Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2040 E. 2026/1773 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2040
Karar No
2026/1773
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/2040 KARAR NO : 2026/1773

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2026 NUMARASI : 2026/507 Esas (Derdest) DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/08/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/08/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/12/2024 günü sabah saatlerinde sürücü ...... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın Uçanyol istikametinden Yeşildere Caddesine katılıp Bornova istikametine doğru en sağ şeritten seyir halinde iken Buca Köprü istikametine dönüş yapmak için önce orta şeride sonra sol şeride geçmek için manevra yaptığı esnada aynı yön ve istikamette en sol şeritten seyreden sürücü .... sevk ve idaresindeki ve müvekkilİ davacınında içerisinde olduğu ... plaka sayılı araca çarpması ve çarpmanın etkisi ile ... plaka sayılı aracın sol tarafa doğru savrularak aracın ön kısımları ile önce orta refüje çarpması ve tekrar savrularak orta refüje çıkması ve sol tarafa savrularak aracın sol yan kısımlar ve sol arka kısımlarıyla da orta refüj içerisinde bulunan direğe çarpması sonucu meydana gelen kazada ....'nun yaralandığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/25159 sayılı soruşturma evrakı üzerinden araç sürücüsü .... hakkında TCK 89/4. maddesi gereğince taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan iddianame düzenlenerek İzmir 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/895 Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığını, müvekkili davacının 1 ay boyunca yatarak tedavi gördüğünü, müvekkili davacının bu süreçte ve sonraki 2 aylık süreçte torakalomber çelik korse kullanmak zorunda kaldığını, müvekkilinin, travmaya bağlı sağ akciğerinde meydana gelen hasar ve belinde meydana gelen çökme sebebiyle yapmakta veya yapacak olduğu bir işi makul insanların çaba ve gayretleri dahilinde yapamayacak olup sosyal hayatı açısından da kısıtlama yaşayacağını belirtmiş, davada haklı çıksalar bile özellikle sigorta şirketinin sorumluluğunda olmayan manevi tazminat alacağının tahsili dava sonucunda güç veya imkansız hale gelebileceği nedenle kazaya karışan davalı ....'a ait .... plaka sayılı araca, bunun mümkün olmaması halinde davalı araç sahibi .....'ın ve davalı sürücü .....'ın başkaca araç ve taşınmazı bulunması halinde tespit edilen araç ve taşınmazlarına teminatsız olarak tedbir koyulmasını talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; maluliyet ve kusur yönünden Adli Tıp incelemesi yapılması gerektiğini, davacının öğrenci olduğunu ve gelir getirici bir işte çalışmadığını, bu nedenle kazanç kaybı oluşmadığını, tedavi giderlerinin fatura veya belgeyle ispatlanmadığını, bakıcı ihtiyacının aile tarafından karşılanması halinde tazminattan %50 indirim yapılması, bakıcı tutulduğunun belgelenmemesi halinde ise hesabın net asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, yol ve eğitim giderleri trafik sigortası teminatı kapsamında olmayan dolaylı zararlar olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminatın poliçe kapsamı, SGK ödemeleri, müterafik kusur ve teminat limiti dikkate alınarak azaltılmasına veya reddedilmesine karar verilmesi gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesinin 15/05/2026 tarihli ara kararında özetle; HMK'nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları başlığı altında, yalnızca “uyuşmazlık konusu” hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin norm altına alındığı, dolayısıyla taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak veya şeyin aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacağı, kanunun “uyuşmazlık konusu hakkında” diyerek bu hususa açıkça vurgu yaptığı, hakkında tedbir kararı verilmesi istenilen davalıya ait ..... plakalı araç ya da başkaca araç ve taşınmazların dava (çekişme) konusu olmadığı gerekçesiyle, HMK'nun 390/3. maddesi ile 391. maddeleri de göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, trafik kazası nedeniyle alacağın yaklaşık olarak ispatlandığını, davalıların malvarlığını devretmesi halinde alacağın tahsilinin zorlaşacağını, bu nedenle ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu savunarak Mahkemenin 15/05/2026 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılarak davalıların araç ve taşınmazları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteği ile birlikte talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddinden kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesince gerekçeli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Geçici hukuki koruma ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kavramları bir birinden ayrı kavramlardır. Geçici hukuki koruma daha genel ve üst kavram olarak kabul edilirken, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz geçici hukuki korumanın birer türü olarak kabul edilmelidir. İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nun 389/1. fıkrası gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3. fıkra gereğince tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Uyuşmazlık bir miktar para alacağına ilişkin ise 2004 Sayılı İİK 257. vd. maddeleri gereğince ihtiyati haciz; uyuşmazlığın dava konusu hakkında olması halinde 6100 Sayılı HMK'nun 389. vd maddeleri gereğince ihtiyati tedbire ilişkin geçici hukuki koruma kararı verilmesi istenebilecektir. Para alacakları bakımından özel bir yol olarak ihtiyati haciz getirildiği için, bu şekilde bir alacağını güvence altına almak isteyen bir kişinin ihtiyati tedbir yoluna başvuramaması doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir. 6100 Sayılı HMK'nun 33. maddesi gereğince olayları anlatmak taraflara, hukuki niteleme mahkemeye aittir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz iki ayrı koruma tedbiri olup amaçları, konuları ve sonuçları bakımından birbirinden farklıdır. Biri diğerinin yerine geçmek üzere karar verilmez. Diğer bir anlatımla talep ya ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir şeklinde nitelendirilip hüküm altına alınmalıdır. Nitekim 6100 Sayılı HMK'nun 406/2. fıkrasında "İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır." denmiştir. Bu fıkranın gerekçesinde "özellikle uygulamada farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının hatta -ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilmesi- gibi aslında kanuna tamamen aykırı geçici hukuki koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır." denmiştir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Davacının özellikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki isteği ise yukarıda gösterilen yasal düzenlemeye uygun bulunmadığından yerinde görülmemiştir. Eldeki davada istem, haksız eylemden kaynaklanan tazminata (para alacağına) ilişkin olduğundan istenilebilecek geçici koruma yolunun ihtiyati haciz olduğu açık ise de, davacı vekili dilekçelerinde ihtiyati tedbir isteminde bulunduğunu belirterek somutlaştırdığından ilk derece mahkemesince geçici hukuki koruma isteminin ihtiyati tedbir olarak nitelendirilerek hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır. Somut olayda, davalı adına kayıtlı araç ile taşınır ve taşınmaz mavarlığının uyuşmazlık konusu olmadığı sabit olduğundan ve tedbir talebinin reddi yönündeki kararda usul ve yasaya aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince davacı tarafın geçici hukuki koruma tedbirine yönelik isteği bakımından taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının yatırana iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 05/08/2026 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-f) bendi ve 394/son fıkrası gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2040, K. 2026/1773, T. 05.08.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2040-e-2026-1773-k-da2154b5d1ca