye payının azaltılmasının amaçlandığını, sermaye ve oy çoğunluğuna sahip ortakların haksız kararlarıyla azınlık pay sahiplerinin bazı haklarını engelleyen ya da engelleme amacı olan kararların dürüstlük kuralına aykırı olması halinde iptal edilebileceğini, mahkemenin sermayenin korunmasına ilişkin TTK'nın 376/2. maddesi hakkında yaptığı açıklamaların bu davada uygulama yeri bulunmadığını, geçici ve kısa bir süre için bile olsa, bazı hissedarların diğer hissedarların yönetimdeki ve hissedarlıktaki yeri hakkında üstün hak sahibi olmasının eşit işlem ilkesine aykırı olduğunu, davacının ortaklıktan çıkarılması için kötü niyetle hareket edildiğini, şirketin hisse değerinin gerçekte yüksek olmasına karışın davalı şirket tarafından değerinin düşük gösterilip, davacının paylarına haksız bir şekilde el konulmaya çalışıldığını, yapılan görüşmelerde davacının paylarını devir etmesi istendiğini ve paylar için düşük bedel belirlendiğini, müvekkilinin şirketten alacağı para ile borcunun mahsubu gerektiğini, şirketin 2022 yılı toplam gelirinin Mayıs ayı itibariyle 67.602.855,88 TL olduğunu, şirketin bu karandan müvekkilinin yapına düşen kısmın mahsup edilebileceğini, ... tarafından atanan kayyımların da kar dağıtımı yapabileceğini ve TTK'daki yetkilerini kullanabileceklerini, bu yetkinin sebepsiz şekilde kullanılmamasının kötü niyeti gösterdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin 28.06.2018 tarih ve 2018/014 sayılı yönetim kurulu kararı ile bu kararın uygulanmasına ilişkin 21.06.2021 tarihli ve 2021/03 sayılı yönetim kurulu kararının TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespiti ve ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 391.maddesine göre kural olarak anonim şirket yönetim kurulu kararlarına karşı iptal davası açılamaz. Ancak yasada gösterilen şartlar ve eşdeğer nedenlerin bulunması halinde yönetim kurulu karının butlanı ve yok hükmünde olduğunun tespiti davası açılabilir.Davacı, davalı şirket yönetim kurulunun almış olduğu sermaye artırım kararı ile bu karar uyarınca alınan sermaye bedellerinin ödenmesine ilişkin kararın batıl olduğunu, sermaye artırımına ilişkin iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek, bu yönetim kurulu kararlarının iptalini ve tedbiren icrasının durdurulmasını talep etmiştir. TTK'nın 391. maddesinde; batıl kararlar başlığı ile; "Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır." düzenlemesi mevcuttur. Bu nedenle öncelikle, sermaye artırımına ilişkin 28.06.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile bu kararın uygulanmasına ve sermaye borcunun ödenmesine ilişkin 21.06.2021 tarihli kararların batıl veya yok hükmünde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Davalı şirket esas sermaye sistemini benimsemiştir. Bu nedenle TTK'nın 408.maddesi uyarınca, esas sermayenin artırılmasının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olması nedeniyle sermaye artırımı konusunda şirketin genel kurulu yetkilidir. Davacı, davalı şirkette B grubu paylardan %6 sermaye payına sahip olarak bu davada aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Davalı şirketin davacı ortağın dışındaki bazı paylarına bu ortaklar hakkında FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütü yönetici veya üyeliğinden başlatılan soruşturma sonucu bu kişilerin davalı şirket dahil diğer şirketlerdeki payları bakımından Kayseri 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 18.08.2016 tarih ve 2016/3005 D.İş sayılı kararı ile CMK'nın 133.maddesi uyarınca kayyım atanmıştır. Daha sonra 674 sayılı KHK gereğince Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/342 Esas sayılı dosyasında verilen 05.09.2016 tarihli ara kararla davalı şirkette görev yapan kayyımların yetkisi ...’ye devredilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus şirketin Fon'a devredilmediği, sadece yönetiminin Fon'a devredildiği ve kayyumlar aracılığıyla yönetildiği, bu nedenle şirketin davada temsili sağlayacak tüzel kişiliğinin bulunduğu anlaşılmıştır. Sermaye arttırımına ilişkin karar Fon tarafından atanan yönetim kurulunun 28.06.2018 tarih ve 014 sayılı kararı ile alınmıştır. Bu kararda, şirketin 50.000.000 TL olan sermayesinin 39.141,03 TL sermaye düzeltilmesi olumlu fark hesabından bedelsiz, 44.741.446,03 TL'sinin ortakların alacaklarından ve 2.319.412,94TL nakit olmak üzere toplam 47.100.000 TL arttırılarak sermayenin 97.100.000 TL’ye çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karardan sonra davacı tarafından imzalanan Ankara ... Noterliğinin 19.03.2019 tarih ve ... yevmiye nolu belgesi ile davalı şirket kayıtlarından ortaklar cari hesabında bulunan alacak tutarını sermaye arttırım taahhüt hesabına virman yapılması sonrası kalan 2.319.237,94 TL nin sermaye tescili öncesi ödenmesi gereken 579.853,24 TL nin şirket tarafından kendi hesabına borç kaydedilerek adına sermaye hesabına yatırılmasını talep ettiği görülmüştür. Davacı bu belgenin irade fesadı adı altında şirket çalışanları tarafından yaratılarak ve hastanede organ nakil tedavisi gördüğü bir sırada imzalatıldığını belirterek bu işlemin TBK'nun 28 ve devamı maddelerine geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Eldeki dava 20.08.2021 tarihinde açılmıştır. Bu tür bir talep TBK'nun 39. maddesi gereğince irade fesadının ortadan kalkmasından itibaren 1 yıl içersinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Ancak davacı hile olgusuna ilişkin hiç bir kanıt sunmamıştır. Bunun yanı sıra işlemin aşırı yararlanma olduğuna ilişkin bir kanıt da bulunmamaktadır. Zira sermaye arttırımı ile davacının şirkette bulunan payının korunacağı anlaşılmaktadır. Davacının belirtilen bu işlemden sermaye arttırımına ilişkin yönetim kurulu kararından haberdar olduğu ve bu arttırım kararını onayladığı anlaşılmaktadır. Sermaye arttırımına ilişkin kararın butlanı iptali için TTK'nun 391. maddesinde belirtilen davanın açılması için bir süre bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken önemli bir uyuşmazlık konusu da yönetim kurulunun Ohal KHK'ları ve TTK kapsamında sermaye arttırımı konusunda yetkili olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. ... tarafından şirkete atanan kayyım ve yöneticilerin, genel kurulun yetkilerini de kullanacağı 6758 sayılı Kanun'un kayyımlık yetkisinin devir ve tasfiyesi başlıklı 19.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisak veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133.maddesi uyarınca, kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri hakim veya mahkeme tarafından fona devredilir. Maddeden sonra ise kayyım olarak ... atanır. Bu şirketlerin genel kurulların yetkileri TTK hükümlerine tabi olmaksızın fon tarafından kullanılır. Bu maddeye göre şirketin genel kuruluna tanınan yetkiler fonun dolaysıyla fon tarafından atanan yönetim kurulu tarafından kullanılabileceğinden, genel kurulun yetkisi dahilinde bulunan sermaye artırım kararının yönetim kurulu tarafından yapılmış olmasında belirtilen OHAL KHK hükümlerine bir aykırılık bulunmamaktadır. Kaldı ki yapılan bu sermaye artırım işlemi davacının onayına sunulmuş ve davacının şirketten olan alacaklarının artırılan sermaye için ödenmesine muvafakat ettiği de dikkate alındığından, işlemde iptali gerektirir bir neden bulunmamaktadır. İşlemin görevli ve yetkili olan fon tarafından atanan şirket organınca yapılması nedeniyle yokluk ve butlanını gerektiren bir durum da bulunmamıştır. Yokluk ve butlan hakkında mahkemece yapılan değerlendirmelerin tamamı yerinde olup bu noktada mahkeme gerekçesine iştirak edilmiştir.
Yönetim Kurulunun 21.06.2021 tarihli ve 2021/... sayılı kararı ile şirket sermayesinin 28.06.2018 tarih 2018/014 sayılı yönetim kurulu kararıyla artırıldığı ve bu karar uyarınca pay sahibi davacının şirkete %6 hissesi oranında sermaye taahhüdü ana para borcu bulunduğu belirtilerek bu miktarın davacıdan istenilmesine karar verilmiştir. Görüldüğü gibi bu karar mahkemenin kabulü gibi bir sermaye artırım kararı olmayıp, davacının artırılan sermaye payına iştirakinin sağlanması ve olmadığı takdirde ıskat prosedürüne ilişkindir. Nitekim bu hususta davacıya Kayseri ...Noterliğinin 29.06.2021 tarihli ihtarı gönderilmiş, davacının Beyoğlu ...Noterliğinin 26.07.2021 tarihli cevabi yazısına da şirketçe Kayseri ... Noterliğinin 16.08.2021 tarihli ihtarıyla cevap verilmiştir. Bu genel kurulda da TTK'nın 391.maddesi anlamında iptali gerektirir bir somut neden bulunmamaktadır. Şirketin kâr edip, gelecek dönem dağıtılması muhtemel kârı da davacının alacaklı olması bu alacağı şimdiden sermaye payına mahsuben şirketçe tahsili için yeterli değildir. Zira henüz kâr payı dağıtımı ve miktarına ilişkin bir genel kurul kararı alınmamıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden sermaye artırımıyla yukarıda belirtilen 391.maddesindeki şartlar veya benzerlerinin gerçekleştiği somut delillerle kanıtlanmamıştır. Bu kapsamda davacıya sermaye payı oranında katılım hakkı tanındığı ve bir kısım sermayesinin şirket iç kaynaklarından karşılandığı belirlenerek eşit işlem ilkesine aykırı bir durum oluşturulmadığı anlaşılmıştır. Somut olarak diğer ortaklardan farklı bir uygulama yapıldığı davacı tarafından kanıtlanmamıştır. Şirketin sermaye artırım ihtiyacı bulunduğu esasen davacı tarafından hastanede imzalanan muvafakat belgesinden de anlaşılmaktadır. Alınan karar anonim şirketin temel yapısına ve sermayenin korunması ilkesine uygundur. Bu kararla pay sahibi olan davacının vazgeçilemez nitelikteki hakları ihlal edilmemiş veya bunların kullanımı kısıtlanıp güçleştirilmemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere artırım kararı OHAL KHK'ları kapsamında görevli olan organ tarafından alınmıştır. Sermaye artırımına ilişkin karar geçerli olduğundan, bu kararın uygulanmasına esas olan sonraki yönetim kurulu kararının da geçerli olduğu, bu kararların batıl ve yok hükmünde olmadığı anlaşılmıştır. Bu davada cevap dilekçesinde belirtilen sermaye artırım nedeni ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/243 Esas sayılı dosyasında ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının butlanı davasında yöneticilerin yaptığı sermaye artırımına ilişkin açıklamaların farklı olması, şirketin sermaye artırım ihtiyacı olmadığını kanıtlamaz. Zira gerek bu dosyada gerekse diğer dosyada ileri sürülen sebepler sermaye artırım nedenleri olup, sermaye artırımının, davacının payının azaltılması amacıyla yapıldığına ilişkin hiç bir kanıt bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. İstinaf başvurusundan sonra gönderilen 03.10.2024 ve 23.06.2026 tarihli dilekçelerde, yeni ve mahkeme kararı ile Dairemiz incelemesinde varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektirir bir nedenin de ileri sürülmediği gözetilerek, davacının istinaf başvuru nedenlerinin tamamı yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.