Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/666 E. 2026/1418 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/666
- Karar No
- 2026/1418
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/666
KARAR NO : 2026/1418
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 20/02/2026
NUMARASI : 2024/238 E. - 2026/39 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin 2013 yılında ... markasını kurduğu, kahve, çikolata, sakız, şeker, yumuşak şeker gibi ürünleri ile dünya piyasasında nam saldığını, müvekkilinin ... markasının logo ve kurumsal kimliğini ... adı verilen ofis tarafından 27/05/2014 tarihinde tasarlandığını, ... Bakanlığı markalar departmanında ... markasının 24/07/2014 yılında tescil edildiğini, ... markası ile 2016 yılından bu yana ..., ... gibi dava dışı 3. Kişiler ile çalıştıkları, davalılardan ...'nun, müvekkilinin eski müşterisi ... .... Ltd. Şti.’nin yetkilisi olduğunu, müvekkilinin eski müşterisi ... .... Ltd. Şti. ile yapılan sözleşmeyi müvekkili adına davalılardan ...’in, ... .... Ltd. Şti. adına ise davalılardan ...’nun imzaladığını, ... ve ...’nun danışıklı şekilde ... markasını hukuka aykırı şekilde kullandıklarını, davalılardan ... .... Ltd. Şti.’nin kötü niyetli şekilde ... markasını 25/12/2017 tarihinde tescil ettirdiğini, davalılardan ... .... Ltd. Şti.’nin ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalıların markaya tecavüz ve haksız kazanç elde etme noktasında bizzat müvekkili ile çalıştıkları dönemde tanıştıkları müvekkilin müşterileri ile çalıştıklarını, bir takım müşterileri yanlış yönlendirerek Müvekkilini milyonlarca zarara uğrattığını, bu nedenlerle ... tescil numaralı ... + şekil ibareli markanın tescil edildiği tüm sınıflar bakımından iptaline, davalılar aleyhine 1.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili ...’nun Türkiye’de mukim ... ...Limited Şirketi’nin yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin temsilcisi olduğu ... isimli firmanın, 2013 yılından beri davacı ... ile ticari ilişki içerisinde olduğunu, ...’ın, davacıya bir kısım lisanslı şekerleme ürünlerinin üretilmesi, görsel tasarımlarının yapılması, marka tescili işlemlerinin gerçekleştirilmesi, depolama ve tanıtım işlerinin yapılması gibi geniş bir alanda hizmet verdiğini, davanın husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiği, müvekkilinin işbu davada taraf olamayacağını, manevi tazminat bakımından lehine talepte bulunan tarafın davanın tarafı olmadığını, davalı müvekkilinin ... şirketi ile ticari ilişkisi olduğunu, ... şirketinin Türkiye, Çin, Hong Kong’taki temsilcisinin diğer davalılardan ... olduğunu, ... ... şirketinin bünyesindeki ... Grup şirketlerinden bazılarına da ortak olduğunu, 02/10/2017 tarihinde ... tarafından ... adına ...’a ... adında bir ticari şirket kurulması ve ... ibaresinin ise ticari marka olarak tescil edilmesi bakımından talimat gönderildiğini, söz konusu talimat üzerine ... tarafından ... .... Ltd. Şti.’nin kurulduğu, ... ibaresinin ise ticari marka olarak tescili için TPMK’ya başvuru yapıldığını, ... ve ... ... arasında ticari ilişki olduğu, Davalı müvekkilinin ortağı olduğu ... şirketinin ... ... adına üretim yaptığını, tasarımlardan, nakliye ve kalite kontrole kadar tüm süreçleri yerine getirdiğini, Türkiye pazarında iş yaptığını iddia eden davacının tek bir proforma faturası sunabildiği, Türkiye pazarına hâkim bir ticari faaliyetinin olmadığını, ...’in, ... şirketinin yetkilisi tarafından Türkiye’de yetkili olmak üzere görevlendirildiğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 17/10/2024 tarih ve 2022/344 Esas, 2024/1688 Karar sayılı "...davalıların markaya tecavüz ve haksız kazanç elde etme noktasında bizzat müvekkil şirketle çalıştıkları dönemde tanıştıkları, müvekkilin müşterileri ile çalıştığını, hatta bir takım müşterileri özellikle yanlış yönlendirmeleri sebebi ile müvekkilin milyonlarca lira zarara uğrattığını, davalıların haksız kazanç elde etme amacı güden bu hukuka aykırı eylemlerinin tamamının müvekkilden gizlendiği için müvekkil şirket zararının tam boyutunu haliyle tespit edemediğini ileri sürdüğü anlaşılmakla ayrıca davaya konu markanın kötü niyetli tescil edildiği ve bu tescil sürecinde diğer davalıların fiillerinin kararın gerekçesinde açıklanan gerekçeye yönelik davalılar tarafından istinaf başvurusu bulunmadığından mahkemece taraf delilleri toplanarak, tanıklar dinlenerek ticari defterler incelenerek tazminat hesaplaması yapılması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır..." şeklindeki ilamı ile Mahkememizden verilen 30/06/2021 tarih ve 2021/146 Esas 2021/122 Karar sayılı kararının kaldırıldığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; BAM ilamı kapsamında davaya esas markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olmakla somut olayda ihlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Feragat davaya son veren taraf işlemi olduğundan, davacı vekilinin maddi tazminat davası yönünden vaki feragati nedeniyle maddi tazminat yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle,"
1-Davacının davalı ... ...Limited Şirketi aleyhine açmış olduğu hükümsüzlük davasının KABULÜ ile; ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,
-Maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine,
-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Limited Şirketi ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerini reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalılar ... ve ... Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme, ... tescil numaralı “... + şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu kısmın tescil sahibi .... Ltd. Şti. bakımından kabul edildiğini, mahkeme manevi tazminat talebini kısmen kabul ederek 30.000 TL manevi tazminatın .... Ltd. Şti. ve ...’ten müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmettiğini, bu hükmün çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere marka hükümsüzlüğü davası yalnızca tescil sahibi olan şirkete yöneltilebileceğini, ... ve ..., tescil sahibi olmadıkları için hükümsüzlük davasının tarafı olamayacaklarını, Tecavüz ve tazminat talepleri bakımından da somut veri bulunamadığını, SMK md. 25/3 uyarınca hükümsüzlük davası, sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılacağını, tescil sahibi olmayan gerçek kişilerin (...) hükümsüzlük sürecinde taraf sıfatı olmadığını, mahkeme hükümsüzlüğü sadece şirket bakımından kabul ettiği halde, aynı gerekçeyle manevi tazminatı her iki davalıdan müştereken tahsil ettiğini, kararın taraf sıfatı ve illiyet bağı ilkelerine aykırı olduğunu,
Davacı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nin 17/10/2024 tarih ve 2022/344 Esas, 2024/1688 Karar sayılı ilamı ile maddi tazminat yönünden delil toplanmasını istediğini, ancak duruşmada maddi tazminat talebinden feragat ettiğini, manevi tazminat bakımından ise davacı şirketin “markasını kullanamadığı” veya “itibar kaybına uğradığı” iddiası soyut kaldığını, dosyada somut zarar bulunmadığını, bu husus yazılı deliller ve tanık beyanları ile ispat olunmadığını, bilirkişi raporu, davalıların markasal kullanımlarına ve ticari faaliyetlerine ilişkin herhangi bir veri tespit edemediğini, mahkeme, “ihlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları” diyerek takdiren 30.000 TL’ye hükmetmişse de bu takdir keyfi ve gerekçesiz olduğunu, feragat sonrası manevi tazminat talebinin bu şekilde kabulü, BAM ilamına da aykırı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını, mahkeme hükmünün bozulmasını ve akabinde dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere mahkemesine gönderilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ihtiyarî dava arkadaşı olan davalılar tarafından yapılan istinaf başvurusunda tek bir taraf için harç yatırıldığını, bu nedenle eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, davalıların istinaf başvurusunun haksız ve kötü niyetli olduğunu, mahkemenin marka hükümsüzlüğüne ilişkin hükmünün yalnızca ilgili şirket yönünden kurulduğunu ve davalıların istinaf iddialarının somut gerçekliğin çarpıtılmasına yönelik olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markayı tescil ettirmesi nedeniyle kişilik ve manevi haklarının ihlal edildiğinin açık olduğunu, davalıların eylemleri sonucunda müvekkilinin ticaret unvanı ve ticari itibarının zedelendiğini, pazar payını ve müşterilerini kaybettiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca marka tecavüzü nedeniyle manevi zararın oluşması için markanın piyasada kullanıldığının ispatının zorunlu olmadığını, marka hakkının ihlal edildiğinin ispatının yeterli olduğunu, somut olayda davalıların kötü niyetli olarak müvekkilin markasını tescil ettirdiklerinin ve marka ibaresini ticaret unvanı olarak kullandıklarının kesin olarak tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle davalının haksız istinaf başvurusunun reddini, eksik istinaf harcının tamamlattırılmasını, aksi halde başvurunun reddedilmesini, yargılamanın uzun sürmesi ve daha önce istinaf merciince incelenmiş olması nedeniyle dosyanın öncelikle incelenmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu; davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... + şekil ibareli markanın tescil edildiği tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğü ve maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Dairemizin iade kararında; Mahkemece, Davacının davalı ... ...Limited Şirketi aleyhine açmış olduğu hükümsüzlük davasının KABULÜ ile; ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, Davacının davalılar aleyhine açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE karar verildiği, iş bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup incelemenin bu yönden yapıldığı belirtilmek sureti ile,"...davalıların markaya tecavüz ve haksız kazanç elde etme noktasında bizzat müvekkil şirketle çalıştıkları dönemde tanıştıkları, müvekkilin müşterileri ile çalıştığını, hatta bir takım müşterileri özellikle yanlış yönlendirmeleri sebebi ile müvekkilin milyonlarca lira zarara uğrattığını, davalıların haksız kazanç elde etme amacı güden bu hukuka aykırı eylemlerinin tamamının müvekkilden gizlendiği için müvekkil şirket zararının tam boyutunu haliyle tespit edemediğini ileri sürdüğü anlaşılmakla ayrıca davaya konu markanın kötü niyetli tescil edildiği ve bu tescil sürecinde diğer davalıların fiillerinin kararın gerekçesinde açıklanan gerekçeye yönelik davalılar tarafından istinaf başvurusu bulunmadığından mahkemece taraf delilleri toplanarak, tanıklar dinlenerek ticari defterler incelenerek tazminat hesaplaması yapılması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği" belirtilmiştir.
Davacı vekili 20/02/2026 tarihli duruşmadaki beyanında; dosyanın geldiği safahat aşamasında maddi tazminat taleplerinden vazgeçtiğini, öncesinde bam kararı bulunduğunu, davalı tarafın haksız tescili sebebi ile markalarını kullanamadığını, manevi olarak zarara uğradıklarının sabit olduğunu, bu celse karar verilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece markanın hükümsüzlüğüne, maddi tazminat talebinin feragat nedeni ile reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 30.000,00 TL.,nin davalılardan ..., .... ltd. şirketinden tahsiline karar verildiği ve davalılar ...,.... Ltd. şti vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Markanın hükümsüzlüğüne ilişkin bir istinaf sebebi bulunmamaktadır.
Davalılar istinaflarında,SMK md. 25/3 uyarınca hükümsüzlük davası, sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılacağı, Tescil sahibi olmayan gerçek kişilerin (...) hükümsüzlük sürecinde taraf sıfatı bulunmadığı, Mahkemece, hükümsüzlük davasının, sadece şirket bakımından kabul edildiği halde, aynı gerekçeyle manevi tazminatı her iki davalıdan müştereken tahsiline karar verilmesinin taraf sıfatı ve illiyet bağı ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.... .... ltd., şirketinin yetkilisidir.
6102 sayılı TTK'nın 234. maddesi; ''(1) Şirketi temsil yetkisini haiz olan kimseler tarafından, açık veya zımni olarak şirket adına yapılmış olan işlemlerden dolayı, şirket alacaklı ve borçlu olur. (2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanmakta olup özel hukuk tüzel kişilerinin haksız fiilleri ancak organları aracılığıyla işleyebileceğinden temsile yetkili kişilerin de şirket tüzel kişiliği ile birlikte müteselsilen sorumlu olmasının gerektiği anlaşılmıştır. (Emsal ilam: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/7-1 E. 2015/798K. sayılı ilamı)
Somut olayda toplanan tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından, davalıların markaya tecavüz ve haksız kazanç elde etme noktasında bizzat müvekkili şirketle çalıştıkları dönemde tanıştıkları, müvekkilinin müşterileri ile çalıştığını, hatta bir takım müşterileri özellikle yanlış yönlendirmeleri sebebi ile müvekkilinin milyonlarca lira zarara uğrattığını, davalıların haksız kazanç elde etme amacı güden bu hukuka aykırı eylemlerinin tamamının müvekkilinden gizlendiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, Dairemizin ilk kaldırma kararında açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesince davalı marka tescilinin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği, karar gerekçesine yönelik davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmadığı, davalı fiilinin kötüniyetli olduğuna ilişkin tespitin sabit olduğu ve tarafları bağlayacağı, maddi tazminat talebinin feragat nedeni ile reddine karar verildiği, davalıların eylemi, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu, süresi, göz önünde bulundurulduğunda mahkemece takdir edilen manevi tazminatın yerinde ve dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalıların vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/02/2026 tarih ve 2024/238 E., 2026/39 K. sayılı kararına karşı davalılar ... ve ... Limited Şirketi vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 870,96 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 138,96 TL harcın davalılar ... ve ... Limited Şirketi'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalılar ... ve ... Limited Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026