İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/472 E. 2026/828 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/472
Karar No
2026/828
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/472 Esas KARAR NO : 2026/828

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2025 KARAR TARİHİ : 21/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu ve bu kapsamda fatura ve sevk irsaliyesi nedeniyle cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin borç edinimini yerine getirdiğini ancak düzenlenenf faturaların tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalının 6.000,00-USD ödeme yapmadığını, bu nedenle davalı aleyhine takip başlatıldığını ancak davalının 25/04/2025 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Taraflar arasında 06/11/2024 tarihinde nakliye sözleşmesi akdedildiğini, anlaşmaya göre taşımanın ... plakalı çekici ... dorse plaka ile yapılacağı ve transit süresinin 15-20 gün olarak belirlendiğini, 07/11/2024 tarihinde ise çekicinin revize edilerek ... plakalı çekicinin ayarlandığını, navlun bedelinin 8.000,00-USD olarak kararlaştırıldığını ve 6.000,00-USD'nin avans olarak ödendiğini, 22/11/2024 tarihinde taşıyıcının yük ile birlikte Bakü Limana ulaştığını ancak varış gümrüğüne taşıyacak olan gemilere binmediğini, diğer yandan uyuşmazlığa konu taşımayı gerçekleştiren ... dorse plakalı tırdan sonra tarafların başka taşıma için 13/11/2024 tarihli başka bir taşıma için anlaştığını, işbu anlaşmaya konu taşımanın da ... plakalı çekici ve ... plakalı dorse ile yapıldığını, tırın 04/12/2024 tarihinde ...Limanın'a vardığını ve 24/12/2024'te kendisini varış gümrüğüne ulaştıracak gemiye bindiğini, taşıyıcının keyfi sebeplerden gemiye binmediği için taşımayı aksattığını, şoförün gümrük memurları ile kavga ettiğinden gemiye binmediğinin söylendiğini, davacının 03/02/2025 tarihinde şoförü değiştireceğini müvekkiline ilettiğini, 13/02/2025 tarihinde tırın gemiye bindiğini ve 17/02/2025 tarihinde gümrük kontrolü için hareket ettiğini, süreç içinde davacının farklı çekici ile anlaştığını ancak müvekkiline haber verilmediğini, müvekkilinin 18/02/2025 tarihinde aracın dozvola belgesi ile ilgili sorun yaşandığından boşaltmanın gerçekleşmediğini öğrendiğini, bu belgenin davacının sorumluluğunda olduğunu, bu durumun CMR ve taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesine aykırı olduğunu, malların 27/02/2025 tarihinde ancak teslim edilebildiğini, sözleşmenin "Sevkiyat Süresi" başlıklı 6. Maddesine göre sevkiyat süresinin aşımı durumunda gün için 300,00-Euro ceza hususunun yazılı bulunduğunu, son olarak müvekkilinin müşterisi ve malların göndericisi ... A.Ş.'nin müvekkiline ulaştığını ve mallarda hasar olduğunu bildirdiğini, tüm bu nedenlerden ve uğranılan zararın davacının talep ettiği navlun bedelinden mahsup edilmesi sebebiyle dava konusu ödemenin yapılmadığını iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 77.134,50-TL asıl alacak ve 18.154,08-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 95.288,58-TL borcun ödenmesi amacıyla 21/04/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 24/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 25/04/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir ve Taşıma Uzmanından Oluşan Bilirkişi Heyetinin 10/02/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davaya konu taşımacılık; Türkiye - Kazakistan arasında gerçekleşen bir karayolu taşımacılığı olup CMR Konvansiyonu kapsamında yapılan bir taşımacılık olduğundan taşıma esnasında meydana gelen hasar ve zıyaına ilişkin ihtilafın öncelikli olarak CMR Konvansiyonu (Karayoluyla Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Anlaşma) hükümleri ile çözülmesi gerektiği, taraflar arasında 06.11.2024 tarihinde “Nakliye Sözleşmesi” yapıldığı, taraflar arasında yapılan nakliye sözleşmesinin davalı tarafça dava dosyasına sunulduğunun tespit edildiği, davacı taşıma firmasının mücbir sebep bildirmeden hem taraflar arasında yapılan nakliye sözleşmesinde belirlenen hem de taşımacılık piyasasında uygulanan transit süresinin çok üstünde bir sürede yükünü teslim etmesi nedeniyle davaya konu taşımacılığın CMR Madde 19 hükümlerine göre geç teslim edildiği kanaatine varıldığı, davalı asıl (akdi) taşıyıcının yükün alıcısına geç teslim edilmesinden dolayı zarar ve ziyana uğradığına dair herhangi bir belge sunmadığı, Sayın Mahkemenin filli taşıyıcı davacı firmanın yükü alıcısına geç teslim etmesinden dolayı asıl (akdi) taşıyıcının zarar ve ziyana uğradığını taktir etmesi durumunda davacı taşıyıcı firmanın davalıya firmaya CMR Madde 23/5 hükmüne göre taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödemesi gerektiği kanaatine varıldığı, davalı tarafça dava dosyasına sunulan yabancı dilde tutulmuş tutanak ve hasarlı emtia görüntülerinden davaya konu taşıması yapılan emtiada hasar oluşup oluşmadığı, hasar oluşması durumunda hasar durumunu ve hasar tutarını kanıtlayacak belgelerin tespit edilemediği, tarafların ticari defterlerinde yapılan mali incelemeler ve hesaplamalar çerçevesinde; davacı tarafından incelemeye ibraz edilen 2024 ve 2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2024 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirilmediği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı, 2025 ticari defterlerinin incelemeye ibraz edilmediği, incelemeye davacı ile aralarındaki muavin dökümünün ibraz edildiği, davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların e-Arşiv fatura olarak mevzuata ve sözleşmeye uygun şekilde düzenlendiği, faturaların her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, faturaya davalı tarafından yasal süresi içinde itiraz edilmediği, icra takip tarihi itibariyle davacı yasal defterlerinde davalıdan 2.250,00-USD karşılığı 79.107,88-TL tutarında alacaklı olarak görünmekteyken, davalı yasal defterlerinde davacıya 2.250,00-USD arşılığı 84.972,60-TL tutarında borçlu göründüğü, taraf defterlerinin USD bakiye yönünden birebir örtüştüğü, TL tutarlar arasındaki farkın kur değerleme kayıtlarından kaynaklandığı, kur değerleme kayıtları haricindeki tüm fatura ve ödeme hareketlerinin taraf defterlerinde karşılıklı olarak birbirini doğruladığı, davacı ticari defterlerinde davacının davalıdan TL olarak 2.250,00-USD karşılığı 79.108,88-TL alacaklı göründüğü, ancak davacının takip talebinde alacağını TL olarak ve 77.134,50-TL olarak talep ettiği, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talep edebileceği alacak miktarının 77.134,50-TL olduğu, davacı tarafından icra takibinde talep edilen 18.154,08-TL işlemiş faiz yönünden; taraflar arasında faiz uygulanacağına dair açık bir sözleşme hükmü, ticari teamül bulunmadığı, faturada vade tarihi yer almadığı, alacağın ödeme zamanının sözleşme uyarınca kesin olarak belirlenmediği, ayrıca davacı tarafından icra takibi öncesinde davalıyı temerrüde düşürücü nitelikte bir ihtar keşide edilmediği, davalının takip tarihine kadar temerrüde düşürüldüğü hususunun ispata muhtaç kaldığı, davacının alacak talebinin ticari defter ve fatura kayıtları yönünden dayanağının bulunduğu, icra takip tarihi itibariyle davacının asıl alacak yönünden 77.134,50-TL alacaklı olduğu, ancak taşımanın sözleşmede öngörülen sürenin aşılması suretiyle geç teslim edildiği" görüş ve kanaatine varılmıştır.

Mali Müşavir ve Taşıma Uzmanından Oluşan Bilirkişi Heyetinin 26/07/2026 Tarihli Ek Raporunda Özetle; "Kök rapora vaki beyan ve itirazlar incelenmiş ve değerlendirilmiş olup; nihai takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere, kök rapor sonuç ve kanaatimi değiştirmeyi gerektirir yeni bir değerlendirme sonucuna ulaşılamadığı" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı icra dosyası -Davacı vekili tarafından sunulan; 6.000,00-USD bedelli dekont sureti, 282.826,50-TL bedelli fatura sureti, fatura ve sevk irsaliyesi sureti, -Davalı vekili tarafından sunulan; 24/... ve 24/... referans numaralı Nakliye Sözleşmeleri suretleri, ... plakalı çekici ile yapılan taşımaya ait evraklar, malın teslimine dair CMR belgesi sureti, hasar tutanağı ve hasara dair fotoğraflar -... Bankası A.Ş'den gelen davalıya ait hesap hareketlerini içerir müzekkere cevabı -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Bilirkişi raporları -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, uluslararası kara yolu taşımacılığından kaynaklanan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (6102 Sayılı TTK 21/1. md.) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2. md.). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. CMR'nin 19. maddesine göre, yük kararlaştırılan zaman limiti içinde teslim edilmemiş ise veya kararlaştırılmış zaman limiti olmadığı hallerde, taşımanın normal süresi ve özellikle parçalı yüklerde tüm yükü bir araya getirmek için gerekli zaman, gayretli bir taşımacıya gerekli zamanı geçiyor ise teslimde gecikme var demektir. CMR'nin 23/5. maddesine ise, gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat öder, şeklinde düzenlenmiştir. CMR'nin 41/1. maddesine göre, madde 40 hükümleri saklı kalmak koşuluyla bu Sözleşmenin hükümlerini doğrudan doğruya veya dolayısıyla ihlal eden her türlü koşul hükümsüzdür. Böyle bir koşulun hükümsüzlüğü, mukavelenin diğer hükümlerinin hükümsüzlüğünü gerektirmez. Yasal Dayanakları Ortaya Konularak Yapılan Bu Açıklamalardan Sonra Somut Olaya Gelindiğinde; Taraflar arasında davacının taşıyıcı, davalının taşıtan, sözleşme bedelinin 8.250,00 Dolar, taşıma süresinin 15-20 gün olduğu, Türkiye'den Kazakistan'a CMR kapsamında uluslararası karayolu taşımacılığına dair nakliye sözleşme yapılmış, 6.000,00 Dolar avans olarak davacıya davalı taşıtan tarafından ödenmiş, eşyanın geç teslimi nedeniyle bakiye 2.250,00 Dolar davalı tarafından geç teslime dayalı cezai şart gerekçe gösterilerek ödenmemiştir. Taraflar arasında sözleşme bedeli (8.250 USD) ödenen (6.000 USD) ve ödenmeyen (2.250 USD) bedeller yönünden uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının teslimdeki gecikmesi ve davalının, sözleşmenin sevkiyat süresi başlıklı 6. maddesi uyarınca her gün için 300 Euro şeklinde kararlaştırılan cezai şartın bakiye miktardan mahsubuna karşılık borcun sona erip ermediği noktasındadır. Taraflar arasındaki sözleşmede, taşıma süresinin aşılması halinde taşıyıcının, taşıtan ve/veya müşterisinin reklamasyon talepleri dahil tüm zararlarını tazmin etmekle ve ayrıca her gün için 300 Euro cezai şart ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.

Taşıma hukuku alanında düzenlenen milletlerarası sözleşmelerde yer alan hükümler, emredici niteliğe sahiptir. Bu durum, CMR için de geçerlidir. Zira, CMR m. 41/1 uyarınca, Sözleşme hükümleri emredicidir ve Sözleşme hükümlerini ihlal eden her şart hükümsüzdür. Bu bakımdan CMR’de, taraflara oldukça sınırlı irade serbestisi tanındığını ifade etmek mümkündür. Taşıma sözleşmesinin, CMR hükümlerini ihlal eden şartları, m. 41/1 uyarınca geçersiz sayılır; fakat bu şartlar, CMR m. 41/1 ikinci cümlesi uyarınca, taşıma sözleşmesinin diğer hükümlerinin geçersizliğini gerektirmez; geçersizlik, yalnızca aykırı şartlar bakımındandır. Taraflar CMR m. 23/5 hükmüne aykırı olarak daha fazla veya daha az tazminat ödeneceğini kararlaştıramayacakları gibi gecikme halinde taşıyıcının cezai şart ödeyeceğini kararlaştıramazlar. Zira bu durum CMR m. 41/1'e aykırılık teşkil eder. (İstanbul BAM 43. HD., 27/04/2026 tarih, 2022/1487E., 2026/809K.) Somut olayda davacının teslimde geciktiği sabit ise de davacının düzenlediği faturanın davalının defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, itiraz görmediği, davalının teslimdeki gecikme sebebiyle kendisi veya müşterisinden yansıyan bir zararın ortaya konmadığı, TBK 179 maddesi kapsamında ifaya ekli cezai şart niteliğindeki düzenlemenin ihtara gerek duyulmaksızın muaccel olacağına dair bir belirleme veya bu anlamda bir davranış bulunmadığı, davalı yanca teslim aşamasında bir çekince sunulmadığı, kaldı ki CMR'nin emredici hükmü dolayısıyla düzenlenen cezai şartın geçersiz olduğu, dolayısıyla davalının bakiye taşıma ücreti 2.250,00 Dolardan sorumlu olup bu miktarın takipte talep edilen 77.134,50-TL karşılığı asıl alacağa itirazının yerinde olmadığı, takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek takipteki asıl alacağa ilişkin itirazın kısmen iptali gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Kötü Niyet Tazminatı Yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK'nın 67/2. maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının işlemiş faize dair reddedilen kısım yönünden kötü niyetli olarak takip yaptığı hususunda tespit veya ispat bulunmadığından yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 77.134,50-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin Reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 15.426,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine, 4-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 5.269,06-TL karar ve ilam harcından 1.150,86-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 4.118,20-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 1.150,86-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.766,26-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 18.154,08-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere gideri toplamı 17.095,00-TL yargılama gideri kabul-red durumuna göre takdiren oranlanarak 13.838,11-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul-red oranına göre 3.723,62-TL'sinin davalıdan; 876,38-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.21/09/2026

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/472, K. 2026/828, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-472-e-2026-828-k-8894dcef02ae