Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1000 E. 2026/1201 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1000
Karar No
2026/1201
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1000

KARAR NO: 2026/1201

... MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/06/2026

NUMARASI: 2026/204 Esas, 2026/273 Karar

DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir

KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili; ... A.Ş.’ne ait, “...Santrali'nin inşası için hakkında ihtiyati tedbir istenen müvekkili ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında sözleşme imzalandığını, Çek Cumhuriyeti’nde kurulu ve faaliyet gösteren karşı yan ... Şirketi'nin, işin yapımına ilişkin müvekkili şirket ile ayrı bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşme kapsamında kaşşı yan... A.Ş. şirketine işin tamamlanması ve teslimi amacıyla teminat mektupları verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan borç ve yükümlülüklerin ifa edilmemesi yahut akde aykırı şekilde ifa edilmesi rizikosuna karşı, lehtar müvekkili şirket muhatap ise karşı taraf, (iş sahibi şirket) olmak üzere ... A.Ş, ... .... A.Ş. ve ...A.Ş. tarafından “garanti sözleşmesi” niteliğinde olan ve ekte sunulan teminat mektupları düzenlendiğini, işin bitimine yakın karşı yan ... Şirketi'nin mali sıkıntılar yaşadığını, müvekkiline ödemelerde aksamalar oluşmaya başladığını, bu dönem müvekkili şirketlere yer teslimlerinde gecikmeler yaşandığını, gecikmenin müsebbibi ve kusurlu tarafın müvekkili olmaması ve ileride yaşanacak hukuki ihtilaflarda sorumluluktan kurtulmak adına yer teslimi geciken alanlar üzerinde Mihalıççık Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/5 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, 2016 yılında ... grubunun FETÖ bağlantısı nedeniyle ..... de maliki olan ... Şirketine el konulduğunu, bağlı grup olan inşaatın sahibi ...'nın TMSF’ye devredildiğini, bu esnada, müvekkilinin yükümlülüklerini aksatmamak adına ve sözleşmesel sorumluluk yaşamamak, yabancılık unsuru da bulunan süreçte inşaata devam ettiğini ve .... inşaatının %98 seviyesinde tamamlandığını, karşı yanın müvekkiline işin tamamlandığına ilişkin geçici kabul belgesi verdiğini, bu esnada .... santralin idaresinin TMSF denetiminde ve atanan kayyumda olduğunu, müvekkilinin gerek cari alacağı, gerek %3 seviyesinde kabulü yapılmayan işlerin bedeli ve gerekse fazla imalat bedelleri ödenmeyince, sözleşme gereğince karşı yan ile görüşmelere yapıldığını, ancak görüşmelerden sonuç alınamadığını, kısa süre sonra ise karşı yanın, Ostrava Asliye Ticaret Mahkemesi’nden "İflas Erteleme" talebinde bulunduğunu, yapılan toplantılara müvekkili temsilcilerinin katıldığını, ancak beş yüzü aşkın alacaklılar listesi karşısında ödemelerini alamadığını, daha sonra karşı yanın iflasının Ostrava Mahkemesinin "ref.no. ...." kararı ile açıklandığını ve şirkete kayyum atandığını, müvekkili şirketin 10 milyon Euro civarındaki hakkediş bedellerini halen alamadığını, sözleşme kapsamında verilen kesin teminat mektuplarının hiçbir gerekçe gösterilmeden Çek Cumhuriyeti'nde iflas eden karşı yan şirketine Ostrava Mahkemesinin "ref.no......." kararı ile atanan Çek vatandaşı kayyum tarafından paraya çevrilmeye çalışıldığından, işin yapıldığı Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi’nden 2017/9 Değişik İş sayılı dosyasından teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alındığını, daha sonra Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/43 Esas sayılı dosyası ile teminat mektuplarının iptali için dava açıldığını ve iki dosyanın birleştirildiğini, mahkeme tarafından tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddedildiğini, istinaf mahkemesi tarafından tahkim şartı nedeniyle istinaf başvurularının reddedildiğini ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin yargılaması sonucunda, 2022/926 Esas ve 2022/2672 Karar sayılı ilamıyla, temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verildiğini, bu itibarla teminat mektuplarının korumasız kaldığın ileri sürerek karşı tarafın iflasının açıklanmış olması, Türkiye’de halen bir ikametgahının ya da temsilciliğinin, geçerli tebligat adresinin bulunmaması, müvekkilin geçici kabul belgesi almış ve inşaatı teslim etmiş olması, beş seneden fazladır iflas masasında alacak sırasında olması ve halen alacağını alamamış olması, karşı tarafın gerekçesiz şekilde sırf rüçhanlı alacaklıların paralarını ödemek kastı ile borçlu olmasına rağmen mektupları paraya çevirme girişiminde bulunmaları da dikkate alınarak öncelikle müvekkili şirket adına sözleşme gereğince Avusturya Viyana Tahkim Kuruluna başvuru yapılacağı için HMK'nın 389. ve devamı maddeleri uyarınca, toplam 8 adet ve güncel rakamlarıyla 4.458.688,91 EURO bedelli teminat mektuplarının ödenmesinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat ile ihtiyati tedbir verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; 22/05/2023 tarihli karar ile; 4686 Sayılı Miletlerarası Tahkim Kanunun 3. Maddesi ile "Bu Kanunda mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde, davalının yerleşim yeri veya olağan oturma yeri ya da işyerinin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi; davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyeri yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi) görevli ve yetkilidir. Milletlerarası tahkimden kaynaklanan sorunlar için mahkemeler, sadece bu Kanunun hükümlerine göre müdahalede bulunabilirler." hükmü düzenlendiği, davalının yabancı uyruklu olduğu, Türkiye'deki yerleşim yeri, olağan oturma yeri ve işyerinin bulunmadığı bu durumda İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu, yine aynı kanunun 6. Maddesi uyarınca tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbir veya hacze karar vermesinin tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmeyeceği, teminat mektuplarının hangi amaç için verilmiş ise sadece o amaç için kullanılabileceği, kesin teminat mektubunun işlerdeki gecikme nedeniyle paraya çevrilmesi mümkün ise de işlerdeki gecikme, gecikmenin kimin sorumluluğunda bulunduğu, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı gibi yargılamayı gerektiren hususlar olup, henüz sözleşme feshedilmeden ve kimin alacaklı olduğu tespit edilmeden teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin HMK'nın 389. Maddesi gereği davacı tarafın hakkının elde edilmesini önemli ölçüde imkansız hale getireceği, yine tedbir kararı verilmesi halinde süreli teminat mektuplarının süresinin tedbir kararının yürürlükte olduğu süre kadar uzayacağının yerleşmiş Yargıtay kararları ile de sabit olduğu, bu nedenle tedbir kararı verilmesinin aleyhine tedbir istenen yönünden herhangi bir olumsuzluk doğurmayacağı gerekçesiyle, söz konusu teminat mektuplarının paraya çevrilmesi halinde HMK'nın 389. Maddesi uyarınca tedbir isteyenler aleyhine ciddi bir zarar doğacağından, tedbir talebinin kabulü ile ancak aleyhine ihtiyati tedbir isteyenin doğabilecek zararlarını karşılamak amacıyla da mahkemeye ibraz edilecek 95.630.405,61 TL'nin - (4.458.688,91 Euro x 21,4481) %15'i oranında olmak üzere üzere 14.344.560,84 TL bedelli nakdi yada süresiz bir teminat mektubunun sunulması halinde; ...-... ve ... mektup numaralı 4.579,50 € ve 318.989,96 € değerinde iki adet avans ... ve ... mektup numaralı 655.775,00 € ve 1.250.000,00 € değerinde iki adet kesin, ... Bankası-... mektup numaralı 318.989,95 € değerinde avans, ... mektup numaralı 1.250.000,00 € değerinde kesin, .... A.Ş. ... mektup numaralı 4.579,50 € değerinde avans, ... mektup numaralı 655.775,00 € bedelli teminat mektuplarının teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesine, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi hususunun 6100 Sayılı HMK'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyaten durdurulmasına, bu kapsamında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme kararı davalı yanca istinaf edilmiştir.

Dairemizin 2024/294 Esas, 2024/268 Karar sayılı ilamıyla; tahkim anlaşmasının varlığına rağmen yabancılık unsuru içeren bir uyuşmazlığa ilişkin olarak ... Mahkemelerinden ihtiyati tedbir istenebileceği gibi ... mahkemelerinden verilen ihtiyati tedbire ilişkin kararlara yapılan itiraza da, tahkimde dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın, ... Mahkemelerinde bakılabileceği (bkz. Yargıtay 6. HD.; : 12/10/2022 tarih, 2022/3529 E., 2022/4699 K. Sayılı kararı)

Yabancılık unsuru resen tahkime tabi bir uyuşmazlığa ilişkin olarak ... Mahkemelerince verilen geçici hukuki koruma tedbiri (ihtiyati tedbir) kararına, uyuşmazlığa ilişkin tahkim yargılaması başladıktan sonra yapılan itiraza bakmaya ... mahkemelerinin yetkili olduğu gözetilerek karşı tarafın itirazı hakkında esastan karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 20/12/2023 tarihli itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunarak yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Mahkemece, tedbir talebine konu tüm teminat senetlerinin Euro cinsinden olduğu tartışmasızdır. O halde, teminat belirlenirken, talep tarihi itibari ile Merkez Bankası Euro kuru ne ise, teminat senetlerinin toplam miktarı bu kur üzerinden TL'ye çevrilir ve bulunan TL karşılığı üzerinden TL cinsinden teminat miktarı belirlenir. Bilindiği üzere, ihtiyati tedbir taleplerinde teminat miktarının ne olacağı HMK 389 ve devamı maddelerinde yer almamaktadır. Uygulamada %15 teminatla ihtiyati tedbir verildiği herkesçe malumdur. O halde talep tarihi üzerinden Euro'nun TL karşılığını üzerinden %15 teminat tayin edilmesinde de usule ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Kurun talep tarihinden sonra artış göstermesi, teminatın eksik alındığı anlamına gelmeyeceğinden itiraz edenin teminata yönelik itirazlarının da reddine karar verilmiştir. Dairemizin 02/10/2024 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Yine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/10/2025 tarihli ek kararı ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep eden ... A.Ş. vekilinin talebinin kabulüne karar vererek Mahkememizce daha evvelden verilen 22/05/2023 tarih, 2023/154 Değişik iş ve 2023/174 K sayılı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı istinaf edilmiştir.

Dairemiz tarafından : 2025/1779 esas ve 2026/314 karar sayılı ilamı ile, "...Somut olayda, Viyana Uluslararası Tahkim Merkezindeki davanın reddedilmesi şeklindeki "değişen durum ve koşullara" (HMK m. 396) dayanılarak yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair 03.10.2025 tarihli ek karar doğrudan istinafa değil, itiraz yoluna tabidir. O halde, davalı tarafça duruşma açılarak verilen ihtiyati tedbir kaldırılmasına ilişkin karara yönelik davacı tarafın sunmuş olduğu istinaf ( itiraz ) dilekçesi kapsamında, HMK 396 maddesi gereğine usulüne uygun olarak işlem yapılması gerekmektedir. " gerekçesi ile mahkeme kaldırılmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama ile, TSO lehine banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesini önlemek üzere 22.05.2023 tarihinde verilen ihtiyati tedbirin, TSO’nun Viyana Uluslararası Tahkim Merkezinde açtığı menfi tespit davasının reddedilmesi üzerine 03.10.2025 tarihli ek kararla kaldırıldığını, TSO’nun bu karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarihli kararı gereğince itiraz olarak incelendiğini, TSO’nun kaldırma kararının gerekçesiz olduğu ve yabancı hakem kararı Türkiye’de tanınıp tenfiz edilmeden tedbirin kaldırılamayacağı yönündeki itirazlarının yerinde görülmediğini, hakem kararının ve kesinleşmesine ilişkin belgelerin onaylı örnekleri, apostil şerhi ve onaylı tercümelerinin dosyaya sunulduğunu, mahkemenin değerlendirmesine göre HMK’nın 414/4 ve Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 6. maddesinde davanın reddi hâlinde tedbirin kendiliğinden kalkacağının düzenlendiğini ve bunun için ayrıca tanıma veya tenfiz şartı öngörülmediğini, ayrıca durum ve koşulların değişmesi hâlinde HMK’nın 396. maddesi uyarınca da tedbirin kaldırılabileceğini belirterek TSO’nun itirazının reddine, 03.10.2025 tarihli tedbirin kaldırılması kararının aynen devamına, karar kesinleşip talep edildiğinde bankalara tedbirin kaldırıldığının bildirilmesine karar verilmiştir.

TSO İnşaat vekili istinaf dilekçesinde, teminat mektuplarının nakde çevrilmesini önleyen tedbirin kaldırılmasına ilişkin önceki karar ile BAM’ın bu karar hakkında verdiği kaldırma kararından sonraki süreci aktarmış, mahkemenin yabancı hakem kararının Türkiye’de tanınıp tenfiz edilmesi gerektiği yönündeki esaslı itirazını ve sunduğu hukuki mütalaayı yeterli gerekçeyle karşılamadığını, bunun gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini, Viyana’da verilen hakem kararının onaylı örneği ve tercümesinin sunulmasının Türkiye’de tanıma ve tenfiz kararı verilmesinin yerini tutmayacağını, yabancı kararın Türkiye’de hangi hukuki etkiyi doğuracağının bu usulle belirlenmesi gerektiğini, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 6. maddesindeki tedbirin kendiliğinden kalkmasına ilişkin hükmün yabancı tahkim kararı yönünden tanıma ve tenfiz gerekmeyeceği şeklinde yorumlanmasının hatalı olduğunu, Türkiye’de tanınıp tenfiz edilmiş ve bu yönden kesinleşmiş bir hakem kararı bulunmadan tedbirin kaldırılması hâlinde teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin telafisi güç sonuçlar doğuracağını ileri sürmüş, dilekçesinde dayandığı öğretisel görüşler ve yargı kararları çerçevesinde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.

Talep eden TSO İnşaat vekili, ...Santrali yapımına ilişkin sözleşme kapsamında ... lehine verilen toplam 4.458.688,91 avro bedelli sekiz banka teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesini istemiş, ... vekili işin süresinde ve sözleşmeye uygun tamamlanmadığını ileri sürerek tedbire karşı çıkmış, Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesince 2017 yılında verilen tedbiri izleyen menfi tespit ve teminat mektuplarının iadesi davası tahkim şartı nedeniyle usulden reddedilmiş ve bu karar kanun yolu incelemelerinden geçmiş, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince 22.05.2023 tarihinde mektupların nakde çevrilmesi teminat karşılığında tedbiren durdurulmuş, tedbire itirazın tahkim mahkemesine bırakılmasına ilişkin 20.12.2023 tarihli karar Dairemizin 27.03.2024 tarihli kararıyla kaldırılmış, mahkemece tedbire itirazın reddi üzerine bu karar Dairemizin 02.10.2024 tarihli kararıyla uygun bulunmuş, daha sonra TSO’nun Viyana tahkiminde açtığı menfi tespit davasının reddedilmesi üzerine ...’nin değişen koşullar nedeniyle yaptığı başvuru kabul edilerek 03.10.2025 tarihinde tedbir kaldırılmış, bu karara yönelik istinaf dilekçesinin Dairemizin 12.03.2026 tarihli kararı gereğince itiraz olarak incelenmesi sonucunda mahkemece 03.06.2026 tarihinde itirazın reddine ve tedbirin kaldırılması kararının devamına hükmedilmiş, TSO vekili yabancı hakem kararı Türkiye’de tanınıp tenfiz edilmeden tedbirin kaldırılamayacağını ve son kararın yeterli gerekçe içermediğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

Dairemizin 12.03.2026 tarihli kararında 03.10.2025 tarihli ek kararın HMK’nın 396. maddesi kapsamında doğrudan istinafa değil itiraza tabi olduğu açıkça belirlendiğinden, bu karar üzerine taraflar dinlenerek verilen 03.06.2026 tarihli itirazın reddi kararının hukuki niteliği değişmediğinden, HMK’nın 396/2. maddesinde kanun yolunu düzenleyen 394/5. maddesine gönderme yapılmaması ve 341/1-b maddesinde değişen koşullar nedeniyle tedbirin kaldırılmasına yönelik itiraz üzerine verilen kararların istinafa tabi kararlar arasında sayılmaması karşısında, mahkemece hükümde istinaf yolunun açık gösterilmesi kanunda bulunmayan bir kanun yolu oluşturmayacağından istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekmişir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../06/2026 tarih ve 2026/... Esas, 2026/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1000, K. 2026/1201, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1000-e-2026-1201-k-fb213e39f84b