Diğer ·
2025/117 E. 2026/159 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/117
- Karar No
- 2026/159
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ
ESAS NO : 2025/117 KARAR NO : 2026/159
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/06/2025 KARAR TARİHİ : 10/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı taraf, ...A.Ş. Olarak “...” markası ile işletilen dünyaca ünlü hastanenin sahibi olduğunu, hastanenin ... bünyesinde özel bir sağlık kurumu olduğunu, hastanenin 1920 yılında ... liderliğinde kurulduğunu, hastanenin 1995 yılında ...'na katıldığını, markanın tanınmış marka olduğunu, “...” ibaresi bulunan 28 adet markaları olduğunu, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi... E. ...K. Sayılı kesinleşmiş kararı ile markalarının tanınmış olduğu, davalının “...” “...” ibarelerini içeren bir hastane açtığı, bu ibarenin geçtiği ticaret unvanını tescil ettirdiği, davalının hem fiili kullanımının hem ticaret unvanındaki kullanımının marka haklarını ihlal ettiğini, davalının marka hakkına tecavüz oluşturan tüm fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasını davalının marka ibaresini kullandığı materyallerine el konulmasını, davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılmasını , mahkeme kararının kamuoyuna duyurulmasını talep etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156. Madde uyarınca hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemeleri yetkili mahkemeler olduğunu, buna göre tecavüzün işlendiği iddia edilen yer ve etkilerinin görüldüğü yer davalı müvekkil şirketin de merkezi olması dolayısıyla Antalya İli olduğunu, bu nedenle iş bu davada bir diğer yetkili mahkeme ... Asliye Hukuk (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatı İle) Mahkemeleri olduğunu, Davacının Türkiye'de ikamet etmemesi halinde, yetkili mahkeme, sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmiş ise, Enstitünün merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme olduğunu, Davacı tarafın Türkiye'de ikamet ettiğinin bilindiğine göre sicilde kayıtlı vekilin bulunduğu yerde bulunan mahkemenin yetkili olmayacağı açık olduğunu, bu sebeple iş bu davanın 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156. Madde uyarınca yetkisiz mahkemede açıldığı ortada olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, Müvekkil şirket ... olarak 2018 yılından bu yana ... İlinde faaliyet gösteren hastanenin ... İli ... İlçesinde açılan şubesi olduğunu, müvekkil şirket sağlık alanında hizmet veren, hastalarına üstün bir özen sağlayan, tanınmış saygın bir kuruluş olduğunu, müvekkil hastanenin adında bulunana ''...'' ibaresi şirketin kurucu ortaklarının isim ve soy isimlerinin baş harfleri alınarak üretilmiş türetme bir isimdir. Müvekkil şirketin ticaret unvanında da yer alan ''...'' ibaresi aynı zamanda müvekkilin sağlık hizmetleri sunarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğü Tıp Merkezinin de adı olduğunu, müvekkil şirket 2014 yılında kurulmuş olup 2018 yılında...'nin özel hastane ruhsatını tüm hak ve alacakları ile birlikte devraldığını, müvekkil bu tarihten itibaren devralmış olduğu ruhsattaki isim ve ticaret unvanındaki ismi kullanarak bir marka oluşturmuş ve bu şekilde hizmet vermiştir. Müvekkile ait hastanenin kendine ait logo tasarımı ve renkleri ile Türkiye'deki herhangi bir hastane ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını, Halihazırda ... olarak hizmet veren müvekkil hastane 1848 yılında ...’e yerleşmeye karar veren ve hayatının sonuna kadar ...'te yaşayan ... anısına 1879’da ...'nden sınıf arkadaşlarının yaptıkları bağışlar ve topladıkları yardımlar ile kurulduğunu, kurucularının ... asıllı olması ve ... bir doktorun anısına kurulmasından dolayı ... ibaresini alması oldukça doğal olduğunu, müvekkil hastane padişah fermanı ile kurulmuş Türkiye'de bulunan ilk hastane olduğunu, Müvekkil hastanenin kurulmuş olduğu dönem 1800'lere dayanmakta olup köklü tarihi ile halihazırda Türkiye'de 5 şubesi yurtdışında 2 şubesi ile hizmet vermeye devam ettiğini, müvekkil hastanenin kurulmuş olduğu dönemde henüz Türk Patent ve Marka Kurumu dahi kurulmadığından marka hakkı o tarihlerde alınamadığını, davalı yan müvekkilin yıllardır kullanımında olan ''...'' ibaresini haksız şekilde tescil ettirdiğini, müvekkilin yüzyıllardır kullanmış olduğu ''...'' ibaresinin marka hakkını almak adına defalarca Marka ve Patent Kurumu'na başvurulmuş olmasına rağmen davalının haksız itirazları üzerine başvuruların reddedildiğini, Müvekkil hastane ilk kurulduğu dönemlerde hastaneye bölge halkı tarafından ... adı verilmiştir. 1882 yılında hastaneye üç kuşak boyunca hizmet verecek ... ailesi ...'e yerleştiğini, ... ve eşi ... hastanede göreve başladığını, bu tarihten itibaren ... ismini aldığını, ... aynı zamanda Padişah fermanı ile çalışma izni verilen ilk kadın doktor olduğunu, tarihi açıdan ilmek ilmek .. Tıp Uygulamalarıyla gelişen müvekkil hastanenin tarihçesi incelendiğinde herhangi bir marka hakkına tecavüzün olmadığı ortada olduğunu, Müvekkil şirketin ticaret ünvanı da dikkate alındığında marka açısından belirleyici olan kısmın ''...'' ibaresinin olduğu açık olduğunu, müvekkil şirketin kullanmış olduğu ''...'' ibaresi markanın esaslı unsuru olmadığını, ''...'' ibaresinin bir marka olarak değil bir coğrafi kaynak olarak ele alınması gerektiğini, Müvekkilin bu ibareyi kullanmasındaki amaç, müvekkilin hastanesindeki uygulamalarında amerikan sağlık modelini ve tekniklerini uyguladığını gösterdiğini, "..." ibaresi sadece davacı şirket kullanımına bırakılamayacak kadar sıradan ve zayıf bir marka olduğunu, bu ibare markadan çok bir coğrafi belirteçtir ve bu ibareyi içeren çok sayıda marka bulunduğunu, bu sebeple zayıf nitelikteki bu ibarenin diğer şirketler tarafından kullanılmasına davacının katlanması gerektiğini, Davacı dışı birçok şirket tarafından da kullanılan ''...'' ibaresinin ayırt edicilik özelliği oldukça düşük olduğunu, Haksız ve kötü niyetli olarak açılmış bulunan davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle;davalı şirketin yetki itirazının 6769 sayılı SMK'nin 156/3. maddesi uyarınca yerinde olmadığını, müvekkil şirketin seçimlik hakkını kullanarak ikametgâhında dava açtığını, davalının markasal kullanımlarının devam etmesi sebebiyle zamanaşımı iddiasının dinlenemeyeceğini, eylemlerin devam etmesi nedeniyle zamanaşımının henüz işlemeye başlamadığını, müvekkile ait ... esas unsurlu markaların sağlık sektöründe tanınmış marka olduğunu, uyuşmazlık konusu ... Hastaneleri ibareli kullanım ile müvekkil markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporunun da iddialarını doğruladığını, davalının müvekkil şirket ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini, dava konusu hizmetlerin müvekkil markalarının tescil kapsamındaki hizmetlerle aynı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin mevcut olduğunu, müvekkil markasının tanınmışlığından haksız yarar elde edildiğini, davalının kullanımlarının markanın itibarına zarar verdiğini ve ayırt edici karakterini zedelediğini, davalının ... ibaresini ön plana çıkararak kötü niyetli hareket ettiğini, davalı şirketin cevap dilekçesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davalı tarafın cevap dilekçesinin reddini, haklı davanın ve ihtiyati tedbir talebinin kabulünü, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 2. Cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 2018 yılından bu yana ...'te faaliyet gösteren ...'nin ... şubesi olduğunu, müvekkil hastanenin 1848 yılında...anısına kurulan ve padişah fermanı ile çalışma izni alan ilk kadın doktor ...'ın görev yaptığı köklü bir geçmişe sahip olduğunu, hastanenin isminin kurucularının ... asıllı olmasından kaynaklandığını, müvekkilin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin kurucu ortakların isimlerinin baş harflerinden türetildiğini, davacının haksız ve kötü niyetli itirazları nedeniyle müvekkilin marka tescil başvurularının reddedildiğini, müvekkilin kullandığı ... ibaresinin marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini, bu ibarenin coğrafi bir kaynak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkil hastanenin Türkiye'de ve yurt dışında birçok şubesiyle hizmet verdiğini, davacı şirketin tescilli isimleri arasında bulunmayan başvuruların reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilin ticari itibarının ve tarihi dokusunun korunması gerektiğini belirterek haksız açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. II.DELİLLER TPMK'dan davaya konu "...", "..." ve "..." marka tescil dosyasına ilişkin belgelerin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretleri celp edilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ... Şirketi'ne ait ticaret sicil kayıtları celp edilmiştir. Mahkememizin 06/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı ile "1-SMK'nın 159. ve 6100 sayılı HMK'nın 389-390. maddeleri gereğince İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN TAKDİREN 300.000,00 (ÜçYüzbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜNE 2- Davacı vekili adına tescilli "..." markasına benzerlik ve tecavüz teşkil eden davalı yana ait “..." ve “...” markalarını içeren ... başta olmak üzere her türlü mal ve hizmet ile ilgili tüm kullanımların durdurulmasına, önlenmesine, “..." markasını taşıyan kartvizit, tabela gibi tanıtım materyalleri, online ve ticari sunumların vb. tespit edilecek tüm kullanımlarının İHTİYATİ TEDBİREN durdurulmasına, ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin davacının bildireceği yediemin'de muhafazasına,yediemin masraflarının tedbir talep eden tarafça karşılanmasına, 3-İnfazda tereddüte mahal vermemek üzere bilirkişi raporunun karara eklenmesine, 4-HMK'nın 393/2 maddesi gereğince tedbir kararının İstanbul Nöbetçi İcra Dairesi aracılığıyla infazına.." kararının verildiği anlaşılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili tarafından düzenlenen 31/07/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davalının “...” ile “...” ile “...” ibareleri kullanımlarının, davacıya ait ... numarasıyla ... sınıfta tescilli “...” ve ... numarasıyla ... Sınıfta tescilli “...” markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerlik sebebiyle ortalama tüketim nezdinde iltibas yaratabileceği sonuç kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava;Davacının tescilli ve sağlık sektöründe tanınmış markaları ile benzerlik ve iltibas yaratan, davacıya ait tanınmış markadan haksız kazanç sağlayan ve tanınmış markanın itibarını ve ayırt etme gücünü zedeleyen “...” ve “...” ibareli markasal kullanımın her türlü ürün ve hizmet üzerinde kullanımı sureti ile davalının yarattığı marka tecavüzünün tespiti, önlenmesi ve durdurulması ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması, “...” ibaresini içeren ticaret unvanının iptaline ve ticaret sicilinden terkinine, davacı aleyhine yaratılan marka tecavüzü durumu dikkate alınarak; karşı yana tebligat yapılmaksızın ve tensip ile birlikte; davaya konu “...” ve “...” markalarını içeren ... başta olmak üzere her türlü mal ve hizmet ile ilgili tüm kullanımların durdurulması ve önlenmesi ile “...” markasını taşıyan kartvizit, tabela gibi tanıtım materyalleri, online ve ticari sunumların vb. tespit edilecek tüm kullanımlarının ihtiyati tedbir kararı ile durdurulması ve önlenmesi talebine ilişkindir. IV. GEREKÇE Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenleyen SMK'nın 29/1(a) hükmü ile marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın da marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu belirtilmiştir. SMK'nın 7/2 (b) hükmü ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının önlenmesini izni alınmayan hak sahibinin isteyebileceği, 7/3(e) hükmü ile de işaretin ticaret alanında ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının da ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabileceği düzenlenmiştir. (Yargıtay 11. H.D....E.,...K. Ve 26.02.2025 tarih) Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı Ve İstisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ...E., ... K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih, ... E., ... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., ... E. ... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; İncelenen kayıtlarda; davacının ... asli unsurlu markalarının tanınmış marka olduğu, davacının huzurdaki davaya mesnet gösterdiği ... asli unsurlu markalarının, bilinirliği ve ulaşmış olduğu tanınmışlık seviyesinin yüksek olduğu, davacı markasının yalnızca tescil ile değil uzun süreli fiili kullanım yoluyla da ayırt edicilik kazandığı ve ilgili sektörde güçlü bir çağrışım oluşturduğu anlaşılmaktadır. Sağlık hizmetleri sektörü bakımından yapılan inceleme ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacı şirkete ait ... ibaresini asli unsur olarak içeren markaların sağlık hizmetleri alanında uzun yıllara dayanan kullanım geçmişine sahip olduğu ve ilgili sektör çevrelerinde belirli bir bilinirlik düzeyine ulaştığı, sağlık sektöründe bir hastane markasının yalnızca ticari faaliyetlerle değil, verilen sağlık hizmetlerinin sürekliliği, sağlık kuruluşunun kurumsal varlığı, hasta portföyü ve sağlık profesyonelleri nezdindeki tanınırlık ile oluştuğu, dosya kapsamında yer alan tescil kayıtları ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacı markasının sağlık hizmetleri alanında uzun süreli kullanım sonucu sektörel bilinirlik kazandığı anlaşılmaktadır. Davalı yanın ... ŞİRKETİ ticaret unvanı ile gösterdiği faaliyetler kapsamında davaya cevapları incelendiğinde; davalı yanın önceki kullanımları olduğu iddia ettiği kullanımlardan ayrışarak ... markasal kullanımları ile ticaret unvanına davacının tescillerinden/kullanımlarından daha sonra başladığı, böylelikle davalının eskiye dayalı kullanım yoluyla bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun değerlendirilemeyeceği, davacı markasında yer alan ... ibaresi coğrafi, ... ibaresi ise sektörel bir unsur olsa da hem bu ibarenin ... şeklinde tanınmış marka olarak kabul edilmesi hem de davacının uzun süreli kullanımları ile bu ibareye kullanım yoluyla ayırt edicilik katması göz önünde bulundurulduğunda davacının ... şeklindeki markalarının zayıf marka olarak değerlendirilemeyeceğine kanaat getirilmiştir. Davacının tanınmış markaları ile ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzerlik ... teşkil eden davalı yanın kullanımları ile ... ŞİRKETİ ticaret unvanındaki markasal kullanımın; davacının tanınmış marka olarak kabul edilen ... asli unsurlu markalarına tecavüz teşkil ettiği tespit edilmiştir. Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine ve davalının ticaret unvanından ...' ibaresinin terkinine dair kurulan hükme emsal nitelikteki Yüksek Yargı Kararları ise aşağıdaki şekildedir; Yargıtay 11. H.D.'nin ...E., ...K. Ve 21/05/2024 tarihli "...Davalının başvuru konusu yaptığı "..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." markası arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve iltibas olduğu, başvuru kapsamının da davacının itirazına mesnet markaları ile kısmen benzer bulunduğu, davacının markasının bilinirliğinin dosya kapsamına göre kanıtladığı, ayrıca tarafların markalarının benzer olduğu da belirlenmiş olup, dava konusu markanın davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil başvurusu yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği..." şeklindeki istinaf mahkemesi gerekçesinin onanmasına dair kararı, Yargıtay 11. H.D.'nin ...E., ...K. Ve 05/03/2024 tarihli "...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairemiz bozma kararında atıf yapılan davaların davacı lehine sonuçlandığı, davalı tarafın kullanımlarının davacının esas unsuru “AMERİKAN” ibaresi olan, markaları ile “benzer” olduğu, hizmetlerin de birebir aynı olduğu, davalıların kullanımlarının, alan adının ve ticaret unvanının davacının markalarından doğan haklarını ihlal ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir...." şeklinde ilk derece mahkemesini bozmaya uyarak vermiş olduğu kararın onanmasına konu kararlar somut uyuşmazlık konusu ile benzer nitelikte görülmüştür. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE, 1-Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkinine, karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine, 3-SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 615,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 116,60.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 24.000,00-TL, posta ve tebligat gideri 1.345,00.-TL, başvuru harcı 615,40.-TL, vekalet harcı 87,50.-TL olmak üzere toplam 26.048,40.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, Dair karar Davacı vekili ve Davalı vekili yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/08/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır