Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1181 E. 2026/1227 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1181
Karar No
2026/1227
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1181

KARAR NO: 2026/1227

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/06/2023

NUMARASI: 2023/146 Esas - 2023/540 Karar

DAVA: Tanıma Ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... (“Şirket”) ... ... Kayıt İşlemleri Ajansı'na ... sicil numarasıyla kayıtlı merkezi ...'da bulunan ve yurt içi ve/veya uluslararası demir yolu kargo taşımacılığı, demir yolu yük taşımacılığı için lokomotif çekici ve vagon kiralama, lokomotif ve vagon bakımı ve onarımı, kanunca yasaklanmayan tüm muamele ve hizmetleri gerçekleştirme alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davacının özel hukuk tüzel kişisi olduğunu ve tamamen ... Cumhuriyeti'ne bağlı olduğunu, ülkemizdeki T.C. Devlet Demir Yolları işletmesi gibi hizmet verdiğini ve davalı tarafın davacıya bir çok taşıma işlemi yaptırdığını, ancak yapılan işler karşılığında davacıya hiç bir ödemenin yapılmadığını, davacı, davalı taraf aleyhine ... bir çok alacak davası açıldığını, bunlardan bir kısmının halen sürdüğünü, bir kısmının kesinleşerek lehlerine sonuçlandırıldığını, bu sebeple bu davaya konu ilam dışında davalı aleyhine hüküm kurulan beş kararın daha tanıma ve tenfizi için de Türkiye'de dava açılacağını, 01.11.2022 tarihinde ... Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, 1564,16 Euro/3059,22 BGN (Bulgar Levası) tutarındaki KDV Hariç 2020 ücreti Ocak ayında rotaları: ... ... garı sınırı ile -... garı sınırı, ... garı sınırı- ... ... sınırı garı olan sıra dışı trenler için verilen ... numaralı fatura üzerine ve 10/02/2021 tarihinden itibaren anaparanın kesin olarak ödenmesine kadar gecikme faiziyle birlikte 282,98 BGN tutarındaki miktarı 15/03/2020 tarihinden başvuru tarihine kadarki süre için 1.564,16 Euro olan anaparanın üzerine hesaplanan moratoryum faizi, 14.269,2 Euro/27.908,14 BGN tutarındaki KDV hariç ücreti 2020 yılının Ocak ayı- 2020 yılının Nisan ayına kadar süre için 17.12.2019 tarihinde... sayılı Sözleşmenin 1 numaralı ekinin 5.2. bendi gereğince verilen 0800001722/12.02.2020/ KDV hariç 782,08 Euro yani 1.529,69 Leva/.../... KDV hariç 830,96 Euro yani 1625,22 Leva/ 0800001817/08.04.2020/KDV-hariç-651984-Euro-yani-12.751,Leva/0800001841/07.05.2020 KDV hariç 6136,32 Euro yani 12.001,6 Leva sayılı faturalar üzerine düzenli olarak belirlenen ve kullanılmayan güzergahlar için ceza ve 10.02.2021 tarihinden itibaren anaparanın kesin olarak ödenmesine kadar gecikme faiziyle birlikte; 2.077,41 BGN tutarındaki miktarı her faturanın talep etme tarihinden itibaren başvura tarihine (10.02.2021) kadar süre için KDV hariç 14.269,2 Euro olan anaparanın üzerine hesaplanan gecikme faizi, 6.530,23 BGN miktarındaki dava masraflarının davalı tarafça davacıya ödenmesine ve dava masraflarının davalı tarafça üstlenilmesine hükmedildiğini, 16/11/2022 tarihli icra hükmü ile de aynı şekilde karar verildiğini, 16.11.2022 tarihinde “...” ... şirketine, 3059,22 BGN+282,98 BGN+27.908,14 BGN+2.077,41 BGN+6.530,23 BGN'nin tahsil edilmesine dair icra hükmü kurulduğunu, söz konusu karara karşı kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından 07.04.2022 tarihinde ... Cumhuriyeti ... Şehir Mahkemesi tarafından kesinleşme şerhi tanzim edildiğini, ... Şehir Mahkemesi'nin tanıma ve tenfizi talep edilen ilamları ve işbu ilamlara ilişkin kesinleşme şerhi yeminli tercümana tercüme ettirilmiş olup ilamlarda apostil şerhinin mevcut olduğunu, ... Cumhuriyeti görevli mahkemesi tarafından verilen ilamların her iki devlet arasındaki karşılıklılık ilkesi esasınca tenfize kabil olduğunu, ilgili kararların Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmediğini ve kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğini, yargılamada davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapıldığını, savunma yapması ve varsa delillerini sunması için her türlü imkan tanındığını, bu kapsamda davalının savunma hakkına riayet edildiğini, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (“MÖHUK”) 54. Maddesinde belirtilen bütün tenfiz şartlarının gerçekleştiğini beyan ederek ... Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü'nün V1-19. Heyeti'nin 2021 yılı listesindeki ... sayılı ... karar numaralı 01.11.2022 tarihli kararı ile 16.11.2022 tarihli icra hükmünün tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; MÖHUK'un tanıma ve tenfiz davalarında görev hususunu düzenleyen MÖHUK 51. Madde "Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir." şeklinde belirtildiğini, doktrinde de kendisine yer bulan görüşe göre tenfiz davalarında dava konusu, ticari bir uyuşmazlığın görülmesi olmayıp, şekli bir değerlendirmeyle yabancı kararın tenfiz koşullarını taşıyıp taşımadığının tespiti olduğundan dava konusu uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın esasına girilmeksizin görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddi kararı verilmesi gerektiğini, davacının şirket merkezinin ülke dışında olduğunu, ülkemizde herhangi bir mal varlığı bulunmadığı gözetilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsiline yeter meblağda nakit ya da kesin ve süresiz teminat mektubu şeklindeki teminatın HMK 84-88 hükümleri gereği dosyaya depo edilmesine, teminatın ikmal edilmemesi durumunda davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerin,

MÖHUK 54. maddede tenfizin şartları sayıldığını, buna göre hüküm kuran yabancı mahkemede davalının usulüne uygun şekilde çağrılması ve çağrıdan sonra işlemlerin tarafların her ikisinin de huzurunda yapılması gerekeceğini, tenfizi istenen ilamın tüm yargılaması davalının yokluğunda devam ettiğini, davalının, herhangi bir savunma yapmadığını, itirazda bulunmadığını, delil sunmadığını, bu hususun tenfiz şartlarına açıkça aykırı olduğunu beyan ederek usuli itirazları gözetilerek davanın reddine, yargılama giderleri için teminata karar verilmesine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tarafları tacir olan ve konusu ticari nitelikte olan davada, mahkememiz görevli olduğundan görev itirazının reddine, ... Ülkesi Uluslararası Lahey sözleşmesine tarafa olduğundan davalının teminat alınması talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Tenfizi istenen ... Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü'nün VI-19. Heyeti'nin 01/11/2022 tarihli 260 sayılı ticari davanın ... sayılı kararı incelendiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine taraflar arasındaki demir yolu taşımacılık işlerinden kaynaklanan fatura nedeniyle davalının davacı şirkete 1.564,16EURO, 144.69EURO, 14.264,20EURO, 1.062,16EURO, 6.530,23Leva'yı ödemesine hükmedildiği, kararın kesin nitelikte olduğu ve ayrıca icra hükmü yazıldığı, kararın ve mahkeme beyannamesinin incelenmesinde, hükmün Milletlerarası Özel Hukuk kurallarına ve kanuna aykırılık taşımadığı, kamu düzenine aykırılık taşımadığı, tanıma ve tenfizi mümkün olan mahkeme kararı niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde açıklamış oldukları hususları istinaf etme nedenleri olarak tekrar ettiklerini, mahkeme görevsizlik itirazlarını görevli mahkeme olduğu gerekçesi ile reddettiğini ancak MÖHÜK madde 51 ile tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme açıkça belirtildiğini, MÖHUK 51. Madde "Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir." açık hükmünün mahkemece dikkate alınmadığını, tenfiz davalarında dava konusu, ticari bir uyuşmazlığın görülmesi olmayıp, şekli bir değerlendirmeyle yabancı kararın tenfiz koşullarını taşıyıp taşımadığının tespiti olduğundan dava konusu uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini, davacının şirket merkezi ülke dışında olmakla ve ülkemizde herhangi bir mal varlığı bulunmadığı gözetilerek; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsiline yeter meblağda nakit ya da kesin ve süresiz teminat mektubu şeklindeki teminatın HMK 84 – 88 hükümleri gereği dosyaya depo edilmesi taleplerinin, ilk derece mahkemesi tarafından reddinin yerinde olmadığını, tenfizi istenen ilamın tüm yargılaması davalının yokluğunda devam ettiğini, davalı, herhangi bir savunma yapmadığını, itirazda bulunmadığını ve bir delilini sunmadığını, davalının adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, tenfizi istenen ihtilaftaki işin esası her ne kadar doğrudan huzurdaki davada tartışılacak konulardan olmasa da davalının, davacıya bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafınca davalıya verilmeyen hizmetlere ait faturalar kesildiğini, akabinde kendi kayıtlarında davalıdan alacaklı olarak göründüğünü, davalının hukuki dinlenilme hakkı gözetilmeden, hak arama hürriyeti tahdit edilerek davaya konu hüküm tesis edildiğini, bu sebepten de MÖHUK 54/ç gereği tenfiz şartlarının oluşmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince tenfiz şartları bulunan yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfizine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

MÖHUK 51/1.maddesi “Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme Asliye Mahkemesidir.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm uygulama ve doktrinde farklı görüşlere neden olmuş ise de, hükümde sözü edilen “Asliye Mahkemesi” ifadesinin Asliye Hukuk Mahkemeleri ile sınırlı olarak yorumlanmaması, Asliye Mahkemelerinden olan İş, Tüketici,Ticaret vb. gibi özel görevli mahkemelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Kaldı ki tenfiz şartlarının uyuşmazlık konusunda ihtisaslaşmış mahkemelerce daha sağlıklı biçimde değerlendirileceği açıktır.

6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.

Somut olayda, uyuşmazlık demir yolu yoluyla taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taşıma sözleşmesi TTK’nda düzenlenmiş olup mutlak ticari davadır.

Dosya kapsamına göre, tenfizi talep edilen ilamdaki her iki tarafların ticaret şirketi olduğu, alacak talebinin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu ihtilafsızdır.Kaldı ki tüzel kişi tacirlerin ticari iş karinesinin aksini iddia ve ispat etmeleri de mümkün değildir. Uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğundan, dava, TTK'nın 4/1.maddesi uyarınca nispi ticari dava niteliğindedir. Bu sebeple uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu gözetilerek, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği nazara alınarak, davaya Asliye Ticaret Mahkemesince bakılmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tenfiz kararı verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şarttır.

Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği ... devleti arasında 28/10/1978 tarihlinde yürürlüğe giren Adli Yardım Sözleşmesi ile karşılıklılık bulunduğu, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, tenfizi istenen kararın, verildiği ülke usul hukukuna göre verilmiş ve usulünce kesinleştirilmiş bir ilam olduğu anlaşılmaktadır. ..., Lahey Sözleşmesine taraf bulunduğundan, davacıdan yabancılık teminatı alınması gerekmemektedir.

Davalı tarafından gıyabında karar verildiği, savunma hakkının kısıtlandığı iddia edilmektedir. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki düzenleme uyarınca, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak belirtilmiştir. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasında düzenlenen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır.

Zira bu konuda yasa hükmü açık olup, anılan fıkranın giriş cümlesi “o yer kanunları uyarınca,” şeklinde bir belirleme içermekte olup, aynı fıkrada aynı cümle içinde ikinci kez tekrar edilmek suretiyle aynı husus vurgulanmış ve “bu kanunlara aykırı bir şekilde” kelime dizisi kullanılarak konu açıklanmıştır. Bu da göstermektedir ki, bu fıkrada belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/11/2014 tarih 2013/11-1136-E. 2014/974 K. Sayılı içtihadı).Somut olayda da tenfizi istenen mahkeme kararında davalıya usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak, ihzar edildiği, davalının cevap vermediği, kendisine yargılamanın gıyabında yapılabileceğinin ihtar edildiği husunun yazılı olduğu görülmektedir.

Bu durumda, tenfizi istenilen kararın, ... kanunlarına uygun alarak verildiği ve MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrası anlamında da tenfiz engeli bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak tenfiz davaları tespit davası mahiyetinde olduğu ve maktu harç ve vekalet vekalet ücretine tabii olduğu hususu göz ardı edilerek yazılı şekilde nisbi harç ve vekalet ücreti tahsiline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, dairemiz karar tarihindeki avukatılık asgari ücret tarifesi uyarınca davalıdan maktu vekalet ücreti ve maktu harç tahsiline karar verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın kabulü ile ... Şehir Mahkemesi Ticaret Bölümü .... Heyetinin ... nolu, ... sayılı, 01/11/2022 tarihli kararının tanıma ve tenfizine,

2-Alınması gereken 732,00- TL karar harcının davcı tarafından başlangıçta peşin olarak yatırılan 7.011,42-TL harçtan (peşin harcı 179,90 TL. ve tamamlama harcı 6.831,52 TL.) mahsubu ile bakiye 6279,42 TL karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine

3-Davacı tarafından yapılan 80,00 TL. posta gideri ve 732,- TL. harç gideri olmak üzere toplam 812,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar vermeye yer olmadığına,

5-Davacı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine

7- İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;

a-Davalı tarafından yatırılan 7.011,42TL istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,

b-Davalı tarafından yapılan 350,00 TL posta masrafı ve 738,00TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 1,088,00TL yargılama giderinini davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1181, K. 2026/1227, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1181-e-2026-1227-k-f650560b7ad7