Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/886 E. 2026/1443 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/886
- Karar No
- 2026/1443
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/886
KARAR NO: 2026/1443
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/02/2023
NUMARASI: 2020/187 Esas - 2023/82 Karar
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı taraf arasında “... Mahallesi ... Sokak No:... ... /...” adresinde ve tapuda “... İli, ... İlçesi, ... ... Mahallesi, ... Pafta ... Ada, ... Parselde” kayıtlı gayrimenkul üzerinde bulunan oto gaz satış ve servis istasyonunun işletmeciliği hususunda 16.06.2014 tarihli ve 5 yıl geçerli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafın bayilik sözleşmesine ilave olarak düzenlenmiş olduğu ürün alım taahhütnamesi ile yıllık asgari 150 ton ...ürünü... almayı, eksik kalan ton üzerinden 110-USD tutarında kar mahrumiyeti ödemeyi söz konusu kar mahrumiyeti tutarının ... tarafından her bir anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceğini veya anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesine müteakip ... tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesisi edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edileceğini, ...'in anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edileceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalının ...bayilik lisansı ... tarafından 31.01.2019 tarihinde sonlandırıldığını, söz konusu sözleşmenin davacı açısından devamının imkansız olduğunu ve taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinin sona erdiğini, davalı tarafın vermiş olduğu taahhüde aykırı davranarak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla son sözleşme yılında davacı şirketten alması gereken 135,50 ton ürün alınmadığını, söz konusu taahhüt çerçevesinde davacının kar kaybının mevcut olduğunu, davalı tarafın eksik ton başına 110 USD ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu durumda kay kaybının 14.883,44 USD olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle 14.883,44 USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000 USD’sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile tahsiline, Mahkeme harç ve masraflarıyla vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava edilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ve davacı şirket arasında devam eden benzer dikey sözleşmeden kaynaklı bir yargılamanın devam ettiğini, davalı şirket, davacı şirket grup şirketi olan ... A.Ş. aleyhine İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/116 E. Sayılı dosyası
ile 01.03.2019 tarihinde dava açıldığını, davalı şirket ile ... ...A.Ş. arasında 16.06.2014 tarihinde davalı şirkete ait ... Mahallesi ... Sokak ... ada ... parsel ... ... adresinde kurulu bulunan akaryakıt istasyonu için Standart Bayilik Sözleşmesi, Çevre Protokol, Kira Sözleşmesi, Ürün Alım Taahhütnamesi imzalandığını, davacı ile imzalanan ... bayilik sözleşmesi de akaryakıt bayilik sözleşmesinin partner sözleşmesi olarak aynı grup firması ile imzalandığını, davacı şirketin gurup şirketi ... ... A.Ş ve... A.Ş. söz konusu teminat mektuplarını 14.01.2019 tarihinde nakde çevirdiğini, davalı şirketin, davacı şirkete üründen kaynaklı 284.824,75 TL borcu olmasına rağmen, davacı şirket 630.000 TL tutarındaki teminat mektubunun tahsil ederek, sözleşmeye aykırı davrandığını ve haksız
kazanç elde ettiğini, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi sebebiyle davalı şirket davacı şirketten 345.175,25 TL alacaklı durumuna geçtiğini, davalı şirketin söz konusu alacağın iadesi için davacı tarafa ihtarname gönderdiğini, davacı şirketin söz konuş bedeli iade etmemesi üzerine davalı şirket taraflar arasındaki tüm sözleşmelerin ihtarname ile feshettiğini, akaryakıt bayilik sözleşmelerine dayalı kar mahrumiyeti talepli savalarda mahrumiyetinin davacının “aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul süre” gözetilerek hesaplanması gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle işbu davanın İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/116 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememiz iş bu dosyasında davacı tarafça kar mahrumiyeti alacağı talep edilmiş olup, Mahkememizce alınan 02/11/2021 tarihli raporda davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti alacağının talebi gibi 14.883,44-USD olduğu belirlenmiş, sektör bilirkişisinin eklenmesi ile alınan 20/05/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacının kar mahrumiyeti alacağı talebinin cezai şart niteliğinde olduğu belirlenmiş ve tutar değişmemiştir.
20/05/2022 tarihli raporda davacının talebinin cezai şart olarak değerlendirilmesi gerektiği tespiti üzerine Mahkememizin 12/09/2022 tarihli ara kararı ile cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususunda rapor alınmasına karar verilmiş ve talimatla davalı defterleri incelenerek alınan 16/12/2022 tarihli talimat raporunda davalının finansal durumunun zayıf olduğu, cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağının takdirinin mahkemeye bırakıldığı belirtilmiştir. Talimat raporu ayrıntılı incelendiğinde davalının sermaye ve karlılık durumun ayrıntılı incelenmiş, işletme sermayesi ve karlılık durumunda ciddi seviyede azalış olduğu, sözleşmenin başlangıç yılı 2014'te aylık net kar 10.676,57-TL iken sözlemenin bitiş yılı 2019'da aylık net zararın 939,82-TL olarak gerçekleştiği, 2019 yılı gelir tablolarına göre net hasılatta %98, net kazançta %108 azalma olduğu belirlenmiş, yapılan bu tespitler doğrultusunda davalının gelir elde edememesi ve zarar ettiği hususları göz önünde bulundurulduğunda davacının davalıdan talep edebileceği 14.883,44-USD cezai şart alacağının ekonomik yönden davalının mahvına sebep olacak düzeyde olduğu değerlendirilmiş ancak davalı şirketin halen faal olması ve varlığının bulunması nedeniyle de tarafların menfaati ve hakkaniyet göz önünde bulundurularak cezai şart miktarından indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmış, hesaplanan 14.883,44-USD tutarındaki cezai şart alacağında takdiren %50 oranında indirim yapılarak 7.441,72-USD cezai şartın davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar vermek gerekmiş, ancak fazla talebin reddi hakkaniyet/davalının ekonomik durumundan kaynaklandığın -dan reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmeyerek hesaplama yapılmıştır
Ayrıca dava dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işletilecek en yüksek mevduat faizi talep edilmişse da davalının sözlemeyi ....Noterliği 16/01/2019 tarihli ... yevmiye numaralı fesih ihtarı ile feshettiği, ancak dosya kapsamında davalının feshe dayanak gösterdiği sebeplere ilişkin herhangi bir delil veya belge sunmadığı gibi bilirkişi raporlarında da davacının sözlemeye aykırı davrandığına dair herhangi bir husus belirlenmediğinden davalının feshinin haksız olduğu kanaatine varılmış, aynı zamanda davacının dava tarihinden evvel dava konusu alacağına ilişkin davalıya ihbar veya ihtarda bulunduğuna dair somut bir delil bulunmadığından davalının temerrütünün davanın açılmasıyla oluştuğunun anlaşıldığına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının öz kaynağı artmış olmasına rağmen cezai şart talebinin şirketin ekonomik mahvına yol açacağı yönünde karar kurulmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınmış bulunan bilirkişi raporu hukuka ve usule uygun nitelikte hazırlanmadığını ve hukuka ve usule uygun olmayan rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda cezai şart talebinin davalının ekonomik mahvına yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi için gereken hukuki ve mali ölçütler bulunduğunu, hükümde kanuna aykırı biçimde yalnızca şirketin karlılık oranının son yıllarda azaldığının göz önüne alındığını ama başkaca hiçbir hususun değerlendirilmediğini, tebliğde yer alan kriterlere uygun olarak hesaplama yapıldığında davalının şirket esas sermayesinin 2/3'ünü yitirmediği açıkça tespit edildiğini, bilirkişi raporundaki tespitlerde dava konusu talep tutarı değerlendirilmediğini, uygulamada şirketin sermayesinin 2/3'ünü yitirmesi halinde mali durumunun bozulduğu kabul edilmekte olduğunu, 14.883.44-USD tutarındaki cezai şart, ticari ilişkinin son yılı olan 2019 yılında şirketin öz varlığı olan 1.132.338,13-TL'nin 2/3'ünden daha azına tekabül ettiğinden hukuka ve usule aykırı mahkeme kararının aksine cezai şartın davalının ekonomik mahvına yol açmasının olanak dahilinde olmadığını, cezai şart bedelinde indirim yapılmasına ilişkin şartlar davalının sözleşmeyi imzaladığı tarihteki ekonomik durumu üzerinden yapılmak zorunda olduğunu, her ne kadar davalı şirketin talebi üzerine mahkeme tarafından cezai şart bedelinde indirim yapılmışsa da cezai şart bedelinde indirim yapılmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğunun gereği olarak davalı şirketin sorumluluğunun sınırlandırılamayacağı ve sözleşmenin hukuka aykırı biçimde feshine neden olan davalı şirketin bu yolla menfaat elde etmesinin önüne geçilmesinin hukuk düzenin koruması gereken en temel ilkelerden biri olduğunu, 14.883.44-USD tutarındaki cezai şart, ticari ilişkinin son yılı olan 2019 yılında şirketin öz varlığı olan 1.132.338,13-TL'nin 2/3'ünden daha azına tekabül ettiğinin gözetilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf sözleşmeyi tek taraflı feshettiğinden davalı şirketten cezai şart talebinde bulunmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket sözleşmenin feshi ile davacı şirketin bayilik sözleşmesi süresi boyunca satmayı taahhüt ettiği ürünleri satmasına izin vermediğini ve satış imkanını ortadan kaldırdığını, davacı şirket akaryakıt bayilik sözleşmesi ile ... bayilik sözleşmesini adeta tek bir sözleşme gibi değerlendirerek her ikisini birden fesih ederek kötüniyetli davrandığını, davacı taraf sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden feshettiği için cezai şart talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyası dosya arasında alındığını ancak birleştirme taleplerinin reddedildiğini, bahsi geçen dosya işbu dosyanın delilleri arasında yer aldığını ve bu dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler inceleme sırasında göz ardı edildiğini, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/116 E. sayılı dosyası ve davalı şirket ticari kayıtları incelendiğinde hüküm altına alınan cezai şart bedelinin daha fazlasının tahsil edildiğinin görüleceğini, ... A.Ş. Eksik ürün alım sebebiyle davalı şirkete cezai şart faturaları keşide ettiğini ve her yıl ödenecek 145.000 USD tutarındaki yatırım bedelinden mahsup ettiğini, tüm dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına bakıldığında davacı şirketin tahsil etmiş olduğu 28.284 USD'nin söz konusu alacaktan mahsup edilmediğini, yapılan bu tahsilat sebebiyle davalı şirketin 20.843 USD alacaklı duruma geçtiği yönünde bir tespit yapılmadığını, söz konusu faturalar incelemeye esas alınmadığını ve dolayısıyla eksik incelemenin söz konusu olduğunu, davalı şirketin mali tablolarının zayıf olduğu bilirkişi marifetiyle tespit edildiğini, hükme esas alınan raporda davalı şirketin mahvına sebep olacak cezai şart bedelinin tamamen kaldırılması gerekirken %50 indirim ile kabulüne karar verilmesinin Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, davacının cezai şart talebinin de fahiş miktarda olduğunda tahsili halinde davalı şirketin mahvına sebep olması halinde uygun bir indirime gidilebileceği gibi tamamen kaldırılmasının da mümkün olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, bayilik sözleşmesi süresi boyunca alım taahhüdünün yerine getirilmemesi ve sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle cezai şart alacağı davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle cezai şartların talep edilebilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Taraf şirketler arasında ... Mahallesi ... Sokak No:... ... ... adresinde bulunan .... ... Mahallesi ... pafta, ... Ada, ... Parsel kayıtlı gayrimenkul üzerindeki akaryakıt istasyonunun işletmeciliği konusunda 16.06.2014 tarihinde 5 yıl süre ile geçerli olmak üzere Bayilik Sözleşmesi ve aynı tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi akdedilmiştir.
Ürün Alım Taahhütnamesinde, sözleşme süresince yıllık asgari 150 ton, anlaşma süresince toplam 750 ton ...ürünü almayı, eksik kalan ton üzerinden ise 110,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.
Davalı .... Şti. 'nin lisansının ... tarafından 31.01.2019 tarihinde iptal edilmesi nedeniyle sözleşmenin sona erdiği ihtilaf konusu değildir. Davacı, sözleşmenin davalıya bağlı nedenlerle sona ermesi nedeniyle cezai şart, alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle cezai şart bedeli alacağının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaat ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşuludur (TBK md. 179/3).
Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.
Beş yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesinde veya eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise tedarikçi firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili çekince (ihtirazı kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir.
Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyecektir. Ancak; TBK’nın 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecektir.
Dosya içerisinde bulunan Ürün Alım Taahhütnamesinin (a) bendi, "anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 110 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında ödemeyi," (c) bendi "söz konusu kar mahrumiyeti miktarının ... tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceğini," (g) bendi "... A.Ş.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi," (h) bendi ise, "... tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ...'in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağını beyan kabul ve taahhüt ederiz," şeklindedir.
Anılan bu düzenlemeler dikkate alındığında çekincesiz olarak mal verilmesi, davacının alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmeyecektir(Yargıtay 11. HD'nin 25/03/2025 Tarih ve 2024/3179 E. - 2025/2089 K. sayılı kararı). Bu halda, davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem için alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart istemesine bir engel bulunmamaktadır.
Her ne kadar davalı, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/116 E.sayılı dosyasına, davacı şirketin grup firması olan ... A.Ş. ile imzalanan çerçeve protokolün “Yatırım Katılım Bedeli” başlığı altında düzenlenen 7.maddesine göre...A.Ş.'nin toplamda 580.000 USD yatırım katılım bedeli ödemeyi taahhüt ettiği, söz konusu ödemeleri 145.000 USD+KDV şeklinde yapılması kararlaştırıldığı, ... A.Ş.'nin de eksik ürün alım sebebiyle cezai şart faturaları keşide ederek her yıl ödenecek 145.000 USD tutarındaki yatırım bedelinden mahsup ettiği, toplamda 28.284 USD tahsil ettiği, davacı şirketin tahsil etmiş olduğu 28.284 USD'nin söz konusu alacaktan mahsup edilmediğine itiraz etmişse de, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/116 E. Sayılı dosyasının davacısının işbu dosyanın davacısı, davalıların ... A.Ş., ve ...A.Ş.'ye karşı taraflar arasındaki sözleşmelere istinaden açıldığı ve söz konusu tahsilatların İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/116 E. Sayılı dosyasına konu sözleşmelere istinaden tahsil edildiği ve davanın halen derdest olduğu görülerek, davalının bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Somut olayda, davacı son yıla ilişkin cezai şart talep etmiş olup, davalı sözleşmenin son yılda yürürlükte kaldığı süreye göre hesaplanacak olan eksik alım nedeniyle cezai şarttan sorumlu olup, Mahkemece hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulduğu gözetildiğinde istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 794,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.175,62 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.381,62 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09/07/2026