Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1203 E. 2026/1227 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1203
- Karar No
- 2026/1227
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1203
KARAR NO: 2026/1227
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/07/2026
NUMARASI: 2025/750 Esas, 2026/533 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili dava dilekçesine özetle; davalı şirketin internet sitesinin dizaynı ve kodlaması, logo tasarımı ve kurumsal kimlik tasarımı işlerinin müvekkili tarafından yerine getirilmesi konusunda tarafların anlaşmış olduğunu, bu işlerin yanı sıra sözleşme dışı istenen ilave işler üzerine 09.09.2024 tarihli ...numaralı 610.086,60 TL toplam tutarlı e-fatura düzenlediklerini, davalı ile yapmış oldukları görüşmelere rağmen davalı tarafça fatura bedelinin ödenmediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi sebebiyle .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz edildiğini beyanla davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece 01/07/2026 tarihli karar ile, tacir olan tarafların eylem ve işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinin yasal zorunluluk olduğu, iade faturasını defterine işleyen davacının bu iadeyi benimsediğinin kabulünün gerektiği, ticari defterlere göre tarafların birbirinden alacağının bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş; bununla beraber, davacının icra takibini kötüniyetli olarak başlattığına yönelik kanıt bulunmadığından davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, İlk derece mahkemesinin gerekçesinde üç önemli vakıayı açıkça kabul ettiğini, ((i) müvekkil tarafından bazı yazılım işlemlerinin gerçekleştirildiği, (ii) 09.09.2024 tarihli asıl faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu ve (iii) davalının bu faturaya TTK m.21/2’deki sekiz günlük süre içinde itiraz etmediğini) bu üç kabulün davanın temelini oluşturan akdî ilişki, ifa ve fatura içeriği bakımından müvekkil lehine güçlü ve birbirini tamamlayan delil durumunda olacağını, buna rağmen mahkemenin davalının 21.10.2024 tarihinde faturanın düzenlenip davalı defterine kaydedilmesinden tam 42 gün sonra aynı tutarda iade faturası düzenlediği ve bu iade faturasının müvekkil defterine 31.10.2024 tarihinde kaydedildiği olgusundan hareketle, müvekkilin “iadeyi benimsediği” ve tarafların birbirinden alacaklı olmadığı sonucuna vardığını, başka hiçbir borcu sona erdirme sebebi gösterilmeden yalnızca muhasebe bakiyesinin 0,00 TL görünmesine dayanıldığını, kararın bu yönüyle kendi maddi kabulüyle çeliştiğini, bir yandan işin kısmen yapıldığı, asıl faturanın borçlu defterinde yer aldığı ve süresinde itiraz edilmediğinin kabul edildiğini, öte yandan bu sonuçların tamamının kanunda borcu sona erdiren bir sebep olarak düzenlenmemiş tek taraflı ve geç tarihli bir “iade faturası” ile hükümsüz bırakıldığını belirterek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı, davalı şirket ile aralarındaki anlaşmaya istinaden internet sitesi dizaynı ve kodlaması, logo tasarımı, kurumsal kimlik tasarımı işlerin yaptığını ve 09/09/2024 tarihli 610.086,60 TL'lik fatura düzenleyerek gönderdiğini, fatura bedelinin ödenmediğini ve icra takibi yaptığını belirterek icra takibine itiraz nedeniyle itirazın iptali davası açmış ise de mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının davalıya gönderdiği faturanın davalının ticari defterlerine borç olarak işlendiği ancak davalı şirketin 21/10/2024 tarihinde iade faturası düzenleyerek davacıya gönderdiği ve davacının da bu faturayı ticari defterlerine işleyerek davalının borç bakiyesini sıfırladığı, davalının da cevap dilekçesi ile işin zaten yapılmadığını beyan ettiği, davacının işi yaptığını ve alacağının varlığını ispatlayamadığı, bu nedenle davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmakla davacının istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../07/2026 tarih ve 2025/... Esas, 2026/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.